VASİYETNAMENİN İPTALİ DAVASI

KISA KARAR İLE GEREKÇELİ KARAR ÇELİŞKİ OLUŞTURULDUĞU – KISA KARAR İLE BAĞLI KALINMAKSIZIN ANCAK ÇELİŞKİ GİDERİLECEK ŞEKİLDE YENİDEN BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
3.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 8588
Karar: 2017 / 2484
Karar Tarihi: 06.03.2017

ÖZET: Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, davanın reddine karar verildiği halde, gerekçeli kararda davanın usulden reddine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, dosya içeriğine göre vicdani kanaate göre yeniden bir karar verilmelidir.

(6100 S. K. m. 115, 120) (YİBK. 10.04.1992 T. 1991/7 E. 1992/4 K.)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali veya tenkisi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı, murisleri …’ın 04.08.1994 ve 28.07.200 tarihli vasiyetnameleri ile maliki oğlu iki adet taşınmazını davalı oğluna ve davalı torununa bıraktığını, murisin vasiyetnameyi düzenlediği tarihte tasarruf ehliyetine sahip olmadığını, bunun yanında vasiyetnamenin şekil olarak yasal şartları taşımadığını, bu nedenle her iki vasiyetnamenin de geçersiz olduğunu, ayrıca murisin her iki vasiyetname ile tasarruf nisabını aşarak mahfuz hissesine müdahale edildiğini belirterek, dava konusu vasiyetnamelerin iptalini, bunun mümkün olmaması halinde murisin malvarlığı tespit edilerek saklı payları oranında tenkisi ile davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalılar, davacının iddialarının gerçek olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

Mahkemece, davacının, dava şartı olan, yatırması gerekli gider avansını kesin sürede yatırmadığı gerekçesi ile; davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün, davacı tarafça temyizi üzerine, Dairemizin 14.05.2015 tarih ve 2014/12991 esas, 2015/6295 karar sayılı ilamı ile, “…Somut olayda, mahkeme; 25.04.2013 tarihli ara karar ile, HMK’nın 120/2.maddesi gereğince, davacı tarafa 3 keşif 3 ulaşım, 8 bilirkişi ve 100,00 TL diğer gideri üzerinden tarifesine göre gider avansı olarak yatırılması hususunda, davacıya iki haftalık kesin süre vermiş ise de; anılan ara karar incelendiğinde, delil ikamesine yönelik avans yatırılması hususunda taraflara süre verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi gider avansı dava şartı iken, delil ikamesi avansı dava şartı olarak nitelendirilemeyecektir. Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması davanın dava şartı yokluğu ile reddine neden teşkil etmez. Taraf, belirtilen süre de delil avansı giderini yatırmazsa, dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılır.

Mahkemece; delil ikamesine yönelik avans istenmesi nedeniyle, HMK.’nın 115.maddesine göre değil aynı yasa 324. maddesine göre işlem yapılmalıdır.

O halde mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenleme gereğince yazılı şekilde uygulama yapılmadan soyut kesin süre verilerek dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; “davacının verilen kesin süre içinde keşif harcı ve bilirkişi ücreti olarak belirlenen delil avansını yatırmadığı bu sebeple bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığının kabul edilerek dosya kapsamı itibariyle yapılan değerlendirme neticesinde toplanan deliller itibariyle murisin vasiyetnameleri düzenlediği tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu ve vasiyetnamelerin noterde tanıklar huzurunda düzenlenmiş olup şeklen her hangi bir eksiklik bulunmadığı, buna göre davanın mevcut deliller itibariyle ispatlanamadığı gerekçesi ile davanı reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.

1-Mahkemece tefhim edilen kısa kararda, davanın reddine karar verildiği halde, gerekçeli kararda davanın usulden reddine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.

Şu durumda, anılan içtihadı birleştirme kararı gereğince, mahkemece kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, dosya içeriğine göre vicdani kanaate göre yeniden bir karar verilmelidir.

2-Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...