Adli Yakalama

Kişi özgürlüğünün kısıtlanması

Burada, bir suç  işlendikten sonra uygulanan adli yakalama anlatılacaktır.

Yakalama, bir kişinin hakim kararı  alınmamış olmasına  rağmen, geçici bir süre için özgürlüğünden yoksun bırakılması demektir. Yakalama, adli kontrol,  tutuklama,  ifade  alma, beden muayenesi gibi, kişi özgürlüğünü kısıtlayan koruma tedbirlerindendir.

Adli  yakalama,  tutuklamanın mümkün  kılınması  ve  dolayısı  ile ceza muhakemesinin selametle ve emniyetle yapılabilmesi için ve henüz  bir  tutuklama  kararı  verilmeden  önce,  kişinin  hürriyetinin  kaldırılması  şeklinde  bir muhakeme  hukuku  işlemi  ve  koruma  tedbiridir.

Hem adli yakalamada, hem de önleme yakalamasında, müdafiin veya bir  avukatın hukuki yardımı,  isteğe bağlı olarak veya  zorunlu olarak gerekebilir.

Kişi  özgürlüğünün  hakim  kararı  olmaksızın  sınırlandırılması  demek  olan  yakalama,  ancak  zorunlu  hallerde  haklı  görülebilir. Bunun içindir ki, geçici bir koruma  tedbiridir. Yakalanan kimse gecikmeden hakim huzuruna çıkarılır. Tutuklama kararı verilirse yakalama  tedbiri sona erecek ve tutuklama tedbiri başlayacaktır. Hakim tutuklama kararı vermezse, yakalanan kimse  serbest bırakılır, yani yakalama  tedbiri yine sona erer.

Yakalamadan doğan haklar

Yakalama anında kişinin AİHS 5 ve AY 19‟dan kaynaklanan  insan hakları doğar. Şunu unutmamak gerekir ki, kısa süreli durdurmalar yakalama değildir. Kişinin “fiilen denetim altına alındığı için, objektif olarak kendisini serbest hissetmediği an”, yakalanmış sayılır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta; gözaltına alma durumuna girmek için ise Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alınma yolunda ayrıca bir karar verilmesi gerektiğidir (CMK 91/1).

2014-6526  sayılı Kanun  ile yapılan değişikliğe göre, kişinin gözaltına alınabilmesi için, yakalama konusu suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı gereklidir.

Yakalama  emirlerinde müdafiinin  dikkat  etmesi  gereken  önemli husus, “Şüphelinin daha önceden çağrı kağıdı ile davet edilmiş” olmasıdır  (CMK  98/1,  145). Böyle  bir  ön  işlem  yapılmamışsa,  yakalama kararının yerine getirilmesi hukuka aykırıdır.

CMK‟da  yer  almayan  “gıyabi  tutuklama  kararı  gibi  kullanılan” yakalama emirlerine itiraz ediniz (CMK 267).

“Durdurma” ve “yakalama” arasındaki fark

PVSK 4A/2‟de belirtildiği gibi, polisin  tecrübesine ve  içinde bulunulan  durumdan  edindiği  izlenime  dayanan,  “umma  derecesinde makul sebebe” bağlı olarak, yolda giden araç veya kişilerin hareketinin  engellenmesi  olduğu  için,  hakim  kararına  gerek  yoktur  (Arama Yönetmeliği 27/2).

Burada  kendisinden  yardım  istenilmiş  olan  avukatın  dikkat  edeceği  hususların başında, durdurulan kişiye  “durdurma  sebebinin  söylenip  söylenmediği”  (PVSK  4A/3),  “durdurmanın  PVSK  4A/2‟deki koşullara uyup uymadığı” ve ayrıca “süreklilik arz edecek, fiili durum ve keyfilik oluşturacak bir şekilde durdurmanın yapılamayacağı” noktalarıdır (PVSK 4/2, ikinci cümle).

Suçüstünde iken yapılan yakalama

Adli yakalamanın birkaç türü vardır: “Herkes tarafından yapılabilen yakalama”  (CMK 90/1) ve  “kolluk görevlilerince yapılabilen yakalama” (CMK 90/2).

Burada  dikkat  edilmesi  gereken  bir  nokta  şudur:  şikayete  tabi suçlarda, şikayet yoksa yakalama yapılamaz. Ancak çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malullük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde, kişinin yakalanması şikayete bağlı değildir.

Yakalama  türlerini biraz açarsak: öncelikle, yakalamanın suç haberinin  alınması  üzerine  ilk  işlem  olarak  uygulanamayacağı  görülür.

Sadece suçüstü hallerde ilk işlem olarak yakalama yapılabilir.

Toplumsal şiddet olaylarında yakalama

Yasal  düzenlemeler  göz  önünde  tutulduğunda  adli  yakalamanın suçüstü halinde yakalama 2015-6638  iç güvenlik paketi  ile, CMK 91 „nci maddeye 4‟ncü fıkra eklenerek, toplumsal şiddet olayları için özel bir yakalama ve gözaltı durumu yaratılmıştır.

Tutuklama yakalaması

Tutuklama  kararı  verilebilen  ve  gecikmesinde  sakınca  olan  hallerde kolluğun re‟sen yakalaması (CMK 90/2) kabul edilmiştir. Bu durumda 2014 yılında değişen CMK 100 kapsamında  somut delil bulunan hallerde yakalama yapılabilir.

Kimlik tespiti yakalaması

Kimlik  tespiti  amaçlı  yakalama Kabahatler Kanununda  öngörülmüştür (KK 40).

Yakalama emrine dayanan yakalama

Yakalama  emrine  (CMK  98)  veya  tutuklama  kararına  dayanan tutma  ile  kesinleşmiş  hapis  cezasının  veya  güvenlik  tedbirinin  infazı için Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen yakalama emrine dayanan yakalama (CGİK 19), gibi türleri vardır.

Soruşturma  evresinde  çağrı üzerine gelmeyen veya  çağrı yapılamayan  şüpheli  hakkında  Cumhuriyet  savcısının  istemi  üzerine  sulh ceza hakimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir.

Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına karşı itiraz halinde, itiraz merci tarafından da yakalama emri düzenlenebilir (CMK 98/1).

Yakalanan  kişi  kolluğun  elinden  kaçarsa,  kolluğun  verebileceği “yakalama emri” (CMK 98/2) ile “tekrar yakalanması” sağlanır ve kişi hakim önüne çıkarılır ve gerekiyorsa “salıverilir”, serbest bırakılmadığı  takdirde, yetkili  hakim  veya mahkemeye  en kısa  zamanda  gönderilmek üzere “tutuklanır” (CMK 94).

Bu maddede 2014-6526 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe göre, yakalanan kişi 24  saat  içinde yetkili mahkeme veya hakime çıkarılamıyorsa,  SEGBİS  sisteminin  kurulu  olduğu  Adliyeye  götürülür  ve sorgusu (veya ifade alma) yetkili hakim veya mahkeme tarafından yapılır.

OHAL: Yakalama Emri Düzenlemek

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı  tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.

OHAL‟in  ilk döneminde hakim veya Cumhuriyet savcısı  tarafından verilen yakalama emri üzerine yakalanan Ģüpheli hakkında verilen gözaltı süresi otuz günü geçemiyordu (KHK 668 m. 3/1-a). Daha sonra yapılan değişiklikle OHAL gözaltı  süresi 7+7 gün olarak belirlenmiştir.

OHAL: Kaçaklar

Hakkında yürütülen  soruşturmanın  sonuçsuz kalmasını  sağlamak amacıyla yurtiçinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet savcılığı tarafından kendisine ulaşılamayan şüpheliye de kaçak denir.

Bu  kişiler  hakkında  Ceza  Muhakemesi  Kanununun  247‟nci  ve 248‟nci maddelerinin  ikinci  fıkraları uygulanmaz  (KHK 668 m.  3/1-b).

Yakalamanın gerçekleştiği an

Yakalamanın ne zaman ve hangi anda meydana geldiğini, müdafiin çok iyi saptaması gerekir. Bunun için, hukuki yardımda bulunduğu kişinin, yakalamayı tespit için kullanılan ilk ölçüt olan, “makul ve orta zekalı bir kişinin kendisini serbest hissetmediği andaki fiili denetim altına alınma halini”, iyi saptamalıdır.

Ayrıca müdafi, “tüm olayların  birlikte değerlendirilmesi  ölçütünü”,  somut olaya uygulamalıdır. Olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi yapılırken şu noktalara bakılmalıdır:

Kişi  ile  ilk  teması KİMİN yaptığı;  İlk  temasın meydana geldiği, yakalamanın  gerçekleştiği,  soru  sormanın  yapıldığı YER; Durdurma ve  soru  sormanın  SÜRESİ;  Sorulan  soruların NİTELİĞİ; Yakalama sırasında KAÇ MEMURUN  hazır  bulunduğu; ZOR  kullanılıp  kullanılmadığı; SİLAH çekilip çekilmediği; şüpheliye  “İSTERSENİZ GİDEBİLİRSİNİZ”  denilip  denilmediği;  Sorulan  soruların  ESAS AMACI (tanık olarak düşünüldüğü için mi soru sorulduğu, yoksa şüphelenilerek mi soru sorulduğu).

Yakalamada zor kullanma yetkisi

Yakalanan  veya  tutuklanan  kişiye  yakalamanın  gerektiği  kadar zor kullanılabilir (PVSK 16).

Yakalanan  kişilere  kural  olarak  kelepçe  takılmaz.  Ancak,  kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından  tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı halinde, kelepçe  takma kolluk görevlisinin  takdirine bırakılmıştır (CMK 93; Yakalama Yönetmeliği 7).

Müdafi olarak  şuna dikkat ediniz: CMK 93 kelepçe  takmayı dar koşullara bağlı bir “istisna” haline getirmiştir. Koşulları oluşturmadan kelepçe takılması, hukuka aykırılık oluşturur.

Ayrıca  ÇKK  18  maddesine  göre,  çocuklara  zincir,  kelepçe  ve benzeri aletler takılamaz, ancak kolluk gerekli başka önlemleri alır.

“Elleri kelepçelenmiş bir  şüphelinin”, basında görüntülerinin yayınlanması, adil yargılanma ve suçsuzluk karinesini  ihlal eder (Yakalama Yönetmeliği 27).

Silah denetimi yapmak

Yakalama yetkisinin doğduğu durumlarda kolluk görevlisinin önce kendi güvenliğini sağlaması gerekir. Bu amaçla, silah kontrolü yapılabilir (CMK 90/4).

Kontrol,  “durdurma ve  sıvazlayarak”  silah kontrolü yapma  (stop and frisk), arama sayılmadığından (üst araması dışında) bu işlem yapılabilir.  İşlem  sadece  kişinin  üzerinde  silah  bulunup  bulunmadığının tespit edilmesi ile sınırlıdır (PVSK 9, Yakalama Yönetmeliği 6/2). Diğer  yakalama  türlerinde  ise,  “yazılı  emir  alarak”  “delil  araması”  da yapılabilir.

Yakalama bir evin içinde gerçekleştirilmişse, bu yakalama da, zarar vermeyi önleyecek tedbir niteliğinde (CMK 90/4, 118/2) bir arama yetkisi doğurur; Evde yakalamanın yapıldığı yerin çevresinde dar kapsamlı bir  arama yapma yetkisi doğar. Ancak bu  arama  suç  ile  sınırlı bir aramadır.

Susma hakkının bildirilmesi

Haklarını öğrenme hakkı, Anayasal bir haktır  (AY 40). Hakların bildirilmemesi, işlemi yoklukla malul kılar.

CMK 90/4 ve Yakalama Yönetmeliği‟nin 6‟ncı maddesine göre, yakalama  işleminin  gerçekleştiği  anda,  yakalanan  kişiye  Anayasal hakları bildirilmelidir.

Yakalama prosedürüne göre herkes  tarafından yakalanıp kolluğa teslim edilen veya kolluk görevlilerince yakalanan kiĢiye kolluk  tarafından kanuni hakları derhal bildirilmelidir (CMK 90/4).

Şüpheli susma hakkının sonuçlarını iyice bilmelidir. Haklar, kendisine anlayacağı bir biçimde, iyice öğretilmelidir. İşte, burada müdafiin görevi büyük önem taşımaktadır.

Bu  hak  sanığı  kendini  suçlayıcı  beyanda  bulunmaya  karşı  koruduğu gibi, bazı hallerde, şüpheli aleyhine sonuçlar da doğurabilir. Mesela, bu hakkı kullanan  şüpheli,  etkin pişmanlıktan yararlanmaz. Uzlaştırmaya tabi suçlarda, uzlaşmadan doğacak olan takipsizlik kararından mahrum kalabilir. Bu nedenle, müdafi olarak, somut olaydaki suçu dikkate alarak, şüpheliye bu hakkın iyi ve sakıncalı yanlarını öğretiniz.

Bu  hakkı  kullanıp  kullanmayacağı  kararını  şüpheli  vermelidir.

Onu yönlendirmeyiniz.

Şüphelinin haklarını anlamış (öğrenmiş) olması gereklidir. Haklarını anlayıp anlamadığı belirlenirken, kişinin yaşı, zeka durumu,  eğitim durumu, hakkın söylenmesi sırasında  iradesini sakatlayan bir etki altında  olup  olmadığı  (sarhoşluk,  uyuşturucu  veya  bir  ilaç),  fiziksel veya biyolojik bir engeli bulunup bulunmadığı, daha önceden kollukla bir temasının olup olmadığı, Türkçe‟yi iyi anlayıp anlamadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Susma hakkı kısmi olarak da kullanılabilir. Yani, bazı sorular için kullanılabilir, bazıları için kullanılmayabilir. Eğer şüpheli başta susma hakkım  kullanacağını  söylemişse,  artık  ısrarla,  uygulamada  yapıldığı üzere, tüm soruları tek tek sorup, her bir soru için bu hakkın kullanılıp kullanılmayacağı durumuna son verilmelidir.

Haklar  ilk yakalama anında söylenmelidir. Nezarethane defterine kayıt yapılırken, başka bir memur tarafından, haklar tekrar söylenmeli (öğretilmeli)  ve  deftere  şüphelinin  imzası  alınmalıdır.  ifade  almaya başlamadan önce de, bu hakların mutlaka  tekrar hatırlatılması gerekmektedir.

Yakalama sebebinin söylenmesi

Kolluk  tarafından  yakalanan  kişiye,  yakalama  sebebinin  söylenmesi gerekir  (PVSK 13/4, Yakalama Yönetmeliği 6). Bunun  söylenmemesi, CMK 141/1-g gereği, tazminat istemi hakkını doğurur.

Yakalanan  kişiye  yüklenen  fiil;  yer,  zaman  ve  kişi  belirtilerek, “ana hatları”  ile,  ince  ayrıntılara girmeden  söylenmelidir. Ancak,  sadece, kanun maddesinin ve suç adının söylenmesi de yeterli değildir.

Yakalanan  (veya  tutuklanan)  kişilere,  yakalanma  sebepleri  ve haklarındaki iddialar, herhalde yazılı ve bunun mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir (AY 19/4, AİHS 5/2, PVSK 13).

Bireylerin kendisi ve yakınları hakkında “delil vermeme” hakları vardır.  Buna  “susma  hakkı”  denir.  Bu  hakların,  yakalama  sırasında, «derhal» bildirilmesi gerekir.

Müdafiin  hukuki  yardımından  yararlanma  hakkının bildirilmesi

Yakalanarak gözaltına alınan kişinin ifadesi alınmadan önce, “bir müdafiin hukuki yardımından  istifade etmek hakkı” olduğu kendisine söylenecek ve müdafi isteyip istemediği sorulacaktır (CMK 90/4; 147 ve 150).

Yakınlarına haber verme hakkının söylenmesi

Haklarını öğrenme hakkı kapsamında olmak üzere,  şüpheliye  ilk yakalama anında yakalandığını yakınlarına haber verme hakkı bulunduğu bildirilir.

Sorgu hakkı

İfade  alma  ile  sorgu  arasında  fark  vardır.  Sorgu,  hakim  önünde şüphelinin  savunması  için  tanınan  bir  haktır.  Yakalanarak  gözaltına alınan  kişinin  hakim  önünde  sorguya  çekilme  hakkı  vardır  (CMK147). Ayrıca, gözaltına alınan kişinin sorgusunda, müdafi de hazır bulunur (CMK 91/6, 150).

Yakalamanın  hukukiliği  konusunda  hakime  başvuru hakkı

Yakalanan kişi, müdafi, kanuni  temsilcisi, birinci veya  ikinci derecede kan hısımı veya eşi, “gözaltına alma ve gözaltı  süresinin uzatılmasına  veya  yakalama  işlemine”  karşı,  hemen  serbest  bırakılmayı sağlamak için sulh hakimine başvurabilir (CMK 91/4).

Müdafi olarak, yakalama  işleminin hukuka  aykırılığına karşı yapılan bu başvuru  ile,  tutuklama kararına  itirazın,  farklı  işlemler olduğunu,  şüpheliye  açıklayınız. Bu  başvuruyu  sadece  gerçekten  hukuka aykırılık bulunduğunu saptadığınız hallerde yapın, somut hukuki hataları açıkça belirtin. Başvuruyu gerekçelendirin.

Yakalama ve gözaltı  süresinin uzatılması  işlemlerine karşı yakalanan  kişinin,  müdafiinin  hemen  serbest  bırakılmayı  sağlamak  için, sulh ceza hakimine başvurma hakkı vardır. Bu hak, müdafiinin yaranda  şüpheliye, birinci derecede kan hısımları  (anne-baba),  ikinci derecede kan hısımları (kardeşler) ve kanuni temsilciler  için de söz konusudur. Bu  başvuruyu  incelemekle  yükümlü  hakim,  incelemeyi  evrak üzerinden yaparak derhal ve nihayet 24 saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır (CMK 91/5).

İnceleme sonucu, yakalamanın veya gözaltına alma ya da gözaltı süresini  uzatmanın  yerinde,  hukuka  uygun  olduğu  kanısına  varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhal soruşturma evrakı ile birlikte Cumhuriyet savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir.

Bu karar bir “hakimlik kararı” olduğu için ve “itiraz yolunun kapalı olduğuna dair yasada açık bir kural da bulunmadığından  tüm hakimlik kararlarına olduğu gibi CMK 260‟daki “olağan kanun yollarından itiraz” yolu açıktır.

CMK 261‟deki avukatın kanun yoluna başvurma hakkının kullanılmasında, sanığın veya mağdurun açık arzusuna aykırı olmama hususuna dikkat edilmesi gerekir.

Müdafi, gerekçeden yoksun ve kanuna uygun olmayan, orantılılık ilkesine uymayan bir uzatmaya itiraz etme hakkını mutlaka kullanmalıdır.

Bu  itirazı maalesef  birçok müdafiin  yapmadığı  üzülerek  gözlenmektedir. Ancak  bunu  yapmayan müdafiler  hukuki  yardımdaki  özen görevini yerine getirmemiş olmaktadırlar ki bunun olası aleyhe sonuçları da söz konusu olabilir.

Tekrar yakalanmama hakkı

CMK 91/6‟ya göre, gözaltı süresinin dolması veya “sulh ceza hakiminin”  kararı  üzerine  serbest  bırakılan  kişi  hakkında,  yakalamaya neden olan fiille ilgili, yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.

Gözaltı süreleri kanunda kesin olarak saat hesabı ile belirtilmiştir (CMK  91/1). Yakalama  ile  başlayan  süreler,  kanunda  belirtilen  saati aşamaz. Bu süre dolunca, şüpheli derhal serbest bırakılır (CMK 91/7).

Gözaltı süresine, Cumhuriyet savcısının alacağı ifadenin süresi de dahildir. Bu  süre  şüphelinin,  hakim  önüne  sorguya  çıkarılması  anına kadardır. “Gözaltı süresinin dolmasından”, bu anlaşılır.

Dikkat: Gözaltı süresinin dolması açısından, şüphelinin kolluk tarafından  fiilen denetim  altına  alındığı ve makul bir  insanın kendisini artık  serbest  hissetmediği  (örneğin  yakalamanın  bilfiil  gerçekleştiği saat 18.48 den itibaren) andan başlayan ve hakimin önüne çıkartıldığı ana kadar devam eden süreyi göz önünde tutunuz.

Sürenin başlangıcını sadece yazılı form belgelerden değil, görüşme sırasında şüpheliden de sorarak öğrenmek gerekir.

Tazminat isteme hakkı

AY  19  ve AİHS  5‟e  aykırı  olarak  ve  CMK  141‟deki  koşullara uyan  durumlarda  yakalanan  kişinin Devletten  tazminat  isteme  hakkı vardır.

Bu maddeye 2013-6459 sayılı Kanun ile yapılan ekleme ile yakalama veya  tutuklama  işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru  imkanlarından  yararlandırılmayan  kişilere  de  tazminat  isteme  hakkı  tanınmıştır.  Ancak  aynı  kanun,  gözaltı  ve  tutukluluk  süresi  başka  bir hükümlülüğünden  indirilenlerin  tazminat  isteyemeyeceklerine  dair CMK 144/1-a hükmünü yürürlükten kaldırmıştır.

25 Ağustos 2017 tarihli KHK 694‟nın 144 üncü maddesiyle, haksız koruma tedbiri ile ilgili hükümlerde değişiklik yapılarak CMK‟nın 142. maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

(9) Tazminat  davaları  nedeniyle Avukatlık  asgari Ücret Tarifesi gereğince  hesaplanan  nispi  avukatlık  ücreti  ödenir.  ancak  ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hakimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz.

(10) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru  süresi  tamamlanmadan  icra  takibine  konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekalet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına,  bu  bildirimin  yapıldığı  tarihten  itibaren  otuz  gün  içinde ödenir. Bu  süre  içinde  ödeme  yapılmaması  halinde,  karar  genel  hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Hukuka  aykırı  delil:  Somut  delil  yokken  yakalananın ikrarı

Kolluk yakalama sırasında hukuki bir hata yaparsa, yakalama hukuka  aykırı  hale  gelir. Örneğin,  somut  delile  dayanmayan  yakalama bir  insan hakkı  ihlaldir  (AİHS 5). Soyut  ihbar üzerine makul şüpheyi destekleyen  somut  bulgular  araştırılmadan  yapılan  yakalama  iĢlemi özgürlüğü kısıtlama suçunu oluşturur.

Başlangıç şüphesi yokken şahıs yakalanmışsa ve daha sonra suçunu ikrar etmiş olsa bile, bu ikrar hukuka aykırı olur.

AİHM kararları doğrultusunda hukuka aykırı bir yakalama ve ona dayalı ifade alma gerçekleştirilmişse, bu ikisi arasında nedensellik bağı vardır. Haklar bildirilerek  ifade alınmış olsa da, yakalama  işlemindeki hukuka aykırılık ifade almaya da sirayet eder.

Hukuka aykırı delil: yakalanan kişiye haklarının bildirilmemesi

Yakalanan  kişinin  en  önemli  hakkı  savunma  hakkıdır.  Ancak şüphelinin  böyle  bir  hakkı  olduğunu  öğrenmesi  gerekir  (CMK  147, Yakalama Yönetmeliği 6; PVSK 13).

CMK 90/4‟e göre ilk yakalama anında şüphelinin kanuni haklarının ne olduklarının kendisine bildirilmesi, yani “öğretilmesi” zorunluluğu  vardır. Bunun  için, müdafi  bu konudaki  tutanağı  iyi  kontrol  etmesinin yanında, CMK 154 görüşmesinde, şüphelinin haklarını öğrenip öğrenmediğini kontrol etmelidir. Eğer hakları bildirilmemişse, söz konusu yakalama ve bunun arkasından yapılan  ifade alma  işlemi hukuka aykırı hale gelir.

Hukuka aykırı delil: yakalanan kişinin susma hakkının ihlali

Susma, Anayasa 38, CMK 147 ve 90/4 uyarınca bir haktır. Serbest  iradeyi  ortadan  kaldıracak  şekilde  susma  hakkının  ihlali,  yasak sorgu yöntemlerine girer ve CMK 148‟e aykırılık oluşturur.

Hukuka aykırı delil: yakalanan kişinin  isnadı öğrenme hakkının ihlali

Anayasa  19/4  ve AİHS  5/2‟ye  göre,  yakalanan  veya  tutuklanan kişilere yakalama sebepleri ve haklarındaki  iddiaların yazılı olarak ve bunun mümkün olmaması halinde sözle, toplu suçlarda ise, en geç hakim huzuruna çıkartılıncaya kadar bildirilmesi gerekir. CMK yakalanan kişiye isnadın yakalanma anında bildirilmesini düzenlenmemiştir.

Mukayeseli hukukta, şüphelilere hakları bildirildikten sonra, şüpheliye kendi  el yazısı  ile öğretilen haklardan ne  anladığının yazdırılması  uygulaması  yerleşmiştir.  Sadece  form  imzalatılarak  şeklen  hak bildirimlerinin önüne geçmek için, şüpheliye haklarının hatırlatılıp hatırlamadığını sormakta ve aksi halde tutanak tutmakta fayda vardır.

Hukuka aykırı delil: yakalanan kişinin yakınlarına haber verme hakkının ihlali

Müdafi yakalanan  kişiye,  yakalandığını  yakınlarına haber  verme hakkının  hatırlatılıp  hatırlatılmadığını  sormalıdır. Ayrıca,  yakınlarına bildirmek  üzere  buna  ilişkin  hangi  işlemlerin  yapıldığı  da  dosyadan araştırılmalıdır. Sıradan bir işmiş gibi gözüken bu bildirim, CMK 95/1 uyarınca yapılması zorunlu bir işlem haline getirilmiştir.

Yakalanan  kişinin  geciktirilmeden  hakim  önüne  çıkarılma hakkının ihlali

CMK 91/1‟deki kesin sürelerin  ihlal edilip edilmediği müdafi  tarafından çok iyi kontrol edilmelidir.

CMK 94‟de yapılan 2014 değişikliği  ile yol  tutuklaması kaldırılmış ve yakalama emri üzerine yakalanan kişinin yetkili hakime çıkarılması öngörülmüş, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise aşağıda açıklandığı  gibi,  en yakın  adliyeye götürülerek, SEGBİS  aracılığı  ile yetkili hakim tarafından sorgusunun yapılması veya ifadesinin alınması sağlanmıştır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...