Tefecilik Suçu

Ceza Genel Kurulu 2007/7-213 E., 2007/191 K.

Sanık Yaşar K…….’nün tefecilik suçundan beraatine ilişkin Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2003 gün ve 1725-1240 sayılı hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 21.06.2006 gün ve 36039-12651 sayı ile;

“Tefecilik suçunun oluşabilmesi için birden fazla kişiye sistemli ve sürekli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para verilmesi gerekmekte olup, sanığın bir çok kişiye faiz karşılığı ödünç para vererek çıkar sağlayıp sağlamadığı ve bu işi meslek haline getirip getirmediğinin tespiti bakımından, adına senet düzenlenen kişilerden daha çok sayıda ve bulunabilecek olanların dinlenmeleri ve ayrıca kolluk araştırması da yaptırıldıktan sonra toplanan tüm kanıtlar karar yerinde tartışılıp değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yetersiz gerekçe ve eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme 07.02.2007 gün ve 850-53 sayı ile; “….Mahkemece adresi tespit edilebilen tanıklar dinlenmiştir. Bir çok senette sadece borçlunun adı yazılı olup, adres belli değildir.

Dinlenebilen tanıkların beyanları da dikkate alındığında, emlakçılık yapan sanığın işyerinde ele geçen senetleri tefecilik yapmak amacıyla aldığı kanıtlanamamıştır. Yeniden araştırma yapmak sonucu değiştirmeyecektir” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de katılan vekili ve C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.08.2007 günlü “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığa yüklenen ve ilk kez işlenen tefecilik suçunun cezası 90 sayılı KHK’nin 15. maddesinin 2. fıkrasında 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve ağır para cezası olarak saptanmıştır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCY’nın 102/4. maddesinde bu suç bakımından öngörülen asli zamanaşımı süresi beş yıldır. Yargılama sırasında gerçekleştirilen ve zamanaşımını kesip bu süreyi yeniden başlatan en son işlem ise, sanığın 21.05.2002 tarihinde mahkemece yapılan sorgusudur. Bu tarih ile inceleme tarihi arasında asli zamanaşımı süresi dolmuş bulunduğundan, davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,

2- Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında 5320 sayılı Yasanın 8. maddesinin 1. fıkrasının yaptığı gönderme nedeniyle 1412 sayılı CYUY’nın temyiz incelemesi yönünden halen uygulanması olanağı bulunan 322. maddesinin 1. fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak, sanık Yaşar K……. hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCY’nın 102/4 ve 104/2. maddeleri ile 5271 sayılı CYY’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,

3- Dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.09.2007 günü sonucu itibariyle tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...