RÜŞVET OLARAK TANIMLANMASI KARŞISINDA DAHA SONRAKİ DÜZENLEMELERİN ALEYHE HÜKÜMLER İÇERDİĞİ – SANIK HAKKINDA KANUNUN DEĞİŞTİRİLMEDEN ÖNCEKİ İLK HALİNE GÖRE HÜKÜM KURULMASI GEREKTİĞİ – HÜKMÜN BOZULDUĞU

T.C YARGITAY
5.Ceza Dairesi
Esas: 2013 / 15629
Karar: 2016 / 124
Karar Tarihi: 12.01.2016

ÖZET: TCK’nın ….maddesindeki yaptırım sanık lehine değiştirilmesine rağmen bu fıkraya atıfta bulunan ve sanığın eyleminin uyduğu .. fıkrada, aynı Kanunla yapılan değişiklik sonucu öngörülen yaptırımın aleyhe sonuç doğurduğu, yine hükümden sonra ….tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun …maddesi ile TCK’nın …maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; aynı Kanunun …maddesi ile TCK’nın…. maddesinin yeniden düzenlenmesi ve bu eylemin rüşvet olarak tanımlanması karşısında daha sonraki düzenlemelerin aleyhe hükümler içermesi nedeniyle sanık …’ın….. maddesinin 6086 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki ilk haline göre, sanık …’nün ise özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nın …. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması, hükmün bozma sebebidir.

(5237 S. K. m. 40, 53, 252, 257) (5271 S. K. m. 231)

Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanıklar hakkında iddia olunan rüşvet suçu bir karşılaşma suçu olup, bir tarafta rüşvet veren, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisinin yer aldığı, rüşvet veren ve alanın, aynı amacın gerçekleşmesini hedefledikleri, veren ve alan açısından tek bir suç olduğu bu nedenle rüşvet verme suçunun sanığı … ile alma suçunun sanığı …’in açılan kamu davasına katılma hak ve yetkilerinin bulunmadığı, usulsüz verilen katılma kararlarının ise kurulan hükümleri katılan sıfatıyla temyiz etme hak ve yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından müdafiilerin bu yöndeki temyiz istemlerinin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık …müdafiin bu sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne, O yer C.Savcısının ise her iki sanık hakkındaki hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık …bakımından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Suç tarihinde bilirkişi olarak görev yapan sanık …’in görevi gereği yapması gereken işlemler karşılığında …’den toplam 3000TL para alarak kendisine menfaat temin etmesi eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3 delaletiyle 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma, sanık …’ın eyleminin de bu fiile iştirak suçunu oluşturacağı,19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunla, TCK’nın 257/1. maddesindeki yaptırım sanık lehine değiştirilmesine rağmen bu fıkraya atıfta bulunan ve sanığın eyleminin uyduğu 3. fıkrada, aynı Kanunla yapılan değişiklik sonucu öngörülen yaptırımın aleyhe sonuç doğurduğu, yine hükümden sonra 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105/5-b maddesi ile TCK’nın 257/3. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; aynı Kanunun 87. maddesi ile TCK’nın 252/2. maddesinin yeniden düzenlenmesi ve bu eylemin rüşvet olarak tanımlanması karşısında daha sonraki düzenlemelerin aleyhe hükümler içermesi nedeniyle sanık …’ın 257/3. maddesinin 6086 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki ilk haline göre, sanık …’nün ise özgü suç niteliğindeki görevi kötüye kullanma suçuna TCK’nın 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Sanık …hakkında lehe olduğunda kuşku bulunmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının cezanın kişiselleştirilmesi normlarından önce tartışılması zorunluluğu karşısında, hükümden önce 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK’nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınıp, kayden sabıkasız olan sanık hakkında objektif ve subjektif şartlar da gözetilerek mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde değerlendirilmemesi,

Suçun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında sanık …hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Sonuç: Kanuna aykırı sanık …müdafii ve O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/01/2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...