Piyasaya Sahte Para Sürmek

Ceza Genel Kurulu 2007/8-225 E., 2007/233 K.

Sanık K……. T…….’in 765 sayılı TCY’nın 316/3, 318 ve 59. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 500 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürelerin 40. madde gereğince mahkûmiyetinden mahsubuna, tutukluluk halinin devamına ilişkin Midyat Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.05.2006 gün ve 44-65 sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 22.11.2006 gün ve 7951-8436 sayı ile;

“Sanığın piyasaya sahte para sürmekten ibaret eylemi için 765 sayılı TCK’nun 316. maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza olarak 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngörülmesine karşın, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 197/1. madde ve fıkrasında hapis cezasının üst sınırı aynı kalmakla birlikte alt sınırı 2 yıla indirilmiştir. Lehe yasa karşılaştırması yapılırken 765 sayılı TCK uyarınca hapis cezasının alt sınırı bir kat arttırılarak 6 yıla hükmedilecek ise, kanun koyucunun bu suça ilişkin hapis cezasının alt sınırını bir yıl azalttığı, suçun işlenmesi nedeniyle ika edilen zarar ve vehamet derecesi bakımından cezanın asgari hadden daha fazla uzaklaşılmasını gerektiren bir nedenden söz edilemeyeceği gözetilerek 5237 sayılı TCK uyarınca hapis cezası tayin edilirken de bir kat arttırım yapılarak 4 yıl hapis cezası tayini ve buna göre de sanık lehine olan 5237 sayılı TCK’nun uygulanması gerekirken, takdirde çelişkiye ve yanılgıya düşülerek her iki yasa uygulamasında da 6 yıl hapis cezasına hükmedileceği belirtilip adli para cezası miktarı ve kamu haklarından yoksunluk açısından lehe olduğundan bahisle 765 sayılı TCK’nun uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,” isabetsizliğinden, Daire Üyeleri H. Y…. A…. ve M.H.Ö… ‘in, hükmün onanması yönündeki karşı oylarıyla bozulmuştur.

Midyat Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2007 gün ve 41-40 sayı ile;

Sanık suçu işledikten sonra uzunca bir süre kaçarak olumsuz kişilik göstermiş, sanığın haklarında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşen ve cezaları infaz edilen diğer sanıklar ile birlikte tedavüle sürdüğü 50 milyar TL sahte para, suçun işlendiği 2002 yılı itibariyle o günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü de gözönüne alındığında suçun işlenmesindeki özelliklerin vahamet arzettiği, yine ele geçirilen paranın miktarı itibariyle sanığın kastının yoğunluğu temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde ölçü alınmıştır.

Mahkememiz tarafından verilen mahkûmiyet hükmü bir uyarlama hükmü olmayıp, ilk defa hüküm tesis edilmiştir.

Hükmün tesisi ve lehe yasa değerlendirilmesinde, sanığın kastının yoğunluğu, sahte para miktarının çokluğu, suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, sanığın amacı gözönüne alınmış, cezanın 5237 sayılı TCY’na göre belirlenmesi durumunda dahi sanığa 6 yıl hürriyeti bağlayıcı ceza verileceği yasal gerekçeleri ile gösterilmiştir.

Sanık K…. T…. ile aynı konumda olan sanıklardan bir kısmı kaçmayıp, yargılanarak aynı eylemden dolayı 5’er yıl hapis cezası ve 500’er milyon TL ağır para cezası ile cezalandırılmışlar, kesinleşen bu cezaları da infaz edilmiştir. Sanık K…. T….ise kaçmış, mahkeme huzuruna çıkmamış hakkında çıkartılan gıyabi tutuklama müzekkeresinden sonra yakalanarak, hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmiştir.

Sanık hakkında temel cezanın 5237 sayılı TCY’nın 61 ve 765 sayılı TCY’nın 29. maddesindeki ölçütler dikkate alınarak 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi yönünde tam bir vicdani kanaate ulaşılmıştır, gerekçeleriyle ilk hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de O yer C.Savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli 20.09.2007 gün ve 185643 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunda okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık K…. T….’in haklarındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen diğer sanıklarla birlikte piyasaya sahte para sürmek suçundan, kişiliği, suçun işlenmesindeki özellikler, eylemin yasaya aykırılık derecesi, suçu konu sahte paranın çokluğu ve neticenin ağırlığı dikkate alınarak 765 sayılı TCY’nın 316/3. maddesi uyarınca 6 yıl hapis ve 600 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Yasanın 59. maddesi uyarınca cezasının 1/6 oranında indirilerek 5 yıl hapis ve 500 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilen somut olayda suçun sübut ve nitelendirmesinde bir uyuşmazlık ve isabetsizlik bulunmayıp, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenecek sorun, lehe yasa belirlenmesinde, takdirde çelişkiye ve yanılgıya düşülüp düşülmediği, hükmolunan cezanın hak ve nasafet kurallarına uygun bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Lehe yasanın belirlenmesi yöntemini düzenleyen 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinin 3.fıkrasında lehe yasanın, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlükten kalkan ancak lehe sonuç doğurması halinde 1 Haziran 2005 tarihinden önceki suçlara uygulanan, 765 sayılı TCY’nın 29. maddesinin son fıkrasında; hâkimin, suçun işleniş biçimi ve yeri, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, fiilin diğer özellikleri, zarar ya da tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi şahsi ve sosyal durumu ve fiilden sonraki davranışları ile ilgili dosyaya yansıyan bilgi ve belgeleri değerlendirerek, iki sınır arasında temel cezayı belirleyeceği, bu şekilde olayın özelliği ve failin kişiliğine göre, gerekçesini göstererek temel cezayı saptayacağı belirtilmiştir.

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 61. maddesinin 1. fıkrasında ise; Hâkim’in somut olayda;

“a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,”

Göz önünde bulundurarak, temel cezayı saptayacağı, 765 sayılı Yasanın 29/son maddesindeki ilkelere benzer şekilde düzenlenmiştir.

Yasa koyucu, bu şekilde cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği, failin kişiliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde iki sınır arasında temel cezayı belirleme ve bunu gerekçelendirme görevi yüklemiş, benzer hukuki müesseseleri düzenleyen 765 sayılı TCY’nın 29/son ve 5237 sayılı TCY’nın 61. maddeleri karşılaştırıldığında, her iki maddede temel cezanın tayini açısından benzer ilkelere yer verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,

Midyat C.Başsavcılığının 09.12.2002 gün ve 63 sayılı iddianamesi ile, piyasaya sahte para sürmek suçlarından, sanıklar C….’in, 765 sayılı TCY’nun 316/4. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında;

Midyat Ağır Ceza Mahkemesince 25.04.2003 gün ve 107/33 sayı ile;

Sanıklar C…

….. O…

…., H…

…. T…

….., S…

……. T…

….. ve A…

…… A…

…..’ın, 765 sayılı TCY’nın 316/3 ve 59. maddeleri uyarınca 5’er yıl hapis ve 500 milyon TL. ağır para cezasıyla,

M…

…..A…

…..’ın, 765 sayılı TCY’nın 316/3-4, 318. ve 59. maddeler uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 250 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmalarına, F…

…. T…

….., M…

….. K…

…. ve C…

…….. T…

….’in beraatlerine, sanıklar K…. T….ve R…

….. A…

…. haklarındaki davanın bu davadan tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine karar verildiği ve bu hükmün Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.02.2004 gün ve 11600-988 sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiği,

R…

….. A…

…. ve K…. T….haklarındaki kamu davalarının Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/27 esasına kayıt edilerek, 07.07.2003 gün ve 27-46 sayı ile; Sanık Rıdvan Aslan’ın 765 sayılı TCY’nın 316/3 ve 59. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 500 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, sanık K…. T….hakkındaki davanın ise bu davadan tefriki ile ayrı bir esasa kayıt edilmesine ve gıyabi tutukluluk halinin devamına karar verildiği, bu hükmün de Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.03.2004 gün ve 11579-1733 sayılı ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiği,

Sanık K…. T….hakkında ise 11.05.2006 gün ve 44-65 sayı ile lehe yasa karşılaştırması yapılıp, 765 sayılı TCY’nın sanık lehine olduğu kabul edilerek, 765 sayılı TCY’nın 316/3 ve 59. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 500 milyon TL. ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,

Anlaşılmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında öncelikle lehe yasa değerlendirmesinin 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesine uygun bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Sanığa isnat edilen sahte paraları bilerek tedavüle sürmek suçu 765 sayılı TCY’nın 316/3. maddesinde düzenlenmiş olup, 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ve ağır para cezasını gerektirmektedir. Aynı eylem 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY’nın 197/1. maddesinde 2 yıldan 12 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmıştır.

Yerel Mahkemece; suça konu sahte para miktarı, sanığın kişiliği, suçun işlenmesindeki sair özellikler ve yargılama sürecinde kaçmış olması hali teşdiden ceza tayinini gerektirir hal sayılmış, gerek 765 sayılı TCY’nın 316/3-4. maddesi, gerekse 5237 sayılı TCY’nın 197/1. maddesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı cezanın 6 yıl hapis ve aynı gerekçelerle ağır para ve adli para cezalarının da alt sınırın üzerinde tayin edilmesi gerektiği düşünülmüş, takdiri indirimi düzenleyen 765 sayılı TCY’nın 59 ve 5237 sayılı TCY’nın 62. maddelerindeki indirim oranlarının aynı olduğu göz önüne alınmış, teşdiden tayini düşünülen 6 yıllık hapis cezasına her iki yasanın cevaz vermesi sözkonusu ise de 5237 sayılı TCY ile uygulama yapıldığı taktirde, 53. maddede öngörülen hak yoksunluğuna hükmedilmesi zorunluluğu bulunduğu, aynı tür yaptırımın 765 sayılı Yasa yönünden geçerli olmadığı, bu ahvalde 765 sayılı Yasa hükümlerinin uygulamada sanık lehine sonuç vereceği görüşüne varılmıştır. Yerel Mahkeme gerek lehe yasanın belirlenmesinde, gerekse temel cezanın alt sınırın üzerinde tayin edilmesinde, bir çelişkiye ve zafiyete düşmemiştir.

Öte yandan; Daire çoğunluğunca da benimsenerek bozma nedeni sayılan ve “765 sayılı TCY’nın 316/3-4. maddesindeki asgari cezanın 3 yıl olması karşısında sanığın diğer suç ortakları için belirlenen 2 misli artırımlı 6 yıllık cezanın 5237 sayılı Yasanın 197/1. maddesiyle asgari cezanın 2 yıla indirilmesi nedeniyle 4 yıl olarak belirlenmesi icapettiğine” yönelik görüşe itibar etmek olanaksızdır. Zira yargıç, suçta iştiraki olan kişilerin her birinin eylemdeki etkinliğini, davranış farklılıklarını, yargılama sürecindeki tutumunu ve sair halleri gözetip 765 sayılı TCY’nın 29, 5237 sayılı TCY’nın ise 61. maddelerince şahsileştirme yöntemiyle hükmünü kurmakta özgürdür.

Diğer hükümlerde kendini bağlayıcı tarzda “asgari cezanın iki misli” biçiminde bir ifadeye yer verilmedikçe, 765 sayılı Yasanın 3 yıllık asgari cezası karşısında 6 yıllık cezayı diğer failler için uygun bulan yargıcın, 5237 sayılı Yasanın asgari haddi 2 yıla indiren hükmüne rağmen 765 sayılı Yasayı uygulayarak yargılama evresinde uzun süre kaçan sanık Kamil için 6 yıllık temel ceza belirlemesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Bu itibarla, usul ve yasaya uygun bulunan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul üyeleri;

“Yasa koyucu tarafından, suça ilişkin cezanın alt sınırında sanık lehine bir yıllık bir indirim yapıldığına göre, yerel mahkemece bu iradeye uygun bir şekilde değerlendirme yapılmalıdır. Sanık lehine yapılan bu değişikliğin uygulanmaması hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır,” gerekçeleriyle, direnme hükmünün bozulması yönünde oy kullanmışlardır.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle;

Yerel Mahkeme direnme hükmünün ONANMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 13.11.2007 günü oyçokluğu ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...