Ruhsatsız Silah Taşıma Suçu

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2014/828
KARAR: 2015/249

Ruhsatsız silah taşımak suçundan sanık K.. B..’ın beraatine ilişkin, İzmir 3. Çocuk Mahkemesince verilen 06.05.2009 gün ve 78-223 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 19.06.2012 gün ve 8815-20924 sayı ile;

“Suça sürüklenen çocukta ele geçen tabanca ile ilgili olarak İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının 03.02.2009 tarihli raporunda; suça konu silahın namlusu içinde bulunan gaz ayırıcı parçasının çıkartılarak özel nitelikte yapılmış ateşli silah fişeklerini de atar hale getirildiğinin ve 6136 sayılı Kanuna göre yasak nitelikteki ateşli silahlardan olduğunun tespit edilmesi karşısında, atılı suçtan mahkumiyeti yerine dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı şekilde beraatine karar verilmiş olması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 20.03.2013 gün ve 662-186 sayı ile;

“…İdarenin talebi doğrultusunda verilen ekspertiz raporuna itibar etmenin mümkün olmaması, suça konu silahın 6136 sayılı Yasa kapsamında kalan ve ateşli silah mermisi atabilecek nitelikte bulunmaması nedeni ile suça sürüklenen çocuğun beraatına karar vermek gerektiği” gerekçesiyle direnerek sanığın önceki hükümdeki gibi beraatine karar vermiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının 26.05.2014 gün ve 284777 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa yüklenen ruhsatsız silah taşımak suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, aleyhe bozma kararına karşı sanığın savunması alınmadan direnme hükmü verilip verilemeyeceği hususunun Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ön sorun olarak öncelikle ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Yerel mahkemece aleyhe bozmadan sonra sanığa bozma kararı ile birlikte duruşma günü davetiyesinin tebliğ edildiği, sanığın tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine müdafiinin dinlenilmesi ile yetinilip sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafiin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK’nun 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.

Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326/3. maddesi uyarınca ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın vazgeçilmez ve en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK’nun 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönünde bulunmaktadır.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın savunması alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İzmir 3. Çocuk Mahkemesinin 20.03.2013 gün ve 662-186 sayılı direnme hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın savunması alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...