Senetteki Borçlu İmzalarındaki Sahtecilik

Ceza Genel Kurulu 2009/8-72 E., 2009/198 K.

5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 204 ]
765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 342 ]
“İçtihat Metni”

Sahtecilik suçundan sanığın beraatine, suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına ilişkin A….. 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.10.2003 gün ve 2-253 sayılı hüküm, katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.05.2006 gün ve 10753-4503 sayı ile;

“1- Adli Tıp Uzmanı Bilirkişi F….. K…. tarafından düzenlenen 18.10.2002 tarihli raporda, suça konu bonodaki borçlu imzalarının katılanın eli ürünü olmayıp takliden atılmış imzalar olduğunun belirtildiği, Kriminalistik-Balistik Uzmanı Bilirkişi M…… K…. tarafından düzenlenen 01.10.2003 tarihli ve yine hükme dayanak yapılan A…… 3. İcra Hâkimliğince alınan Kriminalistik Uzmanı Bilirkişi K. Y…. T…. tarafından düzenlenen 25.12.2002 tarihli raporlarda da sözkonusu imzaların katılanın eli ürünü olduğunun belirtilmiş olması karşısında; Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinden, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi yerine, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Suçun sübutu durumunda da;

Sanığın eylemine uyan 765 TCY’nın 342/1. maddesine göre, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın aynı suça uyan 204/1. maddesinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü ve üst sınırları bakımından, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında sanık yararına olması ve 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması” isabetsizliğinden bozulmuştur.

A…… 3. Ağır Ceza Mahkemesince 14.11.2006 gün ve 286-486 sayı ile;

18.10.2002 tarihli raporu düzenleyen bilirkişi Fuat Karaduman’ın Adli Tıp Uzmanı olduğu, hükme dayanak yapılan 01.10.2003 ve 25.12.2002 tarihli raporları düzenleyen bilirkişiler M……..K…. ve K….Y…… T…..’un ise kriminalistik-balistik (grafoloji) uzmanı oldukları dolayısıyla hükme esas alınan raporlar arasında çelişki bulunmadığı gerekçeleri ile ilk hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de Katılan vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istekli 26.03.2009 gün ve 29959 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunup bulunmadığı, çelişki var ise bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi inceleme yaptırılmasına, gerek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosyada;

Şikayetçi M….D….S… San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilince A…… C.Başsavcılığına sunulan 16.04.2002 tarihli şikayet dilekçesinde;

Sanık L……Ç…..’ın, şirketin eski muhasebecisi olduğu ve 30.06.2000 tarihi itibariyle şirketle ilişiğinin kesildiği, sanığın şirkete borçlu olması nedeniyle hakkında icra takibi başlatılarak 02.04.2002 tarihinde evine hacze gidildiği, bunun üzerine sanığın şirket yetkilisinin imzasını taklit etmek suretiyle sahte bonu düzenlediği ve bu bonoya istinaden A…… 7. İcra Müdürlüğünün 2002/2747 E. sayılı dosyasında müvekkil aleyhine icra takibi başlatıldığı iddia edilerek, sahtecilik suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

Şikayetçi İ….. S….. kolluk tarafından saptanan 17.05.2002 tarihli beyanında; şikayet dilekçesini tekrar ederek, sanığın sahtecilik suçundan cezalandırılmasını istemiştir.

Katılan İ……. S….. duruşmada, 27.03.2003 tarihinde saptanan beyanında; sanığa borçlu olmadığını, suça konu bonoyu da düzenleyip vermediğini, bono ile hiç ilgisinin olmadığını, bononun sahte olarak düzenlenip icraya konulduğunu, şirket kayıtlarında da böyle bir bilginin olmadığını,

İtirazın iptali davasının aleyhlerinde sonuçlandığını, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onandığını, ancak bu dosyadaki bilirkişi K.Y….. T….. tarafından düzenlenen raporu kabul etmediğini söylemiştir.

Sanık L….. Ç….. kollukda saptanan 18.07.2002 tarihli beyanında; şikayetçi firmada muhasebe elemanı olarak çalıştığını, ticari ilişkileri nedeniyle alacağı bulunduğunu, bu alacak nedeniyle icra takibi başlattığını ve bu takibin devam ettiğini, sahte bono düzenlediği iddiasının doğru olmadığını, bonoyu alacağına karşılık İhsan Soytemiz’in verdiğini, imzanın İ……S…..’e ait olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini söylemiştir.

Duruşmada saptanan 27.03.2003 tarihli savunmasında ise; serbest muhasebecilik yaptığını, aynı zamanda müdahile ait şirketlerin de muhasebecisi olduğunu, müdahile ait şirketlerin mali sıkıntıya düşüp, ücretini ödeyememesi nedeniyle, müdahilden 18.000.000.000 lira alacaklı duruma geçtiğini, alacağa ilişkin defter ve belgelerde kayıt olmadığını, müdahille samimi olduğundan nasıl olsa borcunu öder diye düşündüğünü, bu bonoyu borcuna karşılık düzenleyip verdiğini, beyan etmiş,

Alacaklısı L……. Ç……, borçlusu M…..D….S…. San. Tic. Ltd. Şti. olan, 03.11.1999 keşide, 09.04.2002 ödeme tarihli, 18 milyar lira bedelli bono gösterilip sorulduğunda, bononun ön yüzündeki rakam ve yazıların kendisine, borçlu imzalarının ise müdahile ait olduğunu, müdahilin bu bonoyu yanında imzaladığını, bonoyu önceden kullandığı imzalar gibi imzaladığını, suçsuz olduğunu savunmuştur.

Kolluk tarafından sanık L…… Ç….. ile şikayetçi İ….. S….’in oturarak ve ayakta imza ve yazı örnekleri alınıp senet aslı ve İ….. S…..’in imza örneklerini içeren imza sirküleri C.Savcısı tarafından bilirkişi olarak görevlendirilen, adli tıp uzmanı Dr. F….. K….’a tevdi edilmiş, alınan 18.10.2002 tarihli raporda;

Bonodaki imzaların İ….. S…. ile L….. Ç…..’in eli ürünü olmadıkları, yazı ve rakamlar yönünden ise sağlıklı bir karşılaştırmaya olanak verecek karşılaştırma ortamı bulunmadığından, bir kanaate varılamadığı belirtilmiştir.

Duruşmada kriminalistik ve balistik uzmanı M….. K…. bilirkişi olarak görevlendirilmek suretiyle yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise, bu bilirkişi tarafından düzenlenen 01.10.2003 tarihli raporda;

Senetteki yazı ve rakamlar yönünden yine aynı şekilde kanaat belirtilmiş, borçlu adına atılı üç adet imzanın ise İ…… S…… elinden çıktığı ifade edilmiştir.

A…. 3. İcra Hâkimliğine sunulan ve kriminalistik uzmanı K.Y…. T…. tarafından düzenlenen 25.11.2002 tarihli raporda da; senette borçlu adına atılı üç adet imzanın İ…. S….. elinden çıktığı belirtilmiştir.

Sanık müdafi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunun ekindeki Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.03.2003 gün ve 1717/4122 sayılı ilamının incelenmesinde, senet borçlusu M….D…..S…. San. Tic. Ltd. Şti.’nin açtığı davada verilen kararın onandığı ilamda kararın içeriği ile ilgili bir bilginin yer almadığı görülmüştür.

Bu bilgi ve belgeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, bilirkişi M….. K…. ve K. Y….T…… tarafından düzenlenen raporlarda, senetteki üç adet imzanın İ….. S….’e ait olduğu belirtilmiş ise de, bu raporlar incelendiğinde bilirkişi M…… K…., senetteki borçlu isim ve adres kısmındaki yazıların aynı renk bir kalem, tanzim tarihinin farklı bir kalem, geriye kalan yazı ve rakamların ayrı renk bir kalemle yazıldığını ifade etmiş, ayrıca senedin üst kenarının matbaada giyotin ile kesilmeyip bir başka belgenin devamından el ile kısmen düzensiz olarak kesildiği, kesilmeden önce düzgün bir kesim sağlamak amacıyla bu kısımdan kurşun kalem ile çizgi çekildiği ve kurşun kalemle çekilen çizgiye ait senedin sağ üst kenarında bölgesel kalıntıların mevcut olduğunu belirtmiş, bilirkişi K. Y…. T…. da senedin bir başka belgenin tamamlayıcı kısmı olduğunu ifade etmiş, ayrıca bilirkişiler M…… K…. ve F…… K……. senet muhtevasındaki tüm yazı ve rakamların adı geçenlere tekrarlatılarak yazdırılmasından sonra rakam ve yazılar konusunda değerlendirme yapılabileceğini beyan etmişlerdir.

Yerel Mahkemece raporlardaki bu belirlemeler hiç irdelenmeden sadece sonuç bölümündeki imza ile ilgili görüşe itibar edilerek önceki hükümde direnilmiştir. Somut gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir şekilde saptanabilmesi için, alacağın miktarı da nazara alınmak suretiyle taraflar arasındaki icra dosyaları getirtilip incelenmeli, senetteki yazı ve rakamların kimin eli ürünü olduğu saptanmalı, senet muhtevasının farklı kalemlerle tanzim edilmesinin sebebi ile başka bir belgeden kesilme nedeni araştırılmalı, bilirkişi raporlarında ifade edildiği üzere, sanık ve katılanın imza ve yazı örnekleri alınmak suretiyle, Adli Tıp Fizik dairesinde veya üniversiteler ile kamu kurumlarının grafolojik inceleme yapmaya uygun birimlerinde yöntemince inceleme yapılması suretiyle sanığın hukuki durumu belirlenmelidir.

Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme kararı isabetsiz olup bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan kurul üyeleri; “imzaların katılanın eli ürünü olduğu saptandığına göre, bu konuda yeniden bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı ve Yerel Mahkeme direnme hükmünün isabetli olduğu” gerekçeleriyle hükmün onanması yönünde karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle,

1- A……. 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2006 gün ve 286-486 sayılı direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından, 07.07.2009 günü yapılan ikinci müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oyçokluğuyla karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...