Hırsızlık ve Konut Dokunulmazlığını İhlal Suçlarının Zamanaşımı Süresi

YARGITAY Ceza Genel Kurulu
ESAS: 2014/334
KARAR: 2015/231

Sanık K.. Y..’un mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK’nun 151/1, 31/2, 62 ve 52. maddeleri gereğince 1.000 TL adli para, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 116/1, 119/1, 31/2, 62 ve 50. maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının iki yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmesine, hırsızlık suçundan 142/1, 31/2, 62 ve 50. maddeleri uyarınca on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının iki yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmesine ilişkin, Üsküdar 2. Çocuk Mahkemesince verilen 03.12.2009 gün ve 128-378 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 12.11.2012 gün ve 24571-45583 sayı ile;

“Mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelemesinde;

21.07.2004 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değiştirilen 1412 sayılı CMUK’nun 305/1. maddesi uyarınca iki milyar liraya kadar olan mahkûmiyet hükümleri kesin olup, cezanın türü ve miktarı itibarıyla hükmün temyizi mümkün bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi delâleti ile halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca reddine,
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarına gelince;

1- Suç tarihi itibarıyla onbeş yaşını doldurmayan suça sürüklenen çocuğun isnat edilen konut dokunulmazlığını ihlal suçunun hukuki sonuçlarını algılama ya da davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunup bulunmadığı veya önemli ölçüde azalıp azalmadığı husususun uzman hekim raporu ile saptanması gerekirken, sadece hırsızlık suçu açısından düzenlenen raporla yetinilerek konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ayrıca rapor düzenlettirilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,

2- TCK’nun 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkûm olmayan onsekiz yaşını doldurmamış çocukların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Kanunun 106/4. maddesinde; ‘çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır’ şeklinde düzenleme yapılmıştır.

TCK’nun 50/6. maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi durumunda tedbire çevrilen hapis cezasının tamamen ya da kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, TCK’nun 50/6. maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarının yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesi ise 28.05.2013 gün ve 752-335 sayı ile;

“Oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını tamamlamamış olanların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadıkları veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olup olmadığı, buna göre ceza sorumluluğu bulunup bulunmadığının takdir edilmesi gerektiği, sosyal inceleme raporunun göz önüne alınacağı, bütün suçları değerlendiren sosyal inceleme raporu nazara alınarak, ceza sorumluluğu bulunduğu kabul edilmiş, oniki yaşını doldurmuş, onsekiz yaşını tamamlamamış sanıkların cezalarında indirim yapılması kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi, yaşça büyüklerden farklı olarak üç yıla kadar hapis cezasının ertelenebilmesi, hapis yattıkları bir günün iki gün sayılması ve benzeri şekilde kollanmalarının ötesinde, seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer tedbirlerden birine ya da adli para cezasına karar verilmesi şeklinde gözetilip kollanma düzenlemesine yer verdiğinden söz edilemeyeceği” şeklindeki gerekçelerle önceki hükmünde direnmiştir.

Hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2014 gün, 268916 sayı ve “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI
Direnme ve temyizin kapsamına göre inceleme, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihinde onbeş yaşını doldurmayan sanığın, üzerine atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı veya önemli ölçüde azalıp azalmadığı husususun uzman hekim raporu ile tespiti gerekirken hırsızlık suçu açısından alınan raporla yetinilip konut dokunulmazlığının ihlali suçundan bir rapor alınmadan mahkûmiyet kararı verilmesinin isabetli olup olmadığı ve TCK’nun 50/6. maddesinin çocuklar yönünden kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde, hapis cezasının tamamen ya da kısmen infaz edileceği ihtarı yapılıp yapılamayacağı noktalarında toplanmakta ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

TCK’nun 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ya da adli para cezalarını gerektiren suçlarda bu sürenin sekiz yıl olacağı hüküm altına alınmış, ikinci fıkrasında; “fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer” hükmüne yer verilmiştir.

Aynı kanunun 67/4. maddesi uyarınca kesen bir nedenin varlığı halinde zamanaşımı, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.

Ceza Genel Kurulunun 26.06.2012 gün ve 978–250 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığa atılı konut dokunulmazlığının ihlali suçunun müeyyidesi 5237 sayılı TCK’nun 116. maddesi uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis, hırsızlık suçunun cezası 142/1. maddesi gereğince suç tarihi itibarıyla iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olup, aynı kanunun 66/1. maddesi gereğince belirtilen suçların asli dava zamanaşımı sekiz yıl, 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı oniki yıldır.

Sanığın suç tarihi itibarıyla oniki yaşını bitirmiş, ancak onbeş yaşını tamamlamamış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 10.09.2008 tarihinde işlendiği iddia olunan eylemlerle ilgili olarak, TCK’nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen altı yıllık kesintili dava zamanaşımı, 10.09.2014 günü dolmuş bulunmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte olan 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 66/1, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/1-8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmelidir.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- İstanbul Anadolu 5. Çocuk Mahkemesinin 28.05.2013 gün ve 752-335 sayılı direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle BOZULMASINA,
Ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/1-8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE,
2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...