SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME NEDENİYLE TAZMİNAT DAVASI

DAVALIYA ÖDENEN SATIŞ BEDELİNDEN DAVACIYA İADE EDİLEN KISMIN MAHSUBU İLE KALAN KISMIN SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME HÜKÜMLERİ GEREĞİNCE VE DENKLEŞTİRİCİ ADALET İLKESİNİN ESAS ALINMASI SURETİYLE DAVALIDAN TAHSİLİ İSTEMİ – KARARIN KALDIRILMASI

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 22
Karar: 2016 / 21
Karar Tarihi: 28.11.2016

ÖZET: Yerel mahkemece, davacı tarafın talebinin, hukuken geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle davalıya ödenen satış bedelinden davacıya iade edilen kısmın mahsubu ile kalan kısmın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğunun kabulü ile tarafların tüm delilleri toplanarak değerlendirildikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan niteleme yapılarak , “…taraftar arasındaki adi yazdı sözleşmenin geçersiz olduğu, taşınmaz mülkiyeti yönünden ayni bir hak sağlamayacağı gibi davaya konu istirdat iddiasını ispata yarar olmadığı talebin kabulü için senede konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının ispatlanması gerektiği. ” şeklindeki yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine dair vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı. HMK. maddeye göre delillerin hiç değerlendirilmemiş derecesinde olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile, B. Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren B. Asliye Hukuk Mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmiştir.

(6100 S. K. m. 33) (818 S. K. m. 125) (6098 S. K. m. 146) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26)

Dava: Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/621 Esas 2016/351 karar sayılı dosyası istinaf yasa yolu incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.

OFKECİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili, Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne sunmuş olduğu 26/10/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile kardeşleri Ahmet Yaşar ve Osman’a ait bulunan Burdur ili Merkez ilçesi Yaka Köyü Kuyu Altı mevkii 2000 parsel numaralı tarla ile aynı mevkide bulunan ve yine davalı ve kardeşlerine ait bulunun toplam 50.000m2 miktarında tarlayı 10.10.2015 tarihinde20.000 TL ye haricen satın aldığını ve bedelini aynı tarihte peşin olarak ödediğini, davalının da dava konusu gayrimenkullerin müvekkile devri için Burdur 2. Noterliğinin 21/01/2004 tarih ve 5009 yevmiye numarası ile vekaletname çıkarttığını ancak gayrimenkullerin iştirak halinde olması, diğer hissedarların hisselerinde tedbir ve hacizlerin bulunması nedeniyle tapudan devir işlemi gerçekleştirilemediğini, davalının dava konusu gayrimenkulü haricen sattığı ve bedelini peşin aldığı Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/545 esas 2008‘704 karar sayılı dosyasındaki beyanları ile sabit olduğunu, davalının hissesini haricen satmış bulunduğu 2000 parsel numaralı gayrimenkulün, Mehmet Akil Ersoy Üniversitesi tarafından kamulaştırıldığını, söz konusu gayrimenkul için Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/05/2015 tarih ve 2014/360 esas 2015/225 karar sayılı dosyası ile kamulaştırma bedelinin 156.945TL olarak tespiti ile 52.315TL’nin davalıya ödenmesine karar verildiğini, davalının, kamulaştırma bedelinin ödenmesinden sonra müvekkiline 14.000TL ödemede bulunduğunu, kamulaştırma bedelinin tamamını müvekkiline ödemekten kaçındığını, halbuki davalının kamulaştırılan gayrimenkulü 2003 yılında haricen sattığını ve bedelinin tamamını peşin olarak aldığını, söz konusu gayrimenkuldeki değer artışının denkleştirici adalet ilkesi gereğince müvekkiline ait olması ve ona ödenmesi gerektiğini davalının 2003 yılında gayrimenkuldeki hissesine düşen miktarın tamamını peşin olarak aldığını, hem de kamulaştırma bedelinin tespitinden sonra aynı gayrimenkulün bedelinin yaklaşık 3/4 ünü tekrar aldığını, bu nedenle gayrimenkulün rayiç değeri olan kamulaştırma bedelinden müvekkiline ödenen 14.000TL nin düşülmesi neticesinde kalan 38.315TL’nin davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu durumda hem hakkaniyetin sağlanacağını, hem de davalının sebepsiz zenginleşmesini önleneceği, tüm bu nedenlerle 38.315TL’nin dava tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili 24/11/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalı hakkında açılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun davayı kabul etmediklerini, davacı tarafça alacak bakiyesi olarak talep edilen 38.315TL’nin reddi gerektiğini, taşınmazın devrinin haricen yapılması durumunda devralan tarafın, devir işleminin gerçekleştirilemeyecek olmasını bilerek taşınmaza malik olmak istediğini, bu sebeple de gerçekleşecek riskli durumları da bilerek ve isteyerek bu durumu peşinen kabul etmiş sayıldığını, davacı tarafın almak istediği taşınmazın 3 malikinin iştirak halinde sahip oldukları bir taşınmaz olduğunu, davacı tarafından satın alınmak istenen taşınmazın tamamına 20.000TL değer biçilmesine karşın sadece müvekkilinin hissesine düşen miktarın (yaklaşık 7.000TL) ödendiğini, diğer hissedarlar ile anlaşılamadığını, bu sebeple de taşınmazın devrinin gerçekleştirilemediğim, taşınmazın devrinin haricen de olsa gerçekleşmediğini, bedelinin iadesi için açılan iş bu davaya karşı zaman aşımı itirazlarının da bulunduğunu, tapulu taşınmazların haricen satışı geçersiz olduğundan hüküm ifade etmediğini, davacıya 14.000TL olarak yani 2 katı olarak iade ettiğini, dava dilekçesi ile bu durumun sabit olduğunu, bu nedenle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

YEREL MAHKEME KARARI: Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 17/05/2016 celsede 1 nolu ara kararı ile” kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih dikkate alınarak davalı vekilinin zamanaşımı itirazının reddine” karar verilmiş, yapılan yargılama sonucunda da 06/09/2016 tarih 2015/621 esas 2016/351 karar sayılı karar ile; “…taşınmazlarda mülkiyet kazanımının prensip olarak tapuda tescil ile olması gerektiği, Türk Medeni Kanunu ve Tapu Kanunu hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle taşınmazlarda mülkiyetin devir borcunu doğuran sözleşmelerin resmi şekil ile gerçekleşmesi gereğinin emredici bir hüküm olduğu, somut dosyada davacı adına kayıtlı bir tapu kaydı, dolayısıyla mülkiyet hakkı bulunmadığı, Tarla Satış Senedi başlıklı adi yazılı belgenin şeklen geçersiz olduğu, bu işlemin davacıya mülkiyet hakkı vermeyeceğinin izahtan vareste olduğu, dosyada tescilsiz bir kazanım halinin mevcut olmadığı, bu yönde bir iddianın da bulunmadığı, şeklen geçersiz olan mülkiyeti karşı tarafa nakletmeyen bir sözleşme ile adi senette yer alan 50 dönümlük arazinin bir bölümünün maliki tarafından kendi hissesinin satımı, ayrıca bir kısmının kamulaştırılması nedeniyle ödenen paydan istirdadının istenmesinin mümkün olmadığı, işbu adi yazılı sözleşmenin şekle aykırılık nedeniyle geçersiz olmasından kaynaklı olarak sözleşmenin geçersizliği ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine şartları varsa gidilebileceği, somut davada olduğu gibi şeklen geçersiz ve mülkiyeti devir mahiyeti ve hükmü taşımayan adi yazılı sözleşmede taşınmazın bir bölümüne ilişkin hissenin satımından ya da taşınmaza isabet eden kamulaştırma bedelini ilgilendirecek şekilde hak sahibi olunmasının mümkün olunmadığı, adi yazılı belgenin, belgeye konu 50 dönümlük arazi için ilgilisine taşınmaz mülkiyeti yönünden ayni bir hak sağlamayacağı, adi yazılı belgeye konu taşınmaz bakımından tescilsiz kazanım iddiası ya da durumun da söz konusu olmadığı. Tarla Satış Senedi başlıklı 10.10.2003 tarihli adi yazılı belgenin ve davacı yanca sunulan delillerin, bu belgeye konu taşınmazın üzerinde davacının mülkiyet iddiasını ya da somut talebe konu istirdat iddiasını ispata yarar olmadığı, somut talebin kabulü için senede konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının ispatlanması gerektiği, iddianın tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olmadığı ve tanık dinlenilmesinde ayrıca hukuki yarar bulunmadığı, bu nedenle tanık dinlenilmesine ilişkin ara karardan dönülmesine karar verildiği….” gerekçesi ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF TALEBİ: Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/09/2016 tarihli, 2015/621 Esas, 2016/351 Karar sayılı kararının kaldırılması talep edilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

1-Davalıdan haricen satın alınan ve bedeli peşin ödenen gayrimenkul hissesinin kamulaştırılma neticesi müvekkiline iadesi gereken bedel, gayrimenkuldeki değer artışının denkleştirici adalet ilkesi gereğince ve davalının sebepsiz zenginleşmesi nedeni ile kamulaştırma bedeli olması gerekirken, yerel mahkemece gayrimenkullerde mülkiyet kazanımın, tapuda tescil ile olması gerektiği, gayrimenkullerde mülkiyet devir borcunu doğuran sözleşmelerin resmi şekil ile gerçekleşmesi gereğinin emredici hüküm olduğu, adi yazılı belgenin ilgilisine taşınmaz mülkiyeti yönünden ayni bir hak sağlamayacağı gibi gerekçelerle davanın reddine karar verildiği mahkemenin gerekçesinde belirtildiğinin aksine taleplerinin davaya konu gayrimenkulün aynına ilişkin bir talep olmadığı, talebin sebepsiz zenginleşme nedeni ile tazminat istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı için gayrimenkulün devrini sağlamıyor olsa da. sözleşme gereğince geri ödenmesi gereken bedelin, ödeme anında gayrimenkuldeki değer artışını da kapsayacağı denkleştirici adalet ilkesi gereği olduğu, davalının gayrimenkul satış bedelinin iadesini kamulaştırma yapılmasından ve kamulaştırma bedelim bankadan tahsil ettikten sonra yapmış olduğundan, gayrimenkuldeki değer artışının da en az kamulaştırma bedeli kadar olacağı hal böyleyken davanın reddine karar verilmesinin usul, yasa ve hakkaniyete aykırı olduğu,

2-Mahkemece deliller toplanmadan karar verildiği 17/05/2016 tarihli duruşmada tanıkların dinlenmesine karar verildiği halde 06 09 2016 tarihli duruşmada bu karardan vazgeçilerek tanıkların dinlenilmediği ileri sürülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/621 Esas, 2016/351 Karar sayılı dava dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıdan haricen taşınmaz hissesi satın aldığını ve bedelini peşin olarak ödediğini, söz konusu gayrimenkulün daha sonra kamulaştırıldığını ve davalıya 52.315.00 TL kamulaştırma bedeli ödendikten sonra davalının müvekkiline 14.000.00 TL ödediğini, satış bedeli olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesinin gerektiğini beyan ederek kamulaştırma bedelinden müvekkiline ödenen 14.000.00 TL nin mahsubu ile kalan 38.315.00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep dava etmiştir.

Davacı taraf dava dilekçesinde tanık delilline de dayanmış ve tanığın isim ve adreslerini bildirmiş, davacı vekili mahkemeye sunmuş olduğu 15/03/2016 tarihli dilekçesiyle Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/545 Esas 2008/704 Karar sayılı dosyasında tanık olarak beyanda bulunan davalı Halit KUMRAL’ın “dava konusu taşınmazın haricen satış işleminden sonra davacıya bırakıldığını, o tarihten itibaren davacının söz konusu araziye kamulaştırma işlemine kadar zilyet olduğunu” beyan ettiğim bildirmiştir.

Mahkemece Burdur Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazılarak dava konusu taşınmazın tapu kaydı celp edilmiş, Mahkemenin 2014/360 esas 2015/225 karar sayılı ilamından bir suret dosya arasına konulmuş, Burdur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/545 esas sayılı dava dosyası celp edilmiş, Burdur Vakıflar Bankası Şube Müdürlüğüne yazı yazılarak 2014/360 esas 2015/225 karar sayılı karara istinaden davalıya kamulaştırma bedeli ödenmesine dair belgeler celp edilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelerden; taraflar arasındaki “tarla satış senedi” başlıklı harici satış sözleşmesinin 10/10/2003 tarihinde yapıldığı, söz konusu taşınmazın tapu kaydına göre Mustafa KUMRAL adına tescilli olduğu, Burdur Vakıflar Bankası Şube Müdürlüğü’nün cevabi yazısından, davalı Halit KUMRAL’a 07/10/2015 tarihinde 52.315.00 TL kamulaştırma bedeli ödendiği anlaşılmıştır.

Mahkemece 17/05/2016 tarihli celsede kamulaştırma bedelinin ödendiği tarih dikkate alınarak davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine ve davacı tanıkları adına meşruhattı davetiye çıkartılmasına karar verilmiş, 06/09/2016 tarihli bir sonraki celsede tanıkların dinlenmesine ilişkin ara karardan dönülerek sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin karar gerekçesinde taraflar arasındaki adı yazılı sözleşmenin geçersiz olduğu, taşınmaz mülkiyeti yönünden ayni bir hak sağlamayacağı gibi, davaya konu istirdat iddiasını ispata yarar olmadığı, talebin kabulü için senede konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının ispatlanması gerektiği, iddianın tanık beyanları ile ispatlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir.

HMK’nun 33. maddesindeki düzenlemelere göre olayları bildirmek taraflara, hukuki niteleme Hakime aittir. Başka bir anlatımla; Hakim bir iddianın hangi hukuki temele dayanacağını ve olaya uygulanacak kanun hükmünü kendiliğinden bulmak, uygulamakla yükümlüdür. Davacının yanlış bir hükme dayanması veya isteğine ait olan kanun hükmünü göstermemiş olması halinde dahi, tüm dosya kapsamına göre davacının talebini tespit ederek hüküm kurulmalıdır.

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili olan davacının davalıdan haricen taşınmaz hissesi satın aldığını ve bedelini peşin olarak ödediğini, söz konusu gayrimenkulün daha sonra kamulaştırıldığını ve davalıya 52.315,00 TL kamulaştırma bedeli ödendikten sonra davalının müvekkiline 14,000.00 TL ödediğini, satış bedeli olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesinin gerektiğini belirterek, kamulaştırma bedelinden müvekkiline ödenen 14.000,00 TL nin mahsubu ile kalan 38.315.00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep dava etmiştir.

Dava dilekçesinden açıkça anlaşılacağı üzere; dava, hukuken geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle davalıya ödenen satış bedelinden davacıya iade edilen kısmın mahsubu ile kalan kısmın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Dava dilekçesinde, dava konusu gayrimenkul için davalıya ödenen 52.315,00TL kamulaştırma bedelinden davacıya verilen 14.000.00 TL nin mahsubu ile kalan 38,315.00 TL nin tahsili talep edildiğine göre; davacı tarafın alacak talebinde, ödenen paranın geçersiz sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği tarih olarak taşınmazın kamulaştırılması tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde ödeme yapılması kastedilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık tapulu taşınmazın haricen satışından kaynaklanmaktadır.

Harici de olsa bir sözleşme olduğu durumlarda dava BK’nun 125. Maddesine (6098 sayılı TBK’nın 146. Maddesine)göre 10 yıllık zamanaşımına tabidir. 07/06/1939 tarih, 1936/31 Esas ve 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi taşınmazın tapuda ferağ ümidinin ortadan kalktığı veya ifanın imkansız hale geldiği tarihtir. Satışa konu taşınmazın zilliyetliği alıcıya devredilmiş ise zilliyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemez.

Taşınmazların satışına ilişkin resmi şekilde sözleşme yapılmadıkça TMK 706. ve TBK’nun 237, Tapu Kanunun ve 26. Noterlik Kanunun 60. maddeleri gereğince harici satış sözleşmesi hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmelerde; TBK’nun 77-82 (BK’nun 61-66) maddeleri gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar karşılıklı olarak verdiklerini geri alma hakkına sahiptirler.

İade yapılırken ödenen paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması gerekmektedir. Bu şekilde denkleştirici adalet ilkesi gereğince tam bir eski hale getirme yükümlülüğü yerine getirilmiş olmaktadır.

Yargılayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre dc. uzman bilirkişi aracılığı ile ödenen satış bedelinin, ifanın imkansız hale geldiği tarih belirlenmek sureliyle bu tarihte ulaşacağı alım gücü; çeşitli ekonomik etkenlerin (enflasyon, ÜFE, TÜFE, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki belirlemeler ışığında; yerel mahkemece, davacı tarafın talebinin, hukuken geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle davalıya ödenen satış bedelinden davacıya iade edilen kısmın mahsubu ile kalan kısmın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince ve denkleştirici adalet ilkesinin esas alınması suretiyle davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğunun kabulü ile tarafların tüm delilleri toplanarak değerlendirildikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan niteleme yapılarak , “…taraftar arasındaki adi yazdı sözleşmenin geçersiz olduğu, taşınmaz mülkiyeti yönünden ayni bir hak sağlamayacağı gibi davaya konu istirdat iddiasını ispata yarar olmadığı talebin kabulü için senede konu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının ispatlanması gerektiği. ” şeklindeki yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine dair vermiş olduğu kararın usul ve yasaya uygun olmadığı. HMK. 353/1-a.6 maddeye göre delillerin hiç değerlendirilmemiş derecesinde olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmış olmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/09/2016 tarihli, 2015/621 Esas, 2016/351 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Burdur 2. Asliye Hukuk Mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE,

2- Peşin alınan 29.20 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,

3-Artan gider avansının İlk Derece Mahkemesince istinaf edene iadesine,

Dair yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.11.2016

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...