MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL EDEN EŞİN EYLEMİNİ BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KİŞİLER YÖNÜNDEN HERHANGİ BİR DÜZENLEME GETİRİLMEDİĞİ – DAVANIN REDDİNİN USUL VE YASAYA UYGUN OLDUĞU – İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ GEREKTİĞİ

Gaziantep BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 87
Karar: 2017 / 91
Karar Tarihi: 21.02.2017

ÖZET: Sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmediği, davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği tespit edilerek hüküm kurulmuştur.

(4721 S. K. m. 174, 185) (6098 S. K. m. 58, 61) (6100 S. K. m. 353)

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve ilgili dosya dairemize gelmiş olup, dosyanın inceleme aşaması tamamlanarak duruşma yapılmadan karar verilebilecek hallerden olduğu anlaşılmış olmakla, dosya heyetçe incelendi:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin yerel mahkemeye verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı eşi M. Ç. ile 02/04/1997 tarihinde evlendiklerini, müvekkilinin eşi M. Ç., S. Ö. isimli bir kadınla beraber yaşamaya başladığını, müvekkilinin bu durumu eşinin kendisine boşanma davası açmasıyla öğrendiğini, davanın halen derdest olup Malatya 2. Aile Mah.’nin 2016/204 E nolu dosyada görüldüğünü, yaşanan bu olaylar sebebiyle müvekkilinin ruhsal ve manevi olarak bittiğini, kişilik haklarının ihlal edildiğini, dava konusu olayda müvekkiline işlenen haksız fiil söz konusu olduğu, ikili arasındaki fotoğraf ve mesajlaşmaları delil olarak sunduklarını, müvekkilinin eşi M. Ç.in beyanlarına göre kendisi ile davalı S. Ö. arasında ilişkinin 18/05/2014 tarihinden beri devam ettiğini, müvekkilinin eşine atmış olduğu mesajları ve beraber çekilen resimleri görünce ruhsal açıdan bittiğini ve yaşamının amaçsız ve anlamsız hale geldiğini, müvekkilinin kişilik hakkı bu gayri resmi ilişki sebebiyle tecavüze uğramış olup zarar meydana geldiğini, bu nedenlerle müvekkilinde meydana gelen ruhsal çöküntü ve manevi zararı dindirebilmek adına 30.000 TL manevi tazminatın 18/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak taraflarına verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalının yerel mahkemeye verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı N.’ın hali hazırda nikahlı eşi olan M. Ç. arasında evli olduğunu bilerek devam eden bir arkadaşlığı ve gönül bağı olmadığını, müvekkilinin M. Ç. ile kısa bir dönem tanışıklığı ve arkadaşlığı olmasına karşın bu durumunda dayatmalar ve zorlamalar neticesinde istemeyerek olduğunu, mahkemeye ekte sunulan mahkeme evrakları, tehdit mesajları, tehdit fotoğraflarından anlaşılacağını, davalının davacının eşi M. Ç.ten yakasını kurtarmaya çalıştığını, müvekkilinin anlatımları ve tarafların derdest olan tüm dosyaları bir kül halinde değerlendiğinde davalı N. ve eşi M.’in birlikte hareket ettiği, müvekkilinin yıpratmaya çalıştığını, maddi ve manevi anlamda bitirdiğinin yadsınamaz bir gerçek olduğunu, gelinen aşamada müvekkilinin aile fertleriyle olan ilişkileri, iş yerindeki düzeni belki de düzelmeyecek derecede bozulduğunu, bu yaşananlar neticesinde müvekkilin psikiyatri tedavisi ve ilaçlan verildiği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yapılan yargılama sonucunda Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/745 Esas, 2016/1623 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili 12/01/2017 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eşi ile davalının beraberliği sabit olup, müvekkilinin eşi ile yaşamış olduğu birliktelikten dolayı davacının evliliğinin boşanma davası sonucu son bulduğu, davalının müvekkilinin eşi ile bir beraberliğe başladığında müvekkilinin eşinin evli olduğunu bilerek ve bu durumu kabul ederek bir ilişkiye başladığı, bu nedenle müvekkili aleyhine işlenen bir haksız fiil söz konusu olduğu, eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğü altına girmekte olduğunu, bu yükümlülüğün ihlali ile işlenen haksız fiil arasında illiyet bağı bulunduğunu, somut olay açısından haksız fiilin tüm unsurları olan hukuka aykırı fiil, kusur, uygun illiyet bağı ve zararın gerçekleştiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, dosya kapsamına sunulan mesajlar ve fotoğraflar müvekkilinin eline geçtiğinde büyük bir şaşkınlık ve ruhsal açıdan büyük çöküntüler yaşadığı, kişilik değerlerinin zarar gördüğü, aldatan eş ile üçüncü kişi arasında müteselsil sorumluluk bulunduğunu, evli bir kişinin evlilik dışı bir birlikteliğinin, diğer eşin sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olduğu, bu eyleme bilerek katılan kişinin de diğer eşin uğradığı zararlara ortak olduğu, ahlaka aykırı bir fiil ile bilerek başkasının zarara uğramasına neden olduğunu belirterek ve re’sen nazara alınacak sebepler dikkate alınarak Malatya l. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/745 Esas, 2016/1623 Karar sayılı dava dosyasının kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı, eşi M. Ç. ile 02/04/1997 tarihinde evlendiklerini, müvekkilin eşi M. Ç., S. Ö. isimli bir kadınla beraber yaşamaya başladığını, müvekkilin bu durumu eşinin kendisine boşanma davası açmasıyla öğrendiğini, davanın halen derdest olup Malatya 2. Aile Mah.’nin 2016/204 E nolu dosyada görüldüğünü, yaşanan bu olaylar sebebiyle müvekkilinin ruhsal ve manevi olarak bitliğini, kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek açtığı haksız fiil dolayısıyla manevi tazminat davasında Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/745 Esas, 2016/1623 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2015/1068 Esas, 2016/367 Karar sayılı ilamında “Davacının dava dışı eşinin TMK’nın evlenmeyle eşe yüklediği ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülüğünü ihlali nedeniyle. Kanunu’nun 185. ve 174. maddeleri uyarınca boşanma sebebi ve istek halinde manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu kuşkusuzdur. TMK’daki düzenleme, dava dışı eşin evlenme ile kurulan aile birliğinin tarafı olması sıfatından kaynaklanmaktadır. Zira dava dışı eş kendi iradesi ile bu birliğin tarafı olmayı kabul etmiş ve yasanın kendisine tanıdığı hak ve yükümlülükler atlına girmiştir.

Davalının eyleminin manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğine gelince, davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir. 6098 sayılı TBK’nın müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira söz konusu Kanun’un 61. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali dc söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle, TBK’nın 58. maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.” şeklinde belirttiği, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmediği. Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/11/2016 tarih ve 2016/745 Esas, 2016/1623 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği tespit edilmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.l maddesi gereğince esastan REDDİNE.

Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL lik istinaf maktu harçtan 31,40 TL’lik red harcının mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

Kararın kesin olması nedeniyle tebligatların ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21.02.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...