TERK NEDENİNE DAYALI BOŞANMA DAVASI 

Kimler Dava Açabilir

Yeni kanunumuzda terk hukuki nedenine dayalı madde gerekçe­sinde; önceki kanunumuza göre (md. 132) tek değişikliğin sürelerde ya­pıldığı açıklanmıştır. Ancak madde metni, kaleme alınış şekliyle durak­samaya yolaçacak niteliktedir.

Bu davayı terk edilen eş açacaktır. Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde, yasal sürelere uyarak diğer eş davayı açacaktır. Yasada “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak ko­nuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. ” İfadesine yer veril­miştir. Örneğin tartışma sonucu hakarete uğrayıp evi terk eden eş, yasa­nın bu ifadesi karşısında “terk edilen” eş konumunda olacaktır. Eşine hakaret edip onun evden ayrılmasına neden olan eş ise “terk eden” du­rumunda alacaktır. Terk nedenine dayalı davayı “terk edilen eş” açabile­ceğinden, eşine hakaret eden eşin bu davayı açamaması gibi bir sonuç çıkmaktadır. Madde gerekçesi incelendiğinde bunun amaçlanmadığı görülmektedir. Yargıtay uygulaması, Önceki yasa döneminde olduğu gibidir. Bu davayı yukarıdaki örnekteki eşlerden her biri açabilecektir. Başlangıçta evi terk etmekte haklı olan eşin bu haklılığı ona süresiz ortak konuta dönmeme hakkını vermez.

Terk nedenine dayalı davayı sadece ortak konutu terk etmeye zor­lanan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesi engellenen eş değil, başlangıçta haksız olan ve eşinin evi terk etmesinden sorumlu olan fakat yaptığı hatayı anlayan eş de açabilir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası‘nda Süreler

a) İhtar isteği için

Terk nedenine dayalı boşanma davasının iki aşaması bulunur.

1) İhtar Kararının gönderildiği aşama,

2) Dava aşaması,

ihtar isteğinde bulunabilmek için ortak konuta dönmesi istenen eşin terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçmiş olmalıdır. Bu süre dolmadan çekilen ihtar kararı sonuç doğurmayacak açılacak dava redle sonuçlanacaktır,

b) Boşanma davası açmak için

ihtar kararının terk eden eşe tebliğinden sonra iki ay geçmeden terk nedenine dayalı boşanma davası açılamaz. Eğer terk eden eşe ortak ko­nuta dönmesi için gönderilen yol gideri, ihtar kararının tebliğinden son­ra ödendiyse veya terk eden eş bu gideri almaktan imtina ettiyse, bu tarihten itibaren iki aylık süre dolmadan dava açılamaz.

Sonuç olarak; davanın birinci aşaması olan ihtar isteğinde buluna­bilmek için terk eden eşin haklı bir neden olmaksızın ortak konuttan ayrıldığı tarihten itibaren dört ay, terk nedenine dayalı davayı açabilmek içinse, ihtar kararının terk eden eşe tebliğinden itibaren en az iki aylık surelerin geçmesi gerekir.

Ortak konuttan ayrılma, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri erine getirmeme maksadına dayanmıyorsa, örneğin tedavi için zorunlu olarak bir sağlık kuruluşunda bulunma, Öğrenim, memuriyet, iş gezisi, cezaevinde olma gibi haklı nedenlere dayanımıyorsa bunlar “terk” sayıl­amayacağından terk nedenine dayak boşanma için dayanak oluşturmazlar.

Hakim kararıyla “birlikte yaşamaya ara verilmesi” durumunda (md. 197), buna ilişkin karar kaldırılmadıkça ihtar isteğinde bulunulamaz. Bu donemdeki ayrı yaşama, yasaya dayandığından haksız sayılmaz. İhtar isteminde bulunmak için önce bu kararın kaldırılması gerekecektir. Aile Mahkemesinin isteği kabul etmesi durumunda, buna ilişkin kararın ke­sinleşmesinden itibaren dört ay geçmesi beklenecektir. Bu süre geçtiği halde ortak konuta dönmeyen eş için ihtar isteğinde bulunulacaktır.

Görülmekte olan boşanma, ayrılık, evlenmenin butlanı davaların­dan birinin bulunması halinde de ayrı yaşama haklı nedene dayandığın­dan ihtar isteğinde bulunulamaz. Bu davaların redle sonuçlanması ha­linde, red kararının kesinleşmesinden itibaren dört aylık süre geçtikten sonra ihtar kararı gönderilmesi istenebilir.

Mahkeme ayrılığa hükmetmişse, (md. 171) ayrılık süresi içinde ihtar isteğinde bulunulamaz. Ayrılık süresi bittikten sonra dört ay geçmesi beklenerek, dönmeyen eşe ihtar kararı ondan sonra gönderilecektir.

Nafaka davasının olması ihtar isteğinde bulunmaya engel midir? Yargıtay uygulamasına göre ilerde nafaka davası kabul edilse dahi, na­faka davasının açılmasından dört ay geçtikten sonra ihtar isteğinde bu­lunulabilir. Nafaka davasının olması, kadm yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi, kadına süresiz olarak ortak konuta dönmeme hakkım vermez.

Nafaka davasının, terk hukuki nedenine dayalı boşanma davasına etkisini bir örnekle açıklayacak olursak: Kadının 21. 3. 2001 tarihinde açtığı dava sonucu 25.12. 2002 tarihinde lehine süresiz tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Mahkeme kararında kocanın evine bakmadığını, karısı­nı götürüp baba evine bırakıp ügilenmediğini, bu nedenle kadının ayrı yaşamakta ve nafaka istemekte haklı olduğunu belirtmiştir. Koca, 26. 4. 2002 tarihinde karısının ortak konuta dönmesi için ihtar isteğinde bu­lunmuş, mahkemenin ihtar kararı kadına 30. 5. 2002 tarihinde tebliğ edilmiş, kadının ortak konuta dönmemesi üzerine koça, 25. 11. 2002 tari­hinde terk nedenine dayalı boşanma davası açmıştır. Mahkeme davayı reddetmiş, gerekçesinde;ihtar döneminde kadın yararına tedbir nafaka­sına hükmedildiği için ayrı yaşamanın haksız olmadığı, bu nedenle ihtar kararının sonuç doğurmayacağı belirtilmliştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararı şu gerekçeyle bozmuştur: “Nafaka davasından onüç ay sonra ihtar isteğinde bulunulmuştur. Davalı kadm haklı bir nedene dayanarak eve dönmediğini kanıtlayamadığından davanın kabulü gerekir. “

Yargıtayın değişik birçok kararında, nafaka davasının veya kararı­nın olmasının ihtar isteğinde bulunmaya süresiz engel oluşturmadığının vurgulandığı görülmektedir. Kişisel kanaatimiz; bu uygulamanın, yasa­nın nafaka davasıyla güttüğü amaçla çeliştiği yönündedir. Çünkü yasa­nın bir maddesine dayanılarak ayrı yaşamaya hakkı olduğu gerekçesiyle lehine tedbir nafakasına hükmolunan eşin, aynı dönemde ortak konuta dönmesini beklemenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Yararına tedbir nafakası hükmolunan eşe ortak konuta dönmesini sağlamak amacıyla ihtar kararı gönderilebilmesi için; önce mahkemeden bu kararın kaldı­rılmasının sağlanması, mahkemenin tedbir nafakasının kaldırılmasına ilişkin kararının kesinleşmesinden itibaren dört ay beklendikten sonra ihtar isteğinde bulunulması gerektiği kanaatindeyiz.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası’nda İhtar Kararı

Terk nedenine dayak boşanma davası açılabilmesi için, önce yasanın aradığı koşullara uygun ihtar isteğinde bulunulması gerekir. Ortak konuta dönmesi istenen eşe mahkeme kanalıyla tebliğ edilmesi gereken “ihtar kararı” bir dava değildir. İhtar kararının gönderilmesi istenen Aile Mahkemesi; olayın esasını, ihtar isteğinin haklı olup olmadığı ve benzer konuları incelemeden ihtar kararı vermekle yükümlüdür. İhtar kararı temyiz edilemez. Ancak ihtar isteğinin reddedilmesi halinde bu kararın temyizi mümkündür.

İhtar isteğinde bulunmada yetki sözkonusu olmadığından, herhangi bir yerdeki Aile Mahkemesinden ihtar kararının gönderilmesi istenebilir.

İhtar kararının sonuç doğurabilmesi, ihtar kararının tebliğine rağ­men yasal süresinde ortak konuta dönmeyen eş aleyhine açılacak bo­şanma davasının kabul edilebilmesi için iki unsurun gerçekleşmesi gere­kir. Bu unsurlardan biri “biçimsel” nitelikte olup ihtar kararında ve ekinde bulunması gereken unsurlardır. Diğer unsur ise davanın esasına yönelik olup ortak konutu terk eden eşin ayrı yaşamasının, ihtar kararma rağmen eve dönmemesinin haklı olup olmadığıyla, davet edilen evin bağımsız olup olmadığı gibi konularla ilgilidir.

İhtar kararında davet edilen evin açık, ayrıntılı adresinin gösteril­mesi, eğer davet eden eş evde bulunmayacaksa evin anahtarının bulun­duğu yerin belirtilmesi gerekir.

Davet edilen eşin ve yanında bulunan çocuğun yol giderinin konut­ta ödemeli olarak gönderilmesi zorunludur. Yurt dışına çağrı yapılıyorsa bu yol giderinin, gidiş dönüş masrafı dışında pasaport, vize gibi zorunlu işlemleri karşılayacak düzeyde olmasına dikkat edilmelidir.

Davete iki ay içinde uyulması gerektiği, aksi halde bunun doğura­cağı sonucun ne olduğu da ihtar kararında açıklanmalıdır. Kanunda gösterilen süreler yargıç veya taraflarca değiştirilemeyeceğinden iki ay yerine başka bir ifadenin örneğin “atmış gün” yazılması halinde ihtar geçersiz olacaktır.

Geçerli ihtar kararının bulunması, dava şartı olduğundan boşanma davasına bakan Aile Mahkemesi yargıcı önce ihtar kararının yasal unsur­larının bulunup bulunmadığına kendiliğinden bakacaktır. Örneğin ihtar kararında konuta dönme süresi yanlış gösterildiyse, başka bir husus in­celenmeden davanın reddi gerekecektir.

Bazen ihtar kararının yasaya uygun Özellikleri taşımadığını, bu ka­rarın tebliğinden sonra öğrenen davacının ikinci bir ihtar kararı gönder­diği görülmektedir. Bu durumda sürelerin hesabı özellik gösterir. İlk ihtar kararının (bu karar yasaya aykırı özellikte olsa bile) muhatap eşe tebliğinden sonra iki ay içinde bu eş dilediği gün ortak konuta dönebilir. Bu iki aylık dönemde davalının aile birliği dışında yaşaması haksız sayı­lamaz. Dolayısıyla iki aylık ayrı yaşama hakkının sona erdiği tarihten itibaren dört aym geçmesi beklenmeden yeniden ihtar isteğinde bulu­nulması halinde davanın dayanağı olan ikinci ihtar kararı da geçersiz olacağından davanın reddi gerekecektir. O halde ikinci ihtar çekilmesi durumunda mutlaka, ilk ihtar kararının tebliğinden sonra altı aylık sü­renin (ilk iki ay yasal eve dönme süresi, ilave dört ay: Yasanın öngördü­ğü süre) geçip geçmediğine bakılacaktır.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası’nda Dava Aşaması (Davanın Esası)

İhtar kararının yasaya uygun olması halinde davanın esasına yöne­lik incelemeye geçilecek; davacının ihtar isteğinde samimi olup olmadığı, başka bir ifadeyle davalının ortak konuta dönmemekte haklı olup olma­dığı üzerinde durulacaktır.

a) İhtar isteği samimi olmalıdır

Davacının ihtar isteğinde samimi olmadığı çeşitli davranışlardan an­laşılabilir. Örneğin başka kadınla yaşayan kocanın eşini ortak konuta daveti veya cezalandırılması için şikayetçi olduğu eş için ihtar isteğinde bulunulması halinde davetin samimi olmaması nedeniyle terke dayalı davanın reddi gerekir.

b) Davet edilen ev bağımsız ve uygun olmalıdır

Evlenmeden sonra eşler fiilen biraraya gelmemişler veya terk eden eş, daha Önce oturulan konuttan başka bir konuta davet ediliyorsa (ör­neğin kocanın iş için yeni gittiği yerde hazırladığı konuta çağrılıyorsa); yeni Medeni Yasamızın bu konuda, önceki yasamızdan farklı hükümler içerdiği unutulmamalıdır. Önceki yasamıza göre evin seçimi kocaya ait olduğundan, koca çalışmak için gittiği yerde tarafların durumuna uygun bağımsız konut hazırlayıp eşini davet edebiliyordu. Oysa yeni yasamız kadın erkek eşitliği ilkesine uygun olarak eşlerin oturacakları konutu « birlikte» seçecekleri hükmünü (md. 186) getirmiştir. Bu nedenle eşlerin daha önce birlikte oturdukları bağımsız bir konut yoksa veya daha önce oturulan konuttan farklı bir konuta davet yapılacaksa;

  • Öncelikle bu konutun ortak konut olarak belirlenmesi Aile Mah­kemesinden istenmeli,
  • Daha sonra ihtar kararı gönderilmelidir.

Ortak konutu terk eden eşin eve daveti samimi bir arzunun sonucu olmalıdır. İhtar isteğinde bulunan eşin, davet ettiği eşe haber göndererek veya telefon açarak tehdit etmesi gibi eylemler, samimi isteğin bulunmadığını göstereceğinden   terk   nedenine   dayalı   davanın   reddine yol açacaktır.

c) Davet edilen ev her yönüyle bağımsız ve duruma uygun olmalıdır

Davet edilen evde davacının anne, baba, kardeşleri gibi yakınlarının veya önceki evliliğinden olan «ergin» çocuğunun bulunması halinde evin bağımsızlığından sözedilemez.

Aynı binada fakat ayrı dairede ihtar isteğinde bulunan eşin anne, raba gibi hısımlarının bulunması halinde dahi; yeme içme bir şeklinde aşantı sözkonusuysa yine bu evin manevi bağımsızlığının olmadığının kabulü gerekecektir.

Davet edilen evin tarafların durumuna uygun ve mefruş (içinde eş­yası bulunan) olması, banyo, tuvalet, mutfağının bulunması gerekir. Aynı avlu içinde başkalarının kullandığı tuvaleti, banyosu bulunan ev için yapılan davet sonuç doğurmaz. Uygulamada bazen boşanmayı sağ­lamak için ihtar isteğinde bulunulduğu, davet edilen evin mutfağında viyecek, mutfak gereçlerinin bulunmadığı görülmektedir. Böyle durum­larda davet edilen eşin mahkemeden yaptıracağı bir tesbitle bunu belge­lemesi ispat kolaylığı sağlayacağından yararlı olur.

Davet edilen eşin, evi terk ederken bazı eşyaları götürmüş bulunma­sı halinde (örneğin salon takımı, yatak odası takımı gibi), ihtar isteğinde bulunan eşin bu eşyaları yeniden alıp evi döşeme zorunluluğu bulun­mamaktadır. Davet edilen eş, götürdüğü eşyaları da getirmekle yüküm­lüdür.

İhtar isteğinde bulunan eşin ihtar isteği nasıl samimi bir arzunun sonucu olmalıysa; davet edilen eşin eve dönmesi de samimi bir isteğin sonucu olmalıdır. İhtar kararını sonuçsuz bırakmaya yönelik davranışlar hukuken korunamaz. Örneğin, ihtar kararının tebliğinden sonra süre­sinde eve dönüp bir-iki gün sonra haklı bir neden olmaksızın (kovulma, şiddete maruz kalma gibi) yeniden evi terk halinde, eve dönmenin sa­mimi bir arzunun sonucu olmadığı için terk nedenine dayalı boşanma davasının kabulü gerekecektir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası’nın Sonuçları

Terk nedenine dayalı boşanmaya hükmedilmesi; davalı eşin huku­ken haklı bir nedeni olmaksızın ortak konuta dönmekten kaçındığının kabulü anlamındadır. Davalı tam kusurlu sayıldığı için yararına yoksul­luk nafakası, boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat (md. 174) verilemez. Koşulları varsa dava kesinleşinceye dek yararına tedbir nafakası verilebilir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat