DAVACILARIN OYLARININ KARAR YETER SAYISINI ETKİLEMEYECEĞİ GEREKÇESİYLE DAVANIN TÜMÜYLE REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 8671
Karar: 2016 / 3576
Karar Tarihi: 04.04.2016

ÖZET: Mahkemece de, davacıların toplantıya katılmalarının engellendiği, buna bağlı olarak dava açma haklarının bulunduğu kabul edildiğine göre, toplantı tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 377’nci maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılarak dava konusu toplantıda alınan bilanço ve kar/zarar hesaplarının tasdikine ilişkin 4 nolu karar ve buna bağlı olan yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın davacıların azınlık haklarını kullanmasına engel olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bu hususta bir gerekçeye yer verilmeksizin davacıların oylarının karar yeter sayısını etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

(4721 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 377, 381)

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.03.2015 tarih ve 2014/408-2015/211 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, 11.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında vekil ile temsil edilmek istenen müvekkillerce düzenlenen vekaletnamelerin usulsüz olduğu gerekçesiyle temsil edilmelerinin önlendiğini, oysa vekaletnamelerin davalının … Gazetesi’nde ilan ve ortaklara yapılan duyurularda belirttiği vekaletnameye birebir uyduğunu, daha önceki toplantılarda aynı vekaletnameler ile katılınımın sağlandığını, yönetim kurulu başkanının vekaletnamelerin usulüne uygun olmadığı itirazının dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını ileri sürerek 11.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, anonim şirketlerde pay sahiplerinin vekilleri vasıtasıyla genel kurul toplantılarında temsil edilebilmeleri için, Sermaye Şirketlerinin Genel Kurul Toplantıları ve Bu Toplantılarda Bulunacak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Komiserleri Hakkında Yönetmelik uyarınca vekaletnamede pay sahibinin pay adedinin bulunması şart olduğu halde somut olayda bu şartın yerine getirilmediğini, şekil şartlarına aykırılık taşıdığını, imza sirkülerinin aslının da sunulmadığını, ortaklara gönderilen örnek vekaletnamenin ancak bir başka ortak için vekalet verilmesine münhasır olduğunu, üçüncü kişiler için geçerliliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, TMK’nın 2’nci maddesine göre, herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, adlarına düzenlenen vekaletnamelerin usulsüz olduğu gerekçesiyle davacıların toplantıya katılarak oy kullanmalarına izin verilmediği, şirket yönetim kurulunca, şirket ortaklarının adı, soyadı, ikamet adresleri ve hisse miktarlarını gösteren hazirun listelerinin hazırlandığı, “hazirun cetvelinde gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket pay defterine ve kayıtlara uygundur” ibaresi ile hazirun listeleri onaylanmış bulunması karşısında davacıların, dava konusu toplantıya katılmalarına engellenmesi halinde 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesine göre genel kurul kararının iptalini talep etme hakkı bulunduğu, ancak 11.05.2012 tarihli genel kurul toplantısında 1.845.260.000 paydan davacılar hariç 1.556.938.123 payın temsil edildiği, kararların 172.993.123 olumsuz oya karşın 1.383.945.000 olumlu oyla alındığı, davacıların payının, davacı N.. K..’in 115.289.062, davacı F.. B..’nun 172.933.594 pay olmak üzere toplam 288.222.656 olduğu, genel kurulda kullanılan 172.993,123 olumsuz oy ile birlikte 462.215.779 olup toplantıya katılıp muhalefet oyu kullanmış olmaları halinde toplam oyun %30’unun altında oy kullanılmış olacağı, bu durumun karar yeter sayısını etkileyecek düzeyde olmadığı, bu itibarla davacıların genel kurula katılmalarının engellenmesi nedeniyle dava haklarının bulunduğu, ancak TTK 446 maddesinde öngörülen etkili olma koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, davalı şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Davacılar tarafından düzenlenen vekaletnamenin usulüne uygun olmadığından bahisle davacıların vekili dava konusu genel kurul toplantısına katılamamış, aynı genel kurul toplantısına katılan dava dışı …gündemin 4’üncü maddesinde yer alan 2011 yılına ait bilanço ve kar/zarar hesaplarının müzakere ve oylanmasının TTK’nın 377’nci maddesi uyarınca bir ay süre ile ertelenmesini talep etmiş, ortağın bu talebi 1/10 azınlık payının sağlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemece de, davacıların toplantıya katılmalarının engellendiği, buna bağlı olarak dava açma haklarının bulunduğu kabul edildiğine göre, toplantı tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 377’nci maddesi uyarınca bir değerlendirme yapılarak dava konusu toplantıda alınan bilanço ve kar/zarar hesaplarının tasdikine ilişkin 4 nolu karar ve buna bağlı olan yönetim kurulu üyelerinin ve denetçinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın davacıların azınlık haklarını kullanmasına engel olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bu hususta bir gerekçeye yer verilmeksizin davacıların oylarının karar yeter sayısını etkilemeyeceği gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...