MUHDESATIN TESPİTİ İSTEMİ

DAVACI TARAFINDAN BİR TAKIM İYİLEŞTİRİCİ İŞLER İÇİN YAPILAN MASRAFLAR YENİ BİR MUHDESAT OLMADIĞINDAN ZORUNLU VE FAYDALI GİDERLER OLMASI NEDENİYLE HUKUKİ YARAR YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN TAMAMININ REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 58
Karar: 2017 / 58
Karar Tarihi: 09.03.2017

ÖZET: Yerel mahkemece taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı, ortaklığın giderilmesi davasına konu … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın beton ve tuğla işlerinin davacı ve davalı tarafından ortak yapıldığı kabul edilerek dava konusu 1 ve 3 numaralı dairelerin, çatı ve dükkanın davacıya ait olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacı tarafından bir takım iyileştirici işler için yapılan masraflar yeni bir muhdesat olmadığından, zorunlu ve faydalı giderler olması nedeniyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf talebi yerinde ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nun maddesi gereğince kabulü gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle B. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının HMK.nun maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

(4721 S. K. m. 684, 718, 722, 724, 729) (6100 S. K. m. 106, 353) (6098 S. K. m. 77)

Yerel mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş almakla yapılan inceleme sonucunda:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Daracı vekili tarafların Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Merkez Beşevler Mah. 6727 ada, parselde kayıtlı gayrimenkulde 1/2 hisse sahipleri olduklarını, tarafların taşınmazın kaba inşaatını 1994 yılında bitirdiklerini ve şu anda fiilen kullanılan şekli ile paylaşımı o tarihte yaptıklarını (1 ve 3 nolu dairelerin davacının, 2 ve 4 numaralı dairelerin davalının), bu paylaşımdan sonra davacının kendine düşen bölümlerin çatı ve zemin katları da dahil sıvasını yaptırdığını ve oturur hale getirdiğini, davacının 20 yıldır kura ile kendine düşen bağımsız bölümleri kullanmakta olduğunu, davalının ise birinci katını yaptıktan sonra üst katı ile hiç ilgilenmediğini, beton atılı vaziyette kaldığını, davalının Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1047 Esas Sayılı dosyası ile izale-i şüyu davası açtığını ve aynen taksim talebinde bulunduğunu, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla. Bursa İli, Nilüfer ilçesi, Merkez Beşevler Mah. 6727 ada, 5 parselde kayıtlı gayrimenkulde 1 ve 3 numaralı dairelerin, çatının ve altındaki dükkanın tüm inşai imalatlarının davacı tarafından yapıldığının ve bu dairelerin, çatı ve dükkanın davacıya ait olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dav a etmiştir.

Davalı vekili dava konusu binanın tüm inşaatının taraflarca müşterek olarak yapıldığını, davacının daha sonra 1 ve 3 numaralı dairelere el koyduğunu, davacının davalıya danışmadan yaptığı işgal nedeni ile hak sahibi olamayacağını, davacının taleplerinin muhdesatın tespiti davasının konusunu oluşturmayıp bu taleplerin izale-i şuyu davasında tartışılması gerektiğini ve davacının muhdesatın tespiti davası ile daire ve dükkanın kendisine aidiyetinin tespitini isteyemeyeceğini, ancak yaptığı iyileştirme bedellerini isteyebileceğini kaldı ki böyle bir durumun da söz konusu olmadığını, müvekkilinin de kendi kullandığı dairelere ilişkin iyileştirmeler yapmış olup bunlarla ilgili istemde bulunma haklarını saklı tuttuklarını, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhinde açacakları dava haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 721 ada 4 parselde arsa vasfı ile tapuda kayıtlı taşınmazın üzerindeki binanın kaba inşaat denilen beton ve tuğla işlerinin davacı ve davalı tarafından ortak yapıldığı, taşınmaz üzerindeki binada ön cephedeki girişteki dükkanın 1.ve 2.katlardaki 1 ve 3 nolu dairelerin ve çatı katının 84.796.00 TL olarak tespit edilen ince işlerinin davacı S. M. tarafından yapıldığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin ve tapuya şerh verilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi heyetince davacı tarafından yapılan imalatların yeni bir muhdesat olmadığı, davacının yaptığı imalatların iyileştirme mahiyetinde ve faydalı imalatlar olduğunun tespit edildiği, raporda bir yandan imalatların iyileştirme mahiyetinde ve faydalı imalatlar olduğu belirtilirken diğer yandan bunların muhdesat olduğu ve davacının hukuki yararının bulunduğu yönündeki beyanların çelişkili olduğu, Yargıtay uygulamalarında faydalı ve iyileştirici imalatlar hakkında muhdesat aidiyeti davası açılamayacağı, bunların sebepsiz zenginleşme davası ile ayrıca istenebileceğinin belirtildiği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, yine mahkemenin davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verdiğini ancak yargılama giderlerinin tamamını davalıya yüklediğini, reddedilen kısım yönünden yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamasının da hukuka aykırı olduğunu, davanın tespit davası olmasına rağmen davacı lehine maktu vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, belirtilen nedenlerle ve re’sen dikkate alınacak sair hususlar yönünden usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasına, istinaf yargı yolu yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Davacı vekili, dava konusu 721 ada 4 parsel üzerinde bulunan binanın 1 ve 3 numaralı dairelerinin, çatının ve altındaki dükkanın tüm inşaı imalatlarının davacı tarafından yapıldığının ve bu dairelerin, çatı ve dükkanın davacıya ait olduğunun tespiti talebinde bulunmuştur.

Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici paryalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. (TMK 718 m.)

22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hakolup(TMK 722. 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı, yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

Bundan ayrı, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması(6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir.

Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

Somut olaya gelince, getirtilen tapu kaydına göre, dava konusu 721 ada 4 parselin (eski 6729 ada 5 parsel), paylı mülkiyet hükümlerine göre davacı S. M. ve davalı N. M. adlarına kayıtlı olduğu, davalı N. M. tarafından Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/1047 Esas sayılı dosyası ile S. M. aleyhine ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, yargılama sırasında S. M. vekili tarafından taşınmaz üzerinde bulunan 2 adet bağımsız bölüm, dükkan ve çatının müvekkili tarafından yapıldığı ve müvekkiline ait olduğunun ileri sürülmesi üzerine, mahkemece kendisine muhdesatın tespitine yönelik dava açılması için süre verildiği ve adı geçen tarafından iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Yerel mahkemece, duruşmada dinlenilen davacı ve davalı tanıkları, dava konusu taşınmazın üç kat olarak kaba inşaat tabir edilen beton ve tuğla duvar işlerinin taraflarca ortak yapıldığı, ön cephedeki girişteki dükkanın 1. ve 2. katlardaki dairelerin ve çatı katının davacı tarafından, arka cephedeki 1. ve 2. katlardaki dairelerin davalı tarafından yapıldığını beyan etmişlerdir.

Gerek taraf beyanları gerekse her iki tarafın tanık beyanları göz önünde bulundurulduğunda, taşınmaz üzerindeki binanın beton ve tuğla duvar inşaatlarının taraflarca ortak yapıldığı, tarafların kullandıkları kısımları tamamlama, tamirat ve tadilat yaptırarak iyileştirmeye yönelik olarak tasarruflarda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhtesat meydana getirme niteliğinde olmayıp, mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhtesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir. Mevcut ınuhtesata yeni bölümler ilave edilmesi veya mevcut muhtesatın bakım ve onarımının yaptırılması muhtesatın bu işleri yapan kişiye ait olması sonucunu doğurmaz. Bu tür işlerin yapılması için harcanan giderler muhtesatın değerini artıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını TBK’nun 77 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur. İyileştirme giderlerini yapan malik ya da maliklerin taşınmazın ortaklığının satılarak giderilmesi ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden bu iyileştirme giderlerinin tespitini dava etmekte hukuki yararı bulunduğundan söz edilemez.

Kabule göre de; Hukukumuzda aidiyetin tespitine ilişkin davalar, kendine özgü nitelikte bir dava olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da, mahkemece gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilebilir.

Tüm bunların ışığında, yerel mahkemece taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre tapuda kayıtlı, ortaklığın giderilmesi davasına konu 721 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın beton ve tuğla işlerinin davacı ve davalı tarafından ortak yapıldığı kabul edilerek dava konusu 1 ve 3 numaralı dairelerin, çatı ve dükkanın davacıya ait olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacı tarafından bir takım iyileştirici işler için yapılan masraflar yeni bir muhdesat olmadığından, zorunlu ve faydalı giderler olması nedeniyle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabul kısmen red kararı verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf talebi yerinde ise de bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/150 Esas-2016/514 Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılarak davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/10/2016 tarih, 2014/150 Esas-2016/514 Karar sayılı kararının HMK.nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2- Davanın REDDİNE,

3- Harçlar Kanununa göre alınması gereken 31,40 TL. maktu harcın peşin alman 1.466.00 TL. harçtan mahsubu ile 1.434,6 TL. harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,

4- Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin harcının talep halinde davalı tarafa iadesine.

5- Davalı taraf kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden inceleme tarihi itibariyle yürürlükle olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 9.533,68 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı taraf lehine ayrıca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

7- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

8- Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen 9,10 TL posta gideri, 8,00 TL tebligat gideri ile 85.70 TL istinaf başvuru harcı ve 27,40 TL posta gideri olmak üzere toplam 130.20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9- Taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine,

Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b/2 bendi ile aynı kanunun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren bir aylık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/03/2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...