Konut Dokunulmazlığını İhlal

T.C.
YARGITAY

CEZA GENEL KURULU

E. 2011/3-330

K. 2011/292

T. 27.12.2011

• KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL ( Zamanaşımı Süresinin 5 Yıl Olduğu/Sürenin 7 Yıl 6 Aya Kadar Uzayabileceği – Zamanaşımının Dolduğunun Kabulü Gereği )

• YARALAMA ( Zamanaşımı Süresinin 5 Yıl Olduğu/Sürenin 7 Yıl 6 Aya Kadar Uzayabileceği – Zamanaşımının Dolduğunun Kabul Edileceği )

• DAVA ZAMANAŞIMI ( Konut Dokunulmazlığını İhlal ve Yaralama – Suçlar İçin Öngörülen Zamanaşımı Süresinin Dolduğunun Gözetileceği )

5237/m.86, 116

765/m.102, 104

ÖZET : Sanığın konut dokunulmazlığını ihlal ve yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, uyuşmazlık, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir. Bu suçlarda asıl zamanaşımının 5 yıl kesintili zamanaşımı yedi yıl altı aydır. Zamanaşımının dolduğu gözetilmelidir.

DAVA : Sanık T. B.`ın yaralama suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 456/4 üncü maddesi uyarınca 2 ay, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçundan aynı Kanunun 193/2 nci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin, Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 02.06.2004 gün ve 472-799 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yasa değişiklikleri sebebiyle iade edilmesi sonucunda Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesince 5.3.2008 gün ve 1258-158 sayı ile;

“… 765 Sayılı yasa hükümleri lehe kabul edilerek sanığın yaralama suçundan 765 Sayılı T.C.K.nın 456/4 üncü maddesi uyarınca 2 ay, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 193/2 nci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına…” karar verilmiştir. Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 1.11.2010 gün ve 11122-16409 sayıyla onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 26.9.2011 gün ve 261975 sayı ile;

” … 04.04.2003 tarihinde işlenen konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralamak suçundan 05.04.2003 tarihinde tutuklanan sanık hakkında 7.4.2003 tarihinde iddianame düzenlenmiş, 6.5.2003 tarihli celsede savunması alınmış, yargılama sonucunda 02.06.2004 tarihli kararla atılı suçlardan, 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddeleri uyarınca 6 ve 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafii 4.6.2004 tarihli dilekçeyle kararı temyiz etmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.8.2005 tarihli yazısıyla 5237 Sayılı T.C.K.da yer alan yeni düzenlemelerin, mahkemesince yeniden değerlendirme yapılmasını gerekli kıldığından dosya iade edilmiş, yapılan değerlendirme ve yargılama sonucunda sanık tekrar 5.3.2008 tarihinde konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralama suçlarından 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddesi uyarınca 6 ve 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştır.

Sanığa yüklenen ve 765 Sayılı T.C.K.nın 193/2 ve 456/4 üncü maddesine uyan konut dokunulmazlığını bozmak ve kasten yaralamak suçlarının gerektirdiği cezanın miktar ve nevi itibariyle tabi olduğu 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 ve 104/2 nci maddelerinde düzenlenen 7 yıl 6 aylık kesintili zamanaşımının, 04.04.2003 olan suç tarihine göre 04.10.2010 tarihi itibariyle gerçekleştiği halde, Yüksek Dairece bu konu gözetilmeden ve bu tarihten sonra 01.11.2010 tarihinde onama kararı verilmiştir.

Halbuki, inceleme tarihinde zamanaşımı gerçekleştiğinden, 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 322 nci maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davalarının, 765 Sayılı T.C.K.`nın 102/4 ve 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nun 223/8 inci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerekmektedir…”,

Görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, 1412 Sayılı cyuy`nın 322 nci maddesi uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanığın konut dokunulmazlığını ihlal ve yaralama suçlarından cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Özel Dairece incelemenin yapıldığı 01.11.2010 tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

04.04.2003 tarihinde işlenen yaralama ve geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal eylemleri sebebiyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,

Yargılama sürecinde dava zamanaşımını durduran bir nedenin olmadığı,

Zamanaşımını kesen en son işlemin de 05.03.2008 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu,

Anlaşılmaktadır.

Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren 765 Sayılı Türk Ceza Yasası`nın 193 üncü maddesinde;

“… Bir kimse kendisini oradan çıkartmak hakkını haiz olan birinin rızası hilafında veya hileyle veya gizlice meskenine veya meskeninin müştemilatına girer veya rızasıyla girdikten sonra çıkmazsa sahibinin şikayeti üzerine bir aydan altı aya kadar hapis olunur.

Eğer cürüm geceleyin veya eşhas aleyhinde şiddet istimaliyle veya silahla veya bir çok kimseler tarafından toplu olarak işlenmiş ise ceza altı aydan üç seneye kadar hapistir; müddeiumumilikçe resen takibat yapılır”,

456 ncı maddesinde ise, “…Her kim katil kasdiyle olmaksızın bir kimseye cismen eza verir veya sıhhatini ihlale yahut akli melekelerinde teşevvüş husulüne sebep olursa altı aydan bir seneye kadar hapsolunur.

…Eğer fiil, hiçbir hastalığı veya mütat iştigallerden mahrumiyeti mucip olmamış yahut bu haller on günden ziyade uzamamış ise takibat icrası muntazarrırın şikayetine bağlı olmak şartiyle fail hakkında iki aydan altı aya kadar hapis veya 200 liradan 2.500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur…”

Şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.

Aynı Kanunun 102 nci maddesinde, yasalarda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, maddenin 4. fıkrasında da beş seneden fazla olmamak üzere hapis ya da para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin beş sene olacağı hüküm altına alınmıştır.

Zamanaşımını kesen sebepler ise aynı Kanunun 104/2 nci maddesinde sayılmıştır.

Buna göre;

Bir suçla ilgili olarak;

a-) Sanık hakkında yakalama, tutuklama ve ihzar müzekkereleri düzenlenmesi,

b-)Sanığın adli makamlar huzurunda sorguya çekilmesi,

c-) İddianame düzenlenmesi,

d-)Mahkûmiyet kararı verilmesi,

Hallerinde dava zamanaşımı kesilecektir.

Zamanaşımını kesen bir nedenin bulunması halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve zamanaşımı ilgili suça dair olarak Yasada belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.

Ceza Genel Kurulunun 23.1.2007 gün ve 254-5 Sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, re`sen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa yüklenen ve 765 Sayılı T.C.K.nın 456 maddesinin 4 üncü fıkrasında düzenlenen yaralama suçuna iki aydan altı aya kadar, 193 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında düzenlenen geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal suçuna ise altı aydan üç seneye kadar hapis cezası öngörülmüştür. 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4 üncü maddesi uyarınca bu suçların asli dava zamanaşımı beş yıl, 104/2 nci maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili zamanaşımı yedi yıl altı aydır. Daha ağır başka suçları oluşturma olanağı bulunmayan suçlar 04.04.2003 tarihinde işlenmiş olup, zamanaşımını durduran bir sebep de bulunmayan inceleme konusu olayda, kesintili zamanaşımının Özel Dairece incelemenin yapıldığı 01.11.2010 tarihinden önce olmak üzere 4.10.2010 günü dolduğu görülmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüyle Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle bozulmasına ve sanık hakkında her iki suçtan açılan kamu davasının 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı C.Y.U.Y.`nın 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddesi uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1-) Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne,

2-) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 1.11.2010 gün ve 11122-16409 Sayılı onama kararının kaldırılmasına,

3-) Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi`nin 5.3.2008 gün ve 1258-158 Sayılı hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı sebebiyle BOZULMASINA,

4-) Yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 5320 Sayılı Kanunun 8 inci maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı cyuy`nın 322 nci maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının 765 Sayılı T.C.K.nın 102/4, 104/2 ve 5271 Sayılı C.M.K.nın 223/8 inci maddeleri uyarınca düşmesine,

5-) Dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.12.2011 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...