Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günü Ücretinde Zamanaşımı

Ulusal bayram ve genel tatil ücreti de teknik-hukuki anlamda bir “ücret” niteliğiyle, ücrete ait zamanaşımına tabidir. Buna göre ulusal bayram ve genel tatil ücreti İş K.32/son ve BK. 126/3 uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre ücret alacağının doğduğu tarihten iti­baren işlemeye başlar. Her bir ücret alacağı için zamanaşımı ayrı ayrı hesaplanır. Örneğin işçinin 2009 yılının Mayıs ayma ilişkin ücretinin ödenmesinde zamanaşımı bu tarihten itibaren başlarken, işçinin Haziran ayma ilişkin ücreti için zamanaşımı Haziran ayından başlatılarak beş yıl olarak hesaplanır. Ayrıca iş sözleşmesinin devamı zamanaşımının işle­mesini durdurmaz. Bu konuda asıl problem zamanaşımının başlangıcı, daha doğrusu hizmet akdi devam ederken zamanaşımının işleyip işle­meyeceği noktasıdır.

Yargıtay zamanaşımını dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre olarak kabul etmekte ve bunun doğal sonucu ise; hizmet akdi henüz devam ederken bile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hakkında zama­naşımının işleyeceği olmaktadır. Oysa bu tür çözüm tarzı isabetli gö­zükmemektedir.

Her ne kadar hizmetçilerin alacakları için öngörülse de aynı manevi imkansızlık/riziko durumunun İş Kanununa tabi işçiler için de mevcudi­yetinden hareketle BK. 132/4 kuralının burada da uygulanacağı benim­senmelidir. Böylece, işçinin ulusal bayram ve genel tatil ücreti hakkında (aradan yıllar da geçse) hizmet akdi devam ederken zamanaşımının iş­lemeyeceği, başlamışsa duracağı, ancak hizmet akdi (nasıl olursa olsun) son bulduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı söylenebilecektir. O halde 5 yıllık zamanaşımı, her bir ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazanıldığı tarihten değil, akdin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıllık süreyi anlatacaktır262. Eğer bu 5 yıllık süre dolmadan işçi aym işveren yanında yeniden çalışmaya başlarsa, zamanaşımı da duracak, bu hizmet akdi nihayet bulduğunda yemden işlemeye başlayacaktır. Ancak, 5 yıllık zamanaşımı süresi hizmet akdi sona erdikten itibaren işlemiş ve dolmuş, işveren de zamanaşımı defi ileri sürmüşse; bu durumda işçinin ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı reddedilecektir. Buna karşın, zama­naşımı süresi dolsa bile borçlu zamanaşımı savunmasında bulunmamış-sa, yargıç alacağın ödenmesine hükmedecektir. Zira zamanaşımı savun­ması bir itiraz değil “defi” olup, hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz (BK.140).

Zamanaşımı konusunda dikkat edilmesi gereken bir diğer husus “ıslah” yapılıp yapılmadığıdır. Islah; düzeltme, davada tarafça düzelt­me, iyileştirme, iyi bir hale getirme demektir. Ücret alacak davalarında dava, hakim tarafından verilen karara istinaden davacı tarafından ıslah edilmişse (arttırılmışsa) zamanaşımı ıslah tarihinden geriye doğru beş yıllık süreyi kapsar. Dolayısıyla ıslah tarihinden evvelki 5 yıldan önce­ki ücret alacakları zamanaşımına tabidir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat