SUÇ İŞLEME İRADESİNDE DEVAMLILIK VE HİYERARŞİK İLİŞKİNİN SAPTANAMADIĞI – UYUŞTURUCU TİCARETİ YAPAN SANIKLARIN DEVAMLILIK GÖSTERECEK ŞEKİLDE PLANLI ORTAKLIK İŞBÖLÜMÜ ANLAYIŞI İÇERİSİNDE OLDUKLARININ TESPİT EDİLMEDİĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI

T.C YARGITAY
20.Ceza Dairesi
Esas: 2015 / 1726
Karar: 2016 / 2213
Karar Tarihi: 19.04.2016

ÖZET: Sanık sayısı örgütün varlığını kabule yeterli ise de, suç işleme iradesinde devamlılık ve sanıklar arasında hiyerarşik ilişki saptanamamıştır. Birbirleriyle akraba ve arkadaş olan sanıkların isnat edilen eylemleri gerçekleştirmek için bir araya geldikleri kabul edilse dahi bu durumun iştirak iradesinden kaynaklandığı, uyuşturucu madde ticareti yapan sanıkların devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, işbölümü ve paylaşım anlayışı içerisinde bir araya geldiklerine dair dosya kapsamında delil saptanamadığından hükmün bozulması gerekmiştir.

(5237 S. K. m. 188, 220) (5271 S. K. m. 232) (5083 S. K. m. 1) (Yeni Türk Lirası Ve Yeni Kuruşta Yer Alan Yeni İbarelerinin Kaldırılmasına Ve Uygulama Esaslarına İlişkin Karar m. 1) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.)

Dava ve Karar: Dosya incelendi.

Gereği Görüşülüp Düşünüldü:

Yargılama sürecindeki işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım” suçlarının işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir.

Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.

Somut olayda, sanık sayısı örgütün varlığını kabule yeterli ise de, suç işleme iradesinde devamlılık ve sanıklar arasında hiyerarşik ilişki saptanamamıştır. Birbirleriyle akraba ve arkadaş olan sanıkların isnat edilen eylemleri gerçekleştirmek için bir araya geldikleri kabul edilse dahi bu durumun iştirak iradesinden kaynaklandığı, uyuşturucu madde ticareti yapan sanıkların devamlılık gösterecek şekilde planlı bir ortaklık, işbölümü ve paylaşım anlayışı içerisinde bir araya geldiklerine dair dosya kapsamında delil saptanamamıştır.

Açıklanan bu durum karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanun’un 188/5. maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden;

1) Sanıklar hakkında “suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma” suçundan beraatları yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,

2) 1 nolu bozma nedenine göre, şartları oluşmadığı halde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı sanıklara TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca ceza verilmesi ile yetinilmesi gerektiği halde cezaların aynı maddenin 5. fıkrası uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,

3) Gün olarak belirlenen adli para cezası, paraya çevrilerek sonuç adli para cezası belirlenirken 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesi hükmüne aykırı olarak, uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi,

4) Hükmolunan adli para cezasının ve yargılama giderinin, 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca, Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

5) Emanette kayıtlı bulunan ve ekspertiz raporuna göre esrar bulaşığı olduğu tespit edilen bir adet hassas terazinin müsaderesine karar verilmemesi,

6) Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E:2014/140; K:2015/85 sayılı kararının Resmi Gazetenin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.04.2016 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...