HAKSIZ TUTUKLANMA NEDENİ İLE TAZMİNAT İSTEMİ

NEVRUZ ETKİNLİĞİ SIRASINDA ÇEKİLEN GÖRÜNTÜ KAYITLARINDA DAVACININ ZAFER İŞARETİ YAPTIĞI ETRAFINDAKİ İNSANLARIN SLOGAN ATMASI ÜZERİNE ONLARLA BİRLİKTE SLOGAN ATTIĞI VE EVİNDE YAPILAN ARAMADA SARI KIRMIZI YEŞİL RENKLİ PUŞİ VE BAŞ BANDINA RASTLANDIĞI – SANIĞIN SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ LEHİNE ATMIŞ OLDUĞU SLOGANIN CEBİR ŞİDDET VEYA TEHDİT İÇEREN YÖNTEMLERİ MEŞRU GÖSTERECEK VEYA ÖVECEK YA DA TEŞVİK EDECEK NİTELİKTE OLMADIĞI – TAZMİNATA İLİŞKİN KARARDA USULE VE ESASA İLİŞKİN HERHANGİ BİR HUKUKA AYKIRILIĞIN BULUNMADIĞI

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. Ceza Dairesi
Esas: 2016 / 351
Karar: 2017 / 448
Karar Tarihi: 15.03.2017

ÖZET: Dolayı ile bir eylemin suç olup olmadığını değerlendirirken, toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemin olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmasının zorunluluğu karşısında, davacı T. D.’in, 21.03.2012 tarihinde Barış ve Demokrasi Partisi İlçe Teşkilatı tarafından, Tarsus Kaymakamlığının 19.03.2012 tarih ve 405 sayılı kararı ile alınan izne dayanılarak organize edilen Nevruz kutlama etkinliğine katıldığı, Nevruz etkinliği sırasında çekilen görüntü kayıtlarında, davacının zafer işareti yaptığı, etrafındaki insanların slogan atması üzerine onlarla birlikte “……………- …………..” şeklinde slogan attığı, evinde yapılan aramada sarı- kırmızı- yeşil renkli puşi ve baş bandına rastlandığı, davacının başka bir eyleminin olmadığı gibi davacının da içinde bulunduğu grubun herhangi bir şiddete başvurmadığı, bu grup içinde bulunan sanığın silahlı terör örgütü lehine atmış olduğu sloganın cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu eyleminde başından beri hiç suç teşkil etmediği, bu hali ile davacının açtığı davaya yönelik ………… Ağır Ceza Mahkemesinin …………. tarih, ………. Esas, ………… Karar sayılı ilamı ile verilen koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin kararda; usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun vasıf, mahiyet ve niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre de dikkate alındığında değerlendirmenin yerinde olduğu tespit edilmiştir.

(AİHS m. 10) (2709 S. K. m. 26) (5271 S. K. m. 142, 143,144, 223, 250) (6100 S. K. m. 362) (6459 S. K. m. 7)

Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2016 tarih ve 2016/143 Esas, 2016/254 Karar sayılı kararına karşı davacı T. D. vekili Av. A. D., davalı Hazine vekili Av. G. B. D. tarafından süresi içerisinde istinaf başvurularında bulunulması üzerine delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından duruşma açılmasına karar verilmekle yapılan açık yargılama sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı T. D. vekili 28/04/2016 havale tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili olan davacının “örgüte üye olma ve örgüt propagandası yapma” suçunu işlediği iddiasıyla 09/05/2012 tarihinde gözaltına alındığını, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK.nun 250 maddesi ile görevli) 10/05/2012 tarih 2012/25 sorgu numarası ile tutuklandığını, davacının 18/02/2013 tarihinde tahliye edildiğini, 31/03/2016 tarihinde kesinleşen karar çerçevesinde CMK.nun 142. maddesinde belirtilen yasal süresi içinde tazminat davasını açtıklarını, müvekkilinin tutuklanmadan önce asgari ücretle çalıştıklarını, tutuklu kaldığı süre boyunca çalışmadığını, müvekkilin bu haksız tutuklamadan dolayı 284 günlük tutuklu kaldığı, gerek yakalanma şekli, gerekse de haksızlığı ve toplumda kerih görülen örgüt üyeliği gibi bir suçlama nedeniyle uzun süre boyunca maruz kaldığı bu haksız tutuklamanın fiziksel ve psikolojik etkilerini yaşadığını, deyim yerindeyse psikolojik travma geçirdiğini, müvekkilinin haksız yaralama ve tutuklama nedeniyle uğradığı maddi zararın karşılığı olarak fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 10. 000,00 TL maddi tazminatın, müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde yakalanmasının müvekkilde derin izler bıraktığını ve bu etkinin uzun süre devam ettiğini, bu acının kısmen de olsa giderilmesi için 20.000,00TL manevi tazminatın 09/05/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Davanın süresinde açılmadığını, davacının talep etmiş olduğu maddi ve manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğundan reddi gerektiğini, davacının maddi zararını dayandırabileceği hiçbir somut belge sunamadığından davanın reddinin gerektiğini, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı ve tutuklu kaldığı süre gibi Yargıtay içtihatlarında belirtilen kriterler göz önüne alındığında talep edilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme sonucu doğuracak miktarda olduğunun görüldüğünü, hak ve nefaset kurallarına uygun olmayan, makul ve makbul bir miktarı aşacak ölçüde istenen tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacının zarar veren işlemlere tamamen kendi ihmali ve kusurlu davranışı ile sebep olduğunu, müvekkil idarenin yasadan kaynaklanan bir tutuklama işlemi yaptığını, davacının CMK.nun 142/3. maddede belirtildiği şekilde zarara uğradığı işlemin nitelik ve niceliğini belirtmediğini, tazminat talep edilebilmesi için yasada belirtilen koşulların gerçekleşmediğini, mükerrer tazminat davası açılmasını önlemek amacıyla davaya konu kesinleşmiş kararı veren mahkemeye yazı yazılarak başka bir Ağır Ceza Mahkemesince de kesinleşmiş karar örneğinin istenip istenmediğinin sorulması gerektiğini, davacının tutuklama tarihinden itibaren faiz talebi yasaya aykırı olduğundan reddinin gerektiğini, CMK.nun 143/2 maddesi gereği, mahkememizce davacıya tazminat ödenmesine karar verilmesi durumunda, hangi koruma tedbiri nedeniyle hükmedildiğinin açıklanmasını istediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Yapılan yargılama sonucunda; Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2016 tarih ve 2016/143 esas 2016/254 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek 7.015,47-TL maddi tazminatın ve 15.000,00-TL manevi tazminatın 09/05/2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, verilen karara karşı davalı Hazine vekili Av. G. B. D. ve davacı T. D. vekili Av. A. D. tarafından süresi içerisinde istinaf başvurularında bulunulması üzerine; Dairemizce duruşma açılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmıştır.

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ GÖRÜŞÜNDE: Davacı ve davalının istinaf taleplerinin reddi ile haksız tutuklamadan kaynaklı maddi manevi tazminat talebinin yasaya uygun olduğu anlaşıldığından kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ:

Davacının nüfus kayıt tablosu ve adli sicil kaydının getirtildiği, sosyal ve ekonomik durum araştırmasının yaptırıldığı, davacının sabıkasının olduğu, tarım işlerinde çalıştığı anlaşılmıştır.

Maliye Bakanlığı’nca yapılan araştırmada davacı ile ilgili olarak aynı haksız tutuklama nedeniyle açılmış başkaca herhangi bir tazminat davasına rastlanmadığının bildirildiği, ayrıca Uyap sisteminden de mükerrer dava açılıp açılmadığının kontrol edildiği belirlenmiştir.

2012 ve 2013 Yıllarına ait 6 aylık dönemleri içeren Asgari ücret tarifeleri dosya içerisinde bulunduğu, naip hakim raporunun dosya içerisinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Silifke M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün davacının tutukluluk müzekkeresinin 16.01.2013- 18.02.2013 tarihleri arasında cezaevlerinde infaz gördüğüne ilişkin yazısının, Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 06.05.2016 tarihli yazısından davacının 10.05.2012-16.01.2013 tarihleri arasında cezaevlerinde tutuklu kaldığına ilişkin yazısının dosya içerisinde bulunduğu anlaşılmıştır.

Gözaltı, tutuklama, Mahkeme kararları ile ilgili evrakların dosya içerisinde bulunduğu anlaşılmıştır.

OLUŞ VE KABUL:

Davacının PKK/KCK terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü propagandası yapmak suçları şüphesi ile 09/05/2012 tarihinde göz altına alındığı, kapatılan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.05.2012 tarih ve 2012/25 sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandığı, hakkında Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2012/143 esas sayılı dosyası üzerinden görülen terör örgütü propagandası yapmak, silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla kamu davası açıldığı, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.02.2013 tarih ve 2012/143 esas, 2013/38 Karar sayılı ilamıyla mahkumiyetine hükmedildiği ve hükümle tahliyesine karar verildiği, kararın sanık müdafii tarafından temyiz edildiği, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 19/11/2015 tarih ve 2015/1971 esas, 2015/4257 karar sayılı ilamıyla kararın bozulduğu, bozma sonrası dosyanın Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/20 esas sayılı dosyasıyla yeni esas aldığı, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08/01/2016 tarih ve 2016/20 esas, 2016/4 karar sayılı ilamıyla yetkisizlikle dosyanın Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği, bu kez Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/37 esasına kaydedildiği, Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 tarih ve 2016/37 esas, 2016/98 karar sayılı ilamıyla CMK.nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği, kararın 31/03/2016 tarihinde kesinleştiği, 28/04/2016 havale tarihli dilekçe ile davanın özel yetki içerir vekaletname bulunduğu halde, yetkili ve görevli mahkemede süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı T. D.’in, 21.03.2012 tarihinde Barış ve Demokrasi Partisi İlçe Teşkilatı tarafından, Tarsus Kaymakamlığının 19.03.2012 tarih ve 405 sayılı kararı ile alınan izne dayanılarak organize edilen Nevruz kutlama etkinliğine katıldığı, Nevruz etkinliği sırasında çekilen görüntü kayıtlarında, davacının zafer işareti yaptığı, etrafındaki insanların slogan atması üzerine onlarla birlikte “Öcalan Öcalan- Biji Serok Apo” şeklinde slogan attığı, evinde yapılan aramada sarı- kırmızı- yeşil renkli puşi ve baş bandına rastlandığı, davacının başka bir eyleminin olmadığı anlaşılmıştır.

 İfade özgürlüğünün 1982 Anayasasının 26. ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına dair Sözleşmenin 10. maddesi ile teminat altına alındığı, temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylandığı, Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüştüğü, ifade özgürlüğünün, düşünce özgürlüğü ve propaganda özgürlüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda ifade özgürlüğü sadece memnuniyetle karşılanan zararsız veya önemsiz sayılan insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabileceği açıktır.

Dolayı ile bir eylemin suç olup olmadığını değerlendirirken, toplantı veya gösteri yürüyüşünde olsun veya olmasın; yazı veya sözler (atılan slogan, taşınan pankart veya giyilen üniforma) ile verilen mesajın şiddete çağrı, tahrik ve teşvik edici ya da silahlı direnişe ve isyana davet şeklinde veya insanda saldırgan duygular oluşturacak biçimde anlamsız bir nefret yaratarak şiddetin doğmasına uygun bir ortamı kışkırtacak nefret söylemin olup olmadığı değerlendirilmeli, doğrudan veya dolaylı şiddete çağrı var ise sanığın kimliği, konumu, konuşulan yer ve zamanı gibi açık ve yakın tehlike testi bakımından analize tabi tutulmasının zorunluluğu karşısında, davacı T. D.’in, 21.03.2012 tarihinde Barış ve Demokrasi Partisi İlçe Teşkilatı tarafından, Tarsus Kaymakamlığının 19.03.2012 tarih ve 405 sayılı kararı ile alınan izne dayanılarak organize edilen Nevruz kutlama etkinliğine katıldığı, Nevruz etkinliği sırasında çekilen görüntü kayıtlarında, davacının zafer işareti yaptığı, etrafındaki insanların slogan atması üzerine onlarla birlikte “Öcalan Öcalan- Biji Serok Apo” şeklinde slogan attığı, evinde yapılan aramada sarı- kırmızı- yeşil renkli puşi ve baş bandına rastlandığı, davacının başka bir eyleminin olmadığı gibi davacının da içinde bulunduğu grubun herhangi bir şiddete başvurmadığı, bu grup içinde bulunan sanığın silahlı terör örgütü lehine atmış olduğu sloganın cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığı, bu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu eyleminde başından beri hiç suç teşkil etmediği, bu hali ile davacının açtığı davaya yönelik Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2016 tarih, 2016/143 Esas, 2016/254 Karar sayılı ilamı ile verilen koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin kararda; usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun vasıf, mahiyet ve niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre de dikkate alındığında değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından, davacı T. D. vekili Av. A. D. ve davalı Hazine vekili Av. G. B. D.’in istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, Cumhuriyet Savcısının görüşüne uygun oy çokluğu ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/10/2016 tarih, 2016/143 Esas, 2016/254 Karar sayılı ilamı ile verilen koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin kararda; usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun vasıf, mahiyet ve niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre de dikkate alındığında değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından;

Davacı T. D. vekili Av. A. D. ve davalı Hazine vekili Av. G. B. D.’in İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

Re’sen yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,

Dair; Davacı vekilinin yokluğunda, davalı Hazine vekilinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı Gürkan Kütük’ün katılımıyla mütalaaya uygun HMK.nun 362/1-(a) maddesi uyarınca kesin olarak, Üye Hakim Bekir Gencer’in (39754) karşı oyu ve oy çokluğu ile verilen karar usulen okunup anlatıldı.15.03.2017

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı T. D. PKK/KCK terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü propagandası yapmak suçu şüphesi ile 09/05/2012 tarihinde göz altına alındığı, kapatılan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.05.2012 tarih, 2012/25 sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklandığı, hakkında Terör örgütü propagandası yapmak, Silahlı terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla Kamu Davası açıldığı, Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.02.2013 Tarih, 212/143 E. 2013/38 K. sayılı ilamıyla silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından mahkumiyete hükmedildiği ve hükümle tahliyesine karar verildiği, kararın temyizi neticesinde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 19/11/2015 T. 2015/1971 E. 2015/4257 K. sayılı ilamıyla “Anayasal düzenlemeler, uluslararası sözleşmeler ve 3713 sayılı yasada 11/04/2013 tarihinde 6459 sayılı yasa ile yapılan değişiklik sonrasında sanığın silahlı terör örgütü adına attığı sloganın cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterecek veya övecek ya da teşvik edecek nitelikte olmadığından propaganda suçu oluşturmadığı, yine 6459 sayılı yasa ile Terörle Mücadele Yasasının 7 maddesine eklenen 4 bent hükmü ile örgüt adına suç işleme suçundan ayrıca cezalandırma yapılamayacağı” gerekçeleri ile kararın bozulduğu, bozma sonrası sanığın Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 T. 2016/37 E. 2016/98 e ait 2016/37 E-2016/98 K sayılı ilamıyla CMK.nun 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verildiği,

Davacının 6459 sayılı yasa ile 3713 sayılı yasanın 7 maddesinde yapılan değişiklerden dolayı beraatine kararı verilmiş olması nedeniyle CMK.nın 144/1-b maddesi gereğince tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...