YOKSULLUK NAFAKASININ KALDIRILMASI DAVASI

NAFAKA ALACAKLISI KADININ YOKSULLUĞUNU ORTADAN KALDIRIR ŞEKİLDE GELİR ELDE ETMEDİĞİ – HAKKANİYET İLKESİ NAZARA ALINMAK SURETİYLE NAFAKANIN KALDIRILMASINA KARAR VERİLMESİNİN DOĞRU GÖRÜLMEDİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 9614
Karar: 2017 / 2483
Karar Tarihi: 06.03.2017

ÖZET: Mahkemece; nafaka alacaklısı kadının yoksulluğunu ortadan kaldırır şekilde gelir elde etmediği ve düzenli gelir getiren bir işinin bulunmadığının anlaşılması karşısında hakkaniyet ilkesi nazara alınmak suretiyle, nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 4, 176) (YHGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.) (YHGK. 26.12.2001 T. 2001/2-1158 E. 2001/1185 K.) (YHGK. 01.05.2002 T. 2002/2-397 E. 2002/339 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı; davalıya aylık 300.00.- TL yoksulluk nafakası ödediğini, davalının sigortasız olarak çalıştığını, davacının ise düzenli bir işi olmadığını, yeniden evlendiğini ve iki çocuğunun olduğunu ileri sürerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davalının düzenli bir işinin olmadığını ve yoksulluğunun ortadan kalkmadığını belirtmiştir.
Mahkemece 23.12.2014 günlü ve 2014/66 Esas- 2014/453 K. sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.09.2015 günlü ve 2015/5105 -2015/13880 E.K. sayılı ilamı ile; mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiği, bu nedenle o yerde ayrı aile mahkemesi varsa çekişmenin aile mahkemesinde görülmesi, aksi halde davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece; daha önce verilen hükmün yerinde olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Yargıtay …nun, 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir. …nun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması,” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir. (HGK. 07.10.1998 gün 1998/2-656 E.,1998/688 K., 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda; tarafların 27.01.2011 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıkları, davalıya aylık 300.00 .- TL yoksulluk nafakası bağlandığı, davalı kadının geçici işçi olarak otelde çalıştığı, 900.-TL maaş aldığı ancak çalışmalarının sürekli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının aldığı nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün görünmediği gibi işinin devamlı ve güvenli olacağı da belli değildir.
Davalının yoksulluğunun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi için; asgari ücret düzeyinin üzerinde gelirinin bulunması ve gelirinin devam etmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece; nafaka alacaklısı kadının yoksulluğunu ortadan kaldırır şekilde gelir elde etmediği ve düzenli gelir getiren bir işinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi nazara alınmak suretiyle, nafakanın kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat