Uzlaştırmanın Temel İlkeleri

Fazla çalışmaya ilişkin yasal düzenlemeler

Uzlaştırmanın Temel İlkeleri

Ceza adalet sistemi içerisinde yer alan bir fiilin mağdurun zararının giderilmesi ile ceza adalet sistemi dışına çıkarılması ve devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi, elbette sıkı şekil şartlarına ve kurallara tâbi olmalıdır. Bu bakımdan uzlaştırmanın usulünün ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekirken, uzlaştırmacının uyması gereken temel ilkelerin de ayrıntılı olarak düzenlenmesi icap eder. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği m. 5’te uzlaştırmanın temel ilkelerine dair düzenlemeler yer almaktadır.

Uzlaştırmanın Tarafların Özgür İradelerine Dayanması

Uzlaştırma, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin özgür iradeleri ile kabul etmeleri ve karar vermeleri halinde gerçekleştirilir. Bu kişiler anlaşma yapılana kadar başka bir ifadeyle rapor imzalanana kadar iradelerinden vazgeçebilirler. Uzlaştırmacı, tarafların özgür iradelerini etkileyecek şekilde yönlendirmelerde bulunamaz. Tarafları zorlayıcı veya onlara ilgisiz bir uzlaştırmacı yaklaşımı asla uygun değildir tarafsız olan uzlaştırmacının, uzlaştırma süreci ile ilgili taraflara sağlıklı bilgi vermesi. uzlaştırmanın sonuçlarını anlatması gerekir. Tarafların gerekli bilgilere sahip olduktan sonra gösterdikleri iradeleri özgür sayılabilir. Uzlaştırma süreci ve sonuçları hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan tarafın özgür iradesi ile karar verdiğini söylemek mümkün değildir (CMUY m. 5/1)

Mağdura ödenecek bir edim mukabilinde ceza yaptırımından vazgeçilmesi, yargılanmadan ve bir mahkûmiyet hükmüne muhatap olmadan sanığın bir edim ifade etmesi sebebiyle her iki tarafın özgür iradeleriyle bu konu üzerinde mutabık olmalarını gerektirir. Tarafların öncelikle uzlaştırma yoluna gidip gitmemekte; yani kendilerine yapılan uzlaştırma teklifini kabul edip etmemekte serbesttirler. Uzlaştırma teklifini kabul etmemeleri halinde, bunun ceza yargılamasının devamı dışında herhangi bir başka yaptırımı olmamalıdır. Bu teklifi kabul etmeleri konusunda taraflara herhangi bir baskı yapılamayacağı gibi, iradelerini fesada uğratmaya yönelik herhangi bir vaat, tehdit veya zarar ihtimali söz konusu olmamalıdır.

Uzlaştırmanın tarafların özgür iradelerine dayanması, sürecin her aşamasında söz konusudur. Taraflar uzlaştırma teklifini kabul edip etmemekte, teklifi kabul etseler dahi uzlaştırma görüşmelerine katılıp katılmamakta da özgürdürler. Tarafların kendilerine yapılan uzlaştırma teklifini kabul etmeleri bundan sonraki aşamada uzlaştırma görüşmelerine (müzakerelerine) de katılacakları anlamına gelmez. Uzlaştırma müzakerelerine katılmaları da tarafların kendi iradelerine bağlıdır. Taraf, teklifi kabul ettiği halde uzlaştırma müzakerelerine gelmeyebilir veya gelip de müzakerelere katılmayacağını beyan edebilir. Bu şekilde davranan tarafa yönelik herhangi bir yaptırım söz konusu olamaz. Bu dununda uzlaştırmanın sonuçsuz kaldığı rapor altına alınacaktır. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi yahut vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, bu kişiler uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır (CMK m. 253/13).

Taraflar, kendilerine yapılan uzlaştırma teklifini kabul ettikleri ve uzlaştırma için tayin edilen yer ve zamanda uzlaştırma görüşmelerine geldikleri ve görüşmelere katıldıkları halde uzlaşmaya varmak zorunda değildirler. Uzlaştırma müzakerelerinin amacı, tarafların aralarında belirleyecekleri bir edim üzerinde uzlaşmalarını sağlamaktır. Bu görüşmelerin olumsuz neticelenmesi ve tarafların uzlaşmadan müzakerelerden ayrılmaları mümkündür. Tarafların müzakere sonunda anlaşmak durumunda olduklarına dair bir yaklaşım asla kabul edilemez. Tarafların iradelerini, uzlaşmaları veya uzlaşmamaları yönünde baskı altına alacak herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Uzlaştırmacının görevi, müzakere tekniklerini kullanarak, kendi tarafsızlığına gölge düşürmeden tarafların iletişim kurmalarına ve isterlerse bir orta yolda buluşmalarına sağlamaktır. Şüpheli veya sanığın, mağdurun veya suçtan zarar görenin zararını gidermeyi, özgür iradesi ile kabul etmesi, mağdurun da uzlaşmayı özgür iradesiyle kabul etmesi gerekir. Uzlaştırmacı, tarafların hüküm ve sonuçlarını bilerek ve özgür iradeleriyle uzlaşmalarını sağlayacak uygun tedbirleri alır (CMUY m. 5/9).

Özgür irade, taraflara yalnızca özgür iradelerinin önemi belirtilerek sağlanamaz.

Uzlaştırmacı, taraflara uzlaştırma teklifinde bulunurken, tarafları uzlaşmanın mahiyeti ve sonuçları hakkında bilgilendirilmeli ayrıca ve özellikle uzlaştırmanın, ancak onların örgür iradesine bağlı olarak gerçekleşebileceği konusunda onları bilgilendirmelidir. Tarafların uzlaştırma ve sonuçları hakkında tam bilgilendirilmiş olması gerekir.

Bu bilgilendirme tarafların yaşı, olgunluğu, eğitimi, sosyal ve ekonomik durumu gibi hususlar dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir (CMUY m. 5/6). Eğer mağdur veya suçtan zarar gören ile şüpheli yahut sanık veya bunların kanunî temsilcileri Türkçe bilmiyor ise, kendilerine atanan tercüman aracılığıyla, engelliler ise kendilerinin anlayacağı veya kendileriyle anlaşabilecek kişiler aracılığıyla iradelerini beyan etmelidir (CMK m. 202; CMUY m. 5/3).

Anayasa m. 40’a göre ancak aydınlatılmış irade özgür iradedir. Uzlaştırmanın mahiyeti, sonuçları hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan bir taraf, uzlaştırma teklifini kabul etmiş, müzakerelere katılmış hatta edimi de belirlemiş olsa, bu uzlaştırma tarafın özgür iradesiyle gerçekleştirilmiş denemez. Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasında da bu ilke, “Uzlaştırma, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin özgür iradeleri ile kabul etmeleri ve karar vermeleri hâlinde gerçekleştirilir.’’ ifadeleri ile vurgulanmıştır.

Kanun koyucu tarafların özgür iradelerine o kadar büyük değer vermiştir ki, CMK m. 253 ve CMUY m. 30’da; “Uzlaşma teklifinde bulunulanlardan herhangi biri üç gün içinde teklifi yapan uzlaştırmacıya kararını bildirmediği takdirde, uzlaşma teklifi reddedilmiş sayılır. Bu durumda, Kanunun 255 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, ayrıca diğerlerine uzlaşma teklifinde bulunulmaz ” hükmüne yer vermiştir.

Cumhuriyet savcısı ve hakime uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlemesi halinde raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza etmek görevi verilmiştir (CMK m. 253/17; CMUY m. 18/4; 24/4). Cumhuriyet savcısına ve hakime verilen bu görevin, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığına dair bir denetim mekanizmasına hizmet ettiği söylenebilir.

Tarafların Temel Haklarının Korunması

Uzlaştırma, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin temel hak ve hürriyetlerine uygun olarak, menfaatlerinin korunması esası gözetilerek yürütülür. (CMUY m.5/2). Uzlaştırma süreci boyunca taraflar kanunun kendilerine sağladığı haklardan yararlanacaklardır. Bu haklar Anayasal haklar ve ceza muhakemesi hukukundan kaynaklanan haklardır. Onarıcı adalet uygulamaları öncelikle tarafların saygınlıklarına riayet edilerek gerçekleştirilmesi gereken işlemlerdir. Uzlaştırma işlemleri yapılırken, tarafların sahip oldukları temel insan hakları ile ceza muhakemesi sürecinde sahip oldukları hakları korunacaktır. Tarafların birbirine karşı davranışlarında buna dikkat edilmesinin yanında uzlaştırmacı, taraflar ile ilk iletişim kurduğu andan uzlaştırma raporunun düzenlenmesine kadar her aşamada, tarafların kişilik haklarını ve saygınlıklarını gözetmek durumundadır.

Her iki tarafın da menfaatine olmayan, sadece bir tarafa hizmet eden uzlaştırma, onarıcı adaletin niteliklerini taşımayacaktır. Onarıcı adaletin temelinde, her iki tarafın da faydasına olan sonuca ulaşma amacı vardır.

Tarafların ve Kanunî Temsilcilerinin Ceza Muhakemesi Kanununun Tanıdığı Temel Güvencelere Sahip Olması

Uzlaştırmaya katılan şüpheli veya sanık, mağdur veya suçtan zarar gören ile bu kişilerin kanunî temsilcileri müzakereler sırasında, Kanunun tanıdığı temel güvencelere sahiptir (CMUY m.5/3).Tarafların ceza muhakemesi sürecinde sahip oldukları haklar şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar gören açısından ayrı ayrı düzenlenmiştir. Şüpheli ve sanığın sahip olduğu haklar CMK m. 147- 156 arasında sayılmış olan çeşitli haklardır. îsnadı öğrenme hakkı ve müdafiden yararlanma hakkı buna örnek olarak gösterilebilir. Yine mağdurun sahip olduğu haklar CMK m. 234-238 arasında sayılmıştır. Örneğin mağdurun, delil toplanmasını isteme ve vekilden yararlanma hakları vardır. Taraflar, sahip oldukları temel haklar yanında, uzlaştırma süreci boyunca bu kurumun özelliğinden kaynaklanan hak ve güvencelere de sahiptirler. Örneğin tarafların saygınlıklarına özen gösterilmesi ve ceza muhakemesi haklarının korunması gerekmektedir.

Tarafların kanunî temsilcileri de ceza muhakemesinin kendilerine tanıdığı yetkilere sahiptir. Tarafların veli veya vasisi, taraflar adına işlem yaparken bu konudaki hakları kullanacaktır. Aynı şekilde müdafi, CMK m. 150 ve devamında gösterilen hak ve yetkilere sahip olacaktır. Mağdurun vekili de CMK m. 234 ve devamında belirtilen hak ve yetkileri kullanabilecektir.

Taraflara Tercüman Atanması

Şüpheli veya sanık, mağdur veya suçtan zarar gören yahut bu kişilerin kanunî temsilcileri Türkçe bilmiyorsa veya engelli ise CMK m. 202 maddesi hükmü uygulanır. Taraflardan birinin meramını anlatacak kadar Türkçe bilmemesi veya engelli olması hâlinde, uzlaştırma süreci ve sonuçları hakkında bilgilendirilmesi tercüman vasıtasıyla yapılacak ve tarafın özgür iradesi tercüman vasıtasıyla ortaya konacaktır. Böyle bir durumda CMK m. 202/5 gereğince ilgili tarafa Cumhuriyet başsavcılığı tarafından tercüman tayin edilecektir. Bu tercümanın ücreti yargılama giderinden sayılmayacak ve hazine üzerinde bırakılacaktır.

Tarafların Yeterince Bilgilendirilmeleri

Uzlaştırma sürecinin başarılı bir şekilde tamamlanabilmesi, öncelikle tarafların bu kurumun içeriği hakkında yeterince bilgi sahibi olmalarına dayanmaktadır. Bu maksatla uzlaştırma sürecine başlanmadan önce şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar gören; sahip oldukları haklar, uzlaşmanın mahiyeti ve verecekleri kararların hukukî sonuçları hakkında bilgilendirilir. Özellikle uzlaştırmanın tamamen tarafın özgür iradesine bağlı olduğu, sürecin her aşamasında bundan dönme hakkına sahip olduğu, sürece başlamayı kabul etmesinin haklarından vazgeç olmadığı anlatılmalıdır. Uzlaştırma görüşmelerine katılmayı kabul etmenin şüpheli açısından suçu kabul etmek, mağdur açısından haklarından vazgeçmek anlamına gelmediği izah edilmelidir. Uzlaştırma neticesinde belirlenen edim bakımından mağdurun elinde çek veya senetten daha güvenli (İİK m. 38 anlamında ilâm niteliğinde) bir belge olacağı açıklanmalıdır. Şüpheliye, uzlaştırmanın sağlanması halinde mağdurun tüm haklarından vazgeçmiş sayılacağı ve tazminat davası da açamayacağı söylenmelidir.

Tarafların Özel Durumlarının Göz Önünde Bulundurulması

Şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin yaşı, olgunluğu, eğitimi, sosyal ve ekonomik durumu gibi belirgin farklılıklar, uzlaştırma sürecinde göz önüne alınır (CMUY m. 5/6). Uzlaştırmacı, kendisine verilen belgelerden özellikle tarafların ifadelerini ayrıntılı incelemeli ve taraflar hakkında yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Aynı şekilde dosya ve olay ile ilgili de bilgi sahibi olduktan sonra taraflarla ilk iletişime geçmelidir. Bu sayede hangi tarafa nasıl yaklaşabileceği hususunda bir fikri oluşacaktır. Olay ve taraflar ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmayan bir uzlaştırmacının taraflar ile iletişimde tarafın güvenini kazanması ve süreci doğru bir şekilde yürütmesi mümkün değildir.

Müzakerelerdeki Bilgi ve Belgeler Konusunda Gizlilik

Uzlaştırmacı, görevi nedeniyle kendisine verilen bilgi ve belgelerin gizliliğini korur. Taraflardan birinin verdiği gizli bilgi ve belgeleri verenin iznini almadan veya kanunen zorunlu olmadıkça diğer tarafa açıklayamaz. Gizliliği koruma yükümlülüğü, uzlaştırmacının görevi sona erdikten sonra da devam eder (CMUY m.5/7). Uzlaştırma müzakereleri gizlidir. Bu nedenle, müzakerelere sadece şüpheli, müdafi, mağdur (veya uçtan zarar gören), vekili ile bu kişilerin kanunî temsilcisi katılabilir (CMK m. 253/13). Bu itibarla uzlaştırma çerçevesinde edinilen bilgi ve belgeler, bu bilgi veya belgenin sahibinin rızası veya kanuni bir zorunluluk söz konusu olmadan açıklanamaz (CMUY m. 5/7). Gizlilik, yalnızca uzlaştırma görüşmelerini değil, uzlaştırma bürosu tarafından uzlaştırmacıya verilen bilgi ve belgeleri de kapsar.

Uzlaştırmacıya soruşturmanın gizliliğine riayet etmesi gerektiği hatırlatılır. Uzlaştırmacı kendisine verilen belgeleri, yalnızca üçüncü kişilere karşı gizli tutmakla değil, bu belgeleri taraflarla da paylaşmamakla yükümlüdür. Soruşturma evresinde yapılan uzlaştırma işlemi sebebiyle soruşturmanın gizliliği tehlikeye düşürülmemelidir. Soruşturmanın gizliliği her zaman ve şartta vardır ve herkes tarafından bu gizliliğe riayet edilmelidir. Soruşturmanın gizliliğini ihlâlden kasıt, soruşturma ile ilgili olarak dosyada bulunan bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmasıdır. Soruşturmanın gizliği ile uzlaştırma görüşmelerinin gizliliği farklı kavramlardır. Uzlaştırma görüşmelerinin gizliliği, görüşmeler sırasında söylenen sözler ve sunulan belgeler bakımından geçerlidir. Oysa soruşturmanın gizliği, yukarıda açıklandığı üzere soruşturma dosyasındaki bilgilerin üçüncü kişilere ifşa edilememesi ve bu konuda başkalarına bilgi verilememesini ifade eder (CMUY m. 5/7).

Kural olarak, Kanunun başka türlü hükümler koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma hakkına zarar vermemek koşuluyla, soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir (CMK m. 157). Ancak kanunun başka hükümlerinin, belirli işlemlerde gizliliği kaldırmış olması mümkündür (CMK m. 175). Soruşturma işlemleri gizli yapılmazsa, suçu işleyen kişi gerekli tedbirlere başvurarak kamu davasının açılmasını olanaksız kılabilir. Gizlilik iki şekilde anlaşılmalıdır. Birincisi, işlemlerde ilgililerden başka kimsenin hazır bulunmaması, İkincisi ise, yapılmış olan araştırma sonuçlarının kamuya açık olmamasıdır.

Ancak gizlilik ilkesi, şüphelinin kolluk veya savcı tarafından ifadesi alınırken veya sulh ceza hâkimince sorgusu yapılırken işlemi yapan kişi ve kâtibin hazır bulunması ve müdafiinin de işlemlerde hazır bulunması olanağı tanınarak yumuşatılmıştır (CMK m. 147; 169). Kezâ keşif sırasında da şüpheli, sanık, mağdur ve müdafi ile vekil hazır bulunabilir.

Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin tutanağa geçirilmesi halinde, dosyadan bu tutanakların örneklerinin alınması veya okunması, dosyanın gizliliğiyle ilgilidir ve ayrı kurala bağlanmıştır. Soruşturma evrakını görme ve örnek alma yetkisi, Kanunda şüphelinin müdafisi ile mağdur veya müştekinin vekiline tanınmıştır (CMK m. 153; 234/1-4).

Soruşturma aşamasında yapılan her türlü işlem, imkan ölçüsünde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayda alınır ve yazılı tutanağa çevrilmesi sureti ile ilgililere verilebilir. Soruşturmanın gizliliğinin alenen ihlâli TCK m. 285’te suç olarak düzenlenmiştir. Benzer şekilde TCK m. 286’da, soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alma ve nakletme de suç olarak düzenlenmiştir.

Kovuşturma evresinde uygulanan uzlaştırma işleminde de uzlaştırma görüşmeleri gizlidir. Kural olarak kovuşturma evresi kamuya açıktır. Kovuşturma evresinin kamuya açık olması, bu evrede başvurulan uzlaştırma müzakerelerinin de aleni olacağı anlamına gelmez. Kovuşturma evresinin kamuya açıklığı, muhakeme işlemlerinde bulunması zorunlu olanlar dışındaki kişilerin de bulunabilmesi ve bu işlemleri izleyebilmesini anlatır.

Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır (CMK m. 182/1). Duruşmanın kamuya açıklığı (aleniyet), Anayasada (AY m. 141) ve Kanunda (CMK m. 182) ilke olarak benimsenmiştir. Aleniyet, aynı zamanda âdil yargılanmanın gerçekleşmesine de katkıda bulunan ilkelerden biridir (AÎHS m. 6). Bu ilke, sadece duruşma aşaması ve hükmün açıklanması için kabul edilmiştir. Aleniyet ilkesi, hem herkesin duruşma salonunda, fizikî koşulların elverdiği ölçüde, dinleyici olarak bulunabilmesini (doğrudan aleniyeti) güvence altına alır, hem de duruşma salonunda bulunan kişilerin görüp duyduklarını duruşma dışında açıklayabilmesine (dolaylı aleniyete) olanak tanır. Ancak basın mensuplarının, kesin kararla sonuçlanıncaya kadar, görülmekte olan davayla ilgili hâkim ve mahkeme işlemleri hakkında görüş açıklamaları yasaktır. Adliye binası içerisinde ve duruşma başladıktan sonra duruşma salonunda her türlü sesli veya görüntülü kayıt veya nakil olanağı sağlayan aletler kullanılamaz. Bu hüküm, adliye binası içerisinde ve dışındaki diğer adlî işlemlerin icrasında da uygulanır (CMK m. 183).açıklığı (aleniyet ilkesi), muhakeme işlemlerinde bulunması zorunlu olanlar dışındaki kişilerin de bulunabilmesini ve bu işlemleri izleyebilmesini anlatır.

Kovuşturma evresindeki bu aleniyete rağmen uzlaştırmacı ve taraflar, hem soruşturma hem kovuşturma evresindeki uzlaştırma görüşmeleri sırasında ve sonrasında gizlilik ilkesine riayet etmek zorundadırlar. Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır (CMK m. 253/11). Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi yahut vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi hâlinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılırlar (CMK m. 253/13). Uzlaştırmacı müzakerelere başlamadan önce taraflara; uzlaştırmanın temel ilkelerini, kendisinin tarafsızlığını, uzlaştırma süreci ve sonuçlarını, uzlaştırmacı ile tarafların uzlaştırmadaki işlevlerini, gizlilik yükümlülüğünü açıklar ve onların süreci anlamalarını sağlar (CMUY m. 5/8).

Uzlaştırmacı görevi sebebiyle kendisine verilen bilgi ve belgelerin gizliliğini korur. Taraflardan birinin verdiği gizli bilgi ve belgeleri, verenin iznini almadan veya kanunen zorunlu olmadıkça diğer tarafa açıklayamaz. Gizliliği koruma yükümlülüğü, uzlaştırmacının görevi sona erdikten sonra da devam eder. Taraflar, müdafi ve vekiller de birinci fıkrada belirtilen gizlilik kuralına uymakla yükümlüdür. Uzlaştırma sürecinde yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamaz. Müzakerelere katılanlar bu bilgilere ilişkin olarak tanık olarak dinlenemez. Daha önce mevcut olan bir belge veya olgunun, uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülmüş olması, bunların soruşturma ve kovuşturma sürecinde ya da bir davada delil olarak kullanılmasına engel teşkil etmez (CMUY m. 32.)

Uzlaştırmacının gizlilik yükümlülüğü, uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere kendisine verilen belgelerin örneklerini taraflara verememesini de kapsamaktadır. Taraflar her zaman, Cumhuriyet savcılığından dosyadaki belge örneklerini alma yetkisine sahiptirler. Cumhuriyet savcısının görev ve yetkisinde olan bu işlemin uzlaştırmacıya verilmesi mümkün değildir. Belge örneği isteyen taraf, Cumhuriyet savcılığına yazılı olarak başvurarak bunu alabilecektir. Bu kapsamda, soruşturma dosyasındaki uzlaştırma işlemleriyle ilgili olmayan evrakın uzlaştırmacıya verilmemesine de özen gösterilmelidir.

Gizlilik yükümlülüğü, tek başına uzlaştırmacıyı değil uzlaştırma sürecine katılan herkesi ilgilendirir. Ancak tarafların gizlilik konusundaki yükümlülükleri yine taraflar arasında aksi kararlaştırılmak suretiyle kaldırılabilir. Bu nedenle uzlaştırmacı, taraflara, vekillerine ve kanunî temsilcileri ile tercüman gibi diğer kişilere, gizlilik konusunda gerekli uyarıları yapmalıdır.

Uzlaştırma görüşmelerinin gizliliğine riayet edilmemesi (gizliliğin ihlali) Yönetmelikte uzlaştırmacının denetimini düzenleyen 67. maddede ele alınmıştır. Buna göre uzlaştırmacılar; Yönetmelikte belirtilen temel ve etik ilkelere uygun hareket edilmesi, uzlaştırma müzakerelerinin gizliliğine riayet edilmesi, kanun ve bu Yönetmeliğin öngördüğü yükümlülüklere uygun hareket edilmesi yönlerinden denetlenir. Suç işlediği tespit edilen uzlaştırmacı hakkında Yönetmeliğin 49 ve 54. maddeleri uyarınca işlem yapılır (CMUY m. 68/4). Uzlaştırma sürecinin gizliliği aynı zamanda bir temel ve etik ilkedir. Bu ilkenin ihlali Yönetmeliğin 49. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır. Buna göre; uzlaştırma göreviyle bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunan, Kanunun öngördüğü yükümlülükleri önemli ölçüde veya sürekli yerine getirmeyen, etik ilkelere aykırı davranan, uzlaştırmacı Daire Başkanlığınca sicilden ve listeden çıkarılır (CMUY m. 49).

Uzlaştırmacının gizlilik yükümlülüğüne uymaması hâlinde, ihlâlin niteliğine göre TCK m. 285/1’de yer alan soruşturmanın gizliliğini ihlâl suçundan sorumlu olabilir. Bu maddeye göre; “Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun oluşabilmesi için; soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi ve soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması, gerekir.”

Aynı şekilde uzlaştırmacının, TCK m. 285/2’de yer alan, taraflara karşı gizli tutulması gereken bilgileri ifşa etmesi hâlinde de sorumluluğu söz konusu olacaktır. Buna göre; “Soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan işlemlerin Gizliliğini ihlâl eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Uzlaştırmacı, bu hükümler çerçevesinde ceza müeyyidesi ile karşılaşabilecektir.

Ayrıca kamu hizmetine katılması dolayısıyla TCK m. 6/1-c hükmü çerçevesinde kamu görevlisi olan uzlaştırmacının alacağı ceza, TCK m. 285/4’te yer alan “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde, ceza yarısına kadar artırılır” hükmü uyarınca yarı oranında artırılacaktır.

Uzlaştırmacı, kendisine verilen belgelerden şüphelinin görüntülerini elde eder ve yayınlar veya yayınlanmasına katılırsa TCK m. 285/5’te “Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenen suçu işlemiş olacaktır.

Müzakerelerin Gizliliği Nedeniyle Yapılan Açıklamaların Davada Delil Olamaması

Gizlilik ilkesine uygun Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/20 hükmünde, uzlaştırma görüşmeleri sırasında yapılan açıklamaların herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılmayacağı düzenlenmiştir. Müzakerelere katılanlar bu bilgilere ilişkin olarak tanık olarak dinlenemez. Daha önce mevcut olan bir belge veya olgunun, uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülmüş olması, bunların soruşturma ve kovuşturma sürecinde veya bir davada delil olarak kullanılmasına engel teşkil etmez (CMUY m. 32/3-4).

Bu itibarla, tarafların yapmış olduğu açıklamalar gerek ceza gerek özel hukuk yargılamasında, karşılarına delil olarak çıkmayacaktır. Dolayısıyla, tarafların özgürce söz konusu suç hakkında konuşabilecekleri ve bu sıradaki beyanlarının delil değeri taşımayacağı hususunu vurgulayarak uzlaştırmacı, taraflar arasında iletişim kanallarının açık olmasını sağlamalıdır. Her ne kadar Kanun yalnızca açıklamalardan bahsetse de, uzlaştırma görüşmeleri sırasında sunulan belge ve diğer delil ile beyanlar da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu itibarla, delil olma vaşağı yalnızca uzlaştırma görüşmelerindeki sözlü açıklamalarla sınırlı değildir.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 19 Sayılı Tavsiye Kararı’na göre, “Uzlaştırmaya katılım, daha sonraki yargı sürecinde suçun ikrarı şeklinde delil olarak kullanılmamalıdır. Uzlaştırmacının raporu, uzlaştırma oturumlarının içeriğini açıklamamak ve uzlaştırma sırasında tarafların davranışları hakkında hır açıklama ya da hüküm içermemelidir”.

Uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülen bilgi ve belgelerin CMK m. 253/20 gereğince bir davada delil olarak kullanılması durumunda hukuka aykırı delil gündeme gelecektir. CMK m. 217/2’ye göre, yüklenen suç hukuka aykırı bir delilin hükme esas teşkil etmesi mümkün değildir. Anayasa m.38/8’de  yer alan “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez” hükmü ile de benzer sonuca ulaşılabilir. Başka bir nedene dayalı olarak başlatılan kovuşturma ile anlatılmak istenen zaten ceza davasıdır. Ceza davası kovuşturma kelimesiyle ifade edildiğine göre, dava kelimesi hukuk davasını ifade etmek için kullanılmıştır. 5560 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce, uzlaştırma müzakereleri sırasında ileri sürülen bilgi ve belgelerin hukuk davalarında kullanılıp kullanılmayacağına ilişkin CMK’da herhangi bir düzenleme mevcut değildi. Doktrinde, delil serbestisinin egemen olduğu ceza davası sırasında kullanılamayan bir delilin hukuk davasında evleviyetle kullanılmayacağı kabul edilmiştir.

CMK m. 253/20’de yalnızca açıklamalar ifadesi kullanılmış olmasına rağmen, delil yasağı kapsamına açıklamaların yanı sıra yazılı belgeler de girmelidir. 5560 sayılı Kanun öncesinde yer alan düzenleme de bu şekildedir. Uzlaştırma müzakereleri henüz başlamadan yapılan açıklamalar, soruşturma veya kovuşturma kapsamında dosyadan varlığı anlaşılan bilgi ve belgelerin delil yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Uzlaştırma müzakereleri sırasında öğrenilen bilgilerin açıklanması gizlilik ilkesi gereği mümkün olmamakla beraber, müzakereler sırasında bir suç işlenmesi halinde gizlilik geçerli olmayacak, uzlaştırmacı tarafından yetkili mercilere durum bildirilecektir.

Tarafların Uzlaştırma Sürecini Anlamasının Sağlanması

Uzlaştırmacı, müzakerelere başlamadan önce taraflara; uzlaştırmanın temel ilkelerini, kendisinin tarafsızlığını, uzlaştırma süreci ve sonuçlarını, uzlaştırmacı ile tarafların uzlaştırmadaki işlevlerini, gizlilik yükümlülüğünü açıklar ve onların bu süreci anlamalarını sağlar (CMUY m. 5/8). Uzlaştırmacı, tarafların uzlaşmanın hüküm ve sonuçlarını bilerek ve özgür iradeleriyle uzlaşmalarını sağlayacak uygun tedbirleri alır. Tarafsız olan uzlaştırmacının uzlaştırma süreci ile ilgili taraflara sağlıklı bilgi vermesi, uzlaştırmanın sonuçlarını anlatması gerekir. Tarafların gerekli bilgilere sahip olduktan sonra gösterdikleri iradeleri özgür sayılabilir. Uzlaştırma süreci ve sonuçları hakkında yeterli bilgi sahibi olmayan tarafın özgür iradesi ile karar verdiğini söylemek mümkün değildir. Uzlaştırmacının bu bilgileri vermesi ve tarafların bunları anlamasını da sağlaması istenmiştir. Özellikle tarafların uzlaştırma ile ilgili ısrarlı, sorgulayıcı ve şüpheli sorularını açık yüreklilikle yanıtlamalıdır. Bu sayede tarafların kendilerini güven içinde hissetmelerini de sağlamış olacaktır.

Uzlaştırmayı Sağlayacak Uygun Tedbirlerin Alınması

Uzlaştırmacı tarafların, hüküm ve sonuçlarını bilerek ve özgür iradeleriyle uzlaşmalarını sağlayacak uygun tedbirleri alır. Tarafların  uzlaşmaları uzlaşma değildir, tarafların meselenin özünde uzlaşmaları gerekir. Konunun temelinde uzlaşmanın sağlanabilmesi için, tarafların özgür iradeleri ile bunu gerçekleştirmiş olmaları gerekir. Tarafların özgür iradeleri ise, ancak uzlaştırmanın hüküm ve sonuçlarını anlamış olan taraflar arasında tecelli edebilecektir. Uzlaştırman, öncelikle tarafların, uzlaştırmanın hüküm ve sonuçlarını anlamalarını sağlayacak, bunun gerçekleşmesi için tüm çabayı sarf edecektir. Tarafların uzlaşma ihtimallerini yüksek tutmak adına uzlaştırman, süreç boyunca gereken tedbirleri alacaktır. Uzlaştırmacının taraflar ile ilk iletişimi kurarken seçtiği dil, yaklaşım, tarafları özel görüşme veya ortak görüşmeye davet, görüşmeleri hangi sıklıkla yapacağı, taraflarla müzakerelerin yapılacağı yer ve zaman bu açıdan önemli olabilecektir. Örneğin, taraflardan biri ile telefonda ilk iletişimi kurduğu anda tarafın uygun bir durumda olmasını kollaması, tarafın uzlaştırma ile ilgili doğru bilgi almasına yardım edecektir. Bu sayede tarafın uzlaşma olasılığı artacaktır.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat