Özel Hayatın Gizliliğini İhlal – Facebookta İzinsiz İfşa

T.C.

YARGITAY

12.CEZA DAİRESİ

ESAS NO:2013/9697

KARAR NO:2014/2280

KARAR TARİHİ:03.02.2014

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılanın maddi bir zararının belirlenmediği olayda, duruşmadaki olumlu tutumundan dolayı takdiri indirim maddesi uygulanarak cezasında indirim yapılan, sabıkası bulunmaması nedeniyle hükmedilen 10 ay hapis cezası ertelenen sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına karar verilirken gösterilen, “şikayetçinin kendisi hakkındaki şikayetinden vazgeçmeyip üstelik davaya katılma başvurusunda bulunmuş olması karşısında kendisinin suçtan kaynaklanan manevi zararının ortadan kalkmadığı kanısına varıldığından takdiren” şeklindeki gerekçenin yasal ve yeterli olmadığı anlaşılmakta ise de, dosya kapsamına göre, mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bu sebeple bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.

Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın, bir süre duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde, katılan adına üyelik işlemleri yapıp, oluşturduğu profilde, katılanla beraber oldukları dönemde onun rızası dahilinde çekilmiş çıplak resmini ve özel fotoğraflarını yayımladığı iddiasına konu olayda,

Sanığın, katılana ait çok sayıda özel resim ve görüntüyü kendi bilgisayarında depolamış olmakla beraber bahse konu üye profilini kendisinin oluşturmadığına dair savunmasının aksine, soruşturma aşamasında, internet ve bilişim suçları kısım amirliğinde görevli polis memurlarınca hazırlanan 17.06.2009 tarihli teknik analiz ve hard disk inceleme raporunda, sanığın kullanımındaki bilgisayarda, şikayete konu profil ile ilgili bilgisayar dosyalarına rastlanıldığının ve tespiti yapılan silinmiş dosyalar incelendiğinde söz konusu profilin bu bilgisayar kullanıcısı tarafından kullanıldığının ifade edilmiş olması karşısında, sanığın, kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik, inandırıcılıktan uzak, soyut savunmalarına itibar edilemeyeceği, katılanın, özde değişmeyen, maddi delillerle de doğrulanan samimi beyanlarına nazaran, iddiaya konu eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmakla,

Katılanın fiziksel mahremiyetini içeren görüntülerini, onun bilgisi dışında, başkalarının görgüsüne sunan sanığın eyleminin, TCK’nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

1- TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanunun 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi,

2- TCK’nın 6/1-g maddesinde, ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağının belirtilmesi karşısında, katılanın fotoğraflarını belirsiz sayıda kişinin bilgi ve görgüsüne sunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 134/2-2. cümlesi gereğince, yarı oranında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin uygulanmaması suretiyle, sanığa eksik ceza tayini,

3- Sanığa hükmolunan 10 ay hapis cezası TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca ertelendikten sonra, tayin olunan sonuç ceza miktarı ile orantısız ve dosya içeriğiyle bağdaşmayacak şekilde sanık hakkında TCK’nın 51/3. maddesi gereğince üst hadden 3 yıl denetim süresi belirlenmesi,

4- TCK’nın 51/7. maddesinde, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen hükümlünün ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin düzenlendiği gözetilmeden, infazı kısıtlar biçimde, sanığın, “erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi durumunda, ertelenen 1. fıkradaki cezasının aynen çektirilmesine” şeklinde hüküm kurulması, kanuna aykırı,

5- TCK’nın 134/2. maddesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK’nın 134/2. maddesinde yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması nedeniyle; ayrıca, 6352 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü ve TCK’nın 134/2. maddesinde öngörülen ceza miktarına göre, TCK’nın 7/2. maddesi gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak

BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-08-09T09:29:15+00:00 2 Mart 2016|

Leave A Comment

SEO