Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

Tashih ve Tavzih nedir? Nasıl yapılır?

Tashih ve Tavzih nedir? Nasıl yapılır?

Tavzih ve tashih işlemleri; gerekçeli karar yazıldıktan yani mahkeme dosyadan elini çektikten sonra fark edilen problemlere getirilen hukuki ara çözüm yolları olarak tanımlanabilir.

Tashih İşlemi

HMK’nın 304. maddesinde tashih işlemine ve usulüne yer ve­rilmiştir. Buna göre, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer ben­zeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Ancak bu durum ancak kararın henüz tebliğ edilmediği durumlarda mümkündür. Hüküm tebliğ edilmişse hâ­kim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Bu nedenle taraflara bundan bahisle tebligat çıkarılır. Taraflar davete icabet etmezlerse; dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bu­lunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin genellikle altına veya ar­kasına yazılır veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imza­lanır ve mühürlenir.

Tashih talebi sadece mahkeme kararlarına ait olmayıp Yargıtay ilamlarmı da kapsamaktadır (7.6.1944 tarih ve 40/22 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Öte yandan, karar düzeltme ile tashih talebi se­bepleri bir olmayıp farklı şeylerdir. Bu nedenle, hükümdeki maddi hataların düzeltilmesi de hükmün icrasına (yerine getirilmesine) ka­dar istenebilir (HUMK. md 455, HMK. md. 305).

Tavzih İşlemi

HMK’nm 305 ve 306. maddesinde ise tavzih işlemine ve usulü­ne yer verilmiştir. Maddede, hükmün yeterince açık olmaması veya icrasmda tereddüt uyandırması yahut birbirine aykırı fıkralar içer­mesi halinde, hükmün icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri, açık olmayan hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykı­rılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih işlemi ile hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınır­landırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Tashihin aksine tavzih mahkemece re’sen yapılamaz. Davanm taraflarmca yapılmış bir tavzih talebi bulunmadığında, uyuşmazlığı çözümlemekle yükümlü olduğu tartışmasız olan mahkeme hâkimi­nin, hükmü kendiliğinden tavzih etmesi olanaksızdır. Doktrinde de kabul edildiği üzere, ilgili kurumlarca, hükmün tavzihini gerektiren hususların tespit edilmesi halinde, bu kurumlarca, hükmün tavzihi için talep hakkı bulunan ilgili taraflara bildirimde bulunulması ge­rekir. Hal böyle olunca, mahkemece, davanm tarafı olmayan örne­ğin kadastro müdürlüğünün doğrudan mahkemeye yapacağı tavzih talebini; aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle mahkemece red­dedilmesi gerekir.

Tavzih için taraflar mahkemeye verecekleri dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden isteyebilirler. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belir­lenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. Mahkeme, tebligatta karşı tarafa verilen süre sonunda cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yapa­rak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. Ancak tavzih dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden doğrudan mahkemece değerlendirilmesi yasaya aykırıdır.

Bir hükmün yeterince açık olmaması, birbirine aykırı fıkralar içermesi yahut icrasında tereddütler uyandırması halinde, icrası ta­mamlanıncaya kadar, hükümdeki gerçek anlamm ortaya çıkarılması amacıyla başvurulan yol, hükmün tavzihidir. Buna göre, yeterince açık olmayan veya icrasının nasıl olacağı konusunda tereddüt edi­len ya da fıkraları birbirine aykırı (çelişkili) hükümlerin tavzihi is­tenebilir. Bazen hüküm fıkrası ile gerekçe arasmdaki çelişki de tav­zih yolu ile giderilir. Hükmün icrasına kadar ve ancak onu vermiş mahkemeye yapılabilen tavzih talebi sonrası mahkeme hükmü yalnız tavzih edebilir. Tavzih bahanesi ile hükmü değiştiremez. Tavzih talebinin kabul ve reddine ilişkin kararlar kanun yoluna götürülebilir; bu şekilde, sadece tavzih kararı hakkmda yapılacak kanun yolu incelemesi sonucu, tavzih bahanesi ile hükmün değiştirilip değiştirilmediği üst derece mahkemesince denetlenmiş olur.

Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkmda olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurula­maz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna baş vurulabilir (YHGK.’nun 14.6.1967 gün ve 1967/9-462 E. 300 K.sayılı ilamı).Tavzih yoluna başvurabilmek için hükmün kesinleşmesmi beklemeye gerek yok­tur. Kesinleşmemiş olan kararlar hakkmda da, hükmün icrasına (ye- riııe getirilmesine) kadar tavzih istenebilir. Fakat tavzih talebinde bulunulmakla temyiz süresi durmaz. İlamın icraya konmasından sonra da, ilam tamamen icra edilinceye kadar hükmün tavzihinin istenilmesi mümkündür. İcra Müdürünün hükmü yorumlamak (tavzih etmek) yetkisi yoktur. Hüküm ancak onu vermiş olan mah­kemece tavzih edilir. Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş ol­duğu talepler hakkmda karar verip, bunu hükmüne ekleyemez. Bu­nun gibi, hüküm verirken unutmuş olduğu vekâlet ücreti veya faiz hakkmda tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dâhil ede­mez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasmdaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice; tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişleti- lemez ve değiştirilemez.