T.C YARGITAY

13.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 8766

Karar: 2000 / 497

Karar Tarihi: 27.01.2000

ÖZET: Davacı, satışa konu villayı ilk davanın açıldığı tarihte teslim almış sayılır ve o nedenle de daha sonraki dönem için gecikmeden dolayı cezai şart parası isteyemez. Öte yandan, cüzi nitelikte oldukları ve kısa bir süre içerisinde tamamlanabilecekleri anlaşılan bu eksikliklerin davacı tarafından tamamlanmayıp, yüksek miktardaki ceza bedelinin olabildiğince uzun bir süre için ödenmesini sağlamak amacıyla beklenilmiş olması, Medeni Kanunun 2. Maddesindeki objektif iyi niyet kurallarıyla da bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamına ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

(818 S. K. m. 158)  (743 S. K. m. 2)

Alacak Davası

Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davalı vekili gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.

Karar: Davacı,3.9.1990 günlü harici sözleşmeyle davalıdan inşa halindeki villayı satın aldığını, sözleşmeye göre 1.5.1991 tarihinde teslimi gereken villanın dava tarihi itibariyle henüz tamamlanıp teslim edilmediğini, yaptırılan delil tespitiyle eksik bırakılan ve sözleşmeye aykırı yapılan işlerin belirlendiğini ileri sürerek, bunların davalı tarafından yapılmasına, verilecek sürede aynen ifanın gerçekleşmemesi durumunda bedeli olan 01.0300.000.000 TL. nin tahsili suretiyle işin kendisince bitirilmesine, sözleşmede kararlaştırılan aylık 5.000 DM. Üzerinden 29 aylık toplam 145.000 DM. Cezai şart bedelinin de ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

İnşaatın Tamamlanmış Olması

Davalı, aynı konuda daha önce açılan davanın derdest olduğunu, inşaatın tamamlandığını ve teslim alması için davacının davet edildiğini, anahtarın davacıda bulunduğunu, yaptırılan delil tespitinin usule aykırılığı nedeniyle kendisini bağlamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak, delil tespiti raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, raporda belirtilen eksik işlerin 5 ay içinde davacı tarafından tamamlanmasına, aksi takdirde bunların bedeli 01.0300.000.000 TL. nin ödetilmesine, sözleşmede kararlaştırılan aylık 5.000 DM. Üzerinden 29 aylık toplam 145.000 DM. Tutarındaki cezai şart parasının da dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Cezai Şart İstemi

Davacının daha önce 6.5.1992 günü açtığı ve İstanbul 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin bozmadan önce 1992/245 esasında görülmesine başlanan ve bilahare istinkaf nedeniyle İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada, aynı villadaki aynı eksikliklere ilişkin olarak, aynen ifa ve teslim için kararlaştırılan tarih ile o davanın tarihine kadar geçen süre için 13 aylık cezai şart parasının tahsilini istediği, mahkemece bozmaya uyularak sonuçta 2.4.1998 günlü kararla 65.000 DM. nin dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte ödetilmesine hükmedildiği, kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, davalının temyizi üzerine Dairemizce 29.6.1998 günü onandığı ve böylece derecattan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. 30.9.1994 günü açılan eldeki davada da, eksikliklerin aynen ifası ve ilk davanın açıldığı tarihten sonraki süre için cezai şart parası istenilmiş,mahkemenin derdestlik nedeniyle davanın reddine yönelik 4.7.1995 günlü hükmü,davacının temyizi üzerine Dairemizce, 25.12.1995 günlü kararla, aynen ifa talebi yönünden doğru bulunmuş ancak, cezai şart isteminin farklı döneme ilişkin bulunması nedeniyle bu talep yönünden derdestliğin söz konusu olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, davacının karar düzeltme istemi de 28.4.1997 günü aynı gerekçeyle reddedilmiş, mahkemece bozmaya uyulmuştur. Bu durumda eldeki davanın sadece gecikmeye dayalı cezai şart istemine ilişkin bulunduğu açıktır.

İyiniyete Aykırı Davranılmış Olması

Yukarıda açıklandığı üzere, davacı ilk davada da eksikliklerin aynen ifası isteminde bulunmuş,17.3.1994 gün ve 245-121 sayılı mahkeme kararında, keşif yoluyla alınan 22.12.1992 ve 30.12.1993 günlü bilirkişi raporlarındaki tespitlere göre, inşaatın tamamına yakınının bitirilmiş olduğu benimsenerek aynen ifa istemi kabul edilmemiş, bu yön Dairemizin 18.10.1994 gün ve 7344-8853 sayılı bozma kararında, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarına rağmen bozma nedeni yapılmamış ve davacı tarafından karar düzeltme yoluna da gidilmemiş; sonuçta mahkemece verilen 2.4.1998 günlü kararla, ilk davada 65,000 DM. Tutarındaki cezai şart bedelinin tahsiline hükmedilip, mevcudiyeti kabul edilen eksik işlerin çok cüzi miktarda bulunmaları nedeniyle, aynen ifa ya da bedelin ödetilmesi istemi, ceza tazminatı içinde mütalaa edilmiş ve bu yön davacı tarafından temyiz edilmemek suretiyle bu şekilde kesinleşmiştir. Hal böyle olunca, davacı, satışa konu villayı ilk davanın açıldığı tarihte teslim almış sayılır ve o nedenle de daha sonraki dönem için gecikmeden dolayı cezai şart parası isteyemez. Öte yandan, cüzi nitelikte oldukları ve kısa bir süre içerisinde tamamlanabilecekleri anlaşılan bu eksikliklerin davacı tarafından tamamlanmayıp, yüksek miktardaki ceza bedelinin olabildiğince uzun bir süre için ödenmesini sağlamak amacıyla beklenilmiş olması, Medeni Kanunun 2. Maddesindeki objektif iyi niyet kurallarıyla da bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamına ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 27.1.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yazın:

*

Your email address will not be published.