Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

Yargıtay Kararı -6 Manevi tazminat

T.C.

YARGITAY 11.Hukuk Dairesi

ESAS NO     : 2010/10417

KARAR NO : 2012/13917

ÖZET: Öncelikle şikayet hakkının kullanılabilmesi için bir hakkın mevcut olması gerekir. Birden fazla şirketin iş yaptığı bir ortamda, bir şirketin fazla iş alıp bir başka şirketin az iş alması, şikayet hakkının olunduğu anlamına gelmez. Bir an için aksi kabıd edilse bile Anayasal şikayet hakkının, şikayeti incelemeye yetkili ve görevli mercilere karşı kullanılması gereklidir. Davalı ise davacıların ilişkide bulunduğu şirket veya kurumlara müracaat etmiştir. Üstelik de davalının yukarıda anı­lan beyanlarını haklı gösterecek hiçbir emare bulunmamaktadır. Orta­da hiçbir emare olmadığı halde, davacı şirketin ve yöneticisi bulunan diğer davacının ticari itibarını zedeleyecek ve kişilik haklarını incitecek şekilde beyanlarda bulunmak, şikayet hakkının kapsamında değerlendi­rilemez. Bu durum karşısında mahkemece, davalının yukarıda açıkla­nan eylemi ile hem davacı şirketin ticari itibarını hem de diğer davacı­nın manevi haklarını ihlal ettiği kabul edilerek, sonucuna göre bir ka­rar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olma­mış, kararın bozulması gerekmiştir.

Taraflar arasında görülen davada Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen kararın duruşınalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen gün bankaca gelen olmadığı yoklama ile anlatılıp ha­zır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra duruşınalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Ha­kimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin ge­reği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkili şirketin genıi kiralama ve denizcilik hizmetleri alanında Mayıs 2006 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiğini, diğer müvekkilinin de müvekkili şirketin müdürü olduğunu, davalının BDDK, Rekabet Kurumu vc müvekkillerinin bir nevi temsilciliğini yaptığı G… Çimento A.Ş.’nc gönderdiği 01/10/2007 tarihli e-mail ile müvekkillerinin ticari itibarını zedeleyen, kişilik hak­larına doğrudan saldırı teşkil eden, gerçek dışı ve küçük düşürücü beyanlarda bu­lunduğunu ileri sürerek, iktisadi rekabet kurallarına aykırı bu davranışı dolayısıyla (25,000) Tl. manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin Anayasal dilekçe hakkım kullandığını, davacıların ticari itibarını ve kişilik haklarını zedelemesinin veya iktisadi rekabetin gerektirdiği iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesinin söz konusu olmadığını savunarak, da­vanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı G… A.Ş’nin TMSF’na devredildiği dönemde davacı şirkete 56, davalıya 13 kez acentelik verdiği, dolayı­sıyla davalının şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu, buna bağlı olarak da şikayet hakkının yasal sınırlar içinde kullanıldığı, davalı ifadelerinin hukuka uy­gunluk sınırlan içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, haksız rekabet nedeniyle uğranıldığı iddia edilen manevi zararın tazmi­ni istemine ilişkin olup, mahkemece davalının yasal şikayet hakkını kullandığı ve şikayetini haklı gösterecek emarelerin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine ka­rar verilmiştir.

Oysa, dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalının elektro­nik posta yoluyla BDDK, Göllaş A.Ş. vc Rekabet Kurulu’na gönderdiği yazılar ile “son zamanlarda Antalya Limanında yaşanan olayların çok çirkinleştiği, davacı şirket yetkilisi diğer davacı Barış ile Göllaş A.Ş. yetkilisi Hatice arasında bir çıkar ilişkisinin olduğu, Hatice’nin armatörlere davalıyı kötüleyerek ayrıca cezai işlem uygulayacağını bildirip armatörleri tehdit ederek haksız rekabete yol açtığı, yine Barş ile Hatice’nin taşıyanlarla görüşüp demuraj ücretinde indirim yapacakları va­adiyle aldıkları paraları aralarında paylaştıkları” iddialarında bulunduğu anlaşılmış­tır.

Öncelikle şikayet hakkının kullanılabilmesi için bir hakkın mevcut olması ge­rekir. Birden fazla şirketin iş yaptığı bir ortamda, bir şirketin fazla iş alıp bir başka şirketin az iş alması, şikayet hakkının olunduğu anlamına gelmez. Bir an için aksi kabul edilse bile Anayasal şikayet hakkının, şikayeti incelemeye yetkili ve görevli mercilere karşı kullanılması gereklidir. Davalı ise davacıların ilişkide bulunduğu şirket veya kurumlara müracaat etmiştir. Üstelik de davalının yukarıda anılan be­yanlarını haklı gösterecek hiçbir emare bulunmamaktadır. Ortada hiçbir emare ol­madığı halde, davacı şirketin ve yöneticisi bulunan diğer davacının ticari itibarını zedeleyecek ve kişilik haklarını incitecek şekilde beyanlarda bulunmak, şikayet hakkının kapsamında değerlendirilemez.

Bu durum karşısında mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemi ile hem davacı şirketin ticari itibarını hem de diğer davacının manevi haklarını ihlal et­tiği kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hü­küm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları­nın kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/09/2012 tarihinde oy­birliğiyle karar verildi

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat