Silah Ruhsatı Talebine HAGB Kararının Etkisi

Silah Ruhsatı Talebine HAGB Kararının Etkisi

T.C.
D A N I Ş T A Y
Onbeşinci Daire
Esas No : 2011/1079
Karar No : 2012/530
Anahtar Kelimeler : Silah Taşıma Ruhsatı,
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Özeti : Silah ruhsatı başvuru ve yenilemelerinde, ilgililer hakkında
adli yargı yerlerince verilen Hükmün Açıklanmasının Geri
Bırakılması kararlarının, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı
olarak değerlendirilemeyeceği, ilgilinin sanık sıfatının 5
yıllık deneme süresince devam edeceğinin ve yargılanması
devam eden kişi olarak kabul edilmesi gerektiği hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Safranbolu Kaymakamlığı
Karşı Taraf (Davacı) : …
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesi’nce verilen
30.11.2010 tarih ve E:2010/1087, K:2010/1596 sayılı kararın, temyizen
incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Uğur Köşten

Düşüncesi : Dava, davacının silah taşıma ruhsat
talebinin reddi ile mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010
tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun 231. maddesinin
5. fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklamasının geri bırakılmasına ilişkin
kararlar, hukuk aleminde kesinleşmiş bir mahkumiyet niteliği taşımamakta
olup, kesin olmayan bu kararlar nedeniyle beş yıllık denetimli serbestlik
süresi içerisindeki kişilerin durumlarının yargılaması devam edenler
kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin
16. maddesinin uygulanabilmesi için maddede sayılan suçlara ilişkin
verilen Mahkeme kararlarının “kesinleşmiş mahkumiyet” kararı niteliğinde
olması bir zorunluluk olup, bu nedenle davacının ihaleye fesat
karıştırmaya teşebbüs suçundan yargılanması sonucunda verilen hükmün
açıklamasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmiş bir mahkumiyet
kararı olarak değerlendirilemeyeceğinden, davacının mevcut silah taşıma
ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline ilişkin işlemde hukuka uyarlık
bulunmadığından idare mahkemesinin iptal kararının bu kısmı sonucu
itibariyle yerindedir.

Öte yandan, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması
kararı verilenlerce yapılan silah ruhsatı verilmesi ya da yenileme talepleri,
Yönetmeliğin 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen “yargılaması devam
edenler” kapsamı içerisine girdiğinden, davacının yeni silah taşıma ruhsat
talebinin, ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçu nedeniyle yargılanması
neticesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar
nedeniyle anılan Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi uyarınca
yargılaması devam edenler kapsamında değerlendirilmek suretiyle
reddedilmesinde, diğer bir ifade ile denetimli serbestlik süresi sonuna
kadar durdurulmasına ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık
bulunmadığından, anılan işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi
kararının bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Zuhal Öztaş

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen
kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında
belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede
yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz
edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce işin gereği görüşüldü;
Dava, davacının silah taşıma ruhsat talebinin reddi ile mevcut silah
taşıma ruhsatının iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli işlemin iptali istemiyle
açılmıştır.

Zonguldak İdare Mahkemesi’nce, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin
10.12.2009 tarih ve E:2008/194, K:2009/255 sayılı kararıyla, ihaleye fesat
karıştırmaya teşebbüs suçu nedeniyle hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu’nun 231. maddesinin
5. fıkrası uyarınca hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiği,
bu kararın davacı hakkında hukuki bir sonuç doğurması mümkün
olmadığından, davacının yargılaması devam edenler kapsamında
değerlendirilemeyeceği, bu durumda söz konusu mahkumiyet hükmü esas
alınarak davacının, 06.10.2006 tarihli silah taşıma ruhsatının iptaline ve
yeni silah taşıma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddine ilişkin
işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin
iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu
ileri sürmekte, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek
bozulmasını istemektedir.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında
Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde, silah ruhsatı verilmesini
engelleyen durumlar bentler halinde sayılmış; bu kapsamda maddenin (d)
bendinde ” Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya
mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her
türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve
cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma,
devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın
şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarının
birinden hüküm giymiş olanlara” silah ruhsatı verilmeyeceği belirtilmiş,
ikinci fıkrasında; ” yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c),(d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i)
bentleri kapsamına girenlere, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen
karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla
mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilemeyeceği, 4. fıkrasında, bu
madde kapsamında sayılan fiillerden dolayı yargılanması devam eden
şahısların ruhsat verilme ve yenilenme işlemlerinin, yargı kararı
kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonuna kadar silahın
emanete alınacağı, 5. fıkrasında ise bu maddede belirtilen mahkumiyetin
kesinleşmiş mahkumiyet olduğu ifadelerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 06.10.2006 tarihli
olurla silah taşıma ruhsatı aldığı, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin
10.12.2009 tarih ve E:2008/194, K:2009/255 sayılı kararıyla ihaleye fesat
karıştırmaya teşebbüs suçundan yargılanarak hapis cezasıyla
cezalandırıldığından bahisle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Yönetmeliğin 16. maddesinin (d) bendi uyarınca davacının yeni
silah taşıma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddedilerek mevcut
silah taşıma ruhsatının iptal edildiği, bu işlemlerin iptali istemiyle
bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Hükmün açıklanması ve
hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesine 6.12.2006
tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa
ile değişik 5. fıkrada “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama
sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para
cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün
sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” düzenlemesi
yer almıştır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç
doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir
özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi,
esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur:
İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri
bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu
nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme
hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa
edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve
belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç
doğurma özelliği kazanamamasıdır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa
edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya
hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık
kazanacağından ve ancak bu halde 1412 sayılı Kanunun 305. ve 5271 sayılı
Kanunun 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına
kavuşabilecektir.

Henüz tümüyle bitmeyen yargılama sürecinin sonraki aşamaları da
dikkate alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının
uyuşmazlığı nihai biçimde çözen nitelikteki kararlardan olmadığı
anlaşılmaktadır. Esasen, hükmün açıklanması kararı ile birlikte sanık
bakımından yasada öngörülen denetim süresi başlayacak ve mahkeme bu
süre içinde sanığa bazı denetimli serbestlik tedbirlerine uyma yükümlülüğü
getirebilecektir. Bu süre içinde sanığın kasıtlı bir suç işleyip işlemediği ve
öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine aykırı davranıp davranmadığına
göre farklı hukuki sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Şayet sanık, bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemez ve öngörülen
denetimli serbestlik tedbirine uygun davranırsa, hakkındaki davanın
düşürülmesine karar verilecek, kasıtlı suç işler veya tedbirlere aykırı
davranırsa hakkındaki hüküm aynen veya gerektiğinde değiştirilerek
açıklanacaktır. İşte bu aşamadan sonra verilecek ve uyuşmazlığı nihai
biçimde çözecek olan düşme veya mahkûmiyet kararları hüküm
niteliğindedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde; davacı
hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın
kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olarak değerlendirilemeyeceği açık olup,
davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan karar nedeniyle iptaline
ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, idare mahkemesi kararının
davacının mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işleme yönelik
kısmı sonucu itibariyle yerindedir.

Öte yandan, Karabük Ağır Ceza Mahkemesi kararının davacı
yönünden hukuki bir sonuç doğurabilmesi, ancak denetim süresi içerisinde
bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan ve Mahkemenin belirlediği
5 yıllık deneme süresince, davacının sanık sıfatının devam ettiğinin kabulü
gerekeceğinden, adı geçenin durumunun yukarıda aktarılan Yönetmeliğin
16. maddesinin 4. fıkrası kapsamında yargılaması devam eden kişi olarak
değerlendirilerek, yeni ruhsat talebine ilişkin işlemlerin hakkındaki yargı
kararı kesinleşinceye kadar, diğer bir ifade ile denetimli serbestlik süresi
sonuna kadar durdurulmasına ilişkin davalı idare işleminde hukuka aykırılık
bulunmadığından, anılan işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi
kararının bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile
Zonguldak İdare Mahkemesi’nce verilen 30.10.2010 tarih ve E:2010/1087,
K:2010/1596 sayılı kararın, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının
iptaline ilişkin işleme yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile
onanmasına, silah taşıma ruhsatı verilmesi talebinin reddine ilişkin işlemin
iptaline yönelik kısmının bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden bir
karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme’ye gönderilmesine,
25.01.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU
X- Dava, davacının satın aldığı silahı için taşıma ruhsatı verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddine ve daha önceden sahip olduğu silahı
için verilen taşıma ruhsatının ise iptaline ilişkin 09.02.2010 tarihli işlemin
iptali istemiyle açılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Hükmün açıklanması ve
hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesine 6.12.2006
tarih ve 5560 sayılı Yasa ile eklenen ve 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Yasa
ile değişik 5. fıkrada, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama
sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para
cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar
verilebilir. …Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün
sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” düzenlemesi
yer almıştır.
Davacının satın aldığı silahı için taşıma ruhsatı verilmesi istemiyle
yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin Karabük Ağır Ceza
Mahkemesi’nin 10.12.2009 tarih E:2008/194. K:2009/255 sayılı kararının
davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurabilmesi, ancak denetim süresi
içerisinde bir suç işlenmesi halinde mümkün olduğundan bu süre içerisinde
yargılamasının devam ettiği kapsamında değerlendirilmesine de olanak
bulunmamamaktadır.
Bu durumda, davacı başvurusunun değerlendirmeye alınarak, eğer
şartları taşıyorsa silah taşıma ruhsatının düzenlenmesi gerektiği, aksi
durumda ise, davacının başka şartlar yönüyle de silah taşıma ruhsatı
almasına engel bir durum var ise davacının yeni ruhsat talebinin bu
nedenler yönüyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenle, idarenin davacının yeni ruhsat talebini yargı
kararı kesinleşinceye kadar, diğer bir ifade ile denetimli serbestlik süresi
sonuna kadar durdurmak suretiyle reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka
uyarlık bulunmadığından temyize konu Mahkeme kararının onanması
gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

AZLIK OYU
XX- Uyuşmazlık, silah taşıma ruhsat talebinin reddine ve mevcut
silah taşıma ruhsatının ise iptaline dair 09.02.2010 tarihli işlemin iptaline
ilişkindir.
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki
Kanuna dayanılarak çıkarılan ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinde, silah ruhsatı verilmesini
engelleyen durumlar bentler halinde sayılmış; bu kapsamda maddenin (d)
bendinde ” Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya
mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her
türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve
cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma,
devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın
şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarının
birinden hüküm giymiş olanlara” silah ruhsatı verilmeyeceği belirtilmiş, aynı maddenin ikinci fıkrasında, (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı), (i) ve (ö)
bentleri kapsamına girenlerin, affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri
bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen
karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile kendilerine hiçbir surette ateşli
silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği
hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, 06.10.2006 tarihli
olurla silah taşıma ruhsatı aldığı, Karabük Ağır Ceza Mahkemesinin
10.12.2009 tarih ve E:2008/194, K:2009/255 sayılı kararıyla ihaleye fesat
karıştırmaya teşebbüs suçundan yargılanarak hapis cezasıyla
cezalandırıldığından bahisle Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler
Hakkında Yönetmelik’in 16. maddesinin (d) bendi uyarınca davacının yeni
silah taşıma ruhsatı verilmesi yönündeki talebinin reddedilerek mevcut
silah taşıma ruhsatının davalı idarece anılan mahkumiyet nedeniyle iptal
edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı
anlaşılmıştır.
Davacı hakkında “ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs” suçlamasıyla
açılan davada; neticeden 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedildiği
gözönüne alındığında; yukarıda aktarılan Yönetmelik hükmü uyarınca
ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs suçundan mahkumiyeti nedeniyle silah
taşıma ruhsatı verilme olanağı bulunmadığından, davacının talebinin
reddine ve mevcut silah taşıma ruhsatının iptaline ilişkin işlemde hukuka
aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan; bahsi geçen yargılamada, hükmedilen hapis cezasıyla
ilgili olarak “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmiş ise
de; hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi; “suçluluğun
tesbiti” açısından yargılamanın sonuna kadar sürdürüldüğünden, suçlu
bulunanlar bakımından mahkumiyet kararının verildiği, ancak verilen
cezanın infazı bakımından denetim süresine tabi kılındığı bir müessesedir.
Bu itibarla, ilgiliye atfedilen ihaleye fesat karıştırmaya teşebbüs
suçlaması esasen ceza hakimi tarafından sabit bulunarak mahkumiyet
kararı verildiğinden ve ancak infazı deneme süresine tabi kılındığından,
silah taşıma ruhsatı verilmesi ile mevcut silah ruhsatının iptali bakımından
anılan mahkumiyetin dikkate alınması gerekmekte olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla bu sûbubiyetin ortadan
kaldırılması mümkün değildir.
Açıklanan nedenle, davacının mevcut silah taşıma ruhsatının anılan
mahkumiyet nedeniyle iptal edilmesi ile yeni silah ruhsat talebinin reddine
ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Mahkeme
kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki
çoğunluk kararına katılmıyorum.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat