Yoksulluk Nafakası

a) Genel bilgi

Boşanma sonucu yoksulluğa düşecek ağır kusurlu olmayan eşin, di­ğer eşten sürekli olarak isteyebileceği nafakanın adıdır.

Önceki kanunumuzdaki düzenlemeye göre iki farklılık vardır:

1)Kadın erkek eşitliği gözetilerek, önceki kanunumuzdaki erkek aleyhine olan “erkeğin kadından yoksulluk nafakası isteyebilmesini, kadının re­fah halinde bulunması “ek koşuluna bağlayan ifadeye (T. K. M. md. 144) yer verilmemiş, böylece yoksulluk nafakası hükmedilemesi koşulları ba­kımından da kadın ve erkek yasa önünde eşit kabul edilmiştir.

2)İstem halinde bu nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödenece­ğinin hakim tarafından belirlenebilmesi kolaylığı getirilmiştir.

Yoksulluk Nafakası’nın Koşulları

Yoksulluk nafakasına mahkemece hükmedilebilmesi için:

  • Boşanma olmalı,
  • İstek bulunmalı,
  • Lehine yoksulluk nafakası hükmedilecek eşin, boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olmaması,
  • Lehine nafaka bağlanacak eşin boşanma yüzünden «yoksullu­ğa» düşmesi gerekir.

Boşanma olmalıdır:

Boşanma davasının reddedilmesi halinde «yoksulluk nafakası» hükmedilemez. Bu nafakaya ancak boşanma kararının kesinleştiği tarih­ten itibaren karar verilebilir.

İstek bulunmalıdır:

Mahkemece, bu nafakaya istek olmadan kendiliğinden hükmedile­mez. Miktarı da belirtilmek suretiyle açık istekte bulunulmalıdır. Ancak Yargıtay, uygulamada açıkça «yoksulluk nafakası» ifadesi kullanıl­mamış olması halinde; bu anlamın çıkartıldığı durumlarda istek bulun­duğunu kabul etmektedir. Örneğin «boşanma kararından sonra da devam etmek üzere nafaka» ve benzeri ifadelerin «yoksulluk nafakası» anlamında olduğu değişik içtihatlarda belirtilmektedir. Yine de durak­samaya ve hak kaybına neden olmamak için miktarı da gösterilerek «yoksulluk nafakası» istendiğinin belirtilmesi doğru olur.

Yoksulluk nafakası, boşanma davası içinde, o dava sonuçlanıncaya dek yargılamanın her aşamasında sözlü veya yazılı istenebileceği gibi, boşanma kararı kesinleştikten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı dava şeklinde de istenebilir.

Boşanma davası içinde istenmesi halinde, bu istek boşanmanın eki niteliğinde olduğundan, ayrı harç alınmayacak, ayrı vekalet ücretine hükmedilmeyecektir. Boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki istek­ler ise ayrı harç ve vekalet ücretine tabi olacaktır.

Boşanma kararı verilinceye dek yoksulluk nafakası isteğinde bulu­nulmamış olması ve kararın, boşanma dışında bir nedenle (velayet, kişi­sel ilişki, tedbir nafakası gibi) Yargıtay tarafından bozulması halinde, aynı dava içinde artık yoksulluk nafakası istenemez. Boşanma karan kesinleştiğinden, ekinden de söz edilemeyeceğinden, harcı yatırılarak ayrı bir yoksulluk nafakası davasının açılması gerekir.

Dava dilekçesinde yoksulluk nafakası olarak istenen miktar yargı­lama sırasında davalının rızası olmadan çoğaltılamaz. (H. U. M. K. md. 185/2) Dava sırasında yoksulluk nafakası isteğinden feragat edildiyse, daha sonra bu feragat beyanından dönüldüğü belirtilerek yeniden yok­sulluk nafakası isteğinde bulunulamaz.

Anlaşmalı boşanma davasında eşler yoksulluk nafakası istemedikle­rini açıkça belirtmişler veya bu anlama gelecek şekilde: «hiçbir nafaka isteğimiz yoktur» şeklinde bir beyanda bulunmuşlarsa, daha sonra yok­sulluk nafakası isteyemezler.

Boşanma davasında yoksulluk nafakası isteği reddedilip bu karar kesinleşmişse, daha sonra yoksulluk nafakası istenemez. Boşanma dava­sı sırasında yoksulluk nafakasına ilişkin bir hüküm bulunmuyorsa, bu karar kesinleştikten sonra da ayrı dava açılarak yoksulluk nafakası iste­nebilecektir. Ancak bu halde bir yıllık zamanaşımı süresi bulunduğu (md. 178) unutulmamalıdır.

Yoksulluk Nafakası’nda Ağır kusurlu olmama koşulu:

Lehine yoksulluk nafakasına karar verilecek eşin, boşanmaya yol açan olaylardaki kusuru diğer eşinkinden ağır olmamalıdır. Bu nafa­ka ancak kusursuz, az kusurlu veya eşit kusurlu eş yararına hükmedile­bilir.

Terk nedenine dayalı boşanmaya karar verilmesi halinde davalı ya­rarına yoksulluk nafakası verilemez.

Boşanma davasından sonra açılacak yoksulluk nafakası davasında eşlerin kusuru; boşanma davası içindeki kanıtlara göre değerlendirile­cektir. O dava içinde ağır kusurlu olduğu belirlenerek kesinleşen eş ya­rarına yoksulluk nafakasına karar verilemeyecektir.

Akıl hastası eşin davranışları iradi olmadığından, diğer koşullar da varsa (yoksulluğa düşme, diğer eşin ödeme gücünün bulunması, istek olması gibi) lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Nafaka yüküm­lüsünün kusuru aranmayacağından (md. 175/2) akıl hastalığı nedenine dayalı boşanmada davalı akıl hastası için yoksulluk nafakası verilebile­cektir.

Fiili ayrılık nedenine dayalı boşanma (md. 166/son) davasında kusu­run belirlenmesi özellik gösterir. Burada hem bu davaya dayanak olan önceki reddedilen boşanma davasındaki olaylar, hem de o davadan son­ra son açılan fiili ayrılık nedenine dayalı davaya dek geçen süredeki olayların kusur teshirinde değerlendirilmesi gerekir.

Yoksulluğa düşme:

Lehine yoksulluk nafakası hükmedilecek eşin, boşanma yüzünden yoksulluğa düşmesi gerekir. Kanunumuzda yoksulluk kavramı tanımlanmamıştır. Bu kavram, her ülkenin ekonomik ve sosyal durumuna göre farklılık gösterir. Yeme, giyinme, barınma gibi temel gereksinimle­rini karşılayacak düzeyde geliri olmayan yoksul kabul edilir. Uygulamada Yargıtayın birçok kararında asgari ücretten az geliri olanların yoksulluğa düştüğü ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğinin açıklandığı görülmektedir.

Yoksulluğa düşme halinin boşanma davası sırasındaki duruma göre belirlenmesi gerekir. Boşanma davası sırasında düzenli bir işi ve yeterli geliri bulunan eşin boşanma kararından sonra işinden çıkması halinde yoksulluk nafakası hükmedilemez.

Boşanma davası devam ederken yoksulluk nafakası alabilmek için işinden kendi isteğiyle ayrılan eşin davranışı iyiniyet kurallarıyla bağ­daşmadığından yoksulluk nafakası alamaz.

Toplumda geçerli bir mesleği olan, aradığında kolayca iş bulabilecek durumdaki eşin sırf kötüniyetli olarak diğer eşten yoksulluk nafakası alabilmek için iş bulma girişiminde bulunmadığı anlaşılıyorsa yine yok­sulluk nafakası alamayacaktır.

Yoksulluk nafakası isteyen eş yararına yetim aylığı, emekli maaşı gibi ödemelerin yapılması için koşullar oluşmuş fakat ilgili eşin başvuru­su bulunmadığından bunlar bağlanmamış olabilir. Bu durumda mah­kemece ilgili kurumlardan gerekli araştırmanın yapılması, yoksulluk nafakası isteyen eşin davranışının iyiniyetli olmadığı; sırf diğer eşi zarara uğratmaya yönelik olduğu belirlendiği takdirde isteğin reddi gerekir.

Eşlerin ailelerinin ekonomik durumları, genel kural olarak yoksul­luk nafakasının bağlanmasında belirleyici olmaz. Örneğin, yoksulluk nafakası isteyen eşin işi geliri olmayıp kendi ailesinin yanında, onların yardımıyla yaşadığını düşünelim. Bu eşin anne ve babasının zengin ol­ması tek basma yoksulluk nafakası hükmedilmesine engel oluşturmaz. Ancak ilgili eşe miras kaldığı ve bu nedenle yoksulluğa düşmeyeceği ileri sürülmüşse bunun araştırılması gerekir.

Kendisinden yoksulluk nafakası istenen eşin de yoksul olması, ça­lışmayacak kadar hasta, sakat olması halinde aleyhine yoksulluk nafaka­sına hükmedilemez.

Davalı eşin akıl hastası olmasına karşın işi veya yeterli geliri varsa, diğer koşulların da bulunması halinde (Davacının daha az kusurlu olma­sı, yoksulluğa düşmesi) aleyhine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

Davalının zorunlu askerlik hizmetini yapması ve gelkinin de bu­lunmaması halinde askerlik dönemi içinde nafakaya karar verilemeye­cektir.

Davaa eşin bir işi ve yeterli geliri olmadığı halde sadece kendisinin oturduğu bir evi bulunuyorsa yoksulluk nafakası bağlanabilecek midir? Kural olarak içinde oturulan tek evin bulunması bu nafakayı istemeye engel oluşturmaz. Ancak, somut duruma göre bazen farklılık gösterebi­lir. Örneğin davacı eşin oturduğu ev, villa, yalı v. b. özellikte olup, satıl­dığında yine davacının sosyal durumuna uygun oturulabilecek üç, beş evin alınabileceği yüksek bir değere sahipse; bunun araştırılıp hakkani­yete uygun karar verilmesi gerekir.

c) Yoksulluk Nafakasının Artırılması, Azaltılması, Kaldırılması

Yoksulluk nafakasına toptan veya irat biçiminde ödenecek şekilde hükmedilebilir, (md. 176) uygulamada çoğunlukla irat şeklinde (aylık belli bir miktar olarak) hükmedildiği görülmektedir.

Taraflar, mali durumlarının değişmesi halinde, irat şeklinde bağlanan yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasını mahkemeden isteyebilirler.

İstem olması halinde bu nafakanın gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceği de kararlaştırılabilir. (md. 176) Mahkemece bu durumda uygulamada (icra, ödeme aşamasında) güçlük yaratmayacak, duraksamaya neden olmayacak şekilde hüküm kurulmasına özen gösterilmelidir.

Yoksulluk nafakası, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya tarafların birinin ölümü halinde «kendiliğinden» kalkar, md. 176/3

Kural olarak bu durumda yoksulluk nafakasının kaldırılması için mahkeme kararı gerekmez. Lehine yoksulluk nafakası hükmolunan tarafın evlendiğini veya öldüğünü gösteren nüfus kaydının icra makamlarına sunulması yeterli olur. Ancak bu yönde bir belirsizlik olması halinde mahkemenin vereceği karar «tesbit»niteliğinde olacaktır.

Nafaka alacaklısının resmi nikah olmaksızın fiilen evli gibi yaşama­sı, yoksulluğunun ortadan kalkması, ya da haysiyetsiz yaşaması halinde mahkeme kararıyla bu nafaka kaldırılır, (md. 176/3)

Anlaşmalı boşanma davasında, bunun aksi kararlaştırılabilir. Örne­ğin, ilerde yeniden evlenme veya gelire kavuşma halinde de yoksulluk nafakasının ödenmeye devam edeceğini eşler anlaşmalı boşanma davası sırasında belirleyebilirler.

Yoksulluk Nafakası’nda Yetki

Boşanma davasından sonra açılacak yoksulluk nafakası davasında yetkili Aile Mahkemesi, nafaka alacaklısının yerleşim yerindeki mahkemedir. (md. 177)

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

Your email address will not be published.