MİRASIN HÜKMEN REDDİ DAVASI

DAVACILARIN MURİSTEN MAL İKTİSAP ETTİKLERİNE İLİŞKİN HERHANGİ BİR DELİL VE BELGE DE TESPİT EDİLEMEDİĞİ MİRASÇILARIN TEREKEYİ KABUL ETTİKLERİNE DAİR ZIMNİ VEYA AÇIK EYLEMLERİNİN DE BULUNMADIĞI GEREKÇESİ – DAVALI TARAFIN DA BUNUN AKSİNİ YARGILAMA SIRASINDA İDDİA VE İSPAT EDEMEDİĞİ

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 71
Karar: 2017 / 131
Karar Tarihi: 14.03.2017

ÖZET: Mahkemece, davacıların muristen mal iktisap ettiklerine ilişkin herhangi bir delil ve belge de tespit edilemediği; mirasçıların terekeyi kabul ettiklerine dair zımni veya açık eylemlerinin de bulunmadığı: Murisin ölüm tarihi itibariyle tek mal varlığı olan ve fiilen mirasçılarda da bulunmayan 1987 model aracın murisin borcunu karşılamaya yetmediğinin de açık olduğu gerekçeleri ile; Davanın Kabulüne; Davacıların murisi İ. G.’in vefat tarihi itibari ile terekesinin borca batık olduğunun ve davacılar tarafından murisin mirasını hükmen red edildiğinin tespitine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre de davacıların terekeyi kabul anlamına gelen tasarruflarının da bulunmadığı; Keza davalı tarafın da bunun aksini yargılama sırasında iddia ve ispat edemediği de anlaşılmıştır.

(4721 S. K. m. 605) (6100 S. K. m. 353, 362)

Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/11/2016 tarih 2015/1210 E. – 2016/799 K sayılı kararına karşı davalı vekilinin 03/01/2017 tarihli istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

TALEP:

Davacılar vekili mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesinde; Müvekkillerinin oğlu, İ. G.’in 02.09.2012 tarihinde evli ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, muris İ.’in geriye mirasçı olarak davacıların ve murisin eşinin kaldığını; Murisin vefatında terekesinin borca batık olduğunu, SGK’ya ve birçok kurum ve şahsa borçlarının bulunduğunu, murisin SGK’ya borcu olduğundan SGK tarafından aleyhine icra takibi de başlatıldığını ve müvekkillerinin de dosyaya borçlu olarak eklenip davacı H. G.’in emekli maaşından kesinti yapılmaya da başlanıldığını; Muristen davacılara intikal eden hiçbir mal varlığı bulunmadığını, mirası kabul anlamına gelen herhangi bir tereke işlemi de yapmadıklarını;

Bu nedenlerle muris İ. G.’in vefat tarihinde terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile davacıların mirası hükmen reddetmiş olduklarının kabulüne; Davalıların davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine; Yargılanın giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı SGK vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, muris İ. G.’in terekesinin borca batık olup olmadığı terekenin aktif ve pasifinin tamamen bilinmesi ile mümkün olacağını, miras bırakanın taşınır ve taşınmaz mallarının ölüm günündeki değerlerinin borçlarını karşılamaya yeter miktarda olup olmadığının objektif olarak tespitinin gerektiğini;

Mirası reddeden mirasçıların, murisin alacaklılarına karşı miras bırakanın ölümünden önceki 5 yıl içinde ondan alınış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü oldukları değer ölçüsünde sorumlu olacaklarından; Davacıların murisin ölümünden önceki 5 yıl içinde mirastan almış olduğu gayrimenkul, menkul ve nakit para aktarımı olup olmadığının ve miras bırakanın ölümünden sonra davacıların miras bırakanın mirasın kabul anlamına gelen davranışının bulunup bulunmadığının da araştırılmasının gerektiğini;

Tüm bu nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:

Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 15/11/2016 tarihli kararında murisin 1987 model .. .. …. plakalı aracı dışında menkul, gayrimenkul malının bulunmadığı, kayıtlı aracın piyasa değerinin de sağlam olması durumunda 5.000-6.000-TL arasında olduğu, kaldı ki bu aracın muris tarafından (davacı iddiası ve doğrulayan tanık beyanlarına göre) sağlığında hurda olarak satıldığı, fiilen aracın mirasçılarda mevcut olmadığı, araç üzerinde birçok haczin bulunduğu, yine murisin borçlarından dolayı SGK ’nın ve gerçek şahısların birçok alacağının bulunduğu, mahkememizce tespit edilen ve halen fiilen takip devam eden icra dosyaları ve SGK alacağı miktarının (icra dosyalarında takip başlangıç miktarlarındaki borçlar dikkate alınıp, ferileri dikkate alınmadan) yaklaşık 35.000 TL olduğu;

Davacıların muristen mal iktisap ettiklerine ilişkin herhangi bir delil ve belge de tespit edilemediği; mirasçıların terekeyi kabul ettiklerine dair zımni veya açık eylemlerinin de bulunmadığı: Murisin ölüm tarihi itibariyle tek mal varlığı olan ve fiilen mirasçılarda da bulunmayan 1987 model aracın murisin borcunu karşılamaya yetmediğinin de açık olduğu gerekçeleri ile; Davanın Kabulüne; Davacıların murisi İ. G.’in vefat tarihi itibari ile terekesinin borca batık olduğunun ve davacılar tarafından murisin mirasını hükmen red edildiğinin tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Av. İ. E. 03/01/2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde;

1- Yerel Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının dosya kapsamındaki toplanan deliller Yüksek Mahkeme İçtihatları, usul ve yasa yönünden yerinde bulunmadıkları için istinaf kanun yoluna müracaat ettiklerini;

2- Müteveffa İ. G.’in terekesinin borca batık olup olmadığının, terekesinin aktif ve pasifinin tamamen bilinmesi ile mümkün olacağını;

3- “Ödemeden aciz bir miras bırakanın mirasını reddeden mirasçıların murisin alacaklılarına karşı miras bırakanın ölümünden önceki 5 yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında yükümlü oldukları değer ölçüsünde sorumludur” hükmü doğrultusunda davacıların murisin ölümünden önceki 5 yıl içinde mirastan almış olduğu gayrimenkul, menkul ve nakit aktarımı olup olmadığının ve miras bırakanın mirasını kabul anlamına gelen davranışının bulunup bulunmadığının tespitinin de gerektiğini;

4- Miras bırakanın ölüm günü itibariyle terekesinin aktifinin belirlenmesi ve borç miktarına göre borçlarını karşılamaya yeter miktarda olup olmadığının objektif olarak tespiti gerektiği halde bu tespit yapılmadan mirasın hükmen reddi kararı verildiğini ve bu kararın hukuka aykırı olduğunu ve tüm bu sebeplerle usul ve yasaya aykırı 15/11/2016 tarihli kararının ortadan kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine dair hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, TMK’nın 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Miras bırakanın terekesinin borca batık ve ödemeden aczinin açıkça belli olduğu hallerde mirasın reddedilmiş olduğun kabul edilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605/2 maddesi gereğince, “ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır.” Mirası hükmen reddetmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bu husus defi yolu ile de ileri sürülebilir.

Dava konusu olayda davacılar miras bırakan oğulları İ. G.’in ölüm tarihinde davalı kuruma ve başka kurum ve kişilere borçlarının bulunduğunu terekesinin borca batık olduğunu: Muristen kendilerine herhangi bir mal da intikal etmediğini beyan ederek miras, hükmen reddetmiş sayılmalarına karar verilmesini istemişlerdir.

Miras bırakan İ. G.’in yapılan takbis sorgulamasında üzerinde herhangi bir gayrimenkulünün bulunmadığı tespit edilmiş; yapılan zabıta araştırmasında da murisin ölüm tarihinde herhangi bir mal varlığının bulunmadığı muristen davacılara herhangi bir mal ve alacak da kalmadığı tespit edilmiştir.

Yine, dosyaya celp olunan ve davacılar vekilince UYAP ortamında yapılan sorgulamalarda da, muris İ. G. hakkında birçok icra takip dosyasının bulunduğu; Dosyaların infaz edilemediği; Bu dosyalardan yapılan araştırma ve haciz işlemlerin sonucunda da; Murisin gerek bankalarda gerekse tapu kayıtlarında herhangi bir mal varlığına ulaşılamadığı görülmüştür.

Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Pamukkale Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 30/05/2016 tarih 69875490-137699-7777783 sayılı yazısında; ……. Bağ-No ve …….. T.C. Kimlik Numaralı sigortalısı İ. G.’in 4/1-b dosyasının tetkikinde ölüm tarihi itibariyle 23.757,77-TL prim ve ceza borcunun bulunduğu, 13/01/2015 tarihinde haksahiplerince; 6552 sayılı kanuna göre yapılandırma talebine istinaden 19.945,17-TL’nin peşin ödendiğini, buna istinaden kurumlarında herhangi bir prim borcunun bulunmadığı bildirilmiş olmakla;

Dairemizce Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Pamukkale Sosyal Güvenlik Merkezi’ne 23/02/2017 tarihinde yazılan müzekkere ile murisin Bağ-Kur borcunu kimin yapılandırdığı sorulmuş; Gelen müzekkere cevabında ise …….. Bağ-No ve ……… T.C. Kimlik Numaralı sigortalısı İ. G.’in ölüm tarihi itibariyle olan borcunu yapılandırmak için S. Ü. adlı kişinin 13/01/2015 tarihinde Ankara/Yeni mahalle Sosyal Güvenlik Merkezine müracaat ettiği; Yapılandırma dökümünü aynı tarihte teslim aldığı, gerekli belgelerin 09/02/2015 tarihinde kurumlarına intikal ettirildiği, yapılandırılan borcunda 13/01/2015 tarihinde PTT Bankası aracılığı ile ödendiği bildirilmiş olup, başvuruya ve ödemeye ilişkin evrakların yazılarının ekinde göndermiş olduğu ancak ödemenin kimin tarafından yapıldığına dair kurumlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılamadığı bildirilmiştir.

UYAP dan çıkartılan nüfus aile kayıt tablosundan da S. Ü.’in muris İ. G.’in eşi S. G.’in kardeşi olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre de davacıların terekeyi kabul anlamına gelen tasarruflarının da bulunmadığı; Keza davalı tarafın da bunun aksini yargılama sırasında iddia ve ispat edemediği de anlaşılmıştır.

Tüm bu nedenler ve dosya kapsamına göre, Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1210 E. 2016/799 K. sayılı kararı, dosyadaki vakıa ve hukuk, değerlendirme bakımından ayrıca usul ve esas yönünden de yasaya aykırı bir durum bulunmamakla İstinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/11/2016 tarih 2015/1210 E. 2016/799 K. sayılı dosyasında verilen karara ilişkin davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b-l maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE;

2- Davalı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına;

3- Yapılan istinaf yargılama giderinin istinaf yoluna müracaat eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına;

4- İstinaf incelemesinde duruşma açılmadığından taraflar leh ve aleyhlerine istinaf vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına;

5- Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine;

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 14.03.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...