Yetkiye ve İmzaya İtiraz Davası

YETKİYE VE İMZAYA İTİRAZ DAVASI

İMZAYA İTİRAZ YÖNÜNDEN TAYİN EDİLEN DURUŞMA GÜNÜNDE TARAFLAR GELMEZ VEYA ALACAKLI GELİP DE DURUŞMAYI TAKİP ETMEYECEĞİNİ BİLDİRİR İSE KANUN MADDESİNİN UYGULANMASI GEREKTİĞİ – TARAFLAR GELMESE BİLE GEREKEN KARARIN VERİLMESİNİN ZORUNLU OLDUĞU

İzmir BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. Hukuk Dairesi
Esas: 2017 / 22
Karar: 2017 / 70
Karar Tarihi: 10.01.2017

ÖZET: Somut olayda, borçlu vekilinin başvurusu, yetkiye ve imzaya itiraz niteliğinde olup, İİK’nun ilgili Maddeleri gereğince mahkemece mutlaka duruşma açılmalı ve itiraz duruşmalı olarak incelenmelidir. Dosya üzerinden karar verilemez. İmzaya itiraz yönünden tayin edilen duruşma gününde taraflar gelmez veya alacaklı gelip de duruşmayı takip etmeyeceğini bildirir ise, kanun maddesinin uygulanması gerekir. Ancak yetki itirazının incelenmesinde anılan madde hükümleri uygulanmayıp, taraflar gelmese bile gereken kararın verilmesi zorunludur.

(AİHS m. 6) (6100 S. K. m. 36, 150, 199, 225, 293, 353) (2004 S. K. m. 168, 169, 170)

Anayasanın 36. maddesinde; “herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme görev ve yetki içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” düzenlemesinin bulunduğu;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde ise; “her şahıs gerek medeni hak ve vecibeleri ile ilgili nizalar, gerek ceza-i sahada kendisine karşı serdedilen bir isnadın esası hakkında karar verecek olan kanuni, müstakil ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içerisinde hakkaniyete uygun ve aleni surette dinlenmesini istemek hakkına haizdir” düzenlemesinin bulunduğu, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı hem ceza yargılaması, hem de medeni hak ve yükümlülükleri karara bağlayan yargılamalar için geçerli bir haktır. Bu nedenle davanın tarafının delil sunmak veya bazı belgeleri istemek gibi kendi inisiyatifine bırakılan konularda dahi milli mahkemeler gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için taraf devletlerin madde 6/1 deki hakları güvence altına alma pozitif yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmenin 6.maddesinin 2 ve 3.fıkralarının içerdiği güvenceler her ne kadar ceza yargılamasında suç isnat edilmiş kişiye tanınmış olan haklar ise de; gereğinde özel hukuk davaları alanında da uygulanabilmektedir.

6100 sayılı HMK’nun 4.kısmı ispat ve deliller olarak düzenlenmiş olup, deliller de ikrar (madde 188), belge ve senet (madde 199 ve devamı), yemin (madde 225 ve devamı), tanık (madde 240 ve devamı), bilirkişi incelemesi (madde 266 ve devamı), keşif (madde 288 ve devamı), uzman görüşü (madde 293 ve devamı) olarak belirtilmiş olup, yargılama sırasında HMK. da delil olarak düzenlenmiş olan belge ve bilgilerin mahkeme tarafından gerek re’sen, gerekse istem üzerine ileri sürülmüş olan delillerin toplanmaması veya ileri sürülen delillerin eksik toplanarak karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturacak olup, HMK 353/1-a-6 madde de mahkemece tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbirisi toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması maddesinin Anayasa 36.maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu maddedeki hiçbiri ifadesinin hükmün esasına etki edecek esaslı delillerin toplanmadan karar verilmesi şeklinde anlaşılmasını gerektirmektedir.

Davalı alacaklının, çeke dayalı olarak davacı borçlu hakkında başlattığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde; borçlu vekili, İİK’nun 168/5. maddesi uyarınca Ödemiş İcra Mahkemesine başvurarak icra dairesinin yetkisine ve takibe konu çekteki imzasına itiraz ettiği, mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davanın süre yönünden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK’nun 169/a-l. maddesine göre; “İcra mahkemesi hakimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hakim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı halinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hakimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir.”

Somut olayda, borçlu vekilinin başvurusu, yetkiye ve imzaya itiraz niteliğinde olup, İİK’nun 169/a ve 170. Maddeleri gereğince mahkemece mutlaka duruşma açılmalı ve itiraz duruşmalı olarak incelenmelidir. Dosya üzerinden karar verilemez. İmzaya itiraz yönünden tayin edilen duruşma gününde taraflar gelmez veya alacaklı gelip de duruşmayı takip etmeyeceğini bildirir ise, HMK’nun 150. maddesinin uygulanması gerekir. Ancak yetki itirazının incelenmesinde anılan madde hükümleri uygulanmayıp, taraflar gelmese bile gereken kararın verilmesi zorunludur.

Yine her ne kadar Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi’nce incelemeye konu kararda davacının mahkemenin 2016/319 E. sayılı dosyası ile ödeme emri tebligatının usulsüzlüğüne ilişkin açılan dava neticesinde tebligatta usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği bu nedenle davanın yasal 5 günlük süresi içinde açılmadığından bahisle dava süre yönünden reddedilmiş ise de; Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/319 E, 2016/214 K. sayılı şikayetin reddine dair kararın henüz kesinleşmediği, istinaf incelemesi için dairemize gönderildiği ve dairemizin 2017/3 E. sayısında incelemesinin yapıldığı, mahkemece işbu tebligat usulsüzlüğüne ilişkin kararın da kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği her ne kadar icra mahkemesi kararlarının icrası için kesinleşmesi gerekmez ise de icra mahkemesi kararlarının birbirine karşı kesin hüküm ifade edeceğinden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.

O halde mahkemece, duruşma açılarak ve varsa tarafların delilleri toplanıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ödemiş İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/11/2016 gün 2016/322 E., 2016/218 K. sayılı kararının HMK. 353/1 -a (6) maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2- Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine,

3- İstinaf kanun yoluna başvuru sırasında alınan 143,50-TL harçtan alınması gerekli 79-70-TL’nin mahsubu ile fazla alınan 63,80-TL’nin talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,

4- İstinaf kanun yolu giderinin ilk derece mahkemesince yeniden kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine,

5- Kararın taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10.01.2017

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-06-27T17:44:58+00:00 27 Haziran 2017|

Leave A Comment

SEO