Cumhuriyet savcısının gözaltı kararı

Ceza Muhakemesi Kanunu yakalama ile gözaltına alma işlemlerini birbirinden tamamen  ayırmıştır. CMK 91/1 gereği gözaltına  alma, Cumhuriyet savcılığınca verilen bir kararla olmaktadır.

Cumhuriyet  savcısının  gözaltı  kararı  vermesi  iki  koşula  bağlanmıştır:

  1. a) Gözaltına alma tedbirinin soruşturma yönünden zorunlu olması. Burada gözaltına alınmada bir orantılılık aranmalıdır, yani kişinin örneğin sadece ifadesinin alınmasının yeterli olması halinde gözaltına alınmaması gerekir.
  2. b) Kişinin “bir suçu  işlediği  şüphesini  gösteren  delillerin  varlığı (CMK «2014-6526» 91/2).

Somut  delillere  dayanan  ve  ilk  bakışta  herkesi  inandırabilecek şüphenin  bulunmadığı  hallerde  yakalama  yapılamayacağı  gibi, Cumhuriyet savcısı gözaltına alma kararı da veremez.

Bu  deliller  olmadan  gözaltı  kararı  verilmesi  hukuka  aykırı  olur.

Nitekim AİHM, yakalama emri dışında ilgiliye karşı oluşan şüphelerin dayanağını oluşturan bir delil bulunmamasına  rağmen yakalanan kişi dolayısıyla Türkiye‟yi mahkum etmiştir.

Gözaltı kararı verilmesi için, suç işlendiği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı gerekir

Yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığı  tarafından  serbest  bırakılmazsa,  soruşturmanın  tamamlanması  için  gözaltına  alınmasına  karar verilebilir. Bunun için; soruşturma yönünden zorunluluk ve kişinin bir suçu  işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı koşulları gerçekleşmiş olmalıdır (CMK 91/2).

OHAL: Şüpheli askerlerin yakalanması

Askerlerin  yakalanmasını  353  sayılı Kanunun  79  uncu maddesi düzenlemiştir. OHAL döneminde ise, yakalanan asker kişiler adli kolluk görevlilerine teslim edilir (KHK 667 m. 6/1-b).

Mülki amirin belirlediği kolluk amirinin verdiği gözaltı kararı

CMK 91/4 ve PVSK 4A maddelerdeki düzenleme ile, İçişleri Bakanlığı  tarafından belirlenecek esaslar dahilinde, mülki amirin görevlendireceği kolluk amiri kavramı yaratılmıştır. Özel yetkilerle donatılan bu kolluk amirine yazılı, acele hallerde de sözlü arama emri ile gözaltı kararı verme yetkisi verilmiştir.

2015-6638 sayılı Kanun  ile yapılan değişiklikle, gözaltı  tedbirini düzenleyen CMK 91‟e (4) numaralı fıkra eklenerek, diğer fıkra numaraları buna göre  teselsül ettirilmiştir. Kanuna eklenen katalogda sayılan suçların işlenmesi durumunda, suçüstü hali ile sınırlı kalmak kaydıyla,  mülki  amirlerce  belirlenecek  kolluk  amirleri  tarafından  yirmi dört  saate  kadar,  şiddet  olaylarının  yaygınlaşarak  kamu  düzeninin ciddi  şekilde  bozulmasına  yol  açabilecek  toplumsal  olaylar  sırasında ve  toplu olarak  işlenen  suçlarda  ise,  kırk  sekiz  saate  kadar gözaltına alma kararı verilebilmesi imkanı yaratılmıştır.

Ayrıca, gözaltına  alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhal ve her halde en geç belirtilen sürelerin sonunda C. savcısına yapılan  işlemler hakkında bilgi verileceği  ve  onun  talimatı  doğrultusunda  hareket  edileceği  belirtilmiştir.

Eğer  kişi  serbest  bırakılmazsa  önceki  fıkralara  göre  işlem  yapılacak; ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda ise dört gün içinde hâkim önüne çıkarılacaktır.

Bu  fıkra  kapsamında  kolluk  tarafından  gözaltına  alınan  kişiler hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanacaktır.

2015-6638 sayılı Kanun ile kabul edilen “polisin toplumsal olaylardaki suçüstü gözaltısı” şöyle kaleme alınmıştır:

CMK 91/4: Suçüstü halleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında  maddede  belirtilen  suçlarda  mülki  amirlerce  belirlenecek  kolluk amirleri tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal  olaylar  sırasında  ve  toplu  olarak  işlenen  suçlarda  kırk  sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması halinde veya işlemlerin tamamlanması üzerine derhal  ve  her  halde  en  geç  yukarıda  belirtilen  sürelerin  sonunda Cumhuriyet  savcısına  yapılan  işlemler  hakkında  bilgi  verilerek  talimatı  doğrultusunda  hareket  edilir. Kişi  serbest  bırakılmazsa  yukarıdaki  fıkralara  göre  işlem  yapılır.  Ancak  kişi  en  geç  kırk  sekiz  saat, toplu olarak  işlenen  suçlarda dört gün  içinde hâkim önüne  çıkarılır.

Bu  fıkra  kapsamında  kolluk  tarafından  gözaltına  alınan  kişiler  hakkında da gözaltına ilişkin hükümler uygulanır.

Şiddet olaylarının yaygınlaşması: Polisin gözaltı kararı vermesi

Şiddet  olaylarının  yaygınlaşarak  kamu  düzeninin  ciddi  şekilde bozulduğu hallerde toplumsal olaylar nedeniyle yakalanan kişiler hakkında polis gözaltı kararı verebilir.

Suçüstü halindeki katalog suçları işleme tehlikesi bulunan hallerde, mülki amir tarafından görevlendirilen kolluk amirine gözaltı kararı verme yetkisi verilmiştir (CMK “2015-6638” 91/4).

Söz konusu suçlar şunlardır: a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet  içeren suçlar. b) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1) Kasten  öldürme  (madde  81,  82),  taksirle  öldürme  (madde  85),  2) Kasten  yaralama  (madde  86,  87),  3) Cinsel  saldırı  (madde  102),  4) Çocukların  cinsel  istismarı  (madde  103),  5)  Hırsızlık  (madde 141,142),  6)  Yağma  (madde  148,149),  7)  Uyuşturucu  veya  uyarıcı madde  imal  ve  ticareti  (madde  188),  8)  Bulaşıcı  hastalıklara  ilişkin tedbirlere aykırı davranma  (madde 195), 9) Fuhuş  (madde 227), 10) Kötü  muamele  (madde  232);  c)  Terörle  Mücadele  Kanununda  yer alan  suçlar;  d)  6/10/1983  tarihli  ve  2911  sayılı  Toplantı  ve Gösteri Yürüyüşleri  Kanununun  33  üncü  maddesinin  birinci  fıkrasının  (a) bendinde belirtilen suçlar; e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak  ilan edilen  sokağa çıkma yasağını  ihlal etme.

Değerlendirme

Suçüstü hallerinde yakalanan kişiler hakkında C. savcısına hemen bilgi verilerek emri doğrultusunda  işlem yapılacağı CMK 90/5‟te düzenlenmiş, 91. maddede de 2014-6526 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile, gözaltı kararı verilebilmesi için, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin bir suçu  işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı koşulu aranmıştır (CMK 91/2).

“Mülki  amirce  belirlenecek  kolluk  amiri”  hukukumuza  ilk  defa giren  bir  kavramdır.  Alman  Mahkemeler  Teşkilatı  Kanunu‟nun  52. maddesinde yer alan savcı yardımcısı kolluk kavramına benzer bir kurum yaratıldığı görülmektedir. Mukayeseli hukukta adli kolluk  içinde bir  kolluk  amirinin  savcı  yardımcısı  şeklinde  görevlendirildiği  bilinmektedir. Buna benzer bir şekilde, daha yetkili bir kolluk amiri statüsü yaratılmak  istendiği görülmektedir. Ancak yetkilerin Anayasa‟nın 13. maddesi  kapsamında  ancak  kanunla  belirlenebilmesi  ilkesi  doğrultusunda, İçişleri Bakanlığı‟nın (yürütmenin) belirleyeceği yetki, Anayasa‟nın 13. maddesine ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Maddedeki  düzenlemenin  amacının  toplumsal  olaylar  sırasında işlenen cebir ve Şiddet  içeren suçlarda çok sayıda kişinin yakalandığı durumlarda C. savcısının devre dışı bırakılarak, yürütmenin belirlediği kolluk amiri tarafından gözaltı kararı verilmesi ile kolaylık sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, özellikle bu gibi  toplu olaylarda  savcının hukuk garantisi teşkil eden denetimi ortadan kaldırılmıştır.

  1. maddeye eklenen yeni 4. fıkrada suçüstü hallerinde, henüz suç işlememiş olan kişilerin de yakalanmasına olanak sağlayacak bir yaklaşım gözlemlenmektedir. Zira  CMK  90/1  suçüstü  halinde  herkese yakalama yetkisi vermekte, bu madde ile de bu yetkinin genişletilmesi ortaya çıkmaktadır.

Liste halinde sayılan suçlarda genel kuralın istisnası olarak kolluğa adeta suç işlememiş, fakat işleme ihtimali olan kişileri de yakalama ve mülki amirlerce belirlenen kolluk amiri  tarafından da gözaltına alma uygulamasının yerleşmesi  tehlikesini  içermektedir. Bu düzenleme yasada hiçbir zaman yer almaması gereken bir hükümdü.

Yakalama emri üzerine yakalanan kişi hakkında yapılacak işlem

Yol tutuklaması sorun yaratınca, 2014-6526 sayılı Kanunun 7‟nci maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanunu‟nun 94‟ncü maddesi tamamen değiştirilmiştir. Yeni metin şöyledir:

“MADDE 94- (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine  soruşturma  veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat  içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır.

(2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre  içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü  iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır.”

CMK  98  uyarınca  sulh  ceza  hakimi,  C.  savcısı  veya  yakalayıp elinden kaçırdığı  failler  için de kolluk yakalama  emri  çıkarabilir. Bu gibi hallerde aranan kişinin kimlik bilgileri polis bilgisayarlarında görüneceği  için,  çeşitli  vesilelerle  bu  kişilerin  yurdun  çeşitli  yerlerinde başka kolluk makamları tarafından yakalanması mümkündür.

Değişiklik  öncesinde  yakalanan  bu  kişilerin  yetkili  mahkemeye gönderilmesi için gerekli işlemler yapılıyor ve yakalanan kişi uzun süreler nezarethanede bekletiliyordu. Yapılan değişiklik ile bunun önüne geçmek  hedeflenmiş  ve  SEGBİS  sistemi  ile  sorgu  yapılması  imkanı yaratılmıştır. Kolluk açısından bu yeni düzenlemenin önemi, C. savcısının vereceği emir bakımındandır.

Genel suçlarda gözaltı süresi

Yakalanan kişinin gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hakim veya  mahkemeye  gönderilmesi  için  zorunlu  süre  hariç,  yakalama anından  itibaren  yirmidört  saati  geçemez. Yakalama  yerine  en  yakın hakim  veya  mahkemeye  gönderilme  için  zorunlu  süre  oniki  saatten fazla olamaz (CMK 91/1).

Kanunda  öngörülen  sürelerin  dolması  beklenmez. Gözaltı  süresi soruşturmanın  tamamlandığı anda  sona erer. Burada gözaltı  sırasında yapılan işlemlerin sürelerinin tek tek toplanarak hesaplaması yapılmalıdır (örneğin, doktora getirme 1 saat, arama 5 saat gibi). Kişi gözaltına  alındıktan  sonra  arka  arkaya  işlemler  yapılmadan,  yasal  sürenin dolması beklenmişse, bu durum kişinin özgürlük hakkının kısıtlanması anlamına gelir. AİHM kararları da bu yoldadır.

Yakalamada “zorunlu yol süresi”

Yakalanan kişi, “hemen” C. savcısına bilgi verilerek (CMK 90/5) ve zorunlu yol süresi (bu süre CMK 91/1-3 üncü cümle gereği 12 saatten  fazla  olamaz)  hariç,  yakalama  anından  itibaren EN GEÇ  24  saat içerisinde hakim önüne çıkarılır (CMK 91/1).

Zorunlu yol süresi, büyükşehir belediye sınırları dışında,  ilçe adliyelerine uzak yerlerde gerçekleşen yakalamalar için söz konusu olabilir.  İl içi yakalamalarda, CMK 180/4 kıyas yolu  ile uygulanmalı ve zorunlu yol süresi ilavesi yapılmamalıdır.

Gözaltı süresinin uzatılması

Yakalamadaki yirmidört saatlik gözaltı süresi,  toplu suçlarda, birer gün olmak üzere dört güne kadar uzatılabilir (CMK 91/3). Delillerin  toplanmasındaki güçlük veya  şüpheli  sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı “her defasında” “gerekçesini de” göstererek gözaltı süresini ayrı ayrı kararlarla ve “yazılı emir” vererek üç gün süre ile uzatabilir (CMK 91/3). Burada özellikle süre uzatımına ilişkin her emrin, gözaltına alınana derhal  tebliğ edilecek olma zorunluluğu  (CMK 91/3) gözden kaçırılmamalıdır.

Müdafi olarak açıkça bu kurala uyulmadığını saptadığınız takdirde  (ki bu şüpheliyle yapılan görüşmede ve özellikle evrakı  incelemeden anlaşılacaktır), derhal itiraz ediniz.

CMK 91/4 kolluk göz altısındaki süre

CMK  91/4  ile  yaratılan  kolluk  gözaltısında  24  ve  48  saatlik  iki ayrı gözaltı süresi vardır.

OHAL: 2016 ve 2017 yılları için gözaltı süresi

Gözaltı  süresi,  şüphelinin yakalama yerine  en yakın hâkim veya mahkemeye  gönderilmesi  için  zorunlu  süre  hariç,  yakalama  anından itibaren  otuz  günü  geçemiyordu  (KHK  667 m.  6/1-a).  (Bu  süre,  684 sayılı KHK‟nın Geçici l‟nci maddesi ile, bu KHK‟nın yürürlüğe girdiği 23 Ocak 2017 tarihi  itibarıyla gerçekleştirilen gözaltı işlemleri için 7 gün olarak uygulanacak şekilde değiştirilmiştir.)

Değişikliğe  göre,  OHAL  suçlarındaki  gözaltı  süresi,  şüphelinin yakalama yerine  en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi  için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yedi günü geçemez. Delillerin  toplanmasındaki güçlük veya  şüpheli  sayısının  çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına  yazılı  olarak  emir  verebilir  (2017-KHK  684  madde  10  de 18/10/2016  tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 6 ncı maddesinin birinci  fıkrasının  (a) bendi).

OHAL gözaltısının AİHM boyutu

Gözaltı  süresi 30 günü geçmeyecek  şekilde düzenlenmişti.  6749 sK  ile  kabul  edilen  ve  23.07.2016  tarihli  29779  sayılı Resmi Gazete‟de  yayımlanan  667  sayılı KHK madde  6/1-a  düzenlemesine  göre; Türk Ceza Kanununun  İkinci Kitap Dördüncü Kısmı Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde  tanımlanan  suçlar, Terörle Mücadele Kanunu  kapsamına  giren  suçlar  ve  toplu  işlenen  suçlar  bakımından,  olağanüstü halin  devamı  süresince  gözaltı  süresi,  şüphelinin yakalama yerine  en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi  için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren otuz günü geçemiyordu.

Dört  gün  gözaltı  süresinin  bir  saat  geçirilmesi  halinde Sözleşmedeki temel insan hakkının ihlal edildiğini kabul eden AĠHM  içtihadı karşısında, bu kadar uzun gözaltı  süresinin makul olmadığı açıktı. Bu nedenle yerinde bir düzenleme yapılmış ve 2017-KHK 684 Madde 10 ile 18/10/2016  tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 6 ncı maddesinin birinci  fıkrasının  (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“a)  Gözaltı  süresi,  şüphelinin  yakalama  yerine  en  yakın  hâkim veya  mahkemeye  gönderilmesi  için  zorunlu  süre  hariç,  yakalama anından  itibaren yedi günü geçemez. Delillerin  toplanmasındaki güçlük veya  şüpheli  sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet  savcısı, gözaltı süresinin yedi gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.”

Bu KHK‟nın yayım tarihinden önce terör suçları nedeniyle gözaltına alınan kişiler açısından gözaltı süresi 30 gün olarak uygulanacaktır.

İkinci  düzenleme  yakalama  emrine  ilişkindir.  6755  sK  ile  kabul edilen ve 27.07.2016 tarihli 29783 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete‟de yer alan 668 sayılı KHK madde 3/1- a‟ya göre; Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde  tanımlanan  suçlar, Terörle Mücadele Kanunu  kapsamına giren suçlar ve  toplu  işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı  süresince  gecikmesinde  sakınca  bulunan  hallerde  Cumhuriyet savcısı  tarafından da yakalama emri düzenlenebilecektir. Hakim veya Cumhuriyet  savcısı  tarafından verilen yakalama emri üzerine yakalanan  şüpheli  hakkında  verilen  gözaltı  süresi  otuz  günü  (artık  7  günü) geçemeyecektir.

Bu  yapılan  düzenlemeler  ve  özellikle  30  günlük  gözaltı  süresi, Avrupa  Konseyi  tarafından  kaygı  verici  bulunmuştur.  İnsan  hakları komiseri tarafından yapılan açıklamada, OHAL durumlarında Türkiye tarafından alınan tedbirlerin daha önce AİHM tarafından inceleme konusu yapıldığı belirtilerek, Aksoy kararına atıfla, 30 günlük gözaltı süresi uygulamasının AİHS‟ne uyum açısından büyük endişelere yol açtığı ifade edilmiştir.

Yakalamanın yakınlarına bildirilmesi

Bu konu, “yakınlarına” haber verilmesi ve “belirlediği kişiye” haber verilmesi olmak üzere, iki halde irdelenir.

Yakalanan kişinin yakalanmış bulunduğu ve gözaltına alındığı, istediği kanuni yakınlarına derhal bildirilir (PVSK 13/5). Kolluk bu bildirimi; “derhal”, yani hiç vakit geçirmeden yapmak zorundadır.

Yakalama  sırasında,  CMK  90/5  uyarınca  Cumhuriyet  savcısına bilgi verilip kişi gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, haber verme kapsamı genişler ve yakınlarına, “belirlediği bir kişi” de ilave olur (CMK 95/1).

Bu hak,  ilgili kişi kolluk birimine getirildikten sonra gerçekleştirilmelidir. Yakalananın belirlediği bir kişiye yapılacak bildirimin geciktirilmesi mümkün değildir (CMK 95/1).

Dikkat edilirse, kolluğun  ilk yakalama anında “kanuni yakınlarına”, “derhal” haber verme yükümlülüğü varken (PVSK 13/5), “gözaltı”  aşamasındaki  haber  vermede  “gecikmeksizin”  ibaresi  kullanılmış (CMK  95/1)  ve  birkaç  saatlik  bir  kolaylık  sağlanmış  ve Cumhuriyet savcısının emrine bağlanmıştır.

Bu aşamada kolluğun kendiliğinden hareket  etmesi mümkün değildir. C. savcısının emri ile hareket edebilir.

“Tutuklama” ve “tutukluluk durumunun uzatılmasına”  ilişkin her karar, tutuklunun bir “yakınına” veya “belirlediği bir kişiye” bildirilir (CMK 107/1). Ancak, bu bildirim, hakim kararı ile olur.

Yakalamada  kolluk,  gözaltında  savcı  emri  ile  kolluk  tarafından yapılan bildirimlerde, şüphelinin kendisi haber verilmesini istediği kişi ile  doğrudan  konuşamaz.  Ancak,  tutuklamada  hakim  “bir  yakınına” veya  “belirlediği  bir  kişiye”,  bizzat  bildirmesi  için,  “şüpheliye”  izin verebilir (CMK 107/2).

Kolluk  ilk yakalama sırasında, şüphelinin “belirlediği bir kişiye” kendiliğinden haber veremez  (PVSK 13/5). Kolluğun yakalanan kişinin  “belirlediği  bir  kişiye”  haber  verebilmesi  için:  önce Cumhuriyet savcısına  başvurmak  zorunda  olup,  ancak  savcının  emrini  aldıktan sonra bu haberi verebilecektir. Bunun yanında CMK 95/1 gereği, kolluğun  yakınlarına  yine  de  derhal  bildirme  zorunluluğu  devam  eder.

Tutuklamada da, ilgilinin belirlediği bir kişiye haber verilebilir (CMK 107/1).

Kanun  belirtilen  bildirimlerin  kolluk  görevlisince  bildirilmesine izin vermiştir. Ancak, şüphelinin  tutuklanması halinde hakim  tutuklamayı  bir  yakınına  veya  belirlediği  bir  kişiye  bizzat  bildirmesine  izin verir (CMK 107/2).

CMK  95/2‟ye  göre  de  bu  kişi  yabancı  uyruklu  ise  yazılı  olarak karşı çıkmaması halinde, durumu uyrukluğunda olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir. Burada uygulamada yabancı uyruklu kişiye  seçimlik  bir  hak  tanınmıştır. Yazılı  olarak  karşı  çıkmaması  halinde  bu bildirim  yapılabilecektir.  Bunun  için  de  yabancı  uyruklu  kişiye  bu hakkı çok iyi anlatılması gerekir.

Yakalanan kişinin yakınlarına bildirimin yapılması

CMK  95/1  ve  Yakalama  Yönetmeliği  8‟nci  maddeye  göre  ise, Cumhuriyet  savcısının  yakalanan  kişinin  gözaltına  alınmasına  karar vermesi ile birlikte, “bir yakınına veya belirlediği bir kişiye haber verin”, diye kolluğa emir vermesi halinde, kolluk bunlara durumu bildirebilecektir.

Yönetmeliğin 8‟nci maddesine göre kolluk bu bildirimi;

-Yakalanan  veya  gözaltına  alınan  kişiyle  birlikte  birisi  varsa  bu kişi vasıtasıyla,

-Suçun işlendiği veya yakalandığı yerde ikamet ediyorsa ve haber vereceği yakınının  telefonunu  biliyorsa  ya  da  kolluk  vasıtasıyla  sair suretle tespit edilebiliyorsa, telefon ile, -Haber vereceği yakınının telefon numarasını bilmiyorsa ilgili yer kolluğu vasıtasıyla, -Konutu  suç yeri dışında  ise  telefonla veya kişinin adresinin bulunduğu yerle ilişki kurulmak suretiyle yapar.

Yabancıların yakalandıklarını konsolosluklarına bildirme hakkından vazgeçmeleri mümkünken, Türk yurttaşlarının böyle bir vazgeçme hakları yoktur.

Gözaltına alma kararı ve nezarethaneye kabul

Bir  kişinin  nezarethaneye  kabul  edilebilmesi  için,  Cumhuriyet savcısının gözaltı kararı vermesi gerekir (CMK 91).

Yakalanıp Cumhuriyet  savcısının  kararı  ile  gözaltına  alınan  kişi hakkında  uygulanacak  kayıtlamalar,  tutuklularınkine  kıyasla,  yakalamanın gayesine uygun görüleceklerden ibarettir.

Nezarethane defterine kayıt

İster yakalanmış olan,  ister kendiliğinden gelip de,  sonradan gözaltına  alınan kişiler hakkında,  en kısa  zamanda nezaret  tutanağı düzenlenir.

Yönetmeliğin 12‟nci maddesine göre denetime  tabi olan bu defterde şu bilgiler yer alır:

Kimlik ve adres bilgileri.

Gözaltına  alınmasına  esas  bilgiler:  İsnat  edilen  suç,  gözaltına alınma nedeni, suç yeri ve tarihi, kimin emri ile yakalandığı ve nezarete alındığı, haber verilen Cumhuriyet  savcısının adı ve  soyadı. Cumhuriyet  savcısına  haber  verildiği  tarih  ve  saat,  bilgi  toplama  işlem kısmı kaydı,

Giriş  işlemleri: Yakalamanın  yeri,  tarihi  ve  saati,  giriş  tarihi  ve saati, girişte alınan hekim raporunun verildiği makam,  tarihi ve özeti, üst aramasında teslim alınan malzemeler, teslim eden ve teslim alanın imzası, giriş işlemini yapan görevlinin adı ve soyadı, rütbesi ve imzası.

Şüpheli  ile  ilgili  işlemler: Haber  verilen  yakını  veya  belirlediği kişi, adresi ve telefon numarası, diplomatik temsilciliğin ad ve telefon numarası  (yabancı uyruklu kişi  için), haber veren personelin  adı,  soyadı ve sicil numarası. şayet soruşturma konusu terörle mücadele kapsamına giren bir suça ilişkin ise, kolluk tarafından düzenlenen tutanakları ilgili görevlilerin açık kimlikleri yerine sadece sicil numaraları yazılır.

Çıkış işlemleri de deftere kayıt edilerek belirtilir.

Gözaltı işlemlerinin denetimi

Bu konuda CMK 92‟ye göre, Cumhuriyet Başsavcıları veya görevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adli görevlerinin gereği olarak, gözaltına alınan kişinin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini, gözaltına alınma  ile  ilgili  tüm kayıt ve  işlemleri denetler; sonucunu Nezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.

Denetim insan hakları açısından önemlidir. Soruşturma işlemlerinin  başı  Cumhuriyet  savcısı  olduğu  için,  kanuna  aykırılıklardan kollukla birlikte doğrudan sorumlu tutulacaktır.

şüphelinin durumundan şikayet etmesi halinde, müdafiin de şüphelinin gözaltında bulunduğu bu yeri “görme hakkı” vardır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...