DAVALILARIN DAVACIYA YÖNELİK EYLEMLERİNİN BASİT TIBBİ MÜDAHALE İLE GİDERİLEBİLİR ŞEKİLDE KASTEN YARALAMA NİTELİĞİNDE BULUNMASI – DAHA ALT DÜZEYDE MANEVİ TAZMİNATA KARAR VERİLMESİ GEREĞİ

T.C YARGITAY
4.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 15322
Karar: 2016 / 5423
Karar Tarihi: 21.04.2016

ÖZET: Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişimi, temyize gelen davalıların davacıya yönelik eylemlerinin, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde kasten yaralama niteliğinde bulunması ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde; temyize gelen davalılar aleyhine hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı çok fazladır. Davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

(6100 S. K . m. 26) (818 S. K. m. 47)

Dava ve Karar: Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar .. ve diğeri aleyhine 13/07/2012 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalılar … ve … vekili Avukat … ve davalı .. vekili Avukat … tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;

a) Dava, yaralama nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin .. gitmek üzere önce 06/09/2011 günü bilet alarak araba yatağı mevkiindeki otobüs durağından binmek istediğini, ancak götürmek istediği eşyaların fazla olması nedeniyle otobüse kabul edilmediğini, müvekkiline davalı otobüs firmasından ertesi gün için yeniden bilet verildiğini, 07/09/2011 günü de yine araca binmek istediğini, davalılarca o araca da alınmadığını, taraflarla arasında tartışma çıktığını, davalıların müvekkilini darp ettiğini belirterek uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, olaydan dolayı davacının davalı .. ait otobüse binmek isterken yine bu şirketin çalışanları olan davalılar .. ve …’nın darp etmeleri sonucu davacının travma sonrası stres bozukluğu hastalığına duçar olması sonucunda zarara uğradığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, bu hastalığın tedavi sürecinde çalışmadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamından; davacı vekilinin 13.07.2012 tarihli dava dilekçesinde müvekkilinin darp neticesinde bel kemiğinde sıkıntı olduğunu, hareket etme olanağının daraldığını, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi zararının ödetilmesi isteminde bulunduğu, davacının .. tarihli .. ilgili bulgulara ilişkin iş ve güçten kalma süresinin somut olayla ve taleple ilişkisi kurulamamıştır. Keza maddi kaybına ilişkin dosyada başkaca da delil yoktur.

Şu durumda; mahkeme kararı 6100 sayılı .. 26. maddesinde (1086 sayılı HUMK’un 74. maddesi) düzenlenen hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez şeklindeki hükmüne de aykırılık oluşturmuş, bu itibarla maddi tazminat isteminin tümden reddi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş bu durum bozmayı gerektirmiştir.

b) Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Davaya konu somut olayda; olay tarihi, olayın gelişimi, temyize gelen davalıların davacıya yönelik eylemlerinin, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde kasten yaralama niteliğinde bulunması ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde; temyize gelen davalılar aleyhine hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı çok fazladır. Davacı yararına daha alt düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a,b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21.04.2016 gününde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...