Terör Örgütüne Bilerek Yardım Etme Suçu

Ceza Genel Kurulu 2007/9-230 E., 2008/23 K.

Sanıklar D…. K…., Ö… A……ve A……. D….’nın 5237 sayılı TCY’nın 314/3 ve 220/7. maddeleri yollamasıyla 5237 sayılı TCY’nın 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5 ve 5237 sayılı TCY’nın 62/1. maddeleri uyarınca altı’şar yıl üç’er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında 5237 sayılı TCY’nın 53/1 ve 58/9. maddelerinin uygulanmasına, tutuklulukta ve gözaltında geçirdikleri sürelerin 5237 sayılı TCY’nın 63. maddesi uyarınca cezalarından ayrı ayrı mahsubuna, tutukluluk hallerinin devamına, adli emanetin 2006/84 sırasında kayıtlı 5 adet imza formunun ve 1 adet yeşil kapaklı blok not içersindeki dokümanların dosyada delil olarak saklanmasına, emanetin 2006/84 sırasında kayıtlı 2 adet hesap cüzdanının sanıklara iadesine, emanetinin 2006/83 sırasında kayıtlı kağıt ve dokümanların dosyada delil olarak saklanmasına ilişkin Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.06.2006 gün ve 79-124 sayılı hüküm, sanıklar müdafisi ve O Yer C.Savcısı tarafından eylemin 5237 sayılı TCY’nın 220/8. maddesindeki suçu oluşturduğu gerekçesiyle temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.12.2006 gün ve 5725-6976 sayı ile;

“Sanıkların silahlı terör örgütünün amaç ve faaliyeti doğrultusunda başlatılan imza kampanyası nedeniyle örgütün ve amacının toplum içinde benimsenmesini sağlamaya yönelik olarak “ben bir Kürdistanlı olarak, kürdistanda sayın A…… Ö…..’ı bir siyasal irade olarak görüyor ve kabul ediyorum” ibarelerini içeren bildirileri imzalatmaktan ibaret eylemlerinin silahlı terör örgütünün propagandasını yapma niteliğinde olup hukuki durumlarının 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,” isabetsizliğinden bozulmasına ve sanıkların tahliyesine karar verilmiştir.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesince 27.03.2007 gün ve 28-123 sayı ile;

Yasadışı PKK terör örgütünün talimatları doğrultusunda düzenlenen imza kampanyasının amacı, boyutları ve kampanyanın örgüt talimatları doğrultusunda başlatılıp yaygınlaştırmaya çalışılması ve örgütün bu kampanyanın bir refaranduma dönüştürülmesi yönündeki istekleri dikkate alındığında sanıkların eylemlerinin yasadışı PKK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım suçunu oluşturduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesinin propagandanın silahlı terör örgütünün şiddet veya terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek nitelikte olmasını aradığı, sanıklar üzerinde ele geçirilen matbu dilekçelerde yasadışı PKK terör örgütünden hiç bahsedilmediği ve bu örgütün şiddet veya terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasının yapılmadığı, imza toplama kampanyasının örgüt talimatları doğrultusunda başlatılıp yaygınlaştırılması karşısında sanıkların eylemlerinin örgüt propagandası suçunun boyutlarını aştığı ve “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır, gerekçeleriyle ilk hükümde direnilmiştir.

Bu hükmünde O Yer C.Savcısı ve sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının, hükmün onanması istekli 24.09.2007 gün ve 148225 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu gereği görüşülüp, düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanıklara isnat edilen eylemin, 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesi kapsamında mı, yoksa örgüte yardım fiillerini de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirip yaptırıma bağlayan 5237 sayılı TCY’nın 314. maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği, başka bir anlatımla suç niteliğinin belirlenmesine ilişkindir.

Ancak uyuşmazlığın esasına geçmeden önce, ilk hükmün duruşmalı inceleme istemiyle temyiz edilmesi ve Özel Dairece de bu konuda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle, duruşmalı inceleme koşullarının değerlendirilmesi gerekmektedir.

5320 sayılı CYY’nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Yasanın 8. maddesi uyarınca halen bir kısım hükümleri uygulanma olanağına sahip bulunan, 1412 sayılı CYUY’nın 318. maddesinde duruşmalı incelemenin koşulları düzenlenmiş olup, anılan hükümde; “Ağır cezaya müteallik hükümler” ibaresi kullanılmış, anılan ibare 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kaldırılmış bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 421. maddesindeki “ağır ceza işlerinden maksat, ölüm ve ağır hapis ve on seneden fazla hapis cezasını gerektiren cürümlere ilişkin davalardır.” hükmü doğrultusunda yorumlanarak, duruşmalı incelemenin koşulları belirlenmiş, 1 Haziran 2005 tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’da ağır-hafif hapis ayrımının kaldırılması ve 421. maddeye benzer bir hükme 5271 sayılı CYY’da yer verilmemesi nedeniyle konu yeniden tartışılmış,

Bir kısım Dairece, anılan hükmün, Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçları işaret ettiği kabul edilerek, 5235 sayılı Yasanın 12. maddesindeki düzenleme doğrultusunda uygulama yapılmış,

Bir kısım Dairece de, duruşmalı incelemeyi düzenleyen 5271 sayılı CYY’nın 299. maddesindeki “on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümler……” ibaresi esas alınmak suretiyle uygulama yapılmıştır.

1412 sayılı CYUY’nın 318. maddesindeki düzenleme her iki uygulamaya da haklılık verebilecek nitelikte ise de, Yasa koyucunun amacı gözetildiğinde ve 5271 sayılı CYY’nın hiçbir ayrıksı durum belirtilmeksizin tüm hükümleriyle yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemelerinin henüz kurulmaması nedeniyle, bazı hükümleri uygulama olanağına kavuşmamış ise de, 5271 sayılı CYY’da doğrudan uygulanabilir nitelikte hükmün bulunması halinde, bu hükmün uygulamada dikkate alınması gerekmesi karşısında, 1412 sayılı CYUY’nın 318. maddesinin, 5271 sayılı CYY’nın 299. maddesi ile birlikte yorumlanarak, on yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerin diğer koşulların varlığı halinde duruşmalı incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmış, duruşmalı inceleme koşullarının bulunmadığı bir ahvalde bu konuda Özel Dairece bir değerlendirme yapılmamış olmasının hükmün esasını incelemeye engel teşkil etmeyeceği oybirliğiyle kararlaştırılmak suretiyle işin esasına geçilmiştir.

3713 sayılı Yasanın suç tarihinde yürürlükte bulunan 7/2. maddesinde;

“…….örgüt mensuplarına yardım edenlere veya şiddet veya diğer terör yöntemlerine başvurmayı teşvik edecek şekilde propaganda yapanlara fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca……” cezalandırılacağı belirtilmiş,

5237 sayılı TCY’nın 220/7. maddesinde ise; “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır.” hükmüne yer verilmiş, terör örgütüne üye olmak ise aynı Yasanın 314/2. maddesinde yaptırıma bağlanmıştır.

3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesi ile 5237 sayılı TCY’nın 220/7. maddesinin unsurları benzerlik arzetmekte ve bir kısım fiiller her iki maddede de düzenlenmiş bulunmakta ise de, uygulamada benimsenen en ayırıcı ölçüt yardım fiillerinin maddi nitelikte bulunup bulunmamasıdır. Maddi nitelikteki yardım fiilleri suç tarihinde yürürlükte bulunan normlar dikkate alınmak suretiyle 5237 sayılı TCY’nın 220/7. maddesi kapsamında, maddi nitelikte olmayan fiiller ise 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Amacı Türkiye Cumhuriyetinin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını silahlı mücadele vererek devlet idaresinden ayırıp bu bölgede Marksist-Leninist ilkelere dayalı bir Kürt devleti kurmak olan PKK terör örgütü elebaşının yakalanması üzerine, örgüt tarafından Kürdistan Demokratik Konfedaralizm önderi olarak kabul edilen A…… Ö…..’ı sahiplenme kampanyası çerçevesinde sanıkların örgütün ve amacının toplum içinde benimsenmesini sağlamaya yönelik olarak; “ben bir Kürdistanlı olarak, Kürdistanda sayın A…… Ö…..’ı bir siyasal irade olarak görüyor ve kabul ediyorum” ibarelerini içeren bildirileri imzalatmaktan ibaret eylemleri, nitelik ve yoğunlukları da dikkate alınmak suretiyle 3713 sayılı Yasanın 7/2. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Kurul Üyesi; sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 220/7. maddesi yollamasıyla 314/2. Maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve Yerel Mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğu görüşüyle hükmün onanması yönünde oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün, BOZULMASINA,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, 12.02.2008 günü oyçokluğuyla karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...