EYLEMLİ AYRILIK NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI

DAVALI KADININ YOKSULLUK NAFAKASI TALEBİNİN REDDİ GEREĞİ – DAVACI ERKEĞİN İSTİNAF TALEBİNİN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMĞN DÜZELTİLMESİ GEREĞİ

İzmir BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 51
Karar: 2017 / 56
Karar Tarihi: 17.01.2017

ÖZET: Davalı kadının, emekli olup, aylık .. TL emekli maaşı aldığı, kardeşi ile bir bölü ikişer oranında hissedar olduğu on altı adet taşınmazının bulunduğu, bu taşınmazlardan birinde oturduğu, kira ödemediği, bu taşınmazlardan bir dükkan ve bir dairenin kirada bulunduğu, traktörünün olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davalı kadının boşanma ile yoksulluğa düşeceğinden söz edilemez. Türk Medeni Kanununun maddesi koşulları kadın lehine oluşmamıştır. Davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, kabulü usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı erkeğin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacının istinaf talebinin, kabulü ile şekilde hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.

(4721 S. K. m. 174) (6100 S. K. m. 353)

Taraflar arasındaki boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince verilen yukarıda tarih ve numarası gösterilen, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ilişkin karara karşı, davacı tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden istinaf yoluna başvurulmakla; evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI İLE YARGILAMA SÜRECİ:

Davacı dava dilekçesinde, Balıkesir 1.Aile Mahkemesinde açtığı 2009/751 esas 2011/502 karar sayılı boşanma davasının reddedilip kesinleştiğini, aradan üç yıl geçmesine rağmen bir araya gelmediklerini iddia ederek boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde, ilk davanın erkeğin kusuru nedeniyle reddedildiğini belirterek boşanmalarına, 1000 TL yoksulluk nafakası ve 50.000 TL maddi tazminat ile50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı kadın yararına 400 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 10.000 TL maddi tazminata ve 10.000 TL. manevi tazminata karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı, boşanmaya ilişkin karara bir diyeceklerinin bulunmadığını, kadının emekli maaşı aldığını. 18 adet taşınmazının olduğunu, kendi evinde oturduğunu, kira vermediğini, bu nedenle kadına yoksulluk nafakası verilemeyeceğini, kadının geçirmiş olduğu ameliyatlarla ilgilenmediğini, kadının kusurlu olduğunu, tazminatlara hükmedilemeyeceğini, kabul edilmediği takdirde tazminatların oranında kadının kusurunun dikkate alınması gerektiğini, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Kusur belirlemesi yönünden:

Erkek tarafından, 05.01.2009 tarihinde açılan Balıkesir 1.Aile Mahkemesinin 2009/751 esas 2011/502 karar sayılı boşanma davasında, kadının kusurunun kanıtlanamadığı, erkeğin eşini sürekli istemediğini, kötü koktuğunu söylemek suretiyle köylülüğü ile alay ettiği, küçümsediği, birlikte kahvaltıya dahi oturmadığı, kusurun erkekte bulunduğu belirtilerek davanın reddine, kadının birleşen tedbir nafakası davasının kabulü ile kadın yararına 300 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, karar Yargıtay 2.Hukuk Dairesince onanarak 02.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir.

Tanık beyanlarına göre taraflar bir daha bir araya gelmemiş bulunmaktadırlar.

Davacı cevaba cevap dilekçesinde, ilk boşanma davasının devamı ve sonrasında çeşitli ameliyatlar geçirdiğini, kadının bu ameliyatlar sırasında yanında olmadığını, destek vermediğini, bu nedenle kusurlu bulunduğunu iddia etmiş ise de, davacının kızları olan tanıkları, babalarının ameliyat olduğu dönemlerde tarafların zaten ayrı yaşadıklarım, babalan ile kendilerinin ilgilendiklerini, davalının hastaneye hiç gelmediğini, davalının bu ameliyatlardan haberi olup olmadığını bilmediklerini, kendilerinin de haber vermediklerim beyan etmişlerdir.

Davalı kadın, 2.cevap dilekçesinde, tesadüfen ameliyat olayını öğrenince ziyaret etmek istediğinde kabul edilmediğini ileri sürmüştür.

Gerek davacı tanıklarının, davalıya haber vermediklerini beyan etmeleri, gerekse de, ilk dava da kabul edilen erkeğin, kadını istemediği, koktuğunu söylemesi, köylülüğünü küçümsemesi, kahvaltıya dahi birlikte oturmaması vakıaları dikkate alındığında, erkeğin ziyarete gelen kadını yanında isteyeceğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı bulunacağı gerçeği karşısında, kadına kusur yüklenmesine imkan bulunmamaktadır.

İlk davada erkeğin tam kusurlu bulunduğu hususu kesinleştiğinden ve ayrılık süresi içerisinde kadının kusurlu bir davranışı kanıtlanmadığından, erkeğin kusur belirlemesine yönelik istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

Tazminatlar yönünden,

Yukarıda belirtildiği üzere, boşanmaya neden olan olaylarda, davacı erkek tam kusurlu olup, erkeğin kadını istemediğini, koktuğunu söylemesi, köylülüğünü küçümsemesi vakıaları, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden ve kadının boşanmakla mevcut ve beklenen menfaatleri ihlal edilmiş olacağından, Türk Medeni Kanununun 174/1-2 madde koşulları davalı kadın yararına gerçekleşmiş bulunmaktadır.

Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacı erkeğin kusurlu eylemlerinin ağırlığı, evlilik süresi ve hakkaniyet kuralı dikkate alındığında, davalı kadın yararına hükmedilen tazminatların miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu sebeplerle, davacının tazminatlara yönelik istinaf talebi de kabul edilmemiştir.

Yoksulluk nafakası yönünden,

Toplanan delillerden; davalı kadının, emekli olup, aylık 1045 TL emekli maaşı aldığı, kardeşi ile 1/2 şer oranında hissedar olduğu 16 adet taşınmazının bulunduğu, bu taşınmazlardan birinde oturduğu, kira ödemediği, bu taşınmazlardan bir dükkan ve bir dairenin kirada bulunduğu, traktörünün olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, davalı kadının boşanma ile yoksulluğa düşeceğinden söz edilemez. Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşulları kadın lehine oluşmamıştır. Davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı erkeğin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda gösterilen sebeplerle,

1-Davacının istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-2 maddesi gereğince yoksulluk nafakası yönünden KABULÜ İLE aşağıdaki şekilde HÜKMÜN DÜZELTİLMESİNE, davacının kusur belirlemesi ve tazminatlara yönelik istinaf taleplerinin ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince REDDİNE,

2-Tarafların boşanmalarına, kadın yararına tedbir nafakası verilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin bölümler istinaf edilmemek suretiyle kesinleşmiş bulunduğundan, bu konularda YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE YER OLMADIĞINA,

3- 10.000 TL maddi tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine,

4-10.000 TL manevi tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine,

5-Davalı kadının, koşulları gerçekleşmeyen yoksulluk nafakası talebinin reddine,

6-Alınması gerekli 79,70 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına,

7- Davacı tarafından yatırılan, 29,20 TL istinaf peşin harcının talebi halinde yatırana iadesine,

8-Davalı tarafından yapılan 79,70 TL istinaf başvuru harcı ve 27,40 TL dosya gönderme masrafından oluşan toplam 107,10TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK’nun 361/1 maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Yargıtay’a temyizi kabil olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi. 17.01.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...