Yaş Düzeltilmesi İstemli Dava

YAŞ DÜZELTİLMESİ İSTEMLİ DAVA

NÜFUS KAYIT DÜZELTME DAVALARININ KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN OLMASI DAVACININ SOYUT İDDİASI DIŞINDA DOSYADA İSPATA YARAR DELİL BULUNMAMASI – KARARIN USUL VE ESAS YÖNÜNDEN HUKUKA UYGUN OLDUĞU KANAATİNE VARILDIĞI – İSTİNAF İTİRAZLARININ ESASTAN REDDİ

Erzurum BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 191
Karar: 2017 / 184
Karar Tarihi: 07.04.2017

ÖZET: Nüfus kayıt düzeltme davalarının kamu düzenine ilişkin olması, davacının soyut iddiası dışında dosyada ispata yarar delil bulunmaması gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiş, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …. Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının, HMK’nın ….maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

(6100 S. K. m. 353)

Taraflar arasında görülen nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davanın yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilen dosya incelendi;

DAVA: Davacı dava dilekçesinde, 12/12/1952 doğumlu iken, maddi imkansızlıklardan dolayı Sürmene Çay Fabrikasınamevsimlik işçi olarakçalışmak için ve yaşının küçük olması nedeniyle; 1969 tarihinde dava açtığını veSürmene Asliye HukukMahkemesinin 20/05/1969 tarih ve 277 esas 237 karar sayılı kararı ile asıl doğum tarihini 12/12/1952 iken 12/01/1951 tarihi olarak büyüttüğünü, yaşını büyüttüğü tarihte 17 yaşında olduğundan yaşını büyütmenin ileride ne gibi sakıncalarının olacağını kestiremediğini, bu sebeple yaşının mümkünse 30/12/1953, mümkün olmadığı taktirde ilk nüfusa tescil tarihi olan 12/12/1952 olarak düzeltmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisi, mevzuat açısından yaşın bir defadan fazla değiştirilmesinde bir engel bulunmadığını bildirmiştir.

KARAR: Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; davacının, Sürmene Asliye HukukMahkemesinin 20/05/1969 tarih ve 1969/277-237 sayılı kararı iledavacınınnüfus kayıtlarında 12/12/1952 olarak yazılı doğum tarihinin, 12/01/1951 olarak tashihi ve tesciline karar verildiği, 25 yaşından büyüklerde tıbben yaş tespitinin mümkün olmaması, davacının doğum tarihi ile tanıkların dinlendiği tarih arasında uzun zaman aralığı bulunduğundan, tanık beyanlarında yanılgı olasılığının bulunduğu gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine kararverilmiş; davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına göre, birden fazla yaş düzeltme davası açmanın mümkün olduğunu, müvekkilinin Adli Tıp Kurumu’na sevkedilerek kaç yaşında olduğuna dair rapor alınabileceğini, yeminli tanık ifadelerinin birbirini desteklediğini, daha önceki yaş düzeltme davasında kemik yaşı testinin yapılmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, nüfus kaydındaki doğum tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Davacının 25 yaş üzerinde olması nedeniyle tıbben yaşının tespitinin mümkün olmadığı, doğum tarihi ile tanıkların dinlendiği tarih arasında uzunca bir zaman geçtiğinden tanık beyanlarında yanılma olasılığının mümkün olduğu, kaldı ki, dinlenen iki davacı tanığının da, davacının doğum tarihini davacının annesinden öğrendiklerini beyan ettikleri, tanıklardan birisinin davacıyı evlendikten sonra tanıdığını ifade ettiği görülmüştür. Dosyaya ibraz edilen radyoloji raporlarının incelenmesinden ise; davacının kayden ve iddia ettiği doğum tarihi itibariyle iddiasını ispat eder şekilde yaş tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nüfus kayıt düzeltme davalarının kamu düzenine ilişkin olması, davacının soyut iddiası dışında dosyada ispata yarar delil bulunmaması gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmemiş, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin, Erzurum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/446 Esas – 2017/41 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair,tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK’nın 362/1-d maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07.04.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-06-26T15:19:30+00:00 26 Haziran 2017|

Leave A Comment