VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ, KALDIRILMASI

Uygulamada sıklıkla birbiriyle karıştırılan, sonuçları farklı davalar­dır. Aile Mahkemesi hakiminin psikolog, pedagog gibi uzmanlardan da en geniş Ölçüde yararlanması gereken bu davalarda, kamu düzeniyle olan ilgileri nedeniyle «kendiliğinden araştırma» ilkesi uygulanır.

VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ

Velayet hakkına sahip olan ana veya babanın, velayet görevlerini savsaklayıcı bir davranışları, ağır ihmalleri olmadığı halde, bazen çocu­ğun menfaati gerektirdiği için velayetin değiştirilmesi gerekebilir. Örne­ğin boşanma davasının sonucunda yaşının küçüklüğü nedeniyle anne bakım ve şevkatine muhtaç çocuk, annesinin velayeti altında bırakılmış olsun. Çocuğun büyümesiyle birlikte babanın bulunduğu yerdeki, eğitim olanaklarının daha fazla olması nedeniyle velayetin değiştirilerek babaya verilmesi çocuğun yararına olabilir.

Benzer şekilde, çocuğun sağlığının korunması için gereken tedavi ve kontrollerin yapılması için de velayetin değiştirilmesi gerekebilir. Baş­langıçtaki koşulların değişmesi de bunu zorunlu kılabilir. Örneğin bo­şanma sırasında bir işi ve geliri olmadığı için velayet hakkının babaya verilmesine rıza gösteren anne, daha sonra işe girmesi, yeterli ekonomik güvenceye kavuşması nedeniyle velayetin kendisine verilmesini isteye­bilir.

Velayete sahip ana veya babanın daha sonra yeniden evlenmesi, mutlak olarak velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması nedeni değildir. Şayet çocuğun menfaati gerektiriyorsa bu yola başvurulabilir. Örneğin veleyate sahip anne veya babanın evlendiği eşin de önceki evliliğinden çocuklarının olması, çocuğun bulunduğu ev ortamının onun sağlıklı gelişmesi için elverişsiz bulunması halinde velayet değiştirilebilir. Du­rum ve koşullar gerektiriyor ve anne ve babanın her ikisine de velayetin bırakılması sakıncalı ise, çocuğa vasi atanabileceği gibi (md. 349), bir kuruma da yerleştirebilir, (md. 347)

VELAYETİN KALDIRILMASI

Velayete ilişkin davalar içinde sonuçları en ağır olanıdır. Çünkü ve­layetin kaldırılması, kararda aksi belirtilmedikçe mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar, (md. 348)

Velayetin kaldırılmasına; çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlem­lerden sonuç alınmaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı Önceden anla­şılırsa karar verilebilir, (md. 348)Onceki kanunumuz döneminde «vela­yetin nez’i» olarak bilinen bu yola ancak şu hallerde başvurulabilir:

l)Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı Özürlü olması, çocuğun bulunduğu yerden başka bir yerde bulunmaları veya benzeri sebepler­den dolayı velayet görevini gereği gibi yerine getirememeleri,

2)Velayeti kendisinde bulunan ana veya babanın (velayeti birlikte kullanıyorlarsa her ikisinin) çocuğa yeterli ilgiyi göstermemeleri veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamaları.

Velayetin kaldırılması; sadece boşanma sonucu velayet hakkı kendi­sine bırakılan ana veya baba için değil, koşulları varsa evlilik birliği hu­kuken devam ederken ana ve babanın her ikisi için de söz konusu olabi­lir. Velayet ana ve babanın her ikisinden de kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.

Velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması halinde ana ve babanın çocukların bakım ve eğitim giderlerim karşılama yükümlülükleri devam eder. Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler, Devletçe karşılanır. Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır, (md. 350)

Velayetin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verildikten sonra durumun değişmesi halinde, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlerin de yeni koşullara uyarlanması gerekebilir. Bu halde Aile Mahkemesi hakimi re’sen ya da istek üzerine gereken kararları alır, velayeti geri verebilir, (md. 351)

Velayete ilişkin davalarda tarafların anlaşması, sulh olmaları, dava­lının kabul beyanı tek başına sonuca etkili değildir. Kendini ifade edebi­lecek durumdaki çocuğun mahkemede dinlenmesi uygun olur. Ancak; sadece çocuğun beyanı ve isteğine göre de karar verilemez. Çocuğun fiilen yanında bulunduğu ana veya babasının etkisinde kalabileceği unu­tulmamalıdır. Aile Mahkemesi hakiminin velayet davalarında vereceği kararda uzmanların özellikle psikolog ve pedagogların yardımı çok Önemli olabilir. Çocuğun halen yaşadığı ortam, onun anne ve babasına olan duygu ve düşünceleri, yaşı ve gelişme özellikleri, varsa özel durum­ları (sağlık, cinsiyet, zeka düzeyi gibi) uzmanlar tarafından incelenip hakime bildirilir. Hakim, kendisinin gözlemi dahil tüm delilleri değer­lendirerek çocuğun menfaatine en uygun kararı vermekle yükümlüdür.

Boşanma davası sonucunda bu yönde bir istek olmasa dahi çocuğun velayeti yönünden mutlaka bir karar verilmeli, velayeti kendisine veril­meyen ana veya baba ile çocuk arasında uygun kişisel ilişki kurulmasına yönelik düzenleme yapılmalıdır.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat