Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı

Ceza Genel Kurulu 2007/10-226 E., 2007/215 K.

Sanık hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan kamu davası sonunda; Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesince 13.12.2005 gün ve 592-1023 sayı ile; “

“Sanığın karşılıksız çek keşide etmek suçundan 4814 sayılı Yasa ile değişik 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi gereğince çek bedelleri toplamı olan 80.000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 3167 sayılı Yasanın 16/3. maddesi gereğince 1 yıl süre ile çek hesabı açmaktan yasaklanmasına, karardan bir örneğinin TC Merkez Bankasına gönderilmesine, vekalet ücretine ve yargılama giderine..”

” hükmedilmiş olup, bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine;

Yargıtay 10. Ceza Dairesince 05.03.2007 gün ve 1338-2434 sayı ile;

“1- Suça konu 3139344 seri nolu çek hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanık müdafinin temyiz dilekçesine ekli 19.01.2006 tarihli muhatap banka yazısına göre 25.10.1999 keşide tarihli 20.000.000.000 TL.bedelli çek aslının keşideci sanık tarafından bankaya teslim edildiğinin anlaşılması karşısında sair hususlar incelenmeksizin hükmün bozulmasına ve sanık hakkında bu çeke yönelik kamu davasının 4814 sayılı Kanun ile değişik 3167 sayılı Kanunun 16/C ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesine,

2- Suça konu 3139346, 3139345, 3139344 seri numaralı çekler hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

3139344 seri numaralı çeke ilişkin davanın düşmesi nedeniyle 3139343, 3139345, 3139346 numaralı çekler yönünden temel cezanın yeniden belirlenmesi zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMUK’nun 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak, bu durumların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmolunan para cezalarının; 3139343 seri numaralı çek için 20.000 YTL, 3134346 seri numaralı çek için 20.000 YTL, 3139345 seri numaralı çek için 20.000 YTL olmak üzere sonuç adli para cezasının 60.000 YTL olarak belirlenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına”

” karar verilmiş ise de,

Bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.09.2007 gün ve 163396 sayı ile; “

“5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca yürürlükte olan, 1412 sayılı CMUK nun 316. maddesine 21.03.2003 gün ve 4778 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenip, 19.3.2003 gün ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 3. fıkrasında yer alan “

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde, sanık veya müdafi ile müdahil, şahsi davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur.”

” emredici hükmüne aykırı olarak, tebliğnamenin hükmü temyiz etmiş olan sanık müdafiine tebliğ edilmemiş olması nedeniyle Özel Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesi itiraz yoluyla talep edilmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Görüldüğü gibi Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenmiş olan tebliğnamenin hükmü temyiz etmiş olan sanık müdafiine tebliğ edilmediği ahvalde, Özel Dairece temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.

Dosya incelendiğinde;

Yerel Mahkemece sanık hakkında mahkumiyet hükmü verildiği ve bu hükmün sanık müdafiince süresi içinde temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.01.2007 gün ve 65907 sayılı tebliğname ise kısmen bozma, kısmen onama isteklidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2006 gün ve 204-197 sayılı kararında da açıklandığı üzere; hükmü temyiz etmeleri halinde veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamenin, sanık veya müdafii ile katılan veya vekiline tebliğ olunacağı 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 1412 sayılı CYUY nın 316. maddesine 21.03.2003 gün ve 4778 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenip, 19.03.2003 gün ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı ile ilgili bulunan bu hüküm buyurucu nitelikte olup, uyulması zorunludur.

Anılan düzenleme, Anayasanın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu haline gelen, AİHS’nin 6. maddesi ile de ilgilidir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 09.11.2000 gün ve 36590-97 sayılı Göç/Türkiye kararı bu konuya temas eder. Zira bu karar üzerine, 2003 yılında mevzuatımızda yukarıda bahsedilen düzenleme yapılmış, 5271 sayılı CYY nın 297. maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir.

Somut olayda; Özel Daire kararından sonra tebliğnamenin hükmü temyiz etmiş olan sanık müdafiine tebliğ edilip edilmediği konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında oluşan tereddüt üzerine, bu husus Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığına sorulduğunda, Yargıtay 10. Ceza Dairesi Başkanlığınca 27.09.2007 gün ve 346 sayı ile tebliğnamenin sanık müdafiine tebliğ edilmediği bildirilmiştir.

Şu halde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.01.2007 gün ve 65907 sayılı tebliğname sanığa tebliğ edilmeksizin Özel Dairece inceleme yapılarak karar verilmiş olması, 1412 sayılı Yasanın halen yürürlükte bulunan 316/3. maddesinin buyurucu hükmüne aykırılık oluşturmaktadır.

Bu nedenle, itirazın kabulü ile Özel Daire kararının sair yönleri incelenmeksizin usule aykırılık nedeniyle kaldırılmasına, tebliğnamenin sanığa tebliğinden sonra temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Zamanaşımının dolup dolmadığı hususunun ise tebliğnamenin tebliğinden sonra yapılacak olan temyiz incelemesi sırasında dikkate alınması gerekir.

SONUÇ:Açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 05.03.2007 gün ve 1338-2434 sayılı kararının belirtilen usule aykırılık nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 30.10.2007 günlü müzakerede oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...