SOYBAĞININ REDDİ DAVASI

BABALIK KARİNELERİ

Soybağının Reddi” davasının hangi hallerde açılan davanın adı ol­duğu, davada ispat yükünün kime düştüğü, bu davadaki “kanuni kari­nelerin” bilinmesiyle mümkündür:

Birinci Karine: Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesin­den başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.

Bir küçüğün evlat edinilebilmesi için, evlat edinenin, küçüğe bir yıl süreyle bakmış ve eğitmiş olması gerekecektir. Davanın açıldığı tarih itibariyle bu koşulun yerine getirilmediğinin anlaşılması halinde evlat edinme isteği reddedilecektir.

Evlat edinmeye karar verilebilmesi için, herhalde bunun küçüğün yararına bulunması, evlat edinenin varsa diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı biçimde zedelenmemesi de gerekir, (md. 305) “Altso­yu bulunan bir kimsenin evlat edinmek istediği her durumda doğal ola­rak evlat edinenin diğer çocuklarının yararları da zedelenir, o halde ço­cuğu bulunan bir kimsenin evlat edinmesi uygulama açısından neredey­se imkansız “şeklinde düşünmek kanunun amacına uygun olmaz. Her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekir. Evlat edinenin kişiliği, onu evlat edinmeye yönelten sebepler, aile ilişkileri, ekonomik, sosyal durumu gibi tüm unsurlar incelendikten sonra karar verilecektir.

İkinci Karine: Evlilik içinde ana rahmine düşen çocuğun babası, ko­cadır. Evlilik içinde ana rahmine düşen çocuk: Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başla­yarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuktur, (md. 287)

Üçüncü Karine: Evlenmeden önce veya “ayrı yaşama sırasında” ana rahmine düşen çocuğun babası, koca değildir. Ancak, annenin gebe kal­ma döneminde, kocayla cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı ka­nıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur. (md. 288)

Dördüncü Karine (Karinelerin Çakışması): Çocuk evliliğin sona er­mesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğmuş ve ana da bu arada ye­niden evlenmiş olursa, ikinci evlilikteki koca baba sayılır. Bu karine (ikinci kocanın baba olduğuna dair) çürütülürse, ilk evlilikteki koca baba sayılır, (md. 290)

Kanunumuzda düzenlenen bu karinelerden de anlaşılacağı gibi, “soybağının reddi davası” nüfus kaydında koca olarak gözüken kişinin gerçekte çocuğun babası olmadığı iddiasıyla açılan davanın adıdır. Bu davanın kabul edilmesi durumunda çocuğun kaydı kocanın nüfusundan silinerek annenin kızlık hanesine, annenin soyadıyla yazılacaktır.

Soybağının reddi davalarında, belirtilen karinelerden nasıl yarar­lanılabileceğine dair şu Örnekler verilebilir:

Örnek 1: Eşlerin boşanmalarından ikiyüz doksan dokuz gün sonra doğurduğu çocuğu kadın, boşandığı kocasının nüfus kaydına yazdırdı. (Birinci babalık karinesi uyarınca) Koca, bu çocuğun kendisinden olma­dığı iddiasıyla açacağı soybağının reddi davasında; iddiasını ispat et­mekle, kadının yararına olan kanuni karineyi çürütmekle yükümlüdür. Koca, karısıyla uzun zamandır ayrı yaşadıklarına, çocuğun bu ayrı ya­şama sırasında ana rahmine düştüğüne dair inandırıcı kanıtlar getirebi­lirse; (Örneğin uzun yıllardır yurt dışında bulunduğunu gösterir tanık ifadesi, pasaport kaydı v. b.) artık bu aşamada kocadan yeni kanıt getir­mesi istenmeyecektir. Çünkü, koca bu olayda aleyhine olan birinci kari­neyi çürütmüş ve lehine olan bir diğer kanuni karinenin (üçüncü karine) koruması altına girmiştir. Kocanın, çocuğun babası olduğunu ispat yükü karşı tarafa (ana ve çocuk) geçmiş olacaktır. Bu aşamada yapılacak tıbbi araştırma ve inceleme ile sonuca ulaşılacaktır. İspat yükü kendisinde olan taraf (Örneğimizde anne) yapılan usulüne uygun uyarıya karşın tıbbi incelemeye razı olmaz. (md. 284) veya bu gerekli masrafları karşılamazsa, kocanın açtığı dava kabul edilip soybağının reddine karar veri­lecektir.

Tıbbi araştırma ve inceleme masraflarını davalı kadın karşıladığı halde, davacı koca yapılacak incelemeye rıza göstermezse; bu inceleme irilmiş ve aleyhine sonuçlanmış gibi değerlendirme yapılarak davası reddedilecektir.

Örnek 2: Koca, evlenme tarihinden yüzyetmiş dokuz gün sonra doğan ve karısı tarafından nüfusuna yazdırılan çocuğun kendisinden olmadığı iddiasıyla soybağının reddi davası açmış olsun. Burada koca, çocuk evlenmeden önce ana rahmine düştüğünden dolayı üçüncü kanuni karinenin koruması altındadır ve başka bir kanıt getirmesi bu aşama­lı kendisinden istenemez, (md. 288)

Kocanın, çocuğun babası olduğunu ispat yükü davalıdadır. Davalı yeni kanıt getirmez, davayı takip etmez veya tıbbı inceleme yapılmasını istediği halde gereken masrafları karşılamazsa açılan dava kabul edile­rek soybağının reddine karar verilecektir. İspat yükü kendisinde olduğu halde davayı takip etmeyen veya aleyhine olan kanuni karineyi çürüterek için kanıt getirmeyen davalı 284. maddedeki “Hakim, maddi olguları re’sen araştırır” kuralına dayanamaz. Görüldüğü gibi anılan madde her somut olayın özelliğine göre uygulanacaktır.

Verilen örneklerde ispat yükü altında olan taraflar yanıltmasın. Her olayın özelliğine göre Önce kanuni karinelerin hangisinin hangi taraf için gerçekleştiği belirlenmeli ve buna göre de bu karinenin aksini kanıtlanmakla hangi tarafın yükümlü olduğu ortaya konarak davaya yön veril­melidir.

Soybağının Reddi Davasında Taraflar

Bu davayı açabilecekler:

  • Koca,
  • Çocuk,
  • Diğer ilgililerdir.

Kocanın açacağı davanın, davalı olarak ana ve çocuğa yöneltilmesi, çocuk küçük ise mutlaka kayyım vasıtasıyla temsilinin sağlanması gerekir.

Çocuğun açacağı davada ise davalı olarak ana ve koca bulunacak­lardır.

Diğer ilgililer : Kocanın altsoyu, anası, babası veya çocuğun babası olduğunu iddia eden kişidir, (md. 291) Ancak bunların soybağınm reddi davasını açabilmeleri bazı koşulların gerçekleşmiş olması halinde müm­kündür. Dava açma süresi geçmeden önce koca ölmüş, gaipliğine karar verilmiş ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü yitirmiş ise dava açabi­lirler. Aksi halde açılacak dava sıfat yokluğundan (Davacı sıfatı bulun­madığından) reddilecektir.

Soybağının Reddi Davası’nı Açma Süresi

KOCANIN AÇACAĞI DAVADA SÜRE

Koca, çocuğun doğumunu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde her halde doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır. Bu süreler içinde davanın açılmamış olması haklı bir sebebe dayanırsa bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl içinde davanın açılması gerekir, (md. 289)

ÇOCUĞUN DAVA AÇMA SÜRESİ

Çocuk ergin olduğu, tarihten başlıyarak engeç bir yıl içinde dava açabilir, (m. 289/2) çocuk ergin değil ve kayyım atandıysa; kayyım, ata­ma kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, her halde doğum­dan başlayarak beş yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir, (md. 291)

DİĞER İLGİLİLERİN DAVA AÇMA SÜRESİ

Kocanın altsoyu, anası, babası veya çocuğun babası olduğunu iddia eden kişi, 291. maddede belirtilen koşullardan birinin gerçekleşmesi ha­linde (Dava açma süresi dolmadan önce kocanın ölmesi, gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi durumun­da) doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kay­bettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başla­yarak bir yıl içinde soybağınm reddi davasını açabilirler, (md. 291)

Kocanın “her halde” çocuğun doğumundan başlayarak beş yıl içinde dava açabileceğini düzenleyen 289. maddenin yorumu uygulama açısından önemlidir. Çocuğun doğumunun üzerinden beş yıl geçtikten sonra koca, bu süre içinde dava açmamasının haklı bir sebebe dayandığını kanıtlarsa; bu haklı sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde dava açabilecek midir? Yoksa, maddedeki ” her halde doğumdan başlayarak beş yıl” ifadesi mutlak olarak yorumlanacak ve her ne sebep­ten olursa olsun bu süre geçtiyse dava açma imkanı ortadan kalkacak mıdır?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi yaptığı bir davada bu sorunu tartışmış ve ilgili maddeyi geniş yorumlamıştır. Gecikmeyi haklı kılan bir neden bulunması durumunda isterse çocuğun doğumundan itibaren yirmi yıl geçmiş olsun, gecikmeyi haklı kılan nedenin ortadan kalkmasından itibaren ek bir yıllık süre içinde dava açılabileceğini hükme bağlamıştır.

Bir yıllık ek süre çocuk ve diğer ilgililer için de uygulanacak mıdır? Çocuğun dava açması halinde de bu sürenin uygulanacağı açıktır. Çün­kü 289. maddenin birinci fıkrasında kocanın, ikinci fıkrasında çocuğun dava açma süresi düzenlendikten sonra üçüncü fıkrada ek süre her iki davacıyı kapsayacak şekilde ifade edilmiştir. Diğer ilgililerin dava açma­sı halini düzenleyen 291. maddede bu konu düzenlenmemiştir. Ancak kocanın açacağı davaya ilişkin hükümlerin kıyasen burada da uygulana­cağı açıklandığından (md. 291/son), kişisel kanaatimize göre aynı ek sü­renin burada da uygulanması gerekir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat