SANIĞIN KATILAN İLE DİĞER SANIK ARASINDA MEYDANA GELEN KAVGA OLAYINI AYIRDIĞINI BEYAN ETTİĞİ – MAHKEMECE DİNLENİLEN TANIKLARIN BEYANLARINDA SANIĞIN KATILANI DARP ETTİĞİNE DAİR BEYANDA BULUNMADIKLARI – BERAAT KARARI VERİLMESİ GEREKTİĞİ

T.C YARGITAY
3.Ceza Dairesi
Esas: 2016 / 9969
Karar: 2016 / 13924
Karar Tarihi: 13.06.2016

ÖZET: Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi aksine katılan ile diğer sanık … arasında meydana gelen kavga olayını ayırdığını beyan etmesi, katılanın 04.06.2011 tarihli kolluk beyanında sanığın boynundan sarılarak yere düşürdüğünü ve yerde kendisine tekme attığını beyan etmesine rağmen ………….. tarihinde mahkemece alınan beyanında sanığın kollarından tuttuğunu diğer sanık …’ un ise kendisine kafa attığını belirtmek suretiyle katılanın beyanları arasında açıkça çelişkili olması, mahkemece dinlenilen tanıklar … ile …’ in beyanlarında sanığın katılanı darp ettiğine dair beyanda bulunmamaları ve sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir derecede her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delilin bulunmaması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı …………….. maddesince beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek mahkumiyet hükmü verilmesi isabetsizdir.

(5271 S. K. m. 223) (5237 S. K. m. 53) (ANY.MAH.08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Dava ve Karar: Gereği görüşülüp düşünüldü;
….. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarih 2015/294 Esas- 2015/428 Karar sayılı ilamı hakkında Dairemizce 21.03.2006 tarihinde 2015/28906 Esas, 2016/7083 Karar sayılı ilamı ile verilen ONAMA kararına karşı; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2016 tarih ve 3-2015/285409 sayılı itirazı ile “Yerel mahkemenin tanıkların yeminli anlatımlarına itibar edilmeme gerekçeleri irdelendiğinde tanık …’ in mahkemenin gerekçesine ileri sürdüğünün aksine eşi olan diğer sanık …’ i sorumluluk altına sokan bir beyanda bulunduğu, sanık …’i cezadan kurtarması için ise somut bir nedenin dosya içeriğinden tespit edilemediği, keza her iki sanıkla da akrabalık derecesinde olmasa da bir yakınlığı bulunan tanık …’in cezadan kurtarmak için neden sanıklardan birini seçtiğinin de dosya içeriği ile mantıklı bir açıklamasının olmadığı, bu kabul ile davanın sanık veya mağdur tarafları ile herhangi bir kişisel bağı olan kişilerin tanıklığının yasada bir engel bulunmamasına karşın geçerli kabul edilmemesi sonucunun ortaya çıkacağı, bu anlatımların sanıklardan ….. aleyhine kabul edilip diğer sanık yönünden reddedilmesinin, delillerin takdirinde düşülen bir mantık hatasını işaret ettiği, her iki sanığın savunmaları ile tanıkların anlatımlarının katılanın anlatımlarına göre daha istikrarlı olduğu ve tanık anlatımlarına itibar edilmemesini gerektiren somut bir durum ortaya konulmayıp, sadece sanıklarla olan akrabalık ya da arkadaşlık ilişkisinin temel alındığı bir varsayımla sanık aleyhine sonuç doğuracak şekilde bu beyanlara itibar edilmemesi yasaya aykırı görüldüğünden, Yüksek Daire azınlık görüşü doğrultusunda hükmün bozulması” istemiyle dosya Dairemize gönderilmekle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının vaki talepleri yerinde görülmekle;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE;
2) Dairemizin 21.03.2016 tarihli 2015/28906 Esas, 2016/7083 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA;
Dosyanın yeniden incelenmesinde;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
a) Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmemesi aksine katılan ile diğer sanık … arasında meydana gelen kavga olayını ayırdığını beyan etmesi, katılanın 04.06.2011 tarihli kolluk beyanında sanığın boynundan sarılarak yere düşürdüğünü ve yerde kendisine tekme attığını beyan etmesine rağmen 21.03.2013 tarihinde mahkemece alınan beyanında sanığın kollarından tuttuğunu diğer sanık …’ un ise kendisine kafa attığını belirtmek suretiyle katılanın beyanları arasında açıkça çelişkili olması, mahkemece dinlenilen tanıklar … ile …’ in beyanlarında sanığın katılanı darp ettiğine dair beyanda bulunmamaları ve sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir derecede her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delilin bulunmaması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı CMK’ nın 223/2-e maddesince beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü verilmesi,
Kabule göre de;
b) Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’ nın 53. maddesindeki 1., 2., ve 4. fıkralarındaki bazı hükümlerin iptal edilmesi karşısında TCK’ nın 53. maddesinin yeninden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun bozulmasına, 13.06.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat