DAVACI EŞİN BEDELSİZ OLARAK BAĞIŞ AMACIYLA DAVALI KADIN ADINA TESCİL EDİLDİĞİNE İLİŞKİN İRADE AÇIKLAMASININ BULUNAMADIĞI – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
8.Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 8128
Karar: 2016 / 8631
Karar Tarihi: 10.05.2016

ÖZET: Dava konusu 3 nolumeskenin …tarihinde edinilen 1/2 hissesi yönünden davacı vekili, müvekkilinin kendi gelir ve birikimleriyle alındığını ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Yukarıdaki bentte ifade edildiği üzere bağışı çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamış, aksine bir hayat arkadaşı olarak gördüğü davalıya duyduğu sevgi ve güven neticesinde tamamen taşınmazın davalı adına tescil edildiğini bildirmiştir. Davacı eşin bedelsiz olarak bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunamamaktadır. Kaldı ki davalı kadın taşınmazın bağış yolu ile adına tescil olduğunu ifade etmemiştir ve cevap dilekçesinde taşınmazın tamamen kendi kişisel malları ile alındığını savunmuştur. Mahkemece, bu hisse yönünden davacı lehine katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

(743 S. K. m. 170)

Dava: … ile … aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ….. Aile Mahkemesi’nden verilen 03.06.2014 gün ve 441/432 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı bir adet araç ve bir adet taşınmazın müvekkilinin kendi gelir ve birikimleriyle alındığını ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesini talep etmiş, 05.12.2012 tarihli açıklama dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle dava konusu 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde davalı adına tescil edilen 1/2 hisse yönünden 4.000.00 TL, 3 nolu meskende müvekkil adına kayıtlı olup 27.12.2002 tarihinde davalıya devredilen 1/2 hisse yönünden değer artış payı alacağı olarak 4.000,00 TL mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı olarak 1.000.00 TL, ….. Plakalı araç yönünden değer artış payı alacağı olarak 5.000,00 TL mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı olarak 500 TL alacağın faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 21.05.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde davalı adına tescil edilen 1/2 hisse yönünden 47.500.00 TL, 3 nolu mesken 27.12.2002 tarihinde davalıya devredilen 1/2 hisse yönünden değer artış payı alacağı olarak 50.000,00 TL mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı olarak 25.000,00 TL, ………… Plakalı araç yönünden değer artış payı alacağı olarak 5.500.00 TL mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı olarak 2.750,00 TL olarak talep miktarını arttırmıştır.

Davalı …………vekili, dava konusu malvarlığının edinilmesinde davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3 nolu meskenin 27.12.2002 tarihinde davacı eş tarafından davalıya tapuda satış yolu ile devredilen 1/2 hissesinin edinilmiş mal olduğunun kabulu ile 25 bin TL alacağın karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, dava konusu 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde edinilen 1/2 hissesi ve araç yönünden davacının iddiasının davalıya bağış şeklinde olduğu ve davacı tarafça bu bağıştan dönmeyi gerektirir olgu ve bunların varlığı ileri sürülmediğinden bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, dava konusu …………plakalı araç ve 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde edinilen 1/2 hissesi yönünden davacı tarafından davalıya yapılan bağış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçe dosya kapsamı ile örtüşmemektedir.

a- Davaya konu araç 21.09.2005 tarihinde davalı eş adına tescil edilmiş olup, bu araç yönünden davacı vekili, müvekkilinin kendi gelir ve birikimleriyle alındığını ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Bağışı çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamış, aksine araç yönünden kendi adına tescil edilmesi için ısrar etmesi nedeniyle davalı adına tescil edildiğini bildirmiştir. Davacı eşin bedelsiz olarak bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunamamaktadır. Kaldı ki davalı kadın aracın bağış yolu ile adına tescil olduğunu da ifade etmemiştir.

Mahkemece, davaya konu araç yönünden mevcut ve toplanacak tüm taraf delillerinin birlikte değerlendirilerek, sonucunda işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

b- 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde edinilen 1/2 hissesi yönünden ise,

01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM’de. mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544. TBK 646 m).

Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.

Dava konusu 3 nolu meskenin 18.02.2000 tarihinde edinilen 1/2 hissesi yönünden davacı vekili, müvekkilinin kendi gelir ve birikimleriyle alındığını ileri sürerek mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Yukarıdaki bentte ifade edildiği üzere bağışı çağrıştıracak bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamış, aksine bir hayat arkadaşı olarak gördüğü davalıya duyduğu sevgi ve güven neticesinde tamamen taşınmazın davalı adına tescil edildiğini bildirmiştir. Davacı eşin bedelsiz olarak bağış amacıyla davalı kadın adına tescil edildiğine ilişkin irade açıklaması bulunamamaktadır. Kaldı ki davalı kadın taşınmazın bağış yolu ile adına tescil olduğunu ifade etmemiştir ve cevap dilekçesinde taşınmazın tamamen kendi kişisel malları ile alındığını savunmuştur.

Mahkemece, bu hisse yönünden davacı lehine katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2-a) ve (2-b) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2.015,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve 427,00 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.05.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...