Evlilik Dışı Doğan Çocuğun Tanınması Nasıl Olur?
TANIMA
Evlilik dışı ilişkiden doğan bir çocuk, bu çocuğun babası, tarafından kanunumuza göre ancak:
- Nüfus memuruna veya mahkemeye yapacağı yazılı başvuruyla,
- Resmi senetle (noterde yapılacak tanıma senediyle),
- Vasiyetnamede yapılacak beyanla tanınabilir, (md. 295)
Çocuğun babasının tanımaya ilişkin yazılı başvurusunu yapabileceği mahkemenin «Sulh Hukuk Mahkemesi» olduğu kanunumuzda (T. M. K. md. 296/1) belirtilmiş ise de 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanuna (md. 1,4) göre görevli mahkeme Aile Mahkemesi olarak değiştirilmiştir.
Tanıma beyanında bulunan baba şayet küçük veya kısıtlı ise, tanıma işleminde velisi veya vasisinin de rızası gerekir.
Her çocuk tanınabilir mi? Başka bir erkekle soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz kılınmadıkça (örneğin soybağının reddi davası olumlu sonuçlanmadıkça) tanınamaz. Daha doğrusu böyle bir çocuk vasiyetnameyle, nüfus memuruna yapılacak yazdı beyanla v. b. tanınsa dahi hukuken sonuç doğurmaz. Nüfus memuru bu durumdaki bir çocukla ilgili tanıma beyanı sonucunda nüfusa kayıt işlemini yapamaz.
Tanıma beyanında bulunulan nüfus memuru, noter, Aile Mahkemesi hakimi veya vasiyetnameyi açan hakim, tanımayı babanın ve çocuğun kayıtlı bulundukları nüfus memurluklarına bildirir. Çocuğun kayıtlı olduğu nüfus memuru da tanımayı çocuğa, anasına bildirecektir. Şayet çocuk vesayet altında ise ayrıca vesayet makamı görevini yürüten mahkemeye de bildirme zorululuğu vardır, (md. 296)
Kendisine tanıma başvurusu yapılan Aile Mahkemesi hakimi tanınan, çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisi oluduğunu anlar veya tanıma hakkı bulunmayan bir kimse (örneğin babanın babası gibi.) tarafından tanıma beyanının yapıldığını belirlerse ne olacaktır? “Bu tanıma nasılsa hukuken sonuç doğurmaz, gereğini nüfus memuru yapmakla yükümlüdür” diye düşünüp ilgili nüfus memuruna bildirmekle mi yetinecektir? Yoksa, yasaya açıkça aykırı olan bir tanıma isteğini reddetmekle mi yükümlüdür? Bu isteğin reddi halinde, ilgili karara karşı temyiz yolu açık mıdır? Kişisel kanatimize göre, soybağına ilişkin kuralların kamu düzeniyle ilgili bulunmaları nedeniyle Aile Mahkemesi hakiminin açıkça yasaya aykırı olduğunu gördüğü «tanıma» isteğini reddetmesi gerekir. Bu karara karşı temyiz yolunun da açık olduğunu düşünüyoruz.
TANIMANIN İPTALİ DAVASI
TARAFLAR
Tanıma işleminin gerçeğe uygun olmadığı, tanıyanın, çocuğun babası olmadığı iddiasıyla Aile Mahkemesine açılacak dava: “Tanımaya İtiraz” veya “Tanımanın İptali” olarak adlandırılacak davadır, (md. 297)
Bu davayı:
- Tanıyan,
- Ana,
- Çocuk, ölümü halinde altsoyu,
- Cumhuriyet Savcısı,
- Hazine,
6) Diğer ilgililer (Örneğin çocuğun babasının kendisi olduğunu iddia eden kişi) açabilir. Görüldüğü gibi bu davayı açabilecek olanların kapsamı, soybağının reddi veya sonradan evlenme yoluyla oluşan soybağına itiraz, iptal davasını açabilecek olanlara göre daha geniş düzenlenmiştir.
Davayı tanıyan, anaya ve çocuğa karşı açabilir. Çocuk küçükse kayyım tayini ve onun vasıtasıyla temsili gerekir.
Diğer ilgililerin dava açması halinde; dava tanıyana, tanıyan Ölmüşse mirasçılarına karşı açılacaktır, (md. 298)
İSPAT YÜKÜ
Tanımanın iptali davasında ispat yükü, davayı açana göre farklılık gösterir.
Ana veya çocuk tararından bu davanın açılması durumunda, ilk aşamada tanıyanın baba olduğunu ispat yükü davalıda, yani tanıyana aittir. Tanıyan, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtlar gösterebilirse, ispat yükü davacıya geçecektir.
Ana veya çocuk dışında kalan diğer ilgililerin, dava açmaları halinde ise genel kural uygulanacak; davacının, tanıyanın baba olmadığını ispat etmesi gerekecektir, (md. 299)
Bunu örneklerle açıklayacak olursak:
Birinci Örnek: Davayı Cumhuriyet Savcısı, Hazine veya diğer ilgililerden birinin açması halinde: Davacının, tanıyanın baba olmadığını ispat etmesi gerekir. Davacı delil sunmadıysa, delillerin toplanması için gereken masrafı karşılamadıysa ya da gösterdiği delillerle davayı kanıtlayamadıysa davası reddedilecektir. Davacı, tıbbi inceleme yapılmasını isteyip gerekli masrafları yatırdığı halde davalı buna rıza göstermez veya davayı takip etmezse ne olacaktır? Bu durumda soybağına yönelik davalardaki yargılama usulünü düzenleyen 284. madde gereğince işlem yapılacaktır. Davalıya gereken tıbbi incelemeye rıza göstermekle yükümlü olduğu hatırlatılacak rıza göstermezse bu araştırma-inceleme yapılmış ve aleyhine sonuçlanmış gibi değerlendirileceği usulüne uygun olarak ihtar edilecektir. Bu ihtara rağmen de davalı yapılacak incelemeye rıza göstermez, yargılamaya katılmaz veya yapılması gereken tıbbi incelemenin sağlığı yönünden tehlike yaratacağına ilişkin kanıt sunmazsa dava kabul edilecektir. Aile Mahkemesi hakiminin vereceği “Tanımanın İptaline” dair kararıyla da tanıyan ile çocuk arasındaki soybağı iptal edilmiş olacaktır.
İkinci Örnek: Davayı ana veya çocuğun açması halinde ise, ilk aşamada ispat yükü davalı taraftadır. Tanıyan (Davalı), gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtlar göstermekle, yükümlüdür.
Davalı:
- Davaya yanıt vermez, davayı takip etmez,
- Davaya katılır fakat delil göstermez ve sadece: «Davanın Reddini» istemekle yetinirse,
- Delil gösterdiği halde, bunların toplanması için gereğini yerine getirmezse (örneğin tıbbi inceleme yapılmasını istediği halde gereken masrafı karşılamazsa) dava kabul edilecektir. Bu ilk aşamada açıklanan koşullardan birinin gerçekleşmesi durumunda, davayı açan ana veya çocuk hiçbir kanıt sunmadan «Davamızın kabulünü» isteriz beyanıyla yetinseler bile, diğer koşullarında bulunması halinde (Davanın süresinde açılmış olması gibi) tanımanın iptaline karar verilebilecektir.
Davalının gebe kalma döneminde ana ile tanıyanın cinsel ilişkide bulunduğuna dair inandırıcı kanıtlar göstermesi (tanık ifadesi, rapor, fotoğraf gibi) halinde ise ispat yükü davacıya geçecektir.
DAVA AÇMA SÜRESİ
Tanımanın iptali davasını tanıyan; yanılma, aldatılma veya korkutulma iddiasına dayanarak açabilir. Korkutulduğu için tanıdığını ileri sürüyorsa, korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl, yanıldığı ya da bu konuda aldatıldığı iddasına dayanıyorsa bu sebebi öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmeden açmak zorundadır.
Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıldır.
Diğer ilgililer (Cumhuriyet Savcısı, Hazine gibi. md. 298) ise bu davayı, tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrenmeleri tarihinden başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmeden açabilirler.
Bu süreler içinde davanın açılmaması haklı bir sebebe dayanıyorsa kanun koyucu ek bir süre daha tanrmıştrr. Gecikmeyi haklı kılan sebebin ortadan kalkması tarihinden başlayarak en geç bir ay içinde davanın açılması zorunludur, (m. 300) Buradaki sürelerin hak düşürücü nitelikte olduğu, davalı itiraz etmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemelerce dikkate alınması gerektiği, ek sürelerin davacıların tümü için geçerli olduğuna dikkat edilmelidir.