DAVALININ 6502 SAYILI KANUNDA BELİRTİLEN TÜKETİCİ TANIMINA GİRDİĞİ – UYUŞMAZLIĞIN TÜKETİCİ MAHKEMESİNDE GÖRÜLÜP SONUÇLANDIRILMASI GEREĞİ – TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİ

T.C YARGITAY
20.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 2793
Karar: 2016 / 4685
Karar Tarihi: 18.04.2016

ÖZET: Davanın yukarıda belirtilen niteliği ve tarafların yargılama sırasındaki iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davalının 6502 sayılı Kanunda belirtilen “Tüketici” tanımına girdiği anlaşılmakla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunan uyuşmazlığın Mersin 3. Tüketici Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

(6502 S. K. m. 1) (6100 S. K. m. 21, 22)

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davada Mersin 4. Asliye Hukuk ile Mersin 3. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

Dava, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesince, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Mersin 3. Tüketici Mahkemesi tarafından ise davacının mesleki amaçla hareket ettiği, avukatlık ücret sözleşmesinin konusunun davalıya ait gayrimenkullerin kira sözleşmelerini yapma ve takibi hususunda olduğu, davacı avukat ile davalı tarafından imzalanan sözleşmenin kişisel ihtiyaç için değil de ticari faaliyetlerin yürütülmesine yönelik olduğu gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar. Tüketici ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 3. maddesinde de “Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukukî işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Somut olayda davacı avukatın, davalı borçlu müvekkili ile davacının hukuk ve ceza davalarının takibinin yapılması amacıyla aralarında sözleşme düzenlenmesine rağmen tarafına vekâlet ücreti ve masrafların ödenmediğini, davalı tarafından ödenmeyen alacak için davalı aleyhine noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, buna rağmen de borcun ödenmemesi üzerine icra takibine geçtiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibin durmasını sağladığını, davalı borçlu ile aralarında düzenlenmiş vekâlet ücret sözleşmeleri, ibranameler mevcut olduğunu, bunun dışında davalıya tarafınca verilmiş senetlerin büyük miktarı ödenmiş olmasına rağmen davalının ödediği miktarları düşmeden senetleri takibe koyarak hakkında icra takibi başlattığını, hukuken davalıya 9.000,00.- TL. borçlu gözükmekte ise de işbu dava gereği davalıdan 17.288,74.- TL. alacaklı olduğunu ileri sürerek aleyhine açılan icra takibinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, ayrıca davalı aleyhine başlattığı takip dosyasındaki davalının itirazının iptaline ve icra takibinin devamına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davanın yukarıda belirtilen niteliği ve tarafların yargılama sırasındaki iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, davalının 6502 sayılı Kanunda belirtilen “Tüketici” tanımına girdiği anlaşılmakla, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bulunan uyuşmazlığın Mersin 3. Tüketici Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Mersin 3. Tüketici Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 18.04.2016 gününde oy birliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...