Genel Olarak

Taksim davaları nitelikleri itibariyle çift taraflı davalardır. Davalıda davacı gibi aynı haklara sahiptir. Davayı kaybetme veya kazanma diye bir husus söz konusu değildir. Uyuşmazlığın çözümü için sadece davacının değil davalının da isteği nazara alınmalıdır. Davacının satış suretiyle taksim is­temiş olması davalının aynen taksim islemesine engel olmaz. Böyle bir du­rumda taksim mümkün ise davacının taksim isteği bulunmadığından söz edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Taraflar için benzer sonuçlar doğuran ve çift taraflı dava niteliğinde olan bu davaların aşağıdaki özelliklerinden söz etmek mümkündür.

Taksim İsteği

Ortaklığın giderilmesi davalarının dava dilekçelerinde gencide taksim mümkün ise aynen taksim, mümkün olmadığı takdirde satılarak ortaklığın gi­derilmesi istenir. İstek tehditli bir mahiyet taşımaktadır. Dava dilekçesinde davacı veya davacılar sadece taksim ya da satım talebinde dahi bulunabilirler. Ancak taksim isteğinin mahiyeti ne olursa olsun aynen taksim konusunda araştırma yapılmalıdır. Kanunun amacı ve 628. maddesinin yazım biçimi bunu öngörür. Davaya konu edilen malın belli bir kesiminin paydaşlara verilmesi ve taksimin o şekilde aynen giderilmesi kanun koyucunun öngördüğü bir husus olduğunun kabulü gerekir. Taksim mümkün olan hallerde davacının taksim ta­lebi olmadığından söz edilerek satış kararı verilmesi doğru değildir.

Dava dilekçesinde sadece aynen taksim talep edilmiş davalı da bu isteğe katılmış olması durumunda iki tarafın birleşen iradeleri aşılarak satış kararı ve­rilemez. Bu şekildeki bir davada aynen taksimin mümkün bulunmadığı sabit olursa açılan o davanın reddi gerekir. Mahkeme iki tarafın taksim konusundaki iradesine bağlı kalarak karar vermek zorundadır.

Dava dilekçesinde sadece aynen taksim istenmesine karşın davalı yargılamanın devamı sırasında satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar ve­rilmesini talep ederse o takdirde yapılan araştırma sonunda taksimin mümkün bulunmadığı anlaşılması halinde dava yukarda açıklananın aksine red edil­meyip davalının satım isteği dikkate alınarak satım kararı verilmelidir. Davacı tarafın satış isteği olmadığı nazara alınarak davalının satış talebi değerlendirme dışı bırakılamaz.

Davadan Feragat

Kural olarak davacının davasından feragat etmiş olması karşı taralın kabulüne bağlı değildir. Davacının davadan feragat konusundaki iradesi usulüne uygun bir şekilde açıklandıktan sonra o davanın artık davalı tarafından yürütülerek sonuçlandırılmasına imkan yoktur. Davacının feragat hususundaki irade açıklaması kesin hükmün hukukî sonuçlarım hasıl ettiğinden o dava fe­ragat sebebiyle reddedilir.

Ortaklığın giderilmesi davalarında davacının davadan tek taraflı feragat et­mesi davalının davayı yürütmesine engel teşkil etmez. Davacının davadan fe­ragat etmiş olmasına rağmen davalı dilerse davayı yürüterek sonuçlandırabilir. Bu durum ortaklığın giderilmesi davalarının niteliğinden kaynaklanmaktadır.

Kesin Hüküm

Taraflar ortaklığın giderilmesi davasından feragat edilerek o davamn red edilmesi halinde dahi her zaman yeni bir dava açılabilir. Feragatle sonuçlanan dava daha sonra açılacak dava için kesin hüküm teşkil etmez. Bu davalarda kaybeden ve kazanan olmadığı için davanın reddi halinde yeni bir davanın açılmasına engel bir hal yoktur. Paydaşlardan biri dava dışı bırakılarak ve taraf teşkili yapılmadan verilen ortaklığın giderilmesine ilişkin hükümlerin kesinleşmesi halinde o hükmün infazı mümkün bulunmadığından usulüne uygun bir dava açılması esasen zorunlu bulunmaktadır. Taraf teşkili yapılmadan verilen kararlarla ortaklık ilişkisi sona erdirilmiş sayılmaz.

Ancak yargılama sonunda usulüne uygun taraf teşkili yapıldıktan ve ge­rekli inceleme yapılarak taksim veya satışa karar verilmiş ise o takdirde ortada kesin hüküm varsayılır. Taksime ilişkin hükmün kesinleşmesi ile ortaklık sona erer ve ferdi mülkiyet oluşur. Satım halinde de kesinleşen ilâmın infazı 10. yıl süreyle mümkün bulunduğundan ayrıca bu süre zarfında yeni bir dava açılmasına lüzum ve ihtiyaç yoktur. Buna rağmen dava açılmış ise sonradan açılan ortaklığın giderilmesi davasının reddi icab eder. Zira ortada her zaman infazı istenebilen bir satış kararı vardır. Böyle bir karar mevcutken yeniden dava açarak satış isteğinde bulunmak usul ekonomisine uygun düşmez.

Mahkeme Masrafları

Çift taraflı olan ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran ortaklığın gi­derilmesi davalarında kaybeden ve kazanan olmadığından mahkeme mas­ruflarından tüm paydaşlar paylan oranında sorumlu olur.  Davacının veya davalının yaptığı masraflar dava konusu edilen inaldaki paylar nisbetinde ta­raflara tahmil edilir. Davacının açtığı dava feragat vs. sebeple red edilmiş ise o takdirde masraflardan yalnızca davayı açan yüklenecektir. Tüm paydaşların masraflara katılması hali ortaklığın taksim ya da satış suretiyle giderilmesinde söz konusu olur.

Devletin yaptığı yargı hizmetine karşılık aldığı mahkeme harçlarıda bu da­valarda özellik arz eder. Diğer davalarda harçtan sorumlu olan davayı kay­beden kimsedir. Taksim davalarında alınacak nisbi ya da maktu harç tüm paydaşlardan payları oramnda tahsil edilir. Buradada paydaşların kollektif so­rumlu olması bahse konudur.

Mahkeme masrafı ve harç yönünden olduğu gibi vekalet ücreti açısından da bu davaların ayrı bir özelliği vardır. Kendilerini davada veklille temsil et­tiren her bir tarafa avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince lehine vekalet ücreti takdir edilerek takdir olunan bu ücret payları nisbetinde paydaşlara ait olması da bu davaların taraflar için benzer sonuçlar doğuran çift taraflı dava olma vasfının sonuçlarındandır. Davada her iki taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise bunlardan biri lehine vekalet ücreti takdir edilmesi, diğerine edil­memesi veya farklı miktarda vekalet ücreti tayin ve takdir edilmesi doğru değildir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat