HESAP EKSTRELERİNDE GÖRÜLEN ÖDEMELERİN NEDENİNİN BELİRTİLMEDİĞİ – BU ÖDEMELERİN DAVACILARIN SERMAYE KOYMA BORCUNU YERİNE GETİRMEK İÇİN YAPILDIĞININ BELİRTİLDİĞİ – YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
11.Hukuk Dairesi
Esas: 2015 / 9426
Karar: 2016 / 4931
Karar Tarihi: 02.05.2016

ÖZET: Dava dışı taşınmaz maliki …ile şirket arasında taşınmazın satın alınması amacıyla düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince her ortağın satış bedelini karşılamak üzere şirkete …şer TL ödeme yapacakları hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların bu bedelleri şirkete ödeyip ödemedikleri noktasında toplanmaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; davacı …’nun üzerine düşen miktarı ödediği davalı şirkete ait banka hesap ekstrelerindeki ödemeler gözetilerek kabul edilmiş, diğer davacı …’ın ise …TL ödeme yaptığı bakiye … TL’nin ise elden ödenmiş olabileceği belirtilerek, davacıların iddiaya konu bedelleri isteyebilecekleri sonucuna varılmıştır. Ancak, bilirkişi raporuna karşı davalılarca yapılan itirazda; banka hesap ekstrelerinde görülen ödemelerin nedeninin belirtilmediği bu ödemelerin davacıların sermaye koyma borcunu yerine getirmek amacıyla yapıldığını ifade ettikleri anlaşılmıştır. Mahkemece bu itiraz üzerinde durularak, bu hususu açıklığa kavuşturacak ek rapor ya da gerektiğinde yeni bilirkişi raporu alınması gerekirken; eksik incelemeye dayalı olarak ve bu hususta gerekçe açıklanmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

(6098 S. K. m. 79)

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/05/2014 tarih ve 2013/141-2014/117 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl ve birleşen davada davacılar vekili, müvekkilleri ve gerçek kişi davalılar ile dava dışı … ve …’ün ortak oldukları diğer davalı …’nin dava dışı …ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında arsa sahibine ek olarak 250.000,00 TL nakit verileceğini belirtilerek, davacıların her birinden 50.000,00 TL istemeleri üzerine, davacıların bu parayı şirkete ödedikleri, daha sonra ortaklıktan ayrıldıklarını, ancak …’e gerçekte 250.000,00 TL’nin ödenmediğini öğrendiklerini, haksız alınan paranın iadesine ilişkin ihtar çekildiğini, ancak ihtarın da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, sebepsiz zenginleşme nedeniyle her bir davacı lehine 50.000,00 TL’nin, asıl davanın davacısı yönünden son ödeme tarihi olan 23/02/2010 tarihinden itibaren; birleşen dava davacısı yönünden ise ihtarname tarihi olan 09/10/2012 tarihinden itibaren, işleyecek ticari faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davada davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davalı gerçek kişi ortaklara husumet yöneltilemeyeceğini, faize ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, davacıların iddiaya konu ödemeleri yapmadıklarını, taşınmaz sahibi …’e ödenmesi kararlaştırılan 250.000,00 TL ek bedelin müvekkillerince ödendiğini, ödemenin iki adet çek ile yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı …. ile dava dışı …ilegayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, sözleşme kapsamında toprak sahibi …’e ek olarak 250.000 TL ödeneceği söylenerek davalıların o dönem şirket ortakları olan asıl ve birleşen dava davacılarından 50.000’şer TL aldıkları, ancak gerçekte toprak sahibine böyle bir ödemenin yapılmadığı, davacıların bu durumuortaklıktan ayrıldıktan sonra öğrendikleri, sebepsiz zenginleşme için hem yeni hem de eski BK’ da öngörülen zamanaşımı süresinin dolmadığı, davalıların sebepsiz zenginleştiği ve kötü niyetli oldukları gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile, her bir davacı yönünden 50.000,00 TL alacağın ihtarname üzerine temerrüdün oluştuğu 16/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.

1- Davalılar …ve …yönünden; dava, limited şirket ortaklarının şirkete verdikleri ödüncün iadesi istemine ilişkin olup, adı geçen davalılar şirket ortağıdır. Limited şirkette ortağın asli borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemekten ibarettir. Kural olarak Türk Hukukunda ortaklar, limited şirketin borçlarından sorumlu değildirler. Bu durum karşısında, şirkete ödünç veren davacı ortakların alacağını ancak şirket tüzel kişiliğinden talep edebilecekleri, davalı ortakların şahsi sorumluluklarının bulunmadığı bu nedenle adı geçen davalılar aleyhindeki asıl ve birleşen davaların husumetten reddi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar …ve …yararına bozulması gerekmiştir.

2- Davalı ….yönünden; davacılar asıl ve birleşen davada ortak oldukları limited şirkete taşınmaz alımı için verilmek üzere kendilerinden istenen ancak, dava dışı mülkiyet hakkı sahibine gerçekte ödenmeyen paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tahsili isteminde bulunmuşlardır. Somut olayda dava dışı taşınmaz maliki …ile şirket arasında taşınmazın satın alınması amacıyla düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince her ortağın satış bedelini karşılamak üzere şirkete 50.000’şer TL ödeme yapacakları hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıların bu bedelleri şirkete ödeyip ödemedikleri noktasında toplanmaktadır. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; davacı …’nun üzerine düşen miktarı ödediği davalı şirkete ait banka hesap ekstrelerindeki ödemeler gözetilerek kabul edilmiş, diğer davacı …’ın ise 20.000,00 TL ödeme yaptığı bakiye 30.000,00 TL’nin ise elden ödenmiş olabileceği belirtilerek, davacıların iddiaya konu bedelleri isteyebilecekleri sonucuna varılmıştır. Ancak, bilirkişi raporuna karşı davalılarca yapılan itirazda; banka hesap ekstrelerinde görülen ödemelerin nedeninin belirtilmediği bu ödemelerin davacıların sermaye koyma borcunu yerine getirmek amacıyla yapıldığını ifade ettikleri anlaşılmıştır. Mahkemece bu itiraz üzerinde durularak, bu hususu açıklığa kavuşturacak ek rapor ya da gerektiğinde yeni bilirkişi raporu alınması gerekirken; eksik incelemeye dayalı olarak ve bu hususta gerekçe açıklanmaksızın karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda (1) ve (2)nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...