İŞE İADE DAVASI

DAVACININ ŞİRKETE AİT ARACI ÖZEL İŞLERİNDE KULLANDIĞI – İŞVERENCE YAPILAN FESİH HAKLI OLMAMAKLA BİRLİKTE GEÇERLİ OLDUĞU – DAVALI VEKİLİNİN İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KISMEN KABULÜ İLE İŞ AKDİ GEÇERLİ NEDENLE FESHEDİLDİĞİNDEN DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

Ankara BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 15
Karar: 2016 / 15
Karar Tarihi: 03.11.2016

ÖZET: Davacıya, … tarihinde zimmetle araç teslimi yapıldığı, şirket araçları yönetmeliği bulunduğu, bu yönetmelikte ” … görev tahsisli araç dışında hiç bir personele (istisnasız) özel kullanım için araç tahsis edilmeyecektir. Personele verilen araçlar yıllık izin ve özel ihtiyaçlar için kesinlikle kullanılamaz. Kullanılması durumunda gerekli idari ve yasal müeyyideler uygulanır…” hükmünün bulunduğu, GPS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunda aracın kullanım kayıtlarının tespit edildiği, aracın daha önce şirkette staj yapmış kişinin ikamet ettiği eve sık sık gittiğinin tespit edildiği, bu tespitlerin dosyada mevcut kayıtlara göre en son … tarihi olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Bu şekilde davacının şirkete ait aracı özel işlerinde kullandığı sabit olmuştur. Kanunun maddesindeki altı günlük haklı fesih süresi feshe yetkili disiplin kurulunun durumu öğrenmesinden itibaren başlar. Tanık beyanlarından da feshe konu her iki nedenin de işverence önceden bilindiği, GPS kayıtlarının sürekli kontrol edildiği, durumun işverene bildirildiği de anlaşılmaktadır. Fesih tarihine kadar bu durumun sürdüğü kabul edilse dahi bu eylem haklı fesih ağırlığında değildir. İşverene geçerli fesih imkanı verir. Feshe konu edilen eylemlerden sabit kabul edilenler haklı feshe konu edilecek ağırlıkta olmayıp sabit kabul edilen olaylar nazara alındığında işverenin davacı işçi ile iş akdini sürdürmesi yükümlülüğünün beklenmesi de yönetim hakkı kapsamında uygun değildir Bu nedenle iş verence yapılan fesih haklı olmamakla birlikte geçerli, olduğundan davalı vekilinin davanın sonuçta kabulüne yönelik istinaf talebi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplen nazara alınarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile iş akdi geçerli nedenle feshedildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

(4857 S. K. m. 18, 20, 25, 26) (6100 S. K. m. 353)

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından 01.09.2016 tarihli dilekçesi ile istinaf talebi üzerine mahkemece dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden Üye N.A. tarafından yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın raporları okunmak suretiyle gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette satış direktörü olarak16.04.2014 tarihinden, iş sözleşmesinin geçersiz ve haksız sebeple feshedildiği 17.06.2015 tarihine kadar sürekli olarak çalıştığını, işveren yetkililerince 17.06.2015 tarihinde18.06.2015 tarihli ihtarname ile evlilik dışı ilişki yaşadığından bahisle, disiplin kurulu kararına istinaden 4857 sayılı yasanın 25/11.nci maddesi gereği iş sözleşmesinin fesh edildiğini, davacıya işten istifa etmesi için iki aylık maaş teklif edildiğini, kabul edilmemesi neticesinde davacının İstanbul’a evine hafta sonu gidip gelmesini engellemek için cumartesi ve pazar da dahil iş toplantıları düzenlemek suretiyle ve başka şekillerde mobbing uygulandığını, bundan da sonuç alamadıklarından suç isnadına başvurarak hayali disiplin kurulu toplayarak afaki karar alınmak suretiyle iş sözleşmesinin fesih edildiğini, davacının çalıştığı dönem içerisinde işyerinde en son brüt 11.565,71 TL. aylık ücret aldığını, işyerinden yemek ve yol yardımı aldığını, bu nedenle fazlaya ilişkin tün hakları saklı kalmak kaydıyla, iş sözleşmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun maddi gerçeklere aykırı olarak fesih edildiğinden; iş sözleşmesinin geçerli bir neden dayanmadığının tespiti ile feshin geçersiz sayılarak İş Kanunu gereğince işe iadeye, boşta geçen süreler için 4 aylık hak ve ücret alacaklarının avans faizi ile birlikte hüküm altına alınmasına, mahkeme ilamına rağmen işverence işe başlatılması söz konusu olmazsa 8 aylık brüt maaşı tutarında tazminatın avans faizleri ile birlikte hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının davalı şirkette direktör olarak görev yaptığını, İş Kanununun 18/son maddesi gereğince iş güvencesi hükümlerinden yararlanma yasal hakkına sahip olmadığından eldeki iş bu işe iade davasının yasal olarak mümkün olmadığını, davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davalı şirkette belirtildiği üzere 2014 yılı Nisan ayında satış direktörü olarak göreve başladığını, aynı zamanda genel müdür muavini olarak da görev yaptığını, davacının evini ve ailesini Konya iline getirmediğini, işyerine ait misafirhaneyi kullanmak istediğini, davacıya görevi nedeni ile bir araçta tahsis edildiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle ve kabul edilemez yasaya aykırı davranışları nedeni ile şirketin imajına zarar vermesi ve olumsuz örnek teşkil edecek davranışları nedeni ile İş Kanununun 25/II.nci maddesi gereğince feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshinden önce feshe yetkili makam tarafından davacının yönetici pozisyonunda çalışmasını sürdürürken davalı şirkette stajyer olarak görev yapan bir öğrenci ile, evli olmasına rağmen gönül ilişkisi içerisinde bulunduğu, bu ilişkinin bu şirkette dedikodulara neden olduğu ve davacıya tahsis edilen aracın bu bayana verilerek aracı özel işlerinde kullandırıldığının tespit edildiğini, davacıdan disiplin kurulu tarafından savunma talep edildiğini, disiplin kurulu üyesi ile yaptığı şifahi görüşmede hakkındaki iddiaların doğruluğunu ikrar ettiğini, yazılı ifade vermekten kaçındığını, aynı gün davacının iş sözleşmesinden İş Kanununun 25/II.nci maddesi gereğince feshedildiğini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece özetle: “….Taraflar arasında davanın süresinde açıldığı konusunda uyuşmazlık söz konusu değildir. Davalı taraf her ne kadar davacının görevi gereği iş güvencesi kapsamında bulunmadığını bildirmişse de; davacının işletmenin bütününü sevk ve idare ile görevli olmaması görevinin satış direktörü olması karşısında davalı işverenin itirazı yerinde görülmemiş, davacının iş güvencesi kapsamında bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Davalı işveren fesihte davalı şirkette stajyer olarak görev yapan öğrenci ile evli olmasına rağmen gönül ilişkisi içinde olduğunu, ayrıca şirket tarafından kendisine verilen aracı özel işlerinde kullandığını gerekçe olarak bildirmiştir. Mahkememizce tarafların bildirmiş olduğu deliller toplanmış, tanıklar duruşmada dinlenmiş, bildirilen aracın GPS kayıtları açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı işveren tarafından fesihte gerekçe olarak bildirilmesine rağmen GPS kayıtlarındaki tarihler dikkate alındığında yasal sure açısından davalı işverenin bu kayıtlara dayanarak fesih yapması mümkün değildir. Ayrıca davalı işveren tarafından davacının işyerinde stajyer olarak bulunan kişi ile ilişki içinde olduğu fesih gerekçesi olarak bildirilmişse de bu konuda da davalı işveren tarafından ispat ortaya konulabilmiş değildir. Davalı işveren geçerli fesih açısından ispat yükü altındadır. Bu ispat ortaya konulmadığından davacının davasının kabulüyle feshin geçersizliğine…” şeklindeki gerekçeyle davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalının tahsili gerektiğinin tespitine, davacının işe başlatılmaması halinde 4 aylık bir ücret tutarında tazminatın belirlenmesine şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde direktör olarak görev yaptığından İş Kanununun 18/son maddesi gereğince iş güvencesi hükümlerinden yararlanmayacağından işe iade davasını açmasının mümkün olmadığını, işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kişilerden olduğunun, görevinin mahiyetinin dava dilekçesinde belirtilen maaşı ile sabit olup iş güvencesi kapsamı dışında çalışan personel olduğunu bu nedenle davanın ön şart yoksunluğundan reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini;

Karar gerekçesinin dosya kapsamına delillere, hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, feshin süresinde olmadığına, dair gerekçeyi kabul etmediklerini, davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarını feshe yetkili makamın öğrenmesinden itibaren feshin süresinde gerçekleştiğini, GPS kayıtları incelendiğinde şirket aracının yönetmeliğe aykırı şekilde davacı tarafından kullanıldığının belirli olduğunu ve bunların ispatlandığını öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğini, davacının iş yerinde stajyer olarak bulunan kişiyle ilişki içinde olduğunun da ispatlandığını bunun tanık ifadeleriyle ve GPS kayıtlarıyla sabit olduğunu, yönetici pozisyonunda bulunan davacının bir stajyer ile gönül ilişkisine girmesi ve uygunsuz durumlara neden olması, stajyerle birlikte ev kiralayıp orada yaşamaya başlaması buraya hep şirket aracıyla gitmesi, aracını dahi kullandırtmasının başlı başına iş yerinde olumsuzluklara neden olan hadiseler olduğunu, bu durumun şirket tarafından gözardı edilemeyeceğini müvekkil şirketin iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceğinden yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:

SGK Kayıtları, Fesih Yazısı, işyeri Kayıtlan. Bilirkişi Raporları

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:

Davanın niteliği gereği 4857 sayılı kanun 18/1-son maddesi gereğince resen yapılan incelemede; davacının, davasını 1 aylık yasal süresinde açtığı, işveren vekili sıfatı bulunmadığı (satış direktörü olmakla ve işyerinin ve işletmenin bütününden sorumlu direktör olmaması nedeniyle), 6 aylık kıdem koşulu ve belirsiz süreli iş akdiyle çalışma koşulunun mevcut olduğu, işyerinde 30’dan fazla işçi çalıştığı anlaşılmakla iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği belirlenmiştir.

Davacının, iş akdi 17.06.2015 tarihli, iş akdinizin feshi hakkında konulu yazı ile “hakkınızdaki soruşturma kapsamındaki tüm evraklar ve savunmanız incelenmiş olup şirketimizde stajyer Ö. K. ile evli olmanıza rağmen evlilik dışı ilişki yaşadığınız ve bu sırada kullanımı münhasıran işe özgülenmiş şirket aracını araç yönetmeliğine aykırı olarak özel işlerinizde kullanmak suretiyle işverenin güvenim kötüye kullandığınız, doğruluk ve bağlılığa uymayan genel ahlaka ve adaba, işyeri ahlak ve adabına aykırı davranışlarda bulunduğunuz anlaşılmıştır. Bu sebeple iş akdiniz disiplin kurulumuzun kararına istinaden 4857 sayılı Kanunun 25/II.nci maddesi gereği sona erdirilmiştir ….” şeklinde feshedildiği, davacının savunma yazısını ve fesih yazısını tebellüğden imtina ettiği, 17.06.2015 tarihli Disiplin Kurulu Kararının bulunduğu. 18.06.2015 tarihinde noterlik kanalıyla fesih yazısının davalıya gönderildiği bu suretle feshin yazılı şekilde ve haklı neden gerekçesiyle gerçekleştirildiği görülmüştür.

4857 sayılı Kanunun 25/11. maddesinde işverenin iş akdini haklı nedenle derhal feshini düzenleyen hükümler bulunduğu, başlığının ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri olduğu, işverenin davacının iş akdinin teshinde maddenin (e) bendinde düzenlenen “…işçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak…. doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması…” nedenine dayandığı anlaşılmıştır.

İstinaf nedenleri kapsamında yapılan incelemede; Davalı vekili davacının direktör olması nedeniyle ibraz ettiği Yargıtay kararına dayanarak davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını belirtmiş ise de gerek tanık beyanları gerek dosya kapsamı gerekse işten ayrılış bildirgesi nazara alındığında davacının satış direktörü (satış müdürü) olduğu, 4857 sayılı Kanunun 18/son maddesinde belirtilen işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri kapsamında olmadığı Genel Müdür Muavini olarak görev yaptığının ispatlanmadığı anlaşılmakla buna yönelik istinaf talebi yerinde değildir.

4857 Kanunun 20/2.nci maddesi gereğince fesih nedenini ispat yükümlülüğü davalı işverene aittir. Davalı işveren haklı feshi iddiasında bulunmuş ise de mahkemece feshin haklı nedene dayanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın mahiyeti gereği feshin geçerli olup olmadığı önem arz etmektedir. Her haklı fesih aynı zamanda geçerli fesihtir. Fakat her geçerli fesih aynı zaman haklı fesih değildir.

İşveren haklı fesih gerekçesinde iki ayrı eyleme dayanmıştır. Birincisi; satış direktörü olarak çalışan davacının iş yerinde stajyer olarak bulunan kişiyle gönül ilişkisi olduğuna ilişkindir. 10.10.1989 doğumlu Ö. K. 26.06.2014 tarihinden 25.08.2014 tarihine kadar 40 iş günü yoğun- ayran-tereyağ departmanında stajyer olarak davalı işyerinde bulunmuştur. Davacının işe giriş tarihi 16.04.2014 tarihidir. Davacının staj döneminde stajyerle görüşüp görüşmediği, gönül ilişkisi olup olmadığı, sonradan tespit edilen ilişkinin, gönül ilişkisi olup olmadığı ve işyerinde olumsuzluklara neden olduğuna dair dosyaya yansımış delil yoktur. Tanık beyanları ve GPS kayıtlarından davacı ile stajyerin staj sonrası dönemde sık sık görüştüğü belirlenmiş ise de aralarında gönül ilişkisi olduğu, bu durumun iş yerinde olumsuzluklara neden olduğu, dosya kapsamında sabit değildir. Bu nedenle bu fesih nedeninin haklı fesih gerekçesi olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.

İkinci eylem olan aracın özel işlerde kullanımına ilişkin incelemede; davacıya, 20.08.2014 tarihinde zimmetle araç teslimi yapıldığı, şirket araçları yönetmeliği bulunduğu, bu yönetmelikte ” … görev tahsisli araç dışında hiç bir personele (istisnasız) özel kullanım için araç tahsis edilmeyecektir. Personele verilen araçlar yıllık izin ve özel ihtiyaçlar için kesinlikle kullanılamaz. Kullanılması durumunda gerekli idari ve yasal müeyyideler uygulanır…” hükmünün bulunduğu, GPS kayıtlarına ilişkin bilirkişi raporunda aracın kullanım kayıtlarının tespit edildiği, aracın daha önce şirkette staj yapmış kişinin ikamet ettiği eve sık sık gittiğinin tespit edildiği, bu tespitlerin dosyada mevcut kayıtlara göre en son 09.03.2015 tarihi olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Bu şekilde davacının şirkete ait aracı özel işlerinde kullandığı sabit olmuştur. 4857 Sayılı Kanunun 26.ncı maddesindeki 6 günlük haklı fesih süresi feshe yetkili disiplin kurulunun durumu öğrenmesinden itibaren başlar. Tanık beyanlarından da feshe konu her iki nedenin de işverence önceden bilindiği, GPS kayıtlarının sürekli kontrol edildiği, durumun işverene bildirildiği de anlaşılmaktadır. Fesih tarihine kadar bu durumun sürdüğü kabul edilse dahi bu eylem haklı fesih ağırlığında değildir.İşverene geçerli fesih imkanı verir.

Feshe konu edilen eylemlerden sabit kabul edilenler haklı feshe konu edilecek ağırlıkta olmayıp sabit kabul edilen olaylar nazara alındığında iş verenin davacı işçi ile iş akdini sürdürmesi yükümlülüğünün beklenmesi de yönetim hakkı kapsamında uygun değildir Bu nedenle iş verence yapılan fesih haklı olmamakla birlikte geçerli, olduğundan davalı vekilinin davanın sonuçta kabulüne yönelik istinaf talebi yerinde görülmüştür.

Dosya kapsamı mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplen nazara alınarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile iş akdi geçerli nedenle feshedildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasından dolayı HMK nın 353/1-b-2 maddesi gerekince yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Hüküm: Açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerine yönelik istinaf başvurusunun yukarıda belirtildiği üzere kısmen kabulüne kısmen reddine

2-Konya 2. İş Mahkemesinin 28/07/2016 tarih ve 2016/574 E. 2016/660 K. sayılı kararının HMK.nun 353/1-b.2nci maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Davacının davasının işverence yapılan feshin geçerli fesih olması nedeniyle REDDİNE.

4- Alınması gerekli 29.20 TL harçtan 27.70 TL harcın mahsubu 1.50 TL harcın davacıdan tahsiline,

5- Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

6- Davalı tarafından yapılan 160.00 Yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.800.00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa iade edilecek kısmın kararın kesinleşmesini müteakip ilgili tarafa iadesine,

9-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri olan 41.60 davacıdan tahsili ile yalıya ödenmesine,

10- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

11-İstinaf harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

12- İstinaf kanun yoluna başvurma harcı yerine temyiz yoluna başvurma harcı olarak alınan 143.50 TL den 79.70 TL nin mahsubu ile 63.8 TL harcın talep halinde davalıya iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5521 sayılı Kanun’un 8.maddesigereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 03.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...