Özensizlik ve Önlemsizlik Sonucu Ölümlü Trafik Kazası

Ceza Genel Kurulu 2005/2-10 E., 2005/13 K.

Özensizlik ve önlemsizlik sonucu ölüme neden olmak suçundan sanık Sinan A…..’ün beraatına ilişkin Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesince 06.02.2001 gün ve 37-322 sayı ile verilen kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 15.05.2002 gün ve 33565-8771 sayı ile;

“Sanığın bölünmüş yolda gündüz vakti yolun solundan karşıya geçmek üzere hareket eden, geliş şeridini geçen ve sanığa göre gidiş yönünün büyük bir kısmını katettiği anlaşılan, suç tarihinde 48 yaşlarında olup hareketleri izlenebilir durumda bulunan ölene katettiği mesafe nazara alındığında ani çıkışından da söz edilemeyeceği halde mücerret yakındaki üst geçitten geçmemesi ve kontrolsüzce yola çıkmasından bahisle kusur izafe edilmesinin yarattığı kuşku itibariyle Karayolları Genel Müdürlüğü uzmanlarından veya teknik üniversitelerin öğretim üyelerinden de görüş alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken noksan inceleme ile karar verilmesi” isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 26.11.2002 gün ve 489-838 sayı ile; “Yeniden yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu raporu ile trafik kazası raporunun arasında bir aykırılığın bulunmadığı ve sanık savunması, tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamı birbirlerini tamamlar olduğu, aniden araç önünden veya arkasından çıkan ölenin hareketliğine karşı 60 km. süratle gelen sanığın eyleminin bulunmaması karşısında yeniden Karayolları Genel Müdürlüğünden rapor alınmasına gerek görülmemiştir.” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “onama” istekli 07.11.2003 günlü tebliğnamesiyle İkinci Ceza Dairesine ve Özel Dairece Birinci Başkanlığa gönderilmekle okunup, konu müzakere edilmiş ve açıklanan karara varılmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın özensizlik ve önlemsizlik sonucu ölüme neden olmak suçundan beraatına karar verilen somut olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, kusurun belirlenmesi yönünden, yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle soruşturmanın genişletilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

06.01.2000 tarihinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında; İzmit’te yerleşim yeri içerisinde saat 14.40 sıralarında D-100 Devlet karayolu üzerinde, 60 evler üst geçidi altında sanık sürücü Sinan A…..’ün, yönetimindeki 34 AU 183 plakalı otomobil ile İzmit yönüne giderken yaya üst geçidinin altına geldiği sırada, gidişe göre yolun solundan sağına geçmekte olan yaya Şükran Ö…..’un birdenbire aracın önüne çıkması üzerine sürücünün her ne kadar fren yapıp sağa kaçmak istediyse de sol ön tamponun yayaya çarptığı, kaputun üstüne aldığı yayanın kafasını ön cama çarparak yaralandığı, çarpma noktasının yaya üstgeçidine 2 metre mesafede ve havanın açık, zeminin ise kuru olduğu, yaya üst geçidi olduğu halde birdenbire yola çıkan yaya Şükran Ö…..’un kazanın oluşumunda asli kusurlu olup, sürücünün ise kusursuz olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Yaya Şükran Ö….., aynı gün hastanede tedavi görürken vefat etmiştir.

Maktûlün oğlu olan Serdar Ö….. davaya katılmış ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Sanık Sinan A….. 06.01.2000 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde, İzmit yönüne seyrederken olay yerindeki yaya üst geçidi altına geldiğinde, üç kişinin dağ tarafından deniz tarafına geçmek istediği esnada bunlardan ikisinin tutmaya çalıştıkları bir bayanın ellerinden kurtularak aracın önüne doğru koşmaya başladığını, her ne kadar fren yaptıysa da kazanın meydana geldiğini, yaralıyı hemen başka bir araçla hastaneye gönderdiğini beyan etmiştir.

07.01.2000 tarihinde Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda; hızının 60-70 km. civarında olduğunu, üst geçidin altına geldiğinde 3 kişinin dağ tarafından deniz tarafına geçmek istediğini fark ettiğini, bu sırada aralarında 5-6 metre mesafe olduğunu, zaten karşı yönden gelen bir aracın arkasından birden ortaya çıktıklarını ve 2 tanesinin diğer bayanı tutmasına rağmen kurtulup koşarak yola atıldığını, o yola çıkmadan önce korna çalmış olduğunu, ayrıca hızını kesmek için frene de bastığını, fakat 2 bayan gerileyince ayağını frenden çekmiş olduğunu, bayanın fırladığını görünce yine frene bastığını, korna çaldığını, ancak çarpmayı önleyemediğini, aracın sol ön farının alt kısmı ile çarptığını, kaputun hızla çarpmasıyla da kafasının arabanın ön camına vurduğunu, kazada bir kusurunun bulunmadığını, kazanın üst geçidin tam altında meydana geldiğini, yayaların üst geçidi kullanmayıp yaya geçidi olmayan yerden geçmeye kalktıklarını belirtmiştir.

10.04.2000 tarihinde talimat yoluyla Körfez Asliye Ceza Mahkemesince alınan ifadesinde; yüklenen suçlamayı kabul etmediğini, yan yoldan E-5 karayoluna çıktığını ve 100-150 metre gittiğini, 60 km. hızla gitmekte olduğunu, üst geçidin tam yanına gelince yolda 2-3 kişinin yoldan geçmek için beklemekte olduklarını, maktûlün aniden kamyonun arkasından çıktığını, diğer ikisinin geri çıktığını, maktûlün ise aniden yola fırladığını ve direksiyonu kıracak alanın da olmadığını, aniden fren yaptığını ancak yine de çarpmayı önleyemediğini söylemiştir.

Katılan tarafından gösterilen ve 19.09.2000 günlü oturumda dinlenmiş olan, tanıklardan Emine A…

……, ölenin arkadaşı olduğunu, karşıya geçmek istediğini, üzerinde yaya geçidi olduğunu, niçin kullanmadığını bilemediğini, yolun o an tenha olduğunu, sanığın süratli bir şekilde gelirken ölenin yolu tamamlamasına 1-1.5 m. kala gelip orada vurduğunu, sanığın vurduğu nokta ile orta şerit arasında bir aracın rahatlıkla geçeceği mesafe bulunduğunu beyan etmiştir.

Tanık Azize Ö.. ise, çadırlarda oturduğunu ve ölen Şükran’ı tanıdığını, deniz tarafındaki çadırlara doğru minibüsten indiğini, karşıya geçmek istediğinde çok süratli gelen arabanın çarptığını, çarptığı nokta ile öbür yol arasında yani ara şerit arasında geçebileceği mesafe bulunduğunu, kazanın tam üst geçidin altında değil 25 m. mesafede olduğunu belirtmiş, diğer tanığın ifadesi okunup sorulduğunda ise kazanın üst geçide 25 m. mesafede olduğu konusunda ısrar etmiştir.

Katılan tarafın trafik kazası tespit tutanağında belirlenen kusur durumuna itirazı üzerine Yerel Mahkemece dosya gönderilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 22.12.2000 günlü raporda; “olay mahallinde yolun çift istikametli, zemin asfalt ve kuru, vaktin gündüz, görüş açık, meskun mahal olduğu, çarpma noktasının yaya geçidinin altına 2 m.lik bir mesafede belirtildiği tüm dosya kapsamı ve tekmil verilerden anlaşılmıştır.

Yukarıda açıkladığımız şekli ile meydana gelen olayda;

A- Sanık Sinan A….. sevk ve idaresindeki otomobil ile normal seyri sırasında olay mahalli yaya üst geçidinin altına geldiğinde yolun solundan sağına hareket alanı dışından aniden kaplamaya giren müteveffa yayayı gördüğünde alabileceği bir önlem bulunmamaktadır.

B- Müteveffa Şükran Ö….. sanık idaresindeki vasıtanın hız durumunu dikkate almadan kontrolsüzce taşıt trafiğine ait kaplamaya giriş yaptığı olay mahallinde bulunan yaya üst geçidini kullanmadığı, sanık sürücüye ilk geçiş hakkını bırakmadığı bu hareketiyle can güvenliğini tehlikeye düşürdüğünden dolayı olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş olup tamamen kusurludur.” görüşüne yer verilmiştir.

Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada ele alınıp değerlendirildiğinde;

Yaya Şükran Ö…..’un ölümüyle sonuçlanan trafik kazası sonrasında düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında, ceza yargılamasının amacına uygun olarak maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasına elverişli, olay yerinin durumunu saptamaya yarayan bilgilere yer verilmediği görülmektedir. Örneğin, yol genişliği, çarpma noktasının yol kenarı ve bankete olan mesafesi, sanığın savunmasında belirttiği yan yoldan Devlet karayoluna çıktığı kavşağın olay yerine uzaklığı gibi hususlarda herhangi bir bilgiye yer bulunmamaktadır. Trafik kazası tutanağı içeriğinden anlaşıldığı üzere, tutanak, kazazedeyi bir başka araçla hastaneye göndererek olay yerinde kalan sanığın beyanlarına göre düzenlenmiş ve başkaca bir araştırma da yapılmamıştır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen kusur durumu raporu da bu eksik bilgilere dayanmakta olup, bu nedenle hükme esas alınmaya elverişli değildir. Sanığın kusurlu olup olmadığının, buna bağlı olarak da hukuki durumunun sağlıklı olarak belirlenebilmesi için, olay yerinde uygulamalı keşif yapılarak, gerekirse trafik kazası tespit tutanağını düzenleyen görevliler de tanık olarak dinlenmek suretiyle eksik kalan hususlar tespit edilmelidir. Bu eksiklikler giderildikten sonra sanığın ve ölenin kusur durumlarının belirlenmesi için, yine Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü uzmanları ya da üniversitelerin ilgili kürsülerinden oluşturulacak bir kuruldan bilirkişi raporu alınmalı ve sonucuna göre sanığın hukuki durumu saptanmalıdır.

Bu itibarla Yerel Mahkemece eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı ve Üyeler ise, “Trafik kazası tespit tutanağında yer alan bilgiler ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporu hükme esas alınacak yeterlilikte olup, Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda varılan karar dosya içeriğine uygundur. Katılan tarafından gösterilen tanıkların ifadelerinin birbirleriyle çelişmesi nedeniyle, trafik kazası tespit tutanağı ve sanığın savunmalarının aksini kanıtlamaya yeterli değildir. Ölen yayanın, olay yerinde bulunan yaya üst geçidini kullanmamış olması ve yola aniden çıktığına ilişkin savunmanın aksine bir kanıt bulunmaması karşısında, isabetli olan direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ: Açıklanan nedenle,

1- Yerel Mahkeme direnme hükmünün eksik soruşturma nedeniyle BOZULMASINA,

2- Dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.02.2005 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğu ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...