Mal Rejiminden Kaynaklanan Dava

 
Ankara BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 1003
Karar: 2017 / 1012
Karar Tarihi: 02.11.2017

(6100 S. K. m. 33, 341, 357) (4721 S. K. m. 219, 222, 227, 228, 229, 230, 231, 235) (YHGK. 18.03.2015 T. 2014/15-2128 E. 2015/1047 K.)

Davacı K. vekili, evlilik birliği içinde 3586 ada 37 parselde 8 no.lu meskenin davalı adına edinildiğini, meskenin edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, tasfiye sonunda hesaplanacak artık değer üzerinden davacının katılma alacağının belirlenerek, dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, harca esas değeri 10.000 TL olarak göstermiş. 17.05.2017 tarihli harcını da tamamladığı ıslah dilekçesi ile talebini 62.500 TL. ye yükseltmiştir.

Davalı E. vekili, evlilik sürecinde alınmış ise de davacının evin alınmasında katkısı olmadığını, evin tamamen davalı ve ailesine ait olduğunu, evde alım tarihinden beri davalının ailesinin oturduğunu, bir kira da vermediklerini, katkısından bahsedemeyen davacının, alım tarihinden faydalanarak kötü niyetle alacak istediğini, düşük maaşla çalışan davacının katkı sağlayamayacağını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, meskenin edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken alındığı, davalı her ne kadar annesine ait 40.000 TL. miktarında altının, kendi hesabından çektiği 19.000 TL. ve dedesinden gelen 7.000 TL’nin alımda kullanıldığını, kalanın tarafların birikimleriyle tamamlandığını savunmuş ise de, davalının ailesinin durumunun kötü olup, yeşil kartlı oldukları, babanın zaten engelli olduğu, anneye her memlekete gittiğinde altın verildiği iddialarının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, davalının bankadan para çektiği tarihin yaklaşık 7 ay öncesine isabet ettiği, dedenin hesabındaki paranın ise 14 gün önce çekildiği, oysa beyanlarda taşınmazın görülüp hemen sonra aynı gün işlemler yapılarak alındığının bildirildiği, bu yüzden alımda kullanıldıklarının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 62.500,00 TL. katılma alacağının karar tarihi olan 25.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Davalı E. vekili, davalının bankadan çektiği para, ailesinin katkıları, dedesinden gelen para düşülmeden, bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, davacının alımda katkısını ispatlayamadığını, delillerle meskenin davalının ailesine ait olduğunun anlaşıldığını, yurt genelinde kadınların altın ve paraları genelde yastık altında tuttukları gerçeğinin göz ardı edildiğini, ailesinin yeşil kartlı olmasının yanlış değerlendirildiğini açıklayarak, kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi isteği ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf kanun yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 ila 361. maddeleri atasında düzenlenmiş olup, “İncelemenin Kapsamı” başlığını taşıyan 355. maddede açıkça; “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” demek suretiyle kural olarak Bölge Adliye Mahkemelerinin taraflarca ileri sürülmemiş hususları inceleme konusu edemeyeceği ifade edilmiştir.

Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). Dava dilekçesi ve dosya kapsamı ile edinme tarihine göre dava, davalı adına edinilen mesken bakımından katılma alacağı isteğine ilişkindir.

Davacı Lehine Katılma Alacağına Hükmedilmesi Gerektiği

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin kararlarında da istikrarlı olarak belirtildiği üzere; edinilmiş mallara katılma rejiminin devanı ettiği sırada eşlerden biri adına edilen edinilmiş malda diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı bulunmakladır. Artık değere katılma alacağı eklenecek değerlerden (TMK m. 229) ve denkleştirmeden (TMK m. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere eşin edinilmiş mallarının (TMK m. 219) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan değerin (TMK m. 231) yarısı üzerinde diğer eşin alacak hakkıdır (TMK m. 236/1). Katılma alacağı yasadan kaynaklanan bir hak olduğundan talepte bulunan eşin gelirinin olması veya söz konusu malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunması gerekmemektedir.

Artık değere katılma alacağı miktarı ile değer artış payı alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.

Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir. (TMK m 222). Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.

Taraflar, 02.06.2014 tarihinde evlenmiş, 14.12.2015 ve 21.03.2016 tarihinde karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulüne ilişkin hükmün 22.12.2016 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir (TMK m.225 son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10. TMK m.202/1)

Dava konusu 3586 ada 37 parselde 8 nolu mesken, 09.03.2015 tarihinde, taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde alınmıştır. Dairenin alımı sırasında, davalı kadın tarafından hesabından çekilen 19.000 TL. dedesinin hesabından çekilen 7.000 TL.’nin kullanıldığı, ayrıca ailesinden yardım alındığı iddia edilmektedir.

Tüm bu ilkeler, toplanan deliller ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle HMK’nın 355. maddesi karşısında, davalı vekilinin istinaf sebepleri ile bağlı kalınması gerekeceğinden, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda inceleme yapılması gerektiği, bunun dışında kamu düzenine giren hususlar hariç bir inceleme yapılamayacağı açıktır.

Davalı Vekilinin İstinaf İsteği Bu Sebeple Yerinde Bulunduğu

Her ne kadar mahkeme tarafından bir takım gerekçelerle, davalı savunmasında geçen, denkleştirmeye tabı katkılar yönünden, taşınmazın alımında kabul edilemeyeceği açıklanmış ise de, bu durum toplanan deliller ve dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Dosya kapsamından her iki tarafın da çalıştığı açık ise de, talep katılma alacağı isteğine ilişkin olup, bu bakımdan davacının çalışmasının veya gelir elde edip etmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. 98.000 TL’ye alındığı anlaşılan meskenin alımında tarafların birikimlerinin kullanıldığı konusunda da bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, alımda birikimler dışında, davalının ailesinin katkısı olup olmadığı, dededen gelen 7.000 TL ile davalının bankadaki birikiminin kullanılıp kullanılmadığına ilişkindir.

Dosyada toplanan belgeler, tanık beyanlarındaki açıklamalar ve tüm dosya kapsamı karşısında, davalının ailesinin alımda maddi ve somut katkı bulunduğuna dair bir delil olmadığından, bu yönden davalı lehine değerlendirme yapılmaması doğrudur. Ancak davalının dedesi F. A.’nın Türkiye İş Bankası Aziziye şubesindeki hesabından 25.02.2015 tarihinde çekilen 7.000 TL ile davalının hesabından çektiği 18.990 TL miktarın, meskenin atımından yaklaşık 14 gün ve 6.5 ay evvel çekilmeleri, bu miktarların mesken alımı sebebiyle çekilerek kullanıldığına ilişkin birbirini tamamlayan ve doğrulayan tanık beyanları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları itibarıyla, bu paraların evlilik içindeki ihtiyaçlarda kullanıldığına dair bir delil bulunmaması sebebiyle, hayatın olağan akışı da gözetildiğinde alımda kullanıldığının kabulü gerekir. Taşınmazın aynı gün görülüp, beğenilmesi, ertesi gün işlemlerin yapılması şeklindeki gerekçe, elinde birikim olan alıcı için, elindeki paranın nereden geldiğinin belirlenmesi bakımından doğru kabul edilemez. Ancak, davalının evlilik birliği öncesinde 11.09.2013 tarihinde açılan ve belirli aralıklarla para girişi ve çıkışı olduğu anlaşılan Bank Asya Karaman şubesindeki hesabında evlenme tarihi öncesinde de bir miktar olması. 02.06.2014 evlenme sonrasında hesaba yatırılan ve çekilen paralar bulunması dikkate alındığında, banka hesap hareketlerine göre belirlenen 2.985 TL’nin bu dönemde hesaba girdiği ve aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mal kabul edilmesi gerekeceği, 29.08.2014 tarihinde hesaptan çekilen 18.990 TL’den bu miktar düşüldüğünde. 16.005 TL’nin ise evlenme öncesi kadının birikimi olarak denkleştirmede dikkate alınması gerekeceği açıktır. Bu 16.005 TL’nin hesaplamada, alım tarihi itibarıyla güncellenerek oranlama yapılması gerekli ise de, davalı kadının savunmasında, bu parayı yastık altında tutarak, ev bulunduğunda kullandığını bildirdiğinden, bu beyan ile bağlı kalınarak, güncelleme yapılmamalı ve 16.005 TL hesapta dikkate alınmalıdır. Mahkemenin aksi kabulü ve uygulaması doğru bulunmamıştır.

Hakim basit hesaplama gerektiren işlerde bizzat hesaplama yaparak karar verebilirse de denetlemeye imkan verecek şekilde hesap raporu alınarak karar verilmesi esastır. Aksi halde, tarafların yapılan hesap hata ve yanlışlıklarına itiraz olanağı ve varsa bunların düzeltilmesi imkanı kullandırılamayacağından, bu suretle hukuki dinlenilme hakkı (HMK. m. 27) ihlal edilmiş olabilir. Bu husus, yerleşik İçtihatlarda da benimsenmiştir, (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.03.2015 gün ve E: 2014/15-2128, K: 2015/1047 sayılı ilamı). Mahkemenin, yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca, denetime elverişli uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı lehine denkleştirme oranları ve alacağını da tespit ederek, artık değeri ve sonrasında katılma alacağını bulması gereklidir.

Ancak, istinaf kanun yolu başvurusu sırasında tespit edilen hatalı kabuller sonrasında, dosyanın yeniden mahkemesine gönderilmesi gerekmediği gibi, istinaf aşamasında yapılmayacak işlere ilişkin HMK’nın 357. maddesi ile belirlenen eksikliklerin tamamlanması için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediği, bilirkişi raporu alınması sırasında bilirkişileri yönlendirici talimat verilemeyeceği, bilirkişi raporu ile bağlı olunamayacağı da gözetilerek, Daire tarafından belirlenen ilkelere göre denetime elverişli hesaplama yapılabileceği sonucuna varılmıştır.

Bu açıklama ve kabuller sonrası hesaplamaya gelindiğinde, 98.000 TL’ye alınan taşınmazın 7.000 TL’sinin dede tarafından, 16.005 TL’sinin ise davalı kadının bankadan çektiği paradan gelen, kadının kişisel malı olduğu, bakiye miktarın ise aksi ispatlanamadığından edinilmiş mal kabul edilmesi gerektiği, bu durumda (16.005 +7.000) /98.000% 23,47 denkleştirmeye esas oran ve bu oranın karar tarihine en yakın sürüm değeri 125.000 TL ile çarpıntı sonrası bulunan 29.337,50 TL kadın lehine denkleştirme alacağı, bu miktar 125.000 TL’den düşüldüğünde (125.000 – 29.337.50) 95.662.50 TL artık değer ve bunun yarısı 47.831,25 TL ise davacı lehine katılma alacağı olacaktır. Bu miktar üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, hatalı kabullerle fazla miktara hükmedilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteği bu sebeple yerinde bulunmuş, kararın kaldırılarak, açıklamalar ve hesaplamalar doğrultusunda yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Kararının Kaldırılmasına Karar Verildiği

HÜKÜM:

A-) Davalı E. vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteği yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen yerinde görüldüğünden6100 sayılı HMK’nın 341ve 353/(1)-b.2. maddeleri gereğince kabulüne, Konya 4. Aile Mahkemesinin 25.05.2017 tarih 2016/53 esas 2017/442 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA.

1-) Davacının davasının kısmen kabulüne, dava konusu mesken yönünden 47.831.25 TL katılma alacağının. 25.05.2017 karar tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte davalı E.’den tahsili ile davacı K.’ye verilmesine.

2-) Kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 3.267.35 TL harçtan, peşin alınan ve tamamlanan toplam 1067.35 TL harcın mahsubu ile kalan 2.200 TL harcın davalı E.’den tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-) Davacı K. kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanıp takdir edilen 5.611 TL nispi vekalet ücretinin davalı E.’den alınarak davacı K.’ye verilmesine,

4-) Davalı E. kendisini davada vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanıp takdir edilen 1.980 TL nispi vekalet ücretinin davacı K.’den alınarak davalı E.’ye verilmesine,

5-) Davacı K. tarafından yapılan, başvuru harcı, peşin ve tamamlama harcı, ihtiyati haciz ve tedbir talebi harcı 1.197,15 TL ve tebligat, müzekkere, tanık ücreti ve bilirkişi ücreti 684,60 TL olmak üzere toplam 1.881.75 TL yargılama giderinin, kabul ve reddedilen miktarlar dikkate alınarak. 1.440,10 TL’sinin davalı E.’den alınarak davacı K.’ye verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı K. üzerinde bırakılmasına,

6-) Taraflarca yatırılan gider avansından varsa kullanılmayan kısımların hüküm kesinleştiğinde HMK’nun 333. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi gereğince yatıran ilgili tarafa iadesine,

B-) İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında, istinaf talebinde bulunan davalı E.’den peşin alınan harcın talebi halinde yatıran davalıya iadesine,

C-) İstinaf kanun yolu başvurusu için davalı E. tarafından yapılan bir tebligat 11 TL, dosya gidiş geliş ücreti 30,80 TL toplamı 41.80 TL’nin davacı K.’den tahsili ile istinaf kanun yoluna başvuran davalı E.’ye verilmesine, E. tarafından yatırılan istinaf giderinden kalan kısının talebi halinde kendisine iadesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tarafların yokluğunda oybirliği ile hüküm tarihi itibarıyla kabul ve reddedilen miktarlar dikkate alınarak, davacı yönünden HMK’nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin, davalı yönünden ise 6100 sayılı HMK’nın 362/(1)-a ve (2) maddesi ve 7035 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi ve aynı Kanunun 31. maddesi ile değişik HMK’nın 361/(1). maddesi hükmü gereğince, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 02.11.2017

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat