Sahte Evrak Düzenlemek

Ceza Genel Kurulu 2005/11-82 E., 2005/84 K.

KANUNUN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI
LEHE OLAN YASA

5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 7 ]
765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 342 ]
765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 355 ]
765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 356 ]
1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 355 ]

“İçtihat Metni”

Sahtecilik suçundan sanık Ercan G…..’in TCY’nın 342/1. maddesi uyarıca 3 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, 31. madde uyarınca 3 yıl süreyle kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ilişkin Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 26.04.2004 gün ve 17-97 sayılı hükme yönelik sanık müdafiinin gerçekleştirdiği temyiz başvurusu Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.12.2004 gün ve 10593-15173 sayılı kararıyla reddedilmiş, bu suretle Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan hükmün bu kez yazılı emir yasayolu ile bozulması hususunda Adalet Bakanı tarafından başvuruda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi 26.04.2005 gün ve 1968-2213 sayı ile;

“Sahte evrak düzenlemek suçundan sanık Ercan G…..’in 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 342/1. maddesi uyarınca 3 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2004 tarih, 2003/17 esas, 2004/197 sayılı kararını, dosya kapsamına göre, sahte olarak düzenlemiş “motorlu taşıtların satış veya devrine ait bildirim” belgesinin, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 09.07.2003 tarih ve 2003/4385-5056 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, niteliği itibariyle Türk Ceza Kanunu’nun 355. maddesi kapsamında olup, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını öngören aynı Kanun’un 356. maddesi uyarınca cezai yaptırıma bağlandığı nazara alınmamak suretiyle adı geçen sanık hakkında yazılı şekilde ceza tayininde, isabet görülmediğinden bahisle CMUK.nun 343. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 11.03.2005 gün ve 11187 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 23.03.2005 gün ve YE.2005/53814 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.06.1996 gün, 6/145-157 sayılı kararında açıklandığı üzere CMUK.nun 343. maddesinde düzenlenen olağanüstü yasayolu olan yazılı emirle bozma konusu yapılabilecek kararlar, Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen ceza hakimliği ve mahkemesine ait kararlardır. Yazılı emirle bozmaya konu olabilecek yasaya aykırılık halleri 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da özlü biçimde belirtildiği gibi maddi hukuka ilişkin uygulamadaki hatalardan başka, esasa etkili olan usul hatalarıdır.

Buna göre, maddi ceza yasaları ile yargılama yasası kurallarına aykırılık hallerinde yazılı emir yoluna başvurulması mümkün olmakla beraber mevcut kanıtların taktir, tercih ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle yazılı emir yoluyla inceleme yapılmasına olanak bulunmamaktadır.

İncelenen dosyada, hükümlü hakkında bir otomobilin satımı sırasında “motorlu taşıtların satış veya devrine ait ilişik kesme belgesi”nin sahte olarak düzenlendiği iddiasıyla dava açıldığı, mahkemece toplanan kanıtlar değerlendirilerek suç sabit kabul edilip TCK.nun 342/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu, kanıt takdiri yapılarak verilen ve yasal yollara başvurulmaması nedeniyle kesinleşen mahkeme kararı aleyhine yazılı emir yoluna gidilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarının da bu yönde olduğu cihetle yazılı emirle bozma isteğinin CMUK.nun 343. maddesi uyarınca reddine” karar vermiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise bu karara karşı 14.06.2005 gün ve 53814 sayı ile;

“Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkında bir otomobilin satımı sırasında motorlu taşıtların satış veya devrine ait ilişik kesme belgesinin sahte olarak düzenlediği iddiasıyla açılan dava üzerine TCK.nun 342/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Yazılı emir ile bozma istemi, hükümlünün fiiline uygun düşmeyen madde uyarınca cezalandırıldığı, suç tipine uygun madde uyarınca ceza tayin edilmediği, bir başka anlatımla maddi hukukun uygulanmasında hataya düşüldüğüne ilişkindir. Bu hallerde kararın yazılı emir yolu ile bozulmasının istenmesi mümkündür. Talep, suçun sübut bulup bulmadığına, kanıtların değerlendirilmesine, takdire yönelik değildir.

Bu nedenle; yazılı emir ile bozma istemi üzerine Yüksek Dairenin, Hükümlünün fiiline uygun madde uyarınca cezalandırılıp cezalandırılmadığı, maddi hukuka ilişkin normun uygulamasında hataya düşülüp düşülmediği yönünde bir karar vermesi gerekmektedir. Bu işlem, delil takdiri niteliğinde olmayıp, mahkemece kabul edilen eyleme uygulanacak maddenin, cezanın belirlenmesine ilişkindir. Nitekim, 2. Ceza Dairesinin 4.3.1985 gün ve 1526/2204, 10.4.2000 gün ve 3632-3875, 6. Ceza Dairesinin 7.6.2004 tarih ve 2004/4569-675 sayılı kararları da bu yöndedir.

Yüksek Dairenin, eyleme uygulanacak normun 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 342/1 veya 356. maddesi olup olmadığı, madde uygulamasında hataya düşülüp düşülmediği yönünden değerlendirme yaptıktan sonra yazılı emir ile bozma istemi hakkında bir karar vermesi gerekirken; toplanan kanıtlar değerlendirilerek suçun sabit görülüp TCK.nun 342/1. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu, kanıt takdiri yapılarak verilen ve kesinleşen mahkeme kararı aleyhine yazılı emir yoluna gidilemeyeceğinden bahisle istemin reddine karar verilmesi isabetli değildir.” görüşü ile itiraz yasayoluna başvurarak, Özel Dairenin yazılı emir isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, eyleme uygulanacak normun 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 342/1 veya 356. maddesi olup olmadığı, madde uygulanmasında hataya düşülüp düşülmediği yönünden bir karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Oto galerisi işleten sanık Erkan G…..’in, sahte biçimde düzenlenmiş olan “Motorlu Taşıtların Satış veya Devrine Ait İlişik Kesme Belgesi”ni Noter’e ibraz edip müdahilin otomobilinin satış ve tescilini gerçekleştirdiğinin kabulü suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan TCY’nın 342/1 maddesi uyarınca 3 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hüküm Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiştir.

Adalet Bakanı bu hükme karşı; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin benzer eylem nedeniyle verdiği emsal karara nazaran hükme konu eylemin TCY’nın 355. maddesi kapsamında olduğu ve aynı Yasanın 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngören 356. maddesinde yaptırıma bağlandığını belirterek hükmün kanun yararına bozulması istemi ile başvuruda bulunmuş,

Yargıtay 11. Ceza Dairesi; mevcut kanıtların takdir, tercih ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle yazılı emir yasayoluna gidilemeyeceğini belirterek yazılı emirle bozma isteğinin reddine karar vermiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise bu karara karşı; istemin, sübuta ve kanıtların değerlendirilmesine, dolayısıyla takdire ilişkin bulunmadığını, istemde suç tipinin hatalı belirlendiği ileri sürülüp eylemin TCY’nın 356. maddesindeki suça uyduğunun belirtildiğini, bu bakımdan Özel Dairenin, eyleme uygulanacak normun 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 342/1 veya 356. maddelerinden hangisi olduğu, dolayısıyla suç niteliğinin belirlenmesinde hataya düşülüp düşülmediği yönünden bir değerlendirme yaptıktan sonra yazılı emir ile bozma istemi hakkında bir karar vermesi gerektiği görüşüyle itiraz yasayoluna başvurarak Özel Daire kararının kaldırılmasına, dosyanın suç niteliği ile ilgili inceleme yapması için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Görüleceği üzere çözümü gereken hukuki sorun, kesinleşen hükümde suç niteliğinin hatalı belirlendiği ileri sürülerek yazılı emir yasayoluna başvurulması durumunda, ilgili Dairece suç niteliği bakımından bir değerlendirme yapılması gerekip gerekmediği hususundadır.

Kanun yararına bozma isteminde ileri sürülmesi halinde, kesinleşen hükümde suç niteliği yönünden hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının Yargıtay’ca saptanması gerekir. Bu bakımdan, Özel Dairenin suç niteliğinin belirlenmesi işlemini kanıtların takdir ve değerlendirmesi biçiminde kabul ederek, kanun yararına bozma istemini bu gerekçeyle reddi isabetli bulunmamıştır.

Ne var ki, incelenen olayda eylem, TCY’nın 355. maddesi yollaması ile 356. maddesindeki belgelerden sayılan “Motorlu Taşıtların Satış veya Devrine Ait İlişik Kesme Belgesi”nin sahte biçimde düzenlenip kullanılması ile kalmamış, sözü edilen belgenin tevdii suretiyle özü itibariyle sahte “noter satış sözleşmesi”nin düzenlenmesi ve trafik kayıtlarında tescili sağlanmış, böylelikle sahtecilik fiili TCY’nın 342. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir nitelik kazanmıştır.

Gerek Özel Daire ve gerekse Ceza Genel Kurulunun içtihatları da bu doğrultudadır. Bu itibarla, kanun yararına bozma istemi özde isabetli bulunmadığından, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekir.

Çoğunluk görüşüne gerekçe yönünden katılmayan bir kısım Kurul Üyesi ise; kesinleşmiş hükme konu suç yönünden farklı yaptırım öngören 5237 sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi ve hükmü veren mahkemece lehe yasanın belirlenmesi bakımından bir değerlendirme yapılacak olması karşısında, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu gerekçeyle reddi gerektiğini,

Bir kısım Kurul Üyesi de; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının Özel Daire kararındaki gerekçe doğrultusunda reddi gerektiğini ileri sürerek karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle REDDİNE,

Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 28.06.2005 günü gerekçede oyçokluğu, sonuçta oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...