TARIM BAĞ KUR SİGORTALILIK SÜRESİNİN İPTALİ DAVASI

DAVACININ ON İKİ AY VE DAHA FAZLA SÜREYE İLİŞKİN PRİM BORCU BULUNUP BULUNMADIĞI – PRİM BORCUNUN BULUNMADIĞININ BİLDİRİLMESİ DURUMUNDA ÖNCEDEN BAŞLAYAN SİGORTALILIĞA ÜSTÜNLÜK TANINMASI GEREĞİ

T.C YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2015 / 21-1312
Karar: 2017 / 558
Karar Tarihi: 29.03.2017

ÖZET: Davacının Kurumdan Tarım Bağ-Kur sigortalılığa ilişkin olarak yaptığı prim ödemelerinin karşıladığı sigortalılık süresi belirlenerek, on iki ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını belirlenmeli, prim borcu var ise sigortalılığı o tarih itibariyle durdurulmalıdır. Kurum tarafından davacının iptali talep edilen dönem yönünden prim borcunun bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanınması gerekir.

(5510 S. K. m. 2, 4, 5, 6, 7, 9, 51, 53, 82, Geç. m. 8, 33, 63) (5502 S. K. Geç. m 1) (506 S. K. m. 3, Geç. m. 20) (1479 S. K. m. 24) (YHGK. 03.10.2001 T. 2001/21-627 E. 2001/659 K.)
Taraflar arasındaki “Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.03.2013 gün ve 2012/870 E.-2013/248 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 05.09.2013 gün ve 2013/7179 E., 2013/15191 K. sayılı kararı ile;
“…1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 13.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı sayılması gerektiğinin tespiti ile bu dönemde Kanun’un 4/1-(b) bendinin 4. alt bendi kapsamındaki (Tarım Bağ-Kur) sigortalılığının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, sigortalılık hallerinin birleşmesi (çakışan sigortalılık) halinde hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için çakışan sigortalılık halinin çözümüne dair mevzuatın zaman içerisinde geçirdiği değişikliklerin ve konuya dair Yargıtay kararlarının incelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
a) 01.10.2008 tarihinden önceki dönem;
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun Geçici 1. maddesi ile Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur) ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı’nın (Emekli Sandığı), Kanun’un Geçici 6.maddesi ile de 506 Sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların Sosyal Güvenlik Kurumuna devri gerçekleştirilmiştir. Ne var ki 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 506, 1479 ve 5434 sayılı Kanun’lar 01.10.2008 tarihine kadar uygulanmaya devam edilmiş ve halen de bir kısım hükümleri uygulanmaya devam edilmektedir.
506 ve 1479 sayılı Kanun’lar sigortalılık hallerinin çakışabileceğini öngörerek düzenleme getirmiş ise de değişik sigortalılık hallerinden hangisine hangi hallerde üstünlük tanınacağına dair bağlayıcı bir norm 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar bulunmamaktaydı.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. (F) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.
1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı da aynı yöndedir).
b) 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem;
5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinin başlığı “Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” olup bugünkü halini 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile almıştır.
16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinin ilk hali şu biçimdedir;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık nedenlerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tâbi olarak çalışmış olanların aylık bağlanma taleplerinde, en son sigortalı sayıldığı tarihten geriye doğru en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali esas alınır.”
“Sigortalılık hallerinin birleşmesi” halinde uygulanacak mevzuatı 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra iki döneme ayırmak mümkündür.
1) 01.10.2008-28.02.2011 tarihleri arasındaki dönemde sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
5510 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile değişik 53.maddesine göre;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.”
2) 01.03.2011 ve sonrası dönemde ise sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33. maddesine göre;
Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dışındaki diğer sigortalılık durumu dikkate alınır.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 33. maddesine göre Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten (01.03.2011) öncesi için uygulanmaz.
Yukarıda yer alan hukuksal açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacının 14.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) ve 4/1-(b) bendinin 4. alt bendi kapsamındaki sigortalılık halleri birleşmektedir.
Davacının, Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında 14.01.2010 tarihinden itibaren sigortalılığı bulunmakta ise de yine 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(b) bendinin 4. alt bendi kapsamında 01.06.2004-28.02.2011 (53.m.terki) tarihleri arasında sigortalılığı bulunmaktadır. Sigortalılık hallerinin birleştiği dönemde önceden gelen ve kesintisiz devam eden sigortalılık hali 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(b) bendinin 4. alt bendi kapsamındaki sigortalılık hali olup kural olarak Kurum uygulaması 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine uygundur.
Ne var ki bu dönemde davacının 4/1-(a) bendi kapsamında sigortalı çalışması da bulunduğundan bu dönemde gerçekten tarımsal faaliyette bulunup bulunmadığının ya da diğer bir deyişle Tarım Bağ-Kur sigortalısı olmasını gerektirecek biçimde tarımsal faaliyeti olup olmadığının hiç bir tereddüte yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde araştırılması gerekir ise de mahkemenin bu yönde yeterli ve gerekli bir araştırma yaptığı söylenemez.
Öte yandan 6111 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişiklik Geçici 33. maddeye göre yürürlük tarihinden öncesi için uygulanamayacağı gibi sigortalılık hallerinin birleşmesinde 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yeri olmayan baskın sigortalılık kavramına göre uyuşmazlığın çözümlenmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş, 14.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden; muhtarlık ve adrese dayalı kayıt sisteminde yer alan bilgilerden yararlanarak davacının davaya konu dönemde nerede ve hangi tarihler arasında ikamet ettiğini belirleyerek tarımsal faaliyette bulunmadığı takdirde kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini ne şekilde temin ettiğini araştırmak, tarımsal taşınmazlarının bulunduğu yerde çiftçilerin ürünlerini teslim ettikleri kurum ve kuruluşlardan davacının ürün teslimi ve prim kesintisi olup olmadığını sormak, İlçe Tarım Müdürlüğü ve Ziraat Odasından davacının tarımsal faaliyeti ile ilgili belgelerin örneklerini istemek, davacının tarım desteğinden yararlanmak amacıyla başvurusu olup olmadığını ve destek alıp almadığını, davacının sahibi olduğu tarım arazileri ile ilgili başkalarınca tarım desteği alınıp alınmadığını ve alınıyorsa kim tarafından alındığını sormak, köy muhtarı ile ihtiyar meclisi üyelerini ve gerek görülürse kolluk araştırması ile belirlenecek kamu tanıklarını dinlemek, tarımsal taşınmazların kullanılmadığı iddia edilen dönem varsa taşınmazları ne şekilde kullandığını araştırmak, davacının zorunlu sigortalılık koşulu olan tarımsal faaliyetini hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlemek, yapılacak araştırma sonucunda davacının tarımsal faaliyetinin bulunmadığı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmadıkça yasal karineye üstünlük tanımak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin 14.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasındaki dönem yönünden eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı 13.01.2010 ile 28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında geçen çalışmalarının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini, oysa bu dönemde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a (SSK) kapsamında çalıştığını, Kurumun 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a (SSK) kapsamındaki çalışmalarını iptal ederek emekliliğine engel olduğunu belirterek 13.01.2010 ile 28.02.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili davacının 13.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında çalışmalarının gözüktüğünü, davacının ihtilaflı dönemde 2926 sayılı Kanuna tabi tarımsal faaliyetinin devam etmesi nedeniyle Kurum işleminde hata bulunmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece somut olay bakımından 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 6111 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesini uygulanması gerektiği gerekçesiyle davacının 14/01/2010-28/02/2011 tarihleri arasındaki Tarım Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmiştir.
Davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece önceki karardaki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme hükmünü davalı Kurum vekili temyize getirmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 13.01.2010-28.02.2011 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 6111 sayılı Kanun ile değişik 53. maddesi gereği Tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanun’unun “Sigortalılığın sona ermesi” başlıklı 6. maddesi;
“Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan;
a- Tarımsal faaliyette bulunanlar, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte,
b- Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tâbi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce,
Sigortalılıkları sona erer.”
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 2926 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak, tarımsal faaliyette bulunanların sigortalılıkları 5510 sayılı Kanun ile düzenleme altına alınmıştır.
5510 sayılı Kanunun 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4. maddesi uyarınca;
“Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,
b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;
1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,
2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,
3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,
4) Tarımsal faaliyette bulunanlar, …
sigortalı sayılırlar.”
Kanun’un “1479 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 8. maddesi ise, “Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7’nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar.” düzenlemesi ile tarımsal faaliyette bulunanların sigortalılık başlangıçlarının anılan Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlayacağını hükme bağlamıştır.
Anılan maddenin atıfta bulunduğu ve “Sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 7. madde;
“Sigorta hak ve yükümlülükleri 4’üncü maddenin birinci fıkrasının;
a) (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için çalışmaya, meslekî eğitime veya (…) (1) staja başladıkları tarihten,
b) (Değişik: 17/4/2008-5754/5 md.) (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan, gelir vergisi mükellefi olanlar ile şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin başladıkları tarihten; sermaye şirketlerinden limited şirket ortakları ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluklarınca tescil edildikleri tarihten; anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kuruluna seçildikleri tarihten; gelir vergisinden muaf olanların ise esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı oldukları tarihten; tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten; köy ve mahalle muhtarları için seçildikleri tarihten; 4’üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenler için ise lisans belgesine istinaden fiilen çalışmaya başladıkları tarihten,
c) (Değişik: 17/4/2008-5754/5 md.) (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, göreve başladıkları veya bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d) ve (e) bentleri kapsamındaki okullarda öğrenime başladıkları tarihten,
itibaren başlar.
Birinci fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, gelir vergisinden muaf olanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların kayıt ve tescil işlemleri ile ilgili olarak kanunla kurulmuş ilgili meslek kuruluşlarının görüşleri alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi ile;
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan;
a) Tarımsal faaliyette bulunanlar, tarımsal faaliyetlerine son verdikleri tarihte,
b) Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tâbi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, Sigortalılıkları sona erer.
Sigortalılığı sona erenler, sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar.
Sigortalılık süresinin sona erme hali ise 5510 sayılı Kanunun 9. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre,
“Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık;
a) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten,
b) 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların;
1) Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri tarihten,
2) (Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6’ncı maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği tarihten,
3) (Değişik: 17/4/2008-5754/7 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten,
4) (Mülga: 17/4/2008-5754/7 md.)
5) (Değişik: 13/2/2011-6111/28 md.) Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten itibaren sona erer.
Birinci fıkranın (a), (c) ve (d) bentlerine göre sigortalılığı sona erenlerin durumları işverenleri tarafından, (b) bendinde belirtilen şekillerde sona erenlerin durumları ise kendileri ve sözü edilen bentte belirtilen faaliyetin sona erme halinin bildirildiği kuruluşlar veya vergi daireleri tarafından, en geç on gün içinde Kuruma bildirilir. Bu kişilerin meslek kuruluşlarına ya da vergi dairelerine olan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları, sigortalılığın sona ermesine ilişkin belge ya da bilginin verilmesine engel teşkil etmez. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/28 md.) Vergi dairelerince vergi mükellefiyetinin sona erdiğine ilişkin yapılacak bildirimlerde bu süre vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere vergi mükellefinin işi bırakma işlemlerinin vergi dairelerince tekemmül ettirildiği tarihten başlar.
Birinci fıkranın (e) bendine göre sigortalılığı sona erenler ile 8’inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre bildirimi yapılan sigortalıların, sigortalılığının sona ermesine ilişkin bildirimleri, üç ay içinde Kuruma yapılır.”
Ayrıca, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp, bu açıdan ve somut olay bakımından 5510 sayılı Kanunun 53. maddesinin değerlendirilmesi gerekmektedir: 5510 sayılı Kanunun 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunun 53. maddesi şu şekilde düzenlenmiştir:
Sigortalılık hallerinin birleşmesi
Madde 53 – (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir…
5510 sayılı Kanunun 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanunun 33. maddesi ise şu şekilde değiştirilmiştir:
Madde 53 – (Değişik birinci fıkra: 13/2/2011-6111/33 md.) Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dışındaki diğer sigortalılık durumu dikkate alınır.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden resen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.
Açıklanan mevzuat hükümleri gözetildiğinde, 01.10.2008 tarihinden itibaren tarımsal faaliyette bulunanların, 5510 sayılı Kanunun 4/b-4. maddesi kapsamında zorunlu sigortalı oldukları dönem açısından 5510 sayılı Kanunun 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile değiştirilen ” Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” başlıklı 53/1 maddesi; “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı” düzenlemenin uygulanması gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 53/1. maddesi 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilerek (b) bendi -2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık ile (a) bendi -506 sayılı Kanun- kapsamında sigortalılığın çakışması halinde (a) bendi kapsamındaki sigortalılığa geçerlilik tanınacağı şeklinde düzenlemenin ise ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönemler yönünden uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Özel Dairenin bozma kararından sonra 04.04.2015 tarihli 6645 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ve 23.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 63. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği görüşü ileri sürülmüş ve bozma ilamına bu hususunda eklenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 63. maddesi ile “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez. Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacının Kurum tarafından 01.06.2004 ile 28.02.2011 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur (5510 sayılı Kanun’un 4/1-b) sigortalılık kapsamına alındığı, davacının 14.01.2010 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında çalışmaya başladığı, 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a bendi kapsamında çalışması ile 4/1-b bendi kapsamında çalışmalarının aynı döneme denk geldiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında mahkemece yapılacak iş öncelikle 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 63. maddesi gereği davacının Kurumdan Tarım Bağ-Kur sigortalılığa ilişkin olarak yaptığı prim ödemelerinin karşıladığı sigortalılık süresi belirlenerek, 31.05.2015 tarihi itibarı ile 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını belirlemek, prim borcu var ise sigortalılığı o tarih itibariyle durdurmaktan ibarettir. Kurum tarafından davacının iptali talep edilen dönem yönünden prim borcunun bulunmadığının bildirilmesi durumunda ise 5510 sayılı Kanun’un 17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değiştirilen “Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” başlıklı 53/1 maddesi gereği önceden başlayan sigortalılığa üstünlük tanımaktır.
O halde Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına, bozma ilamında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenlerle uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen ilave nedenlerden dolayı BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat