Kasten Yaralama Suçunda Şikayetten Vazgeçme

Ceza Genel Kurulu 2010/4.MD-206 E., 2010/245 K.

Sanık M.Müsebbih hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının CYY’nin 223/8 ve TCY’nin 73. maddeleri uyarınca düşmesine ilişkin, Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi’nce verilen 29.04.2010 gün ve 41-14 sayılı hüküm, mağdur tarafından “sanığın eyleminin şikayete tabi olmayan daha ağır başka bir suçu oluşturduğu” gerekçesiyle temyiz edilmekle, Yargıtay C. Başsavcılığının “temyiz isteminin CYUY’nin 317. maddesi uyarınca reddi” istekli 27.09.2010 gün ve 227079 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gönderilmekle. Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Olay tarihinde E… Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan sanık M.Müsebbih ve E… İkinci Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapan hakim M.Tan arasında meydana gelen olay nedeniyle Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesi’nce; M.Müsebbİh hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı TCY’nin 86/2 ve 53., M.Tan hakkında ise hakaret ve kasten yaralama suçlarından 5237 sayılı TCY’nin 125/1-4, 86/2 ve 53. maddeleri uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, yargılamayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapan Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi’nce; “duruşmada katılan sanıkların yakınmalarını geri aldıkları anlaşıldığından haklarında açılan kamu davalarının CYY’nin 223/8 ve TCY’nin 73. maddeleri uyarınca düşmesine” karar vermiştir.

Mağdur (sanık) M.Tan, yüzüne karşı verilen bu hükmü 05.05.2010 tarihinde “sanık M.Müsebbihln eyleminin şikayete tabi olmayan daha ağır başka bir suçu oluşturduğu” gerekçesiyle temyiz etmiştir.

Görüldüğü gibi Ceza Genel Kurulu’nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; duruşmada şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle CYY’nin 243. maddesi uyarınca katılması hükümsüz kalan mağdurun hükmü temyiz etme hakkının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

Özel Daire’ce 22.01.2010 tarihinde yapılan ilk oturumda tarafların istemi üzerine M.Müsebbİh ve M.Tan’ın davaya katılmalarına karar verildiği, hükmün verildiği 29.04.2010 tarihli oturumda sanıklar ve müdafilerinin ayrı ayrı şikayetlerinden vazgeçtikleri, sanıkların son sözlerinde “hakkımızda açılan davalar düşürülsün” şeklinde beyanda bulundukları, buna karşın mağdur M.Tan’ın yüzüne karşı verilen hükmü temyiz ettiği anlaşılmaktadır.

5271 sayılı CYY’nin “Katılmanın hükümsüz kalması” başlıklı 243. maddesindeki; “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır” şeklindeki düzenleme uyarınca mahkeme tarafından davaya katılmalarına karar verilenlerin daha sonra şikayetlerinden vazgeçmeleri halinde davaya katılmaları hükümsüz kalacak ve katılan sıfatları sona erecek, buna bağlı olarak da, CYY’de düzenlenen katılanın sahip olduğu hak ve yetkiler kullanılamayacaktır.

Aynı Yasa’nın 260. maddesindeki; “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet Savası, şüpheli, sanık ve bu Kanun’a göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” biçimindeki düzenleme ile “”Kanun yollarına başvurma hakkı” olanlar belirlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere katılan sıfatını şikayetten vazgeçme nedeniyle kaybeden mağdurların yasa yoluna başvurma hakları bulunmamaktadır.

5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin ” Yargıtay’ca temyiz isteğinin reddi” başlıklı 317. maddesinde ise temyiz isteminin reddedilmesi gereken haller şöyle düzenlenmiştir: “Yargıtay, süresi içinde temyiz dilekçesinin verilmediğini veya beyanının yapılmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temviz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temviz isteğini reddeder, görmezse incelemesini yapar.”

Bu açıklamalar dosya içeriği İle birlikte değerlendirildiğinde;

22.01.2010 tarihli oturumda davaya katılmasına karar verilen mağdur M Tan, hükmün verildiği 29.04.2010 tarihli oturumda, mahkeme huzurunda müdafii ile birlikte şikayetinden vazgeçmiş ve son sözünde açılan davalann düşürülmesine karar verilmesini istemiştir. Bu nedenle CYY’nin 243. maddesindeki; “Katılan, vazgeçerse katılma hükümsüz kalır”şeklindeki düzenleme uyarınca, şikayetinden vazgeçen mağdur M.Tan’ın katılan sıfatı ortadan kalkmıştır.

Bu itibarla, davaya katılması hükümsüz kalan mağdur M.Tan’ın, sanık M.Müsebbih hakkındaki hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY’nin 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

1-Mağdur M.Tan’ın temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2-Dosyanın Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıma TEVDİİNE, 07.12.2010 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...