TCDD Yüksek Disiplin Kurulu Kararının İptali İstemi

TCDD YÜKSEK DİSİPLİN KURULU KARARININ İPTALİ İSTEMİ

İŞ BIRAKMA EYLEMİNE KATILMA – DİSİPLİN SUÇU TEŞKİL ETMEYEN EYLEMDEN DOLAYI DAVACININ ALT CEZA UYGULANMAK SURETİYLE KINAMA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA İLİŞKİN DAVA KONUSU İŞLEMDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI

Ankara BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
1. İdari Dava Dairesi
Esas: 2013 / 24786
Karar: 2013 / 6881
Karar Tarihi: 19.09.2013

ÖZET: Dava, TCDD Genel Müdürlüğü Yük Daire Başkanlığında Büro Şefi olarak görev yapan davacı tarafından, iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle TCDD Personel Yönetmeliği uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin TCDD Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak … tarihinde sendikal faaliyet nedeniyle birden fazla kişinin toplu olarak görevi terk etmesi fiiline davacının da iştirak ettiği, bu durumun sendikal faaliyet kapsamında çalışanların ekonomik ve sosyal sıkıntılarının bir ölçüde kamuoyuna duyurulması ve desteğinin sağlanması amacına yönelik olduğu dikkate alındığında, Anayasa’da karşılığını bulan demokratik hakların kullanılması kapsamındaki disiplin suçu teşkil etmeyen eylemden dolayı davacının alt ceza uygulanmak suretiyle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekili itirazının kabulüne, A. İdare Mahkemesi’nce verilen kararın bozulmasına, davanın kabulüne, dava konusu tcdd yüksek disiplin kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.

(AİHS. m. 11) (657 S. K. m. 26, 27) (399 S. KHK. m. 19) (TCDD Personel Yönetmeliği m. 26)

İSTEMİN ÖZETİ: TCDD Genel Müdürlüğü Yük Daire Başkanlığında Büro Şefi olarak görev yapan davacı tarafından, 25.11.2009 tarihindeki iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle TCDD Personel Yönetmeliği uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 05.07.2011 gün ve 5/10 sayılı TCDD Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; kamu görevlisi olan davacının işe gelmeme şeklinde gerçekleşen geçici grev niteliğindeki eylemiyle, demiryolu ulaşım hizmetlerinden faydalanan yüzlerce kişinin seyahat özgürlüğünün önemli ölçüde engellendiği, davacının görevli bulunduğu kamusal statü gereğince kendisine tanınan sendikal hakkının henüz toplu eylem yapma hakkını içermediği ve yapılacak eylemin idare tarafından onaylanmadığı, karşılığında uygulanacak yaptırım konusunda bilgi sahibi olduğunun kuşkusuz bulunduğu, davacı hakkında uygulanan disiplin cezasının, uluslararası hukuk normlarına da uygun olduğu, AİHS’nin 11. maddesini ihlal etmediği, anılan maddenin ikinci fıkrasında ifadesini bulan “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla” ve bu amacın gerçekleşmesi yolunda ölçülü olarak tesis edildiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 15. İdare Mahkemesi’nce verilen 28/02/2013 gün ve E:2012/985, K:2013/200 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulunca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, TCDD Genel Müdürlüğü Yük Daire Başkanlığında Büro Şefi olarak görev yapan davacı tarafından, 25.11.2009 tarihindeki iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle TCDD Personel Yönetmeliği uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 05.07.2011 gün ve 5/10 sayılı TCDD Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 26. maddesinde, “Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.” kuralı yer almış, aynı Kanunun 27. maddesinde ise; Devlet memurlarının greve karar vermeleri, grev tertiplemeleri, ilan etmeleri, bu yolda propaganda yapmaları yasaktır. Devlet memurları, herhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılamaz, grevi destekleyemez veya teşvik edemezler.” hükmü yer almıştır.

399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19. maddesinde, “Sözleşmeli personelin, teşebbüs veya bağlı ortaklığın hizmetlerini aksatacak şekilde kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya göreve gelip de hizmetlerin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları, toplu olarak söz veya yazı ile müracaat ve şikayetleri yasaktır.” hükmü getirilmiştir.

Öte yandan; TCDD Personel Yönetmeliği’nin 26. maddesinde, “Kuruluş personelinin, hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Kuruluş hizmetlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.” hükmü yer almış, 100. maddesinin 5. fıkrasında, “Kanun, tüzük, yönetmelik, karar, talimat ve emirlerde yazılı olan görevleri haklı veya zorlayıcı bir sebep olmaksızın yerine getirmemek veya eksik olarak yerine getirmek veya mevzuatın uygulanmasını zorunlu kıldığı hususları yapmamak veya yasakladığı işleri yapmak, ….” aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, 105. maddesinde ise, personele verilecek cezalarda ilgili personelin geçmiş hizmetleri sırasındaki olumlu çalışmaları, iyi veya çok iyi derecede sicil almış olması veya olayın meydana geliş nedenlerini dikkate alarak, hafifletici sebeplerin varlığına kanaat getirdikleri takdirde her olayda bu sebepler belirtilmek suretiyle bir aşağı dereceden ceza verilebileceği hükme bağlanmıştır.

Dosyasının incelenmesinden; TCDD Genel Müdürlüğü’nde 399 sayılı KHK uyarınca sözleşmeli statüde büro şefi olarak görev yapan ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna bağlı Türk Ulaşım Sendikası üyesi olan davacının, 25.11.2009 tarihinde uygulanan bir günlük iş bırakma eylemine katıldığından bahisle, TCDD Personel Yönetmeliği’nin 100/5 ve 105. maddeleri uyarınca bir alt ceza uygulanmak suretiyle kınama cezası ile cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu disiplin cezasına esas fiilin, davacının üyesi bulunduğu sendikanın kararı uyarınca davacının 25.11.2009 tarihlinde bir gün göreve gelmemek şeklinde gerçekleştiği görülmüştür.

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 25.11.2009 tarihinde sendikal faaliyet nedeniyle birden fazla kişinin toplu olarak görevi terk etmesi fiiline davacının da iştirak ettiği, bu durumun sendikal faaliyet kapsamında çalışanların ekonomik ve sosyal sıkıntılarının bir ölçüde kamuoyuna duyurulması ve desteğinin sağlanması amacına yönelik olduğu dikkate alındığında, Anayasa’da karşılığını bulan demokratik hakların kullanılması kapsamındaki disiplin suçu teşkil etmeyen eylemden dolayı davacının alt ceza uygulanmak suretiyle kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacı vekili itirazının kabulüne, Ankara 15. İdare Mahkemesi’nce verilen 28/02/2013 tarih ve E:2012/985, K: 2013/200 sayılı kararının BOZULMASINA, davanın KABULÜNE, dava konusu 05.07.2011 gün ve 5/10 sayılı TCDD Yüksek Disiplin Kurulu kararının İPTALİNE, dava ve itiraz aşamasına ait toplam 212,60TL yargılama giderlerinin ve davacı vekili için kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 750,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 19.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU

İtiraz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-06-27T16:54:26+00:00 27 Haziran 2017|

Leave A Comment

SEO