RÜCUAN TAZMİNAT DAVASI

YANGIN SİGORTA POLİÇESİ – UYUŞMAZLIĞIN KİRA İLİŞKİSİNE DAYALI OLDUĞU – UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜNDE SULH HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLMASI – MAHKEMECE GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMESİ GEREĞİ

T.C YARGITAY
17.Hukuk Dairesi
Esas: 2014 / 21113
Karar: 2017 / 3909
Karar Tarihi: 11.04.2017

ÖZET: Davanın açılmış olduğu tarihe göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasına göre mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.

(6100 S. K. m. 4) (YİBK. 22.03.1944 T. 1939/37 E. 1944/9 K.)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın davalılar … ve … yönünden reddine, davalı … Gıda Tur.Teks.İnş.San. ve Tic.Ltd.Şti yönünden kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, davacı şirketin sigortalısı … ait taşınmazın davacı tarafından Sivil Yangın Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, sigortalıya ait işyerinin toplam 5 katlı olan binanın tamamında yer aldığını, binada 07/04/2011 tarihinde çıkan yangının davalıların kusuru sebebiyle çıktığını, davalı şirketin sigortalı işyerinin işletmecisi sıfatıyla, diğer davalı şahısların ise kiracı sıfatıyla malike karşı hukuken sorumlu olduklarını, 100.027,18 TL hasar bedelinin davacı şirket tarafından sigortalıya ödendiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 100.027,18 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı … vekili, davacının sigortalısı …’a ait binanın kira sözleşmesinin gerçekte sigortalı … ile davalı şirket arasında yapıldığını ancak adı geçen şirketin kuruluş işlemleri aşamasında kira sözleşmesi ibraz edilmesi gerektiğinden ve şirket henüz tüzel kişilik kazanmadığından, davalı …’in de içinde yer aldığı şirket ortağı gerçek kişilerce 05/06/2009 tarihinde kira sözleşmesi imzalandığını, aynı gün şirketin tescil işlemlerinin bitirildiğini ve yine aynı gün kiraya veren…. ile davalı şirket arasında yeni bir sözleşme imzalandığını ve yapılan yeni sözleşmede davalı …’in, kiracı yada kefil sıfatıyla yer almadığını bu nedenlerle kiracılık sıfatının davalı şirkete ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı … vekili, davalı … ve davalı …’in 05/06/2009 tarihinde davalı şirketin kuruluş işlemlerini tamamlamak için geçici olarak bir kira sözleşmesi imzaladıklarını, o tarihte davalı …’un şirketin müdürü olduğunu, şirketin kuruluş işlemleri tamamlandıktan sonra kirayı veren … ile davalı şirketin taraf olduğu yeni bir sözleşme imzalandığı ve eski sözleşmenin hükümsüz bırakıldığını, 01/07/2009 tarihinde davalı …’un şirket müdürlüğü görevinin sona erdiğini ve 09/07/2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, poliçe başlangıç tarihi olan 21/06/2010 tarihinde davalı …’un kiracı, şirket müdürü veya yetkilisi olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı… Gıda Tur.Teks.İnş.San. ve Tic.Ltd.Şti, cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.

Mahkemece, davalı … hakkında açılan davanın kabulü ile, 100.027,18 TL’nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, davalılar … ve … hakkında açılan davanın reddine, karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava, Yangın Sigorta Poliçesi kapsamında ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.3.1944 Tarih E.37, K.9, RG.3.7.1944 sayılı kararında; “Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur.” şeklinde vurgulanmaktadır.

Davacı, sigorta şirketi olup davalılardan rücuen tazminat talebinin nedeni, davalılar ile davacının sigortalısı arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun sulh hukuk mahkemelerinin görevi başlıklı 4/(1-a) hükmü: “Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler” şeklindedir.

Davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlük tarihinden sonra 28.03.2012 tarihinde açılmış olmasına ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasına göre mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2- Bozma nedeni ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...