ŞİKAYET DAVASI

İCRA MÜDÜRLÜĞÜNÜN HACİZDE TERTİP KURALLARIN UYGUN OLARAK ALACAKLININ HACİZ TALEBİ İLE BORÇLUNUN İLİŞİLMEZLİK SAVUNMASINI TEST ETMEDİĞİ – MEMUR İŞLEMLERİNİN İPTAL EDİLMESİ – İSTİNAF TALEBİNİN KABULÜ İLE YEREL MAHKEME KARARININ ORTADAN KALDIRILMASI

İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
22. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 150
Karar: 2017 / 464
Karar Tarihi: 23.03.2017

ÖZET: İcra müdürlüğü bu görevi yerine getirmek yerine her iki talebi red gerekçesine dönüştürmüş, mahkeme de müdürlük kararının gerçek ve doğruluğunu sınamadan alacaklının şikayetlerini red etmiştir. Bu redde yönelik istinaf haklıdır. Toplanan delillere göre yerel mahkeme kararını ortadan kaldırarak yeni bir hüküm verme imkanı bulunmaktadır. Mevcut delillere göre icra müdürlüğü hacizde tertip kuralların uygun olarak alacaklının haciz talebi ile borçlunun ilişilmezlik savunmasının test etmemiştir. Bu sebeple 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli müdürlük kararlarına yönelik şikayet haklıdır. Şikayet kabul edilerek mahkeme kararı ortadan kaldırılmalı dava kabul edilerek 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli memur işlemleri iptal edilmeli, icra müdürlüğüne alacaklı talebinin hacizdeki tertip kuralları (nitelik ve nicelik yönünden) ve mal beyanına ilişkin kaideler nazara alınarak kabulü yönünde işlem yapılmalıdır.

(5393 S. K. m. 15) (4721 S. K. m. 2) (2004 S. K. m. 16, 17, 85, 89) (6100 S. K. m. 353)

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğünün 2016/52 esas sayılı dosyası ile borçlu belediye adına yapılan takipte takibin kesinleşmesi üzerine belediyenin bir kısım mallarına hak ve alacaklarına 08.06.2016 tarihinde haciz uygulandığını, buna müteakip borçlu belediyenin şikayeti üzerine Gaziosmanpaşa icra hukuk mahkemesi tarafından 21.06.2016 tarih 2016/616 Esas – 2016/516 karar sayılı ilamı ile Belediye Kanunu’nun 15. Maddesine eklenen fıkra uyarınca belediyeye müzekkere yazılmadan haciz konulduğu gerekçesi ile konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini bunun üzerine 01.07.2016 tarihli muhtıra ile 5393 sayılı yasanın 15/son maddesi uyarınca borca yeter miktarda hacze kabil mal göstermesinin belediyeden istendiğini 28.07.2016 tarihli yazı ile Gaziosmanpaşa İlçesi, Küçükköy Mah. 3087 ada, 3 parsel sayılı taşınmazın mal beyanı olarak bildirildiğini, bu parselin her ne kadar tapu kaydında belediye adına kayıtlı görünse de altındaki muhtesat açıklama kısmından anlaşılacağı üzere tevhit nedeni ile belediyeye ait olmayıp, Ç. O.’a ait bulunduğunu bu taşınmaza konulan haczin alacağın tahsilini sağlamayacağını bu nedenle 07.10.2016 tarihinde Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığının tüm taşınmazları üzerine haciz konulması talebinde bulunulduğunu müdürlükçe 10.10.2016 tarihli karar ile reddettiğini, 10.10.2016 tarihinde bu kez borçlunun 10.10.2016 tarihli talep dilekçesinde parsel numaraları bildirilen bir kısım taşınmazlarına haciz konulmasının talep edildiğini ancak müdürlükçe talebin 11.10.2016 tarihinde reddettiğini 5393 sayılı yasanın 15. maddesine eklenen fıkranın “… ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” ibaresinin anayasa mahkemesince iptal edildiğini beyanla davanın kabulü ile 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli memurluk kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece “borçlu belediye yasal prosödürü içerisinde mal beyanı olarak taşınmaz kaydında bildirmiştir. Bu durumda alacaklılar vekilinin öncelikle bu taşınmaza haciz koydurarak kıymet takdiri ve diğer satış işlemlerine başlaması, taşınmazın kıymet takdirinde belirlenen değerinin veya ihale edilmesi halinde satış değerinin alacağı karşılamayacağının anlaşılması halinde borçlunun alacağa yetecek diğer mal hak ve alacaklarına yönelmesi gerekirken, borçlu belediyenin mal bildirimi dikkate alınmaksızın mallarının tümünün haczini talep etmesi yasaya uygun olmadığından 10/10/2016 ve 11/10/2016 tarihli memur işlemlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Diğer taraftan 11/01/2016 takip tarihi itibari ile harç ve masrafları ile birlikte talep edilen alacak miktarı 473.165,24 TL olup, normal hayat koşullarına göre bu alacağı birkaç taşınmaz veya araç değeri karşılamakta iken belediyenin yüzlerce taşınmaz, araç ve hesaplarına haciz konulması iyi niyet kurallarına uygun bulunmadığından bu yönü ile de memur işlemlerinde yasaya aykırılık görülmemiştir.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Mahkeme kararı davacı vekiline 29.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili süresindeki istinaf dilekçesinde borçlu belediye tarafından mal beyanı olarak bildirilen taşınmaz kaydında çok fazla haciz şerhi bulunduğunu ve yeşil alan niteliğinde olduğunu, borçlu belediyenin kötü niyetli olup, TMK 2. Maddesi gereğince kötü niyetin korunamayacağını ayrıca 5393 sayılı yasanın l5. Maddesine eklenen fıkranın mal beyanını düzenleyen kısmında “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” “veya kamu hizmetlerini aksatacak” kısmının iptal edildiğini mahkemece verilen kararın yasal olmadığını, iptal kararının mahkemece yanlış yorumlandığını beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü’nün 2016/52 esas sayılı dosyasının incelenmesinde: takip alacaklısı davacılar vekilince borçlu belediye aleyhine Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.2015 tarih 2012/1308 Esas 2015/375 karar sayılı ilamına dayalı olarak toplam 423.506,99 TL alacağın tahsili talebi ile ilamlı takip yapıldığı, kesinleşen takipte alacaklı vekilinin talebi üzerine 08.06.2016 tarihinde Gaziosmanpaşa Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile borçlu belediye adına kayıtlı çok sayıda taşınmaz kaydına ve araç kayıtlarına haciz şerhi konulup, 3. Kişilere 89/1 ihbarnameleri gönderildiği borçlu yanın şikayeti üzerine Gaziosmanpaşa icra Hukuk Mahkemesince 21.06.2016 tarih -2016/616 Esas 2016/516 karar sayılı ilam ile 5393 sayılı kanunun 15/son fıkrasına eklenen ve iptal edilmeyen icra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal göstermesi istenir” hükmünün uygulanması gerektiği gerekçesi ile şikayetin kabul edildiği, hacizlerin ve haciz konulmasına ilişkin 08.06.2016 tarihli memurluk kararının kaldırılmasına karar verildiği, bunun üzerine takip dosyasından konulan tüm hacizlerin kaldırıldığı alacaklı vekilinin 10.07.2016 tarihinde belediyeye Belediye Kanunu’nun 15/son maddesi uyarınca haczi kabil mal göstermesi yönünden muhtıra gönderilmesinin talep edildiği, belediye tarafından muhtıra tebliğine mutekip 28.07.2016 tarihli dilekçe ile Gaziosmanpaşa Küçükköy Mah. 3087 Ada 3 parsel sayılı taşınmazın mal beyanı olarak bildirildiği 07.10.2016 tarihinde alacaklı vekilinin borçlu belediyenin taşınmaz sorgusunun yapılmasını ve tüm taşınmazlarına haciz konulmasını talep ettiği, müdürlükçe 5393 sayılı yasanın 15. Maddesine eklenen fıkranın 1. Cümlesinde yer alan “haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” kısmı iptal edilmiş ise de devamında alacak miktarını aşacak veya kamu hizmetini aksatacak şekilde yapılamaz dendiğini bu nedenle bütün taşınmazlar üzerine haciz konulması talebinin reddine borçlu tarafından bildirilen taşınmaz üzerine haciz konulmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin 10.10.2016 tarihinde yeniden borçlu adına kayıtlı çok sayıda taşınmazı bildirerek haciz talebinde bulunduğu bildirdiği bankalara İİK 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiği, aynı gerekçeler ile 11.10.2016 tarihinde talebin red edildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda yekdiğerinden bağımsız ilki belediye tarafından İkincisi alacaklı tarafından alacaklı yanın talebi ile oluşturulmuş ve iptali talep edilen iki müdürlük kararı mevcuttur. Bu iki kararın yerindeliğinin denetimi için takip alacaklısı İİK 16. Madde gereğince hakimliğe müracaat etmiştir.

Mahkeme hacizde tertip kurallarını ve Anayasa Mahkemesinin iptal ile temin etmek istediği hedefleri yeterince tartışmadan müdürlük kararlarının iptaline yönelik şikayeti red etmiştir.

İstinaf eden alacaklı mahkeme kararının alacağı karşılamaya yeter nitelik ve debiye sahip olmadığını üstelik borçlunun da iptal kararını istismar ederek talebinin reddi yönündeki hükmün oluşumuna katkıda bulunduğundan bahisle hükmün istinaf yolu ile ortadan kaldırılmasını istemektedir.

İncelenen dosyada binbir güçlükle infazı kabil bir hüküm elde eden alacaklının alacağı karşılayacak yeteri kadar gayrimenkul haczi talebinde bulunmuştur.

Belediyenin Anayasa Mahkemesinin iptal kararına istinaden beyana konu ettiği taşınmazın onu haciz baskısından kurtarması yada ilişilmez kılabilmesi için hacizde tertip kurallarına ve iyi niyet normlarına uygun olması gerekir.

İcra müdürlüğünün İİK 85/son maddesi gereğince alacaklı ve borçlunun haczin niteliği ve debisi üzerinden meydana gelen yanlar üzerindeki bu krizi objektif ölçütlere göre sevk ve idare etmek görevidir.

Belediyenin mal beyanına konu ettiği gayrimenkul ile alacaklının haciz talebine konu ettiği 16 sayfadan ibaret gayrimenkullerin hangilerinin ve hangi sıraya göre hangi kriterler üzerinden ne kadarlık kısmının haczedilmesi gerektiğini belirleme görevi icra müdürlüğüne aittir.

İcra müdürlüğü bu görevi yerine getirmek yerine her iki talebi red gerekçesine dönüştürmüş, mahkeme de müdürlük kararının gerçek ve doğruluğunu sınamadan alacaklının şikayetlerini red etmiştir. Bu redde yönelik istinaf haklıdır. Toplanan delillere göre Mahkememizin HMK 353/1b/3 maddesi gereğince yerel mahkeme kararını ortadan kaldırarak yeni bir hüküm verme imkanı bulunmaktadır. Mevcut delillere göre icra müdürlüğü hacizde tertip kuralların uygun olarak alacaklının haciz talebi ile borçlunun ilişilmezlik savunmasının test etmemiştir. Bu sebeple 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli müdürlük kararlarına yönelik şikayet haklıdır.

Şikayet kabul edilerek mahkeme kararı ortadan kaldırılmalı dava kabul edilerek 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli memur işlemleri iptal edilmeli, İİK 17. Madde gereğince icra müdürlüğüne alacaklı talebinin hacizdeki tertip kuralları (nitelik ve nicelik yönünden) ve mal beyanına ilişkin kaideler nazara alınarak kabulü yönünde işlem yapılmalıdır.

Anılan durum karşısında davacı yanın istinaf talebinin kabulüne oybirliği ile karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarda açıklandığı üzere:

1- Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1/b/3 maddesi gereğince kabulüne,

2- Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/992 Esas – 2016/1032 Karar sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına,

3- Şikayetin kabulü ile Gaziosmanpaşa 1. İcra müdürlüğünün 2016/52 esas sayılı dosyasından verilen 10.10.2016 ve 11.10.2016 tarihli memur işlemlerinin iptaline

4- İİK 17. Madde gereğince alacaklı vekilinin haciz talebinin müdürlükçe hacizdeki tertip kuralları (nitelik ve nicelik yönünden) ve mal beyanına ilişkin kaideler nazara alınmak sureti ile değerlendirilmesi ve kabulü yönünden işlemin ifasına

5- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6- İstinaf başvuru harcı ile peşin istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvurana iadesine,

7- İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına,

Dair gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 1 aylık yasal sürede Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oybirliği ile karar verildi. 23.03.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...